mahkeme 2021/773 E. 2023/1560 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/773
2023/1560
29 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/773
KARAR NO: 2023/1560
KARAR TARİHİ: 29/12/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/11/2020
NUMARASI: 2019/541 Esas - 2020/522 Karar
DAVA TARİHİ: 23/08/2019
BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(2019/469 ESAS, 2019/127 KARAR)
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 23/09/2019
DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Asıl dava yönünden davacı ..., Birleşen dava yönünden davacı ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVADA;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirketin toplam sermayesinin %21,68'ini temsil eden 43.567 adet C Grubu nama yazılı pay sahibi olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkette bulunan tüm paylarını devrederek ortaklıktan ayrılmak istediğini, bu kapsamda iki firmadan gelen tekliflerin değerlendirildiğin ve ... Dış Tic AŞ'nin teklifinin uygun bulunduğunu, ve yasal bir zorunluluk bulunmasına rağmen şirket ana sözleşmesi ve davalı şirket ortakları arasında düzenlenmiş bulunan pay sahipleri sözleşmesi hükümlerinin yerine getirilmesi amacıyla davalı şirketin diğer ortaklarına önalım haklarını kullandırmak amacı ile 13/05/2019 tarihinde bildirim yapıldığını, davalı şirketin ortaklarından olan dava dışı ... Ticaret AŞ ve ... AŞ 21/05/2019 tarihinde önalım haklarını kullanmayacaklarını, devre de muvafakat etmediklerini, ... AŞ adında olmayan bir şekilde hatalı olarak bildirdiklerini, bu ihtarname cevabı müvekkil şirketten ayrı bir tüzel kişiliği olan ... Holding AŞ kendilerine iade etmiş ve müvekkil şirkete yeniden usulüne uygun bir bildirimde bulunulmadığını, davalı şirketin ortaklarına önalım haklarını kullanması hususunda bildirim yükümlülüğünü yerine getiren müvekkil şirketin 10/05/2019 tarihinde dava dışı ... ile pay devir sözleşmesi imzaladığını ve 29/05/2019 tarihinde müvekkili şirketin pay sahibi olduğu payları temsil eden nama yazılı muvakkat ilmuhaber ciro edilmek suretiyle ... teslim edildiğini, devir işlemlerinin gerçekleşmesi üzerine müvekkili şirket ile devralan şirket tarafından davalı ... AŞ ye gönderilen ihtarname ile hisselerin devir ve teslim edildiğinin bildirildiği ve devir gündemi ile şirket yönetim kurulunun ivedi olarak toplanarak pay devri kararı alınması ve pay devrinin şirket pay defterlerine işlenmesinin talep edildiği, ancak 24/06/2019 tarihli genel kurul toplantısında 2019/6 nolu karar ile pay devri işleminin pay defterine işlenmesi talebinin reddine oy birliği ile karar verildiğini, davalı şirket tarafından alınan söz konusu kararın yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, müvekkili şirketin tarafından yapılan hisse devrinin pay defterine hükmen işlenmesini talep etme zarureti hasıl olduğunu, davaya konu pay devrinde ana sözleşmeye aykırı bir husus bulunmadığını ve yönetim kurulunda alınan red gerekçeside bulunmadığını, red sebeplerinin ana sözleşmede çok açık ve somut bir şekilde belirlenmiş olması gerektiğini, bu nitelikte açıkça sahip olmayan davalı şirket ana sözleşmesi hükümündeki genel ifadeler kullanılarak pay devri talebinin reddinin TTK düzenlemesine aykırı olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu kararında ana sözleşme hükümleri tekrar edilerek devrin kabul edilmediği açıklanmış isede somut hiçbir gerekçe gösterilmemiş olması ve şirket açısından önemli bir payın devrinin de söz konusu olması nedeniyle red kararının hukuka ve iyiniyet kurallarına uygun olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek davalı şirket yönetim kurulunca verilen 24/06/2019 tarih 2019/6 sayılı kararın iptali ile müvekkil tarafından yapılan pay devir işleminin pay devir tarihi olan 29/05/2019 tarihi itibariyle pay defterine hükmen işlenmesine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket hissedarlarından davalı şirketin dava dilekçesinde ifade ettiği üzere ... Holding AŞ'deki hisselerini üçüncü bir şahsa devretmek niyetiyle diğer hissedarlara bildirim gönderdiğini, diğer hissedarların davacı tarafından iletilen bu bildirimi Şirket Ana Sözleşmesine, pay sahipleri arasındaki sözleşmelere ve mavzuatı uygun bulmadıklarından bildirimde yer alan talep ve istekleri reddettiklerini, buna rağmen davacının tüm bu hukuki argümanları görmezden gelerek hisse devir işlemini sürdürmeye devam ettiğini, ve hisseleri devretmek istediği ... İç ve Dış Tic AŞ nin yönetim kurulu başkanı ve sahibi olan şahsı yönetim kuruluna aday gösterdiğini, ve böylelikle muvazaalı bir durum yaratmaya çalıştığını, bu şahsın yönetim kuruluna girmesi ile birlikte şirketin uğrayacağı zararları göz ardı ettiğini ve şirket menfaatlerini hissedar sıfatıyla alenen ihlal ettiğini, davacı tarafından gösterilen aday diğer ortaklar tarafından yönetim kurulu tarafından seçilmemesi üzerine davacının 24/05/2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurul'un iptali talepli açtığını, akabinde de mahkeme kanalıyla yeniden genel kurul yapılması talepli ikinci bir dava ikame ettiğini, ilk davanın İstanbul 10.ATM nin 2019/334 sayılı dosyasında görülen genel kurulun yürütülmesinin durdurulması talepli davanın reddedildiğini, davacının mahkeme kanalıyla genel kurul yapılması davasının ise İstanbul 10 ATM nin 2019/399 esas sayılı dosyasında görüldüğünü ve davacının talebinin verilen kesin karar ile reddedildiğini, genel kurul süreciyle ilgili uyuşmazlıklar devam ederken davacının diğer ortakların itirazlarını görmezden gelerek hisselerini ... adlı devrettiğinden bahisle bildirimde bulunduğunu, şirket yönetim kurulunun davacı tarafından gönderilen bildirimi değerlendirmiş ve 24/06/2019 tarihinde aldığı karar neticesinde devrin pay defterine işlenmesi talebinin reddedildiğini, davacının hisselerini devrettiği ... adlı firmanın esasında 2016 yılında kurulan bir şirket ve neyle iştigal ettiği bilinmediğini, buna mukabil şirket sahibinin ana iştigal konusu .... İnşaat Grubu ile ilgili ve burada yönetim kurulu olarak görev yaptığını ... İnşaat şirketinin müvekkili şirket le aynı sektörde faaliyet gösteren rakip firma olduğunu, müvekkili şirketin ekonomik yönden sıkıntılı olduğu ve yeni işlere girmekte zorlandığı bir dönemde rakip bir firmanın ortaklık yapısına dahil olması ve şirketin yıllarca biriktirdiği birikime vakıf olmasının kabul edilebilir olmadığını, rakip bir şirketin pay sahipleri çevresinin birleşimini bozacak şekilde ortaklık yapısına dahil edilmek istemesi halinde pay devri talebinin reddedilmesinin TTK ya uygun olduğu doktrinde neredeyse ittifakla kabul edilen bir görüş olduğunu, ayrıca davacı tarafın da oyuyla kabul edilen Ana Sözleşmenin 831.(i) maddesinde pay sahipleri arasındaki sözleşmeye aykırı devirlerin şirket tarafından reddedilebileceği hükmü getirildiğini, kurulduğu günden buyana şirkette ortak olan hissedarların güçlü bir pay sahibi çevresi oluşturduğunu, teknik başarı yakalanmış olsa da ekonomik bağımsızlığın sağlanması için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının elzem olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş.(“...”) arasında imzalanan 10.05.2019 tarihli “pay devri sözleşmesi” ile ...’in, ... Holding A.Ş.’de (“...”) sahip olduğu ve ...’ın toplam sermayesinin %21,68’inin temsil eden, 43.567 adet C grubu payı ... tarafından devir alındığını ve 29.05.2019 tarihinde payın devri işlemi gerçekleştirildiğini, pay devir işlemi yapılmadan önce ...’ın diğer ortakları olan ... A.Ş.(“...”) ve ... (“...”) ve ... A.Ş.’ye (“...”) şirket esas sözleşmesi ve pay sahipleri sözleşmesine uygun olarak ön alım haklarını kullanıp kullanmayacakları hakkında bildirimde bulunulduğunu ve ... şirketi ve ... ve ... şirketleri tarafından ihtarname ile verilen cevaplarda, devir işlemine muvafakatleri olmadığı, hisselerin devrine yönelik işlem yapılması halinde bu devirlerin şirket pay defterine işlenmesinden imtina edecekleri, ... A.Ş.'nin şirkette sahip olduğu C grubu paylarını pay devri sözleşmesi sözleşmesinde hüküm ve şartlar çerçevesinde yalnızca A Grubu ve B grubu pay sahiplerine devredebileceği, bu çerçevede 3. kişilere devredilmesi istenen C grubu payların 3. kişilere devredilmesinin mümkün bulunmadığı ve ön alım hakkını bu aşamada kullanmadığının belirtildiğini, payın devri işleminin pay defterine işlenmesi için davalı firma ...’a ihtarnamesi ile bildirimde bulunulduğunu, bu talebin ... tarafından cevabi ihtar ile “pay devri işleminin ve pay devrinin şirket pay defterine kaydedilmesi talebinin hukuka, şirket esas sözleşmesine, Türk Ticaret Kanunu’na ve pay sahipleri sözleşmesine aykırı bulunması nedeniyle” reddedildiğinin bildirildiğini, davacı ...’nin payın devrinin deftere işlenmesi talebinin davalı firmanın 2019/6 karar nolu 24.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile reddedildiğini, yönetim kurulunun esasen ana sözleşmeye aykırı olarak C grubunun temsil edilmediğinden toplantı yeter sayısının olmadığını, özellikli kararlar kuralına aykırılık sebebiyle de iradesi tecessüm etmemiş olduğunu, TTK’ya dayalı gerekçelerle hisse devrinin reddine dair 24.06.2019 Tarih ve 2019/6 karar nolu ... yönetim kurulu kararı batıl/geçersiz olduğunu, şirketçe 3 ay içerisinde hisse devrinin tescilini red iradesi tecessüm etmemiş olduğunu beyanla, TTK 494/3 md.si uyarınca davacı ...’nin hissedarlığının tespitine ve pay devrinin pay defterine hükmen işlenmesine, talep gerektirdiği halde mahkemece gerek duyulur ise; 24.06.2019 Tarih ve 2019/6 karar nolu yönetim kurulu kararının butlanı/geçersizliğinin tespitine veya iptaline ve/veya terditli talep olarak, bir yukarıdaki maddede belirtilen talep bu aşamada kabul görmeyecek ise esasa ilişkin diğer gerekçeler doğrultusunda hisse devrinin Beyoğlu ...Noterliği’nin 28.06.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtar ve ekindeki 24.06.2019 Tarih ve 2019/6 karar nolu ... Yönetim Kurulu kararında bildirilen red gerekçelerinin haksızlığı sebebiyle TTK uyarınca, davacı ... tarafından İstanbul Beyoğlu Noterliği’nin 12.06.2019 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ...’a bildirilen ...’nin hissedarlığının tespiti ve pay devrinin pay defterine hükmen işlenmesine, Ana Sözleşmenin 8. ve 12. hükümlerinin ve pay sahipleri sözleşmesinin 5. Ve 6.8 maddesinin ve diğer maddelerin yorumunda taraflar arasında çıkan muarazanın menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı konuda ... A.Ş. tarafından açılmış bir dava bulunduğunu, davanın İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/541 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, ... A.Ş. tarafından açılan davanın daha önce açılmış olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığın çözümü açısından hissedarlar arasındaki anlaşmalar, anlaşmalardaki iradelerin incelenmesi adına ... A.Ş.’nin davacı olduğu davadaki beyanlarının önem arz ettiğini tüm bu nedenlerle de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca işbu davanın İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/541 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve davanın İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmesine karar verilmesini talep ettiğini, nihai olarak ise davanın haksız olduğunu beyanla, öncelikle birlelştirme ve davanın nihai olarak reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda; Davacılar; C grubu hisselerini temsil eden yönetim kurulu üyesinin seçilmemesi ve YK toplantısında temsil edilmemiş olması nedeni ile YK kararı batıl olduğundan, TTK md 494/3 gereğince hisse devri 3 ay içerisinde reddedilmiş sayılmakla pay devrinin yasa hükmü gereğince gerçekleştiğinin tespiti ile ... Şirketinin pay defterine hükmen yazılmasını talep etmiştir. Ana sözleşmenin 12. Maddesine göre nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması kararı özellikli yönetim kurulu kararıdır. 8.1. Maddesine göre ise nama yazılı paylar ancak şirketin onayı ile devredilebilir. Bu onay Şirketin Yönetim Kurulu'nun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararı ile verilir. Ayrıca Ana Sözleşmenin 8.1. ve 12. Maddesi, Pay Sahipleri Sözleşmesi ‘nin 6.7. İle 6.8. Maddeleri uyarınca Özellikli Yönetim Kurulu toplantılarında C Grubu Yönetim üyesinin varlığı aranır ve C Grubu payları temsil eden Yönetim Kurulu Üyesi'nin olumlu oyu gereklidir. TTK md. 450 hükmü uyarınca GK kararlarının iptaline ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Davacı ... Aş. Pay sahibi olmayıp üçüncü kişi konumundadır. Dolayısıyla İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/334 esas, 2019/1036 karar sayılı kararının bu hali ile kesinleşmesi üçüncü kişi konumundaki davacı ...Aş. ye bir etkisi olmayacaktır. Anılan karar bu hali ile kesinleşse dahi davacı ...Aş. pay sahibi sıfatına haiz olmayacaktır. Bu kapsamda; üçüncü bir kişinin şirkette pay sahibi olabilmesi için yönetim kurulunun hisse senetlerinin devrine oy birliği ile onaylamasına bağlıdır. 24 Haziran 2019 Tarihli, 2019/6 sayılı Yönetim Kurulu toplantısında ise oy birliği ile davacıların pay devri işleminin pay defterine işlenmesi talebi reddedilmiştir. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/334 esas, 2019/1036 karar sayılı kararı ile Yönetim Kurulu üyesi ... C grubu hisselerini temsilen YK üyesi seçilmesine ilişkin GK kararı iptal edilmiştir. Diğer YK üyelerinin seçimine ilişkin GK kararının iptaline ilişkin istem ise reddedilmiştir. YK üyesi ...'ın üyeliğinin iptaline karar verilmesi payı devralan ...Aş. nin pay defterine kayıt talebine ilişkin YK kararını dış ilişkide kendiliğinden geçersiz hale getirmeyecektir. (TTK 450) Yukarıda yer verilen açıklamalar, TTK md 450 uyarınca iptal kararlarının dış ilişkide sonuç doğurmaması ve şirket ana sözleşmesi ile pay sahipleri sözleşmesinde üçüncü bir kişinin şirkette pay sahibi olabilmesi için olumlu yönde oy birliği ile alınmış YK kararı gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Aksinin kabulü halinde ana sözleşmenin ve pay sahipleri sözleşmesinin pay devirlerine ilişkin onayın oy birliği ile karara bağlanacağına ilişkin tüm hükümleri anlamını yitirecek ve herhangi bir üye YK toplantısına katılmayarak talebin yasa gereği reddedilmiş sayılmasını sağlayarak YK kararı olmadan devrin gerçekleşmesini sağlayacabilecektir. Ana sözleşme ve pay sahipleri sözleşmesinde pay devrinin reddedilmesi için YK tüm üyeler ile toplanma ve oy birliği ile karar alma şartı bulunmamaktadır. Bu şart sadece devre onay verilecek YK toplantıları için ön görülmüştür. Devrin reddine ilişkin alınacak kararlar yönünden böyle bir şart düzenlenmemiştir. Ayrıca TTK md. 490 uyarınca kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. Davalı şirket ise ana sözleşme ile devri YK oy birliği ile alınacak onay kararı şartına bağlamıştır. Olayımızda (C grubu hisselerini temsil eden üyenin olumsuz oy kullandığı varsayıldığında dahi) 4 YK üyesi pay devrine onay vermemiştir. Dolayısıyla somut olayda C grubunu temsilen YK üyesi toplantıya katılmasa veya katılıp olumlu oy kullansa dahi sonuç değişmeyecektir. Bu nedenlerle davacıların bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiş ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/334 esas, 2019/1036 karar sayılı kararı bekletici mesele yapılmamıştır. Asıl ve birleşen davada davacılar, yönetim kurulunun yeterli gerekçeye ve haklı nedene dayanmadan, kanuna aykırı şekilde taleplerinin reddedildiğini iddia etmiştir. 24 Haziran 2019 Tarihli, 2019/6 sayılı Yönetim Kurulu toplantısında yönetim kurulu; "Yönetim kurulu üyeleri yukarıdaki hüküm ve olgulara istinaden ... A.Ş. ile ... İç ve Dış Tic. A.Ş. arasındaki hisse devir işleminin özellikle Şirket Ana Sözleşmesi'nin 8.1. maddesine aykırı olması nedeniyle ve Şirket'in içinde bulunduğu süreç dikkate alındığında pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması hususunun hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığı için büyük önem arz etmesi karşısında ... A.Ş.'nin Şirket sermayesinin %21,68'ine tekabül eden toplam 21,783.500TL nominal bedelli 43567 adet C Grubu payını ... İç ve Dış Tic. A.Ş.'ye devri işleminin kabul edilmemesine ve buna bağlı olarak pay devri işleminin Pay Defterine işlenmesi talebinin REDDEDİLMESİNE oybirliğiyle karar verilmiştir." gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir. Kararda ayrıca esas sözleşmenin 8.1.(i) maddesine atıfta bulunulmuştur. TTK'un 493. Maddesinin gerekçesine göre, Anonim şirket her türlü haklı görülebilecek sebebi “haklı sebep” olarak esas sözleşmesine koyamaz. Haklı sebepler ikinci fıkrada belirtilen, yani kanunen gösterilmiş olan kategorilerden birine girmelidir. Ayrıca esas sözleşmede 493 üncü maddenin ikinci fıkrasına göndermede bulunmak yeterli değildir. Haklı sebep kanundaki haklı sebeplere uygun bir şekilde somutlaştırılmalıdır. Yönetim kurulu talebin reddine ilişkin kararında gerekçe olarak; Şirket Ana Sözleşmesi'nin 8.1., 8.1.(i) maddesine aykırı olması, Şirket'in içinde bulunduğu süreç dikkate alındığında pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması hususunun hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığı için büyük önem arz etmesi gerekçelerine dayanmıştır. Ana sözleşmenin 8.1 maddesinde yer verilen ifadeler haklı neden için somut gerekçeler içermektedir. Nitekim TTK madde 493/2 de Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturacağı kabul edilmiştir. Yönetim kurulu kararında 8.1.(i) maddesi ile pay sahipleri sözleşmesine atıf yapılmıştır. Bu nedenle davalı tarafın dayanmış olduğu pay sahipleri sözleşmesinin 5.5, 7.7 maddeleri davalı tarafın ekonomik bağımsızlığın sağlanması için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının önemine ilişkin açıklamalarını teyit etmektedir. Davalı tarafın pay devrini kabul etmemesinin temel dayanağı ana sözleşmenin 8.1 ile 8.1.(i) maddesi uyarınca pay sahipleri sözleşmesidir. Pay devrine konu ... ve iştiraki TAV inşaatın sektörün lideri konumunda bir şirket olduğu hususu tarafların da kabulündedir. ... Esas Sözleşmesinin 8.1 hükmü ile pay sahipleri sözleşmesinin atıf yapılan hükümleri (md. 5.5, pay devri sözleşmesi md 7.7 maddeleri) değerlendirildiğinde, ...' faaliyet alanı içerisindeki öncü konumunu korumak ve işletme konusunun gerçekleştirilmesi için sahip olunması gereken teknik bilgi, uzmanlık, ticari itibarın varlığını devam ettirmek amacıyla pay devrinin sınırlanması yoluna gittiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf red gerekçesinde ortakların profilinin büyük önem taşıdığını, davacı ...'in.. Şirket bileşiminin korunması için önemli olduğunu bu nedenle ön alım hakkının kullanılmadığını, şirketin kurulduğu günden bu yana şirkette ortak olan hissedarların güçlü bir pay sahibi çevresi oluşturduğunu, şirketin başarısının bu sayede gerçekleştiğini, şirkette başarı sağlanmış olsa da ekonomik bağımsızlığın sağlanması için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının önemli olduğunu savunmuştur. Davacı ... dava dilekçesinde (s.6) "Zira davalı şirketin hali hazırdaki kendi ortaklarının mevcut profili şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı için önemli ise de, bu husus şirketin kuruluş ve gelişme aşamalarında bir anlam ifade etmektedir. Gelinen süreçte, davalı şirket kendi iş bitirme ve deneyimleri neticesinde kendisini kanıtlamış ve Türkiye’nin kredisi yüksek, güvenilir sayılı kuruluşlarından biri olarak kendisini bir araya getiren ortaklarından bağımsız olarak tanınır ve güvenilir hale gelmiştir. Bu aşamada dahi şirketin ortaklık yapısının korunması gerektiğinin ileri sürülmesi gerçeklerle bağdaşmayıp pay devrinin reddi sebebi olarak kabul edilmesi mümkün değildir." ifadelerine yer vermiştir. Bu ifadeler ile davacı ... Mevcut profilin şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetin devamlılığı için önemli olduğunu kabul etmiştir. Aynı paragrafta bu hususun şirketin kuruluş ve gelişme aşamasında bir anlam ifade ettiğini, gelinen aşamada şirketin kendisini bir araya getiren ortaklarından bağımsız olarak tanınır ve güvenilir hale geldiğini açıklamıştır. Ancak davalı şirketin kuruluş tarihi 01.07.2005 olup ana sözleşmenin 8.1 maddesindeki değişiklik ise 08.08.2017 tarihinde yapılmış ve davalı ... de bu değişikliğe olumlu oy kullanmıştır. Böylelikle davalı .... şirketin büyümesi, başarısı ve ekonomik bağımsızlığının devamı için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının halen önemli olduğunu kabul ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ticari hayatın olağan akışı içinde bankalar yönünden şirketlerin ortaklık yapısının önemi ile ortaklık yapısındaki değişikliklere bankaların/kredi kuruluşlarının tereddüt ile karşıladığı bilinen bir gerçektir. Mahkemelere yansıyan davalardan bazı kredi sözleşmelerinde, yönetici ile etkin ortaklarının mali ve hukuki yapısındaki her türlü değişikliklerin bankaya bildirileceğine ilişkin hükümlerin bulunduğu mahkememizce bilinmektedir. Dolayısıyla davalı tarafın bu yöndeki açıklamaları haklı neden olarak kabul edilmiştir. Şirket yapısına ve işletme konusuna yabancı bir kişinin/şirketin ortaklık yapısına dahil edilmesi yüksek kredibilite ve teknik bilgi (know-how) isteyen alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin işletme konusuna yönelik faaliyetlerini sürdürmesinin, pay sahipleri çevresinin korunması ile, şirkete dahil olacak ortağın ancak bu niteliklere sahip olması halinde mümkün olacaktır. Birleşen davanın davacısının ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş nin YK başkanı olduğu bu hali ile davalı şirketin ortakları arasına girecek olan birleşen davanın davacısı vakıf olacağı bilgileri dava dışı ... vasıtası ile kullanabilmesi ve inşaat alanında rakip firma haline gelmesi, davalı şirketin büyümesi ve faaliyetinin devamlılığına olumsuz etki edebileceği kanaati oluşmakla, davalı şirketin pay devrine onay vermemesine ilişkin gerekçelerinin, pay devrinin reddi açısından önemli sebep teşkil ettikleri kabul edilerek davanın reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl dava yönünden davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yönetim kurulunun ret kararı kanuni düzenlemeye uygun somutlaştırılmadığını, ana sözleşme hükmünün tekrarı niteliğindeki yönetim kurulu ret kararının ayrıca bir gerekçe içermesine gerek olmadığını savunmuş olup oysa, 6102 sayılı TTK.nın 493/2 maddesindeki haklı sebep kavramı, şirket açısından önemli sayılan bir sebebi ifade eder ve maddenin Hükümet Gerekçesinde de yazdığı üzere, “Anonim Şirket her türlü haklı görülebilecek sebebi haklı sebep olarak esas sözleşmesine koyamaz, haklı sebepler, ikinci fikrada belirtilen yani kanunen gösterilmiş olan kategorilerden birine girmesi gerektiğini, ayrıca esas sözleşmede 493. maddenin ikinci fikrasına göndermede bulunmanın yeterli olmadığını, haklı sebep kanundaki haklı sebeplere uygun bir şekilde somutlaştırılmalıdır.” denildiğini, somut dava yönünden kanundaki ibare aynen ana sözleşmeye alınmış ve buradan da yönetim kurulu kararına kopyalanmak suretiyle haklı sebep olduğu sonucuna ulaşılmış ise de, kanunun düzenleme amacına uygun olmayan ve hiçbir somut gerekçe içermeyen yönetim kurulu kararının hukuken korunması mümkün olmayıp öncelikle davalı şirket ana sözleşmesinin 8. maddesinde şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı nedeniyle pay devrinin reddini gerektirecek nedenler gösterilmediğini, oysa ret sebeplerinin ana sözleşmede çok açık ve somut bir şekilde belirlenmiş olması gerektiğini, bu nitelikte açıklığa sahip olmayan davalı şirket ana sözleşmesi hükmündeki genel ifadeler kullanılarak pay devri talebinin reddi TTK düzenlemesine açıkça aykırı olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu kararında da ana sözleşme hükümleri tekrar edilerek devrin kabul edilmediği açıklanmış ise de, somut hiçbir gerekçe gösterilmemiş olması ve şirket açısından önemli bir payın devrinin de söz konusu olmaması nedeniyle bu red kararının hukuka ve iyiniyet kurallarına uygun olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki, şirket ortakları arasındaki 09.06.2017 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesinin 5.4 maddesinde “...'in, Şirketin kaynak ihtiyacını sağlamak için sermaye koyma veya borçlanma sağlama taahhüdüne girmekle yükümlü olmadığını taraflar kabul eder” düzenlemesi bulunduğunu, buna göre davacının davalı şirkette mali yükümlülük altına girme sorumluluğu bulunmayıp, davalı şirkette ortak olarak kalmasının da bu anlamda davalı şirketin hayatiyeti açısından bir sonucu bulunmadığını, bunun yanında, davacı şirketin pay devrini gerçekleştirdiği ... yönünden de red kararında bir gerekçe bulunmadığını, payı devralan ...'nin davalı şirket ana sözleşmesinin 8.1 maddesinde tanımlanan pay sahipleri niteliklerini ekonomik varlığı ve piyasadaki tanınırlığı ile tam olarak karşılayacak nitelikte ticari riski, kredisi, borcu bulunmayan bir şirket olup nitekim davalı şirket yönetim kurulunun red gerekçesinde ...'ye yönelik olarak hiçbir çekince de ileri sürülemediğini, öte yandan, davalı şirket yönetim kurulu red kararında yine hiçbir gerekçe gösterilmeksizin pay sahipleri sözleşmesine atıf yapılmış ise de, pay sahipleri sözleşmesindeki muhtemel kısıtlamaların uygulama imkânı da bulunmadığını, zira pay devri kısıtlamalarına ilişkin TTK hükümleri emredici olarak düzenlendiğinden, anonim şirketlerde pay devir kısıtlamalarını dolanmak amacıyla yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğunu, aksi takdirde pay devirlerinin şirketin onayına bağlanmasından beklenen sonucun gerçekleşemeyeceğini, dolayısıyla davalı şirket ortakları arasında düzenlenen pay sahipleri sözleşmesindeki muhtemel pay devri kısıtlamalarının da emredici nitelikteki TTK hükümlerine aykırı olması nedeniyle uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ... ve ... grubu şirketleri iş alanları itibariyle davalı şirketle rekabet halinde olmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Birleşen dava yönünden davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararını eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verildiğini, usulüne uygun teşekkül etmemiş bir yönetim kurulunun aldığı karar, yerel mahkemece muteber sayıldığını, mahkeme kararı varsayımlar üzerine kurulmuş bir karar olup hukuken kabülü mümkün olmadığını, dava konusu yönetim kurulu bir an için muteber kabul edilse dahi, kararda TTK amir hükümlerine aykırı olan esas sözleşmeye atıf dışında bir gerekçe yer almadığını, bu nedenle red kararı gerekçesiz ve geçersiz olduğunu, tav şirket esas sözleşmesinin 8. maddesi devir şartlarını ağırlaştırdığından devri imkansız hale getirdiğinden batıl olduğunu, TTK ve şirket esas sözleşmesindeki şirket pay çevresi bileşimini korumak amacıyla düzenlenen maddelerin, hiçbir suretle pay devri yapılamayacağı şeklinde yorumlanamayacağını, bu nedenle sırf bu maddelere dayanarak somut gerekçeler sunmaksızın devir talebinin reddine dair karar verilmesi hukuka aykırı olup pay devrinin reddi sebepleri şirket esas sözleşmesinde açıkça belirtilmesi gerektiğini, esas sözleşmede, başka sözleşmelere atıf yapılarak ret sebebi üretilmesi TTK 493/1 maddesine aykırı olduğunu, mahkeme tarafından, hukuka aykırılığı izah edilen esas sözleşme maddelerine atıf yapılarak verilen YK ret kararının, usul ve yasaya uygun olduğunun kabul edilmiş olup mahkemenin YK kararını değerlendirerek hukuka uygun bir red sebebi var olup olmadığını incelemesi gerekirken, Y.K. kararında bulunmayan (ret kararı gerekçesinde yer almayan) fakat davalı cevap dilekçesinde belirtilen açıklamaları esas alarak hüküm kurduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili cevap istinaf dilekçesinde özetle; ana sözleşme ile düzenlendiği üzere pay devrinin yapılması şirket yönetim kurulunun oybirliği ile alacağı karara bağlı olup ayrıca ... adlı firmanın sahibinin, yönetim kurulu üyesi olduğu aknet inşaat grubu, davalının rakibi firma konumda olduğunu, yönetim kurulu pay devri talebini reddederken pay sahipleri arasında akdedilen sözleşmelere ve pay devrinin diğer ortaklar tarafından kabul edilmediği hususuna da atıfta bulunduğunu, davacının, diğer ortakların rıza vermemesinin ret sebebi olamayacağını ifade etse de somut olayda bu iddianın yerinde olmadığını, Davacının da oyuyla kabul edilen, ana sözleşme’nin 8.1.(i) maddesinde pay sahipleri arasındaki sözleşmeye aykırı devirlerin şirket tarafından reddedilebileceği hükmü getirildiğini, hükmün getirilme tarihi yukarıda da izah edildiği üzere 08.08.2017 tarihi olup o tarih itibariyle şirketin ekonomik zorlukları gözetilerek pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması hedeflenmiş ve buna dair hükümler pay sahipleri sözleşmesine de işlendiğini, bir anlamda yönetim kurulu’na da görev verilerek, pay devri talebi geldiğinde pay sahipleri sözleşmesini de incele dendiğini, dosyada mübrez uzman görüşü ile de ... yönetim kurulu tarafından ... Holding ile ... A.Ş. arasındaki pay devri kayıt talebinin reddi kararının kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu ortaya çıkmış olduğunu beyanla davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl dava, nama yazılı anonim şirket hisse devrinin onaylanması talebinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının iptali ile hisse devrinin pay defterine kaydedilmesi; birleşen dava nama yazılı anonim şirket hisse devrinin onaylanması talebinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ile süresinde reddedilmeyen hisse devrinin pay defterine kaydedilmesi, olmadığı takdirde yönetim kurulunun red gerekçelerinin haksız olması nedeniyle hisse devrinin pay defterine kaydedilmesi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, anonim şirket hisse devrinin onaylanması talebinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının butlanla malul olup olmadığı ve yönetim kurulunun red gerekçelerinin haksız olup olmadığı, hisse devrinin pay defterine kaydının gerekip gerekmediği noktasındadır. Davacı ...'nin davalı ....'de sahip olduğu 43.567 adet 21.783.500 nominal bedelli C grubu payların tamamının birleşen dosya davacısı ... İç ve Dış Ticaret A.Ş.'ye devredilmesine ilişkin 10/05/2019 tarihli pay devir sözleşmesi imzalanmıştır.Davalı şirkete hisse devrinin onaylanması için ... ve ... tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 12/06/2019 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile başvurulması üzerine, davalı şirketin 24/06/2019 tarih ve 2019/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile hisse devrinin kabul edilmemesine ve pay devrinin pay defterine işlenmesi talebinin reddine oy birliğiyle karar verilmiştir.Asıl ve birleşen dava davacıları tarafından, yönetim kurulunun usulüne uygun oluşmadığı gerekçesiyle yönetim kurulu kararının geçersiz olduğu ve red sebeplerinin de haksız olduğu iddiası ile hisseleri devralan ...'nin ortaklık sıfatının tespiti ile pay defterine kaydedilmesine karar verilmesi istemiyle asıl ve birleşen dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 490/1. Maddesine göre, Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler.Ancak, esas sözleşme, nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebilir(TTK 492/1). Red sebepleri ise TTK'nın 493. maddesinde düzenlenmiştir. TTK'nın 494/3. maddesine göre de, şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.Davacı taraf, hisse devrinin onaylanması talebini reddeden yönetim kurulu üyelerinin ....'nin 24/05/2019 tarihli genel kurulunda seçildiğini ancak C grubu pay sahibi ...'in gösterdiği aday yerine ortaklardan ...'nın aday gösterdiği ...'ın yönetim kurulu üyesi seçilmesinin usulsüz olduğu iddiasıyla genel kurul kararının iptali davası açıldığın beyan etmişlerdir. Söz konusu davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince 18/12/2019 tarih ve 2019/334 E. - 2019/1036 K. Sayılı kararı ile ....'nin 24/05/2019 tarihli genel kurulu toplantısında gündemin 3.1 maddesinde alınan C grubu pay sahibi ... tarafından aday gösterilen ...'nın yönetim kurulu üyesi seçilmemesi ve yerine ...'ın seçilmesi kararının butlanla malul olduğuna karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine de İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 13/07/2023 tarih ve 2020/1608 E. - 2023/1232 K. Sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak dosyada istinaf kararının kesinleştiğine dair bir belge bulunmamaktadır.Davalı şirketin ana sözleşmesinin 10. Maddesinde yönetim kurulunun 5 üyeden oluşacağı, ana sözleşmenin 12/7 ve devamı maddelerinde, yönetim kurulunun Özellikli Yönetim Kurulu kararları dışındaki kararlarının en az 4 üyeyle toplanıp en az 4 üyeyle karara bağlanacağı; Özellikli Yönetim Kurulu kararlarının alınacağı yönetim kurulu toplantılarında C Grubu Yönetim Kurulu üyesinin varlığının aranacağı ve C Grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyesi'nin olumlu oyunun gerekli olduğu düzenlenmiş ve nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması Özellikli Yönetim Kurulu kararları arasında sayılmıştır. Ayrıca, ana sözleşmenin 8.1 maddesinin 1. Paragrafının son cümlesinde nama yazılı payların devrine ilişkin onayın şirketin yönetim kurulu'nun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararı ile verileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre, nama yazılı payların devrinin onaylanmasına ilişkin taleple ilgili yönetim kurulunun aralarında C grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyesinin de bulunacağı tüm üyelerin katılımı toplanması ve onayın aralarında C grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyesinin de bulunacağı tüm üyelerin oy birliği ile alınması gereklidir. Yani toplantı ve karar yeter sayısının sağlanabilmesi için C grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyesinin bulunması ve toplantıya katılması gerekir.Davalı ....'nin 24/05/2019 tarihli genel kurulunda C grubu pay sahibi ...'in gösterdiği aday yerine ortaklardan ...'nın aday gösterdiği ... şirketin organsız kalmaması gerekçesiyle seçilmiş olması karşısında, şirket yönetim kurulunda C grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyesi, seçilemediğinden bulunmamaktadır.Dava konusu nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması ana sözleşme gereği Özellikli Yönetim Kurulu kararlarından olup, bu kararın alınacağı toplantıya C grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyesinin katılması zorunludur.Davalı taraf birleşen dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde, ana sözleşmenin 12. maddesinin hisse senetlerinin devrinin onaylanması kararlarında oybirliğini aradığını, oysa somut olayda hisse devrinin reddi kararının söz konusu olduğunu, bir an için ... Holding A.Ş.’nin halen yönetim kurulu üyesi olduğu düşünülseydi dahi diğer yönetim kurulu üyeleri hisse devri işlemini onaylamadığında hisse devri işleminin reddolmuş olacağını, zira bizzat davacının atıfta bulunduğu ana sözleşme hükmünün devrin onayı konusunda oybirliği şartı aradığını, anılan maddenin hisse devri talebinin reddedilmesine ilişkin özel bir başlık veya hüküm yer almadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince de gerekçeli kararda, ana sözleşme ve pay sahiplerinin sözleşmesinde pay devrinin reddedilmesi için YK tüm üyeler ile toplanma ve oy birliği ile karar alma şartı bulunmadığı, bu şartın sadece devre onay verilecek YK toplantıları için ön görüldüğü, devrin reddine ilişkin alınacak kararlar yönünden böyle bir şart düzenlenmediği, davalı şirket ise ana sözleşme ile devri YK oy birliği ile alınacak onay kararı şartına bağladığı, somut olayda (C grubu hisselerini temsil eden üyenin olumsuz oy kullandığı varsayıldığında dahi) 4 YK üyesinin pay devrine onay vermediği, dolayısıyla somut olayda C grubunu temsilen YK üyesi toplantıya katılmasa veya katılıp olumlu oy kullansa dahi sonucun değişmeyeceği ifade edilmiştir.Ancak, ana sözleşmenin 12. Maddesinde açıkça Özellikli Yönetim Kurulu kararlarının alınacağı yönetim kurulu toplantılarında C grubu hisselerini temsil eden üyenin aranacağı düzenlenmiş ve "nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması" Özellikli Yönetim Kurulu kararları arasında sayılmış olup, onay istemi için karar yeter sayısının sağlanamaması onay isteminin reddi sonucunu, toplantı yeter sayısının sağlanamaması ise yönetim kurulu kararının yokluğu sonucunu doğurur. Usulüne göre toplanmamış bir yönetim kurulunun aldığı karar ile ilgili olarak ise toplantıya katılamayan üyenin karara etki edip edemeyeceğinin bir önemi bulunmamaktadır. Zira "nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması" talebinin görüşüleceği yönetim kurulu toplantısına C grubu hisselerini temsil eden üyenin katılması yönetim kurulunun teşekkül ettirilebilmesi için şarttır.Somut olayda, dava konusu nama yazılı hisse devrinin onaylanması talebi C grubu hisselerini temsil eden üyenin bulunmadığı bir toplantıda karara bağlanmış olup yok hükmündedir. TTK'nın 494/3. Maddesindeki, şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır, şeklindeki düzenlemeye göre, davalı şirket tarafından hisse devrinin onaylanması talebi usulünce reddedilmediğinden kabul edilmiş durumdadır.Yukarıdaki açıklama ve tespitler saklı kalmak kaydıyla tarafların istinaf sebepleri nazara alınarak bağlama ilişkin hususların da değerlendirilmesi gerekmiştir.TTK'nın 493/1. Maddesine göre, şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir. Anılan maddenin 2. Fıkrasına göre ise, pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur.Şirket ana sözleşmesinin 8.1. Maddesi, "Pay sahipleri, Şirket’in ve Şirket’in iştiraklerinin faaliyette bulunduğu sektörlerde öncü bir konumda bulunabilmek ve Şirket’in işbu esas sözleşmede yer alan amaç ve konularını gerçekleştirmek için Şirket’in sürekli olarak yüksek düzeyde teknik bilgi (know-how) kullanması, geniş bir ağa sahip olması, profesyonel düzeyde uzmanlığa sahip olması gerektiğini ve ayrıca önemli miktarlarda yatırım yapması gerektiğini ve emsalsiz becerilere ve deneyime sahip olan (A) Grubu, (B) Grubu ve (C) Grubu Pay Sahiplerinin tamamının, birlikte Şirket’in büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı yanı sıra pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması konusunda Şirket’te önemli bir yere sahip olduklarını kabul etmektedirler. Bu sebeple, nama yazılı paylar ancak Şirketin onayı ile devredilebilir. Bu onay Şirketin Yönetim Kurulu'nun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararı ile verilir.” şeklindedir.Ana sözleşmenin 8.1(i) maddesinde ise pay devrinin ya da devralanın işbu esas sözleşme şartlarına veya pay sahipleri arasındaki pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine aykırı olması halinde pay devrine ilişkin onay isteminin reddine karar verilebileceği düzenlenmiştir.Davalı şirkete nama yazılı hisselerin devrinin onaylanması için ... ve ... tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 12/06/2019 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile başvurulması üzerine, davalı şirketin 24/06/2019 tarih ve 2019/6 sayılı yönetim kurulu kararında, ana sözleşmenin 8.1 ve 8.1(i) maddesi anımsatıldıktan ve ... Holding A.Ş. tarafından diğer hissedarlara gönderilen, ön alım haklarını kullanma bildirimine karşı diğer hissedarların devre muvafakatleri bulunmadığının bildirildiği ifade edildikten sonra, "... Holding A.Ş. ile ... İç ve Dış Tic. A.Ş. arasındaki hisse devir işleminin özellikle Şirket Ana Sözleşmesi'nin 8.1. maddesine aykırı olması nedeniyle ve Şirket'in içinde bulunduğu süreç dikkate alındığında pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması hususunun hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığı için büyük önem arz etmesi karşısında ... Holding A.Ş.'nin Şirket sermayesinin %21,68'ine tekabül eden toplam 21,783.500TL nominal bedelli 43567 adet C Grubu payını ... İç ve Dış Tic. A.Ş.'ye devri işleminin kabul edilmemesine ve buna bağlı olarak pay devri işleminin Pay Defterine işlenmesi talebinin reddedilmesine oybirliğiyle" karar verilmiştir. Görüldüğü üzere yönetim kurulunca, şirket ana sözleşmesi'nin 8.1. maddesine aykırı olması ve pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması hususunun hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığının korunması hususları red sebebi yapılmıştır.TTK'nın 493. Maddenin gerekçesinde, anonim şirkette her türlü haklı görülebilecek sebebi "haksı sebep" olarak esas sözleşmeye koyamayacağı, haklı sebeplerin ikinci fıkrada yani kanunen gösterilmiş sebeplerden birine girmesi gerektiği, ayrıca esas sözleşmede 493 üncü maddenin ikinci fıkrasına göndermede bulunmanın yeterli olmadığı, haklı sebebin kanundaki haklı sebeplere uygun bir şekilde somutlaştırılması gerektiği, haklı sebep kategorilerinin paysahipleri çevresinin bileşimi, şirketin konusu ve işletmenin bağımsızlığı olarak belirlendiği açıklanmıştır. Kanunun gerekçesinde sayılan bu üç kategorinin birine girmek kaydıyla haklı sebepler sınırlı sayı (numerus clausus) değildir. Ana sözleşmenin 8.1 maddesinde, emsalsiz becerilere ve deneyime sahip olan (A) Grubu, (B) Grubu ve (C) Grubu Pay Sahiplerinin tamamının, birlikte Şirket’in büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı yanı sıra pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması konusunda Şirket’te önemli bir yere sahip olduklarını kabul etmekte oldukları ifade edilmiş ancak hisse devrinin söz konusu olması halinde devre onay verilmesi için hangi hususların aranacağı düzenlenmemiş, somutlaştırılmamıştır.Aynı şekilde ana sözleşmenin 8.1(i) maddesinde ise pay devrinin ya da devralanın işbu esas sözleşme şartlarına veya pay sahipleri arasındaki pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine aykırı olması halinde pay devrine ilişkin onay isteminin reddine karar verilebileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, hisse devrine onay verilmemesini gerektiren sebeplerin ana sözleşmede açıkça yazılması gereklidir. Dolayısıyla pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan atıf geçerli değildir. Yönetim kurulunun nama yazılı hisselerin devrine onay verilemesi isteminin reddine dair kararında "pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması" hususuna vurgu yapılmış ise de, yukarıda açıklandığı gibi bu durum somutlaştırılmamış olup Kanunun tekrarı niteliğindedir. Anonim şirketlerde nama yazılı hisseler serbestçe devredilebilir. Ancak bu devir belli şartlarda sınırlandırılabilir, devir yasaklanamaz. Dolayısıyla ana sözleşmeye nama yazılı hisselerin devrini engelleyici hükümler konulamaz. Davalı şirketin nama yazılı hisselerin devrini sınırlandıran 8.1 maddesi, birleşen dosya davacısı ...'nin hisseleri devralmasına onay verilmemesini gerektiren bir önemli neden içermemektedir. Davalının diğer hissedarlarının ise devre onay verme yetkileri bulunmayıp, devre muvafakatlerinin bulunmamasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. .... Pay Sahipleri Sözleşmesi ise sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince birleşen dasya davacısı ...'ye karşı ileri sürülemez. Davalı şirketin nama yazılı hisselerin devrine onay vermemesi TTK'nın 493/1-2 maddesi anlamında önemli bir sebebe dayanmamaktadır.Sonuç olarak, mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilerek, birleşen dosya davacısı ...'nin 43.567 adet 21.783.500 nominal bedelli C grubu pay itibariyle davalı şirketin ortağı olduğunun tespitine ve pay defterine kaydına karar verilmesi gerekirken asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince pay devrinin reddedilmesine ilişkin yönetim kurulu kararları için özel bir toplantı ve karar nisabı öngörülmediği, C grubu pay sahiplerini temsilen yönetim kurulu üyesinin karara etki edemeyeceği ve davalı şirketin ortakları arasına girecek olan birleşen davanın davacısının vakıf olacağı bilgileri dava dışı ... vasıtası ile kullanabilmesi ve inşaat alanında rakip firma haline gelerek davalı şirketin büyümesi ve faaliyetinin devamlılığına olumsuz etki edebileceği nedeniyle davalı şirketin pay devrine onay vermemesine ilişkin gerekçelerinin pay devrinin reddi açısından önemli sebep teşkil ettiğinden bahisle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle asıl dosya davacısı vekilinin ve birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Asıl dosya davacısı vekilinin ve Birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı KABULÜNE, 2-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarası ile kayıtlı birleşen dosya davacısı ...'nin, davalı ....'nin 43.567 adet 21.783.500 nominal bedelli C grubu pay itibariyle davalı şirketin ortağı olduğunun TESPİTİNE ve pay defterine KAYDINA, 3-Asıl dava yönünden; a-Karar ve ilam harcı başlangıçta peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 44,40 TL, peşin harç 44,40 TL, posta ve tebligat gideri 63,70 TL olmak üzere toplam 152,50 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Birleşen dava yönünden; a-Karar ve ilam harcı başlangıçta peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 44,40 TL, peşin harç 44,40 TL, posta ve tebligat gideri 124,90 TL olmak üzere toplam 213,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Asıl davada davacı ve birleşen davada davacı vekillerince yatırılan istinaf karar harcının istem halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine, b-Asıl dava davacısı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ile posta ve tebligat gideri 100,00 TL olmak üzere toplam 262,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacı ... verilmesine, c-Birleşen dava davacısı tarafından yatırılan başvuru harcı 162,10 TL ile posta ve tebligat gideri 40,00 TL olmak üzere toplam 202,10 TL'nin davalıdan alınarak davacı ...'ne verilmesine, 7-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.