Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/888

Karar No

2025/150

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/888
KARAR NO: 2025/150
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/12/2020
NUMARASI: 2014/360 Esas - 2020/775 Karar
BİRLEŞEN DAVA (İstanbul 20.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/195 E sayılı dosyası)
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/02/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVADA
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirketin 1/2 hissedarı ve tam yetkili idari genel müdürü olduğunu, şirketin 2 ortaklı olup, diğer ortağın da 1/2 hisse sahibi ... olduğunu, hissedarların esas mesleğinin tornacılık olup, 34 yıldır iş ve şirket ortağı olduklarını, davacı şirkette davalı ...'nun idari genel müdür olup, Karaköy merkez adresinde bulunmakta olan şirketin dış işler ve ilişkileri, idari ve mali konularda görev yaptığını, diğer hissedar ...'nun ise şirketin teknik genel müdürü olduğunu, şirket ortakları arazında bir kısım anlaşmazlıkların zuhur ettiğini, davalının diğer ortağına değişik entrikalarla 1,5-2 yıl kadar işin başından uzaklaştırdığını, şirketle ilgili yaptığı işlemler konusunda ortağına hiç haber vermeksizin münferiden hareket ettiğini, şirket adına satın alınmış olan plaka numaraları, minibüs, kamyon, otomobil, araçları şirket muhasebecisi ...'a verdiği vekaletname ile üçüncü kişilere devrettiğini, kendisini şirketten alacaklı gösterip icra takibi yaptığını, ortağına sormaksızın kendi adına kurduğu şahıs şirketi ile aynı fabrikada imalat yaptığını, davalının şirkete ait banka hesaplarındaki paraları ve bayilerden gönderilen paraları da şahsi banka hesabına geçirdiğini ve şirketin aleyhine davrandığını beyanla, davalının şahsi banka hesaplarına intikal ettirilen davacı şirkete ait 50.000TLnin davalıdan tahsiline, alacağa yasal faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının limited şirket olması ve davalının da bu şirketin yüzde elli ortağı olması hususu göz önünde bulundurulduğunda, limited şirketin yüzde elli hissesine sahip davalıya karşı şirket adına dava açılabilmesi için, bu hususta alınmış ortaklar kurulu kararı bulunması gerektiğini, ancak böyle bir karar ortaklarca alınmış olmadığını, ortaklar kararı olmadan, ortaklardan birinin şirket adına dava açmasının, dava şartının yerine gelmediğinin görüldüğünü, şirketin ticari faaliyetlerinin aksamış olması ve bir ölçüde üretimin ve satışların durması karşısında giderlerin azaltılmasına ilişkin bir önlem alınmaması nedeniyle borçlanmalar meydana geldiğini, davalının katkılarıyla bu borçlanmaların bir nebze olsun azaltılmaya çalışılmışsa da bundan herhangi bir sonuç alınamadığını, bu nedenle şirkete ait mevcut araçlardan bir kısmının satılmak zorunda kalındığını, bir kısımının da alacaklılar tarafından haciz yoluyla satıldığını, davalının şirketi toparlamak için gayret gösterdiğini, ancak müşteri kaybı ve üretim eksikliği yanında bu alanda faaliyet gösteren diğer şirketlerle rekabet etme gücünün kaybedilmiş olması, ayrıca çalışma düzeninin de kontrolsüz kalması ve bu nedenle iş yerinde önemli bir iş kazası yaşanması sonucu Ümraniye ...İcra Müdürlüğünün ... nolu dosyasıyla 325.000TLlik tazminat ödemesiyle karşı karşıya kalındığını, davalının maddi katkılarda bulunduğunu, ancak yaptığı katkılarla bu şirketin borçlarını ödeme olanağı sağlanamadığını, alacaklıların şirketten olan alacaklarının tahsili için icra yoluna başvurma zorunda kaldıklarını, davalının da şirkete verdiği borç paraların tahsili için icra yoluna başvurduğunu, diğer alacaklılarla birlikte yapılan icrai satışlara katıldığını, haczedilen fabrika makinelerinin icra tarafından satışa sunulduğunu ve davalının da alacaklarının tahsili için satışa katıldığını ve alacaklarının bir kısmına karşılık olmak üzere makineleri almak zorunda kaldığını, satın aldığı makineleri kendi adına yeni bir işyeri oluşturmak suretiyle kullanmaya başladığını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi şirketin yüzde elli ortağı ve yetkilisi olan davalının davacı şirkete borcu bulunmadığını, davalının, davacı şirketten olan şahsi alacaklarını da tahsil edemediğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 4 adet ... marka ...- ...- ...- ... plaka sayılı minibüsün, 35 kişilik ... marka ... plakalı otobüs, ..., ... marka - ..., ... marka 2 adet kamyonet, ... plakalı ... marka otomobil, ... plakalı isuzu marka kamyonun şirket adına satın alındığını, minibüs ve kamyonlara şirket ismi ... logoları yazdırıldığını ve bu vasıtaların şirketin mallarının taşınmazı ve servisinde kullanıldığını, davalının davcı şirketin vasıtalarını muvazaalı şekilde kendisine nikahsız karısına, şirket muhasebecisi ...'a ve tanıdıklarına trafik kayıtlarının hileli ihale ve satış yoluyla devir ettiğini, bu vasıtaların davalının fiili hakimiyeti ve kullanımı altında olduğunu, üzerlerine yazılmış bulunan reklam ve ... logosunun silinmemiş olduğunu, şirketin maddi zararının olduğundan araçların rayiç bedeli 50.000TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik itirazında bulunmuş ve her iki tarafın tacir olması, taraflar arasındaki ihtilafın ticari ihtilaf olması nedeniyle görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu bildirmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Asıl davada, davanın davacı şirketin yöneticisi konumunda olan davalı ...'nun şirketin ticari ilişkide bulunduğu, diğer şirket ve bayilerden gönderilen paralı şahsi banka hesabına geçirdiği bu şekilde şirketi zarara uğrattığından bahisle davacı şirketin uğramış oluğu zarardan 50.000,00-TL'nin davalıdan tahsili amacıyla açılmış sorumluluk davası olduğu, Birleşen 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/195 Esas sayılı dosyasında da davacı şirkete ait bir kısım araçların davalı tarafından muvazaalı şekilde birlikte yaşadığı gayri resmi işin şirket muhasebecisine ve tanıdıklarına hileli ihale ve satış yolu ile devrettiği, bu muvazaalı satışlar sebebi ile de davacı şirketin zararının oluştuğu, iddiası ile oluşan zarardan 50.000,00-TL'nin tahsili amacı ile açılmış tazminat davasıdır. Mahkememizce yaptırılan ve kabul gören bilirkişi raporuna göre, davacı şirket ticari defterlerine göre, davanın, davacı şirketten kaydi olarak 888.259,67-TL alacaklı gözüktüğü ancak davacı şirket tarafından, davalının belirtilen dönemlerde aynı zamanda davacı şirketin yöneticisi olduğu ve davacı şirkete ait defterlerin davalı tarafından tutulması nedeni ile içeriklerinin doğru olmadığının iddia edildiği, bu kapsamda bilirkişi tarafından davacı şirket hisselerinden, davacı şirket hesaplarından, davalının şahsi hesaplarına aktarılan paranın, davalı tarafından yeniden davacı şirkete gönderilip gönderilmediği ya da davalının şahsi hesaplarına aktarılan paraların şirket adına harcanıp harcanmadığı hususunun davalı tarafından ispatlanması gerektiğini, mahkememizce kabul gören bilirkişi raporuna göre dava tarihinden önceki son 10 yıllık dönemde davacı şirket hesaplarından, davalı ...'na toplam 1.445.508,31-TL para aktarıldığı, davalı ... tarafından 568.950,82-TL tutarında EFT ve havale işlemi yapıldığı, dolayısıyla ...'nun şahsi hesaplarına aktarılan paranın 876.557,49-TL'lik kısmının davacı şirket hesaplarına iade edilmediği, söz konusu alacak tutarının davalı şirket hesaplarına geri iade edildiği, resmi kayıtlarla ispatlanamamıştır. Ayrıca söz konusu bedellerin davacı şirket için kullanıldığının da ispatlanamayışı, aynı zamanda davanın belirtilen dönemlerde, davacı şirketin yöneticisi konumunda olduğu, bu bedellerin ticari kayıtlarda defterlere, defterlerden davacı şirkete iade edildiğine ilişkin dayanak belgelerin de ibraz edilmemiş oluşu göz önüne alındığında davacı şirketin davalıdan, 876.557,49-TL miktarında alacaklı olduğu ancak davacı tarafça davada 50.000,00-TL'nin istendiği ve yargılama aşamasında talebin ıslah edilmediği görülmekle taleple bağlı kalınarak asıl davada 50.000,00-TL'nin dava tarihi olan 03/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, yine birleşen dosya yönünden ise davalı tarafından, davacı şirkete ait bir kısım araçların satıldığı, söz konusu araçların rayiç değerleri ile satış bedelleri arasında 84.600,00-TL fark bulunduğu, daha doğrusu bir kısım araçların bedelinin şirket hesabına girdiğine ilişkin kaydın bulunmadığı bundan kaynaklı davacı şirketin 84.600,00-TL zararının oluştuğu ancak birleşen dosya yönünden de davacı tarafça 50.000,00-TL'nin istendiği, yargılama aşamasında ıslah yapılmadığı dikkate alınarak taleple bağlı kalınarak 50.000,00-TL'nin bu davanın dava tarihi olan 14/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yasalara aykırı olarak ispat yükünün yeri değiştirilmiş olup davalının savunma hakkını kısıtladığını, davacı aleyhine yorumlanması gereken delillerini davalı aleyhine yorumlanmış eksik inceleme yapmış eksik delillerle sonuca gidildiğini, vekili olmayan taraf lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, Davacının tacir olup ticari defter tutma yükümlülüğü altında olduğunu usulüne uygun tutulmamış ticari defterler davacı aleyhine delil kabul edilmesi gerekirken, bu hususun davalı aleyhine delil kabul edildiğini, mahkemece hükme esas alınan tek delilin tarafların banka kayıtlar olduğunu ancak bu kayıtların eksik olduğu bankalar tarafından belirtilmekle birlikte tüm bankalara da müzekkere gönderilmediğini, mahkemece davalının davacı şirket yöneticisi olması nedeniyle ticari defter kayıtlarına itibar etmediğini ancak şirketin tek yöneticisinin davalı olmayıp, şirketin ticari defterlerini de davalının tutmadığını, mahkemece ispat yükü iddia eden taraf olan davacıda olmasına rağmen, davalı tarafından şirkete aktarılan paraların şirket adına harcanıp harcanmadığının ispat yükünü davalıya yüklemiş ve ispat için süre vermediği gibi ibraz edilen belgeleri de dikkate almadığını, araç satışlarına ilişkin itirazlarımız bilirkişi raporlarında değerlendirilmediği gibi mahkeme tarafından da görmezden gelindiğini, davalının savunma hakkının kısıtlandığını ve bu konudaki tüm yerleşik içtihatlara aykırı karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, limited şirket müdürünün sorumluluğu esasına dayalı olarak şirketin uğradığı zararın tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının davacı şirket müdürü olarak şirketi zarara uğratıp uğratmadığı ve zarardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Davalı ... davacı şirketin müdürü olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/09/2017 tarih ve 2014/167 E. - 2017/286 K. Sayılı kararında da, ...'nun şirketin yönetici ve sorumlu müdürü olduğu, ...'ın da şirketin muhasebecisi ve aynı zamanda şirketin idari işlerini yürütmesi için vekaletname yetkilendirildiği belirtilmiştir.Davacı, davalının şirkete ait paraları kendi şahsi hesabına aktardığı ve satışı yapılan şirkete ait araçların satım bedellerinin şirkete yatırılmadığı iddiasıyla şirketin uğradığı zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 644/1-a maddesinin yollaması ile limited şirket müdürlerinin sorumlulukları hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556 ve 309. Maddelerinde de benzer düzenlemeler bulunmaktadır.Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelilerdir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar. Ancak, yönetim kurulu üyesinin özen yükümlülüğünün, kurulda kendisine tanınan yetki ile sınırlı olduğuna şüphe yoktur. Bunun yanı sıra yönetim kurulunun sorumluluğu kusura dayanan bir sorumluluktur. Ayrıca, yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu hareketin o üyeye izafe edilmesi de gereklidir. Yönetim kurulu üyelerinin şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlem ve sözleşmeler nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri, ancak kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi durumunda mümkündür. İlk derece mahkemesince alınan 2. Ek raporda, banka kayıtlarına göre 05/10/2001-2011 tarihleri arasında şirket hesaplarından davalının şahsi hesaplarına aktarılan paradan iade edilmeyen kısmın 876.557,82 TL olduğu, 05/10/2006-2011 tarihleri arasında şirket hesaplarından davalının şahsi hesaplarına aktarılan paradan iade edilmeyen kısmın 877.932,09 TL olduğu; davacının ticari defterlerine göre 05/10/2001-2011 tarihleri arasında şirket hesaplarından davalıya ve davalının şirkete yaptığı ödemelerden sonra davalının 888.259,67 TL alacaklı olduğu, 05/10/2006-2011 tarihleri arasında şirket hesaplarından davalıya ve davalının şirkete yaptığı ödemelerden sonra davalının 888.259,67 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Birleşen dava yönünden ise araç satışı nedeniyle oluşan şirket zararının 84.600,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/206 esas sayılı dosyasında davalının 31/12/2006 tarihi itibariyle şirketten 593.992,50 TL alacaklı olduğunun belirlendiği ve kararın kesinleştiğini, şirket borçlarının şirket adına şahsi hesabından ödediğini, şirket araçlarının bir kısmının icra dosyalarında açık arttırma ile satıldığı, diğerlerinin satışının şirket defterinde kayıtlı olduğu hususlarında itirazda bulunmuştur.Davalı, Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/206 esas sayılı dosyasında davalının 31/12/2006 tarihi itibariyle şirketten 593.992,50 TL alacaklı olduğunun belirlendiği ve kararın kesinleştiğini iddia etmiş ise de, söz konusu dava dosyası davalının Ümraniye ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile cari hesap alacağına ilişkin ilamsız takip yaptığı ve takibin kesinleştiği, icra dosyasında belirtilen malların ihaleye katılan ... tarafından satın alındığı, davacı şirketin davalıya borcu olmadığı iddiasıyla şirket tarafından 05/05/2010 tarihinde açılan menfi tespit davası olup Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/06/2012 Tarih ve 2010/206 E. - 2012/448 K. Sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.04.2014 tarih ve 2013/949 E. - 2014/7689 K. Sayılı kararı ile şirket ticari defter içeriklerinin gerçeği yansıtmadığı iddiası yönünden söz konusu kayıtların doğru olup olmadıklarının tespitine yönelik olarak dayanak kayıtları incelenmediği ve davalı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında açılan kamu davasının göz önüne alınması gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozmadan sonra dava İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/20 esas sırasına kaydedilmiş olup yargılaması halen devam etmektedir. Bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda, banka kayıtları ile ticari defterler arasındaki fark tutarı kadar davacı şirkete verilen borç tutarının dayanak belgeleri ve davalının bu tutarı nereden temin ettiği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece davacı şirketin eski muhasabecisine davalının, davacı şirketten takibe konu yaptığı cari alacağının (takip konusu asıl alacak olan 624.495,50 TL) dayanağı olan kayıt ve belgelerin bulunup bulunmadığının bildirilmesi için ihtar gönderilmesine karar verilerek duruşması 28/03/2025 tarihine bırakılmıştır. İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/20 esas sayılı dosyası davalının Ümraniye ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile cari hesap alacağına ilişkin ilamsız takibe ilişkin menfi tespit davası olup, eldeki davaya konu araçların bir kısmı söz konusu icra takibinde satışı yapılan araçlar olduğundan, bu davanın sonucu eldeki davanın sonucunu etkileyecektir. Davalının, davacı şirketten alacaklı olduğu yönündeki savunması nazara alındığında İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/20 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince anılan dosya bekletici mesele yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir. Bunun yanı sıra, asıl ve birleşen davada davacının vekili bulunmamasına rağmen, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim