mahkeme 2022/247 E. 2025/1128 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/247
2025/1128
11 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/247
KARAR NO : 2025/1128
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2021
NUMARASI : 2020/690 Esas - 2021/1105 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/09/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalı şirketle yapmış olduğu satış anlaşması kapsamında var olan alacağının 11.203,10 TL'sinin borçlu şirket tarafından ödenmediğini, müvekkil şirketin borçlu şirketten olan alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını, borçlu şirketin süresi içerisinde itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve 11.203,10 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine, bu miktar üzerinden “e 20'den az olmamak kaydıyla davalı şirketin icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı şirkete tahmilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından davacı taraf ile yapılan ticari ilişkiye istinaden tutulan cari hesap ekstresi ticari defter kayıtları incelendiğinde müvekkil şirketin davacı şirkete borcu olmadığının sabit olduğunu, müvekkile gönderilen ödeme emrinde takip dayanağı olarak 29.07.2020 tarihli 11.203,10 TL, 28.07.2020 tarihli 11.203,10 TL toplamda 22.406,20 TL denilmiş olup, dayanağın ne olduğu tam olarak anlaşılmamakla beraber dayanak olduğu iddia edilen evrak fotokopisi vs. de müvekkil şirkete tebliğ edilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber dava dilekçesinde davacının müvekkil şirketten alacağının 11.203,10 TL olduğu, iddia edilmiş, ancak müvekkil şirkete 22.406,20 TL istemi ile ödeme emri gönderildiğini belirterek, davanın reddine, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun icra takibi başlatması nedeni takibin iptaline o 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunması veya faturaların yabancı para cinsi üzerinden düzenlenip, ödemelerin ise Türk Lirası üzerinden yapılmış olması halinde de, yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için, bu konuda bir teamülün varlığı da aranmayacağından, fatura tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki kur farkının istenebilmesi mümkündür. Somut davada taraflar davacı tarafından teslim edilecek ürünler karşılığında 29.000,00 USD nin davalı tarafından ödenmesi karşılığında anlaşmışlardır. Taraflar arasındaki temel ilişkin yabancı para birimi üzerinden kurulmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmenin kur ve ödeme başlıklı maddesinde, sevk tarihinde TCMB efektif satış kuru karşılığı TL faturası kesileceği ve ödemesi TL çeki olarak tahsil edileceği belirtilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturalar davalı tarafça kabul edilip defter ve kayıtlarına alınmış ve ödemeler TL olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme dikkate alındığında davacının kur farkı talep edebilmesi mümkün olduğundan davalı vekilinin davacı tarafın kur farkı talep edemeyeceği yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. Mahkememizce tarafların defter ve kayıtlarının incelenmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda da davacı tarafın 11.212,10-TL kur farkı alacağının olduğu tespit edilmiş ve alınan bilirkişi raporu usul ve yasaya uygun olduğundan Mahkememizce hükme esas alınarak açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve ayrıca davacının alacağı faturaya dayalı olduğundan ve bu nedenle likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilerek, ..." davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı firmanın davacı firmaya hiçbir surette borcu bulunmadığını, davalı şirketin davacı firma ile anlaşmaları, fiyat teklifleri ve yazışmalar ile keşide etmiş olduğu fatura usd üzerine olduğunu, davacı adına hareket eden ...a tarafından sunulan teklif mektubunda faturanın sevk tarihindeki TCMB Efektif Satış kuru karşılığı TL olarak keşide edileceği açıkça belirtilmiş dosyaya ibraz edilen USD cari hesap ekstresinden davalı şirketin borcu olmadığı açıkça görülmekte olup bu nedenle davacı şirkete yapılan ödemeler de fiili ödeme günündeki USD kur üzerinden yapıldığını, davacının davalı şirkete 21.06.2019 tarihinde düzenlediği faturada incelendiğinde Kur; 31.05.2019 açılış usd kuru 5.9431 dolar olarak belirtilmiş kdv dahil 172.349,90 tl olarak fatura keşide edilmiş 172.349,90 tl/5.9431 tl=29.000 usd karşılığı tl olarak keşide edildiğini, davalının ise bu faturanın karşılığı olarak; davacı tarafa 3 ayrı ödemeyi fiili ödeme günündeki dolar kuru üzerinden USD karşılığı TL olarak yaptığını, davacıya yapılan ödemeler; 15/02/2019 işlem tarihli dekonta bakıldığında 9000 USD dolar olarak ödenmiş, 24/06/2019 işlem tarihli dekonta bakıldığında açıklama kısmında 10.000 USDX5,79 (1 USD) =57.900,00 TL olarak ödenmiş (24 Haziran 2019 tarihli Merkez Bankası Efektif satış kuru 1 USD=5,7633TL olmasına rağmen)- 07/08/2019 işlem tarihli dekonta bakıldığında açıklama kısmında 10.000 USDX5,55 (1USD)=55.500,00 TL olarak 07.08.2019 tarihli Merkez Bankası Efektif satış kuru 1 USD=5,5040 TL olmasına rağmen) toplamda 29.000 USD nin davacı şirkete eksiksiz ödenmiş ancak davacı yan daha sonra kur farkından ötürü müvekkil şirkete, sanki TL olarak bir anlaşma yapılmış gibi alacak talep etmiş ve takip başlatmış oysaki belirtildiği üzere davalı şirketin davacıya 21.06.2019 tarihli faturada yer alan talebi gibi 29.000 USD yi eksiksiz ödediği sabit olup, Davacının daha sonra kötü niyetli hareket ederek, sanki anlaşmalar TL olarak yapılmışcasına, faturada belirtilen dolar ibaresini dahi dikkate almayarak fiyat farkı istemesinin kabul edilebilir olmadığını, davalı şirkette 20.08.2019 tarihinde kur farkı faturası düzenlemesi USD anlaşma yapılması ve ödemelerin USD olarak yapılması nedeni ile kurda meydana gelen değişime bağlı kur farkından kaynaklanan muhasebe kayıtlarının düzeltilmesi amacı ile keşide edildiğini, Bakırköy 44. Noterliği 10.09.2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile davacıya söz konusu faturayı ihtarname ekinde gönderdiği ve keşide edilen faturanın sebebini izah ve ihtar edildiği görüldüğünü, söz konusu ihtarname davacıya 12.09.2019 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu halde ayrıca asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davalı tarafından düzenlenen söz konusu faturaya davacının da bir itirazı bulunmadığından bu açıdan değerlendirildiğinde de davacıya bir borcu bulunmadığı sonucuna varılacağını, davacının ilgili evraka yönelik herhangi bir ihtirazi kaydı veyahut yapmış olduğu bir itiraz bulunmadığını, davacı 9000$ lık avans ödemesini almak ve devamında yapılan ödemelerde de 10.000 USD karşılığı dekontta açıklama kısmında belirtilmiş ilgili evraka itiraz etmemekle davalı şirketin ifade ettiği şekilde; usd üzerinden ödeme yapılması gerektiği konusunda anlaşıldığını, akdedilen belgelerin yorumlanmasında; şayet sözleşmede yer alan ifadeler arasında çelişki söz konusu ise, bu durumda davalı firmanın el yazısı ile yazmak ve altını imzalamak suretiyle belirttiği şekilde anlaşmanın sağlandığı konusunda sonuca varmanın hukuka uygun olduğunu, evrakta yer alan matbu ifadelerin hüküm ifade etmeyeceği, anlaşmanın el yazısı ile ifade edilip imza edilen şekilde kabul edilmesi gerektiği şüpheden ari olup özetle, teklif mektubunun 2 sayfasında kur ve ödeme başlığı altında yer alan ifadeler, davalı tarafından bir diğer sayfaya el yazısı ile yazılan ifadeler ve imza ile bertaraf edilmiş, dolayısıyla ödemelerin dolar olarak ödeneceği konusunda anlaşma sağlandığı yönünde kanaate göre bilirkişinin tespit ettiği şekilde "davalı şirketin ödemelerinin ABD Doları para birimi ile yapılması gerektiği sonucuna varılması halinde davalı şirketin davacı şirkete 35,26 ABD Doları tutarında borçlu olacağı, (35,26 ABD Dolarının takip tarihi itibari ile geçerli olan TCMB efektif döviz satış kuru olan 5,8353 TL üzerinden 205,75 TL olacaktır.) olarak karar tesis edilmesi hukuka uygun olduğunu ancak mahkemece itirazları ve deliller görmezden gelinerek, hatalı değerlendirme yapılmak suretiyle bilirkişi ek raporunda yapılan diğer olasılığa göre karar tesis edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının ödemeleri ile borcun sona erip ermediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "hesap ekstresi gereği faturalı bakiye alacak" sebebine dayalı olarak 11.203,10 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 01/10/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 11.203,10 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının satış faturası davalının kayıtlarında yer almakla birlikte, takip tarihi itibariyle davacıya borcu görünmemektedir.Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup davacının ticari defterinde kayıtlı olmayan kur farkı açıklaması ile düzenlenen 20/08/2019 tarih ve 11.369,59 TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki satış sözleşmesine ilişkin teklif mektubuna göre, satış bedeli 29.000,00 USD olarak belirlenmiş ve 9.000,00 USD'nin nakit, kalan 20.000,00 USD'nin teslimde 90 günlük çek ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Teklifin ticari hususlar kısmında "sevk tarihinde TCMB efektif satış kuru karşılığı TL faturası kesilecek ve ödemesi TL çeki olarak tahsil edilecektir. Siparişte %25 sipariş avansı, bakiyesi teslimde 90 gün vadeli çek ile" ibaresi yazılıdır. Buna göre, taraflarca avans ödemesinden sonra kalan bakiyenin fatura tarihindeki efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak ödenmesi konusunda anlaşılmıştır. Bunun üzerine davalı 9.000,00 USD'yi avans olarak ödemiş ve davacı da bu ödemeyi USD olarak kabul etmiştir. Teklif mektubunda avansın Türk Lirası olarak ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından avans ödemesinin USD olarak borçtan düşülmesi gerekir. Bu şekilde avans ödemesinden sonra kalan bakiye 20.000,00 USD olup fatura tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı (20.000 USD*5,9431 TL) 118.862,00 TL'dir. Teslimden sonra davalının yaptığı 57.900,00 TL ve 55.500,00 TL ödeme düşüldüğünde davacının 5.462,00 TL alacağı kalmaktadır. Davalı tarafça, teslimden sonra yaptığı ödemelere ilişkin kurda yaşanan düşme nedeniyle 20/08/2019 tarihinde 11.369,59 TL bedelli kur farkı faturası düzenlemiş ise de, bu faturanın 5.462,00 TL'lik kısmı yerinde değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince 5.462,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davacının 11.212,10-TL kur farkı alacağının olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,2-Davalı-takip borçlusunun, İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında yapılan icra takibine vaki itirazının 5.462,00 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans faizi uygulanmasına,3-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 1.092,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,5-Başlangıçta peşin olarak alınan 135,31 TL harcın icra harcı 56,02 TL, ile birlikte alınması gerekli olan 615,4 TL harçtan mahsubu ile bakiye 424,07 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,7-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1320,00 TL'nin, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 676,44 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına; dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 643,56 TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,8- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 57,50 TL, bilirkişi ücreti 800,00 TL olmak üzere toplam 911,90 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 444,59 TL yargılama masrafına, peşin harç 135,31 TL, icra harcı 56,02 TL ile birlikte eklenerek sonuç olarak 635,92 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 467,31 TL yargılama masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 5.462,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 5.741,10 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan avansın kendisine iadesine, 12-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 68,20 TL olmak üzere toplam 288,90 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/09/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.