Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1767

Karar No

2025/134

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1767
KARAR NO: 2025/134
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/07/2018
NUMARASI: 2016/847 Esas - 2018/798 Karar
DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/02/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında İzmir İli Tire İlçesi ... Köyü adresinde kayıtlı tapuda ... pafta ve ... parselde kayıtlı bulunan akaryakıt/otogaz satış yeri ve müştemilatının işleticlliği hususunda 13.10.2010 başlangıç tarihli 5 yıl süreli ... Dağıtım A.Ş. Bayilik Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, Davalı bayii anılan Bayilik Sözleşmesi çerçevesinde müvekkil şirket bayisi olarak faaliyet göstermekte iken müvekkil şirkete keşide etmiş olduğu Tire ... Noterlİği'nln 05.03,2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasında münaklt Bayilik Sözleşmesini haksız şekilde tek taraflı olarak süresinden önce feshetmiş olduğunu, Taraflar arasında imzalanmış davaya konu Bayilik Sözleşmesi 13.10.2010 tarihinde S yıl süre ile İmzalanmış olup sözleşme esasen 13.10.2015 tarihinde sona erecek iken davalı şirket Bayilik Sözleşmesini süresinden önce haksız şekilde feshetmek suretiyle sözleşmeyi ihlal ettiğini, Müvekkil şirket davalı tarafa keşide etmiş olduğu Beyoğlu ... Noterliğinin 13.05.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile; müvekkil şirket ile akdetmiş olduğu Bayilik Sözleşmesinin feshinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu sebeple anlaşmadan ve kanundan kaynaklanan tüm yasal talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile Bayilik Sözleşmesinin süresinden önce haksız bir şekilde feshi sebebi ile müvekkilin uğramış olduğu kar mahrumiyetinin ihtarnamenin tebliğini müteakip 3 (üç) gün içerisinde ödenmesi hususları ihtaren bildirildiğini, Davalı şirketin taraflar arasında münakit Bayilik Söz I eşme si'ni haksız, hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı bir şekilde süresinden önce feshetmiş olması nedeniyle davalı müvekkil şirketin uğramış olduğu zararları tazmin etmek durumunda olduğunu belirterek Müvekkil şirketin diğer hak ve alacaklarına ilişkin her türlü talep hakkı saklı kalmak kaydıyla; Tahkikat sonucunda müvekkilimizin alacağının değerinin tam ve kesin olarak belirtene bilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere. Sözleşmenin başlangıç tarihinden sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshi tarihine kadarki dönemde davalı şirket tarafından alınan ürün miktarlarının tespiti ile; anılan ürün alım miktarları esas alınmak suretiyle sözleşmenin süresinin bitim tarihî olan 13.10.2015 tarihine kadar hesaplanacak müvekkil şirket kar kaybının şimdilik KDV dahil 10.000,00- USD'si temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya uygulanacak en yüksek faizi İle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ite vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf 11.07.2014 tarihli dava dilekçesi ile 13.10.2010 başlangıç tar İtli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin, müvekkil şirket tarafından haksız feshedilmesi uğranıldığı iddia edilen sözleşme süresinin sonu ereceği tarihe kadar geçecek oluşacak kar kaybı bedeii clarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı il USD nin, temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya uygulanacak en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiğini, davanın tüm yönleri ile aykırı olup, reddi gerektiğini, HMK, madde 166 gereğince birleştirme talebimiz hakkıî Müvekkil şirket ile davacı şirketin dahil olduğu grubun bir diğer firması A.Ş. (davamızın davacısı ... Dağıtım A.Ş..) arasında, benzer doğmuş ve birbirini etkileyecek nitelikte olan bir başka dava daha bulunmak davanın sebebi, avm isletmedeki haksız fesihten doğan kar kaybı olduğunu, İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/275 E. sayılı dosyası ile Açıkladığımız nedenlerle öncelikle HMK. madde 166 gereğince Savın Mahkem davanın, daha önceki bir tarihte açılmış olan İstanbul 45. Asliye Ticaret M. 2013/275 E. sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Yapılan tespit ve değerlendirmeler, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından; davalı şirketin taraflar arasında düzenlenen ve yürürlüğe giren akaryakıt satışı bayilik sözleşmesini haksız olarak feshettiği, bu fesih nedeniyle davacının uğramış olduğu müspet zararları ve bu kapsamda kar kaybı zararını tazmin ile yükümlü olduğu sorumluluğunu azaltacak yahut ortadan kaldıracak bir husus bulunmadığı gibi kusurlu olmadığını ispatla yükümlü olan davalının geçerli ispat vasıtaları ile kusuru bulunmadığının kanıtlayamadığı, sözleşme süresinin taraflar arasında kurulan sözleşme olan 13/10/2010 tarihli sözleşme ve bu çerçevede davalının sözleşmeyi fesih tarihi olan 05/03/2013 tarihinden sözleşmenin olağan infisah süresine kadar olan tazminat talebinde bulunabileceği davacı tarafça iddia edilmiş ise de yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde bu sürenin ve zararın tazmini bakımından aynı bölgede davacı dağıtıcının yeni bir bayii ile sözleşme düzenleyerek ürünlerinin pazarlama ve dağıtım kanalı bulabileceği makul süre üzerinden hesaplama yapılması gerektiği anlaşılmış, yukarıda da değinildiği üzere davacı taraf bu konuda EPDK ya yazı yazılarak aynı bölgede yeni bir bayilik sözleşmesi kurulup kurulmadığının sorulmasını istemiş ise de bu sürenin gerçek bir bayilik sözleşmesi kurulup kurulmadığından ziyade bu sözleşmenin kurulması ve yeni bir bayi ile dağıtım ve satış kanalı elde edilmesi için sektörel olarak hesaplanacak makul bir süre olduğu dikkate alındığında davacının yeni bir bayi ile bayilik sözleşmesi hiç kurmamış dahi olsa sözleşmenin olağan infisah süresi içerisindeki kazanç kaybı alacağı bulunduğundan bahsedilemeyeceği, bu kazanç kaybının sektörel araştırma ve analiz çerçevesinde tespitinin mümkün olduğu, olağan infisah süresinin 13/10/2015 tarihi olmakla birlikte kar kaybı ile güdülen amacın dağıtıcının yapması gereken yani bir bayilik sözleşmesine kadar geçen süre içinde uğranılan zararı karşılamak olduğu, bu çerçevede hükme esas alınan son bilirkişi heyet raporu doğrultusunda sözleşmenin haksız feshedildiği tarihten itibaren geçecek makul sürenin 3 ay olduğu nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile 11.180,77TL maddi tazminatın (kar kaybı zararı) 27/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kar mahrumiyeti alacağının aynı bölgede yeni bayilik tesis edilebilecek süreyle sınırlı olarak hesaplanacağı kabul edilse bile yerleşik Yargıtay içtihatlarında bu sürenin 6 ay olabileceğinin ifade edilmesi karşısında 3 aylık tespit üzerinden tesis edilen hüküm hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, mahkeme kararında yeni bayilik tesisi için makul sürenin 3 ay olarak belirlenmesi yerleşik içtihatlara, hukuka, hakkaniyete ve sektörel esaslara aykırı olduğunu, içtihatlar doğrultusunda yeni bayilik tesisi için aranacak sürenin 6 ay olduğu kabul edildiğinde ortaya çıkan kar mahrumiyeti tutarı dava konusu talebinin dava tarihindeki TL karşılığının da üzerinde olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ilk Derece Mahkemesi kararı, belirtilen itirazlar bakımından değerlendirme içermemesi ve bunların dikkate alınmamış olması nedeniyle de hukuka aykırı olduğunu, davanın bilirkişi raporundaki kalan tüm süreyi kapsayan hesaplama doğrultusunda, 117.552,33 TL üzerinden hüküm altına alınması gerektiğini, davalının sözleşmeyi 5 yıllık sözleşme süresi dolmadan ve haksız olarak feshettiği hususu bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, kar mahrumiyeti hesabının 3 aylık bir süre ile sınırlandırılması gerek sektördeki gerçek durum gerekse hukuki düzenlemeler uyarınca mümkün olmadığını, nitekim bayilik sözleşmesinin davacı tarafça haksız olarak feshedildiği 07.05.2013 tarihinden bu güne kadar geçen 5 yıla yakın sürede davalının aynı bölgede yeni bir bayilik tesis edemediğini, bu fiili durum karşısında 3 aylık sürenin makul olmadığını, raporda 3 aylık süre, yeni istasyon inşaat süresi olarak belirlenmiş olup yeni bayilik tesisi bakımından inşaat süresine denk süre esas alınması aynı zamanda açıkça çelişkili olduğunu, yeni bir bayilik tesisi dağıtıcı açısından yeniden yatırım yapılması ve bu iş için önemli miktarlarda bedel harcanmasını da beraberinde getirdiğini, Petrol ve LPG piyasasındaki rekabetçi ortam nedeniyle yeni bayilik tesis etmenin maliyeti oldukça yüksek olduğunu, bu husus da göz önüne alındığında davacının sözleşme şirketin 3 ay gibi kısa bir sürede aynı koşulları yaratacak bir bayilik ilişkisi tesis etmesinin olanaklı olmadığı tartışmasız olarak kabul edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda sözleşme bitim süresine göre hesaplanan kar kaybının 117.522,33 TL olarak tespit edilmiş olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki hukuka aykırı taleplerinin tümden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki 2010 tarihli sözleşme, rekabet hukuku kuralları çerçevesinde geçersiz olduğunu, zira davacı şirket, rekabet kuralları gereğince 2005 yılında akdedilen sözleşmedeki azami 5 yıllık sözleşme süresini aşmak adına, ortada hiçbir neden yokken sözleşmeyi, ilk sözleşme sona ermeden yenilediğini, bu yenileme kasdı kabul görecek bir işlem olmayıp, yapılan yeni sözleşmenin rekabete aykırı hükümleri bu nedenle geçersiz olduğunu, kabul etmemekle birlikte bir an için sözleşmenin geçerli olduğunu ve feshin haksız olduğunu varsaydığımızda dahi davacının kar kaybı talebinin kabulünün mümkün olmadığını, zira geçersiz olduğunu iddia ettiği taraflar arasındaki sözleşmede, davacının haksız feshi halinde, karşılıklı olarak davalıya tanınmış herhangi bir hak bulunmadığını, bu nedenle davacının tek taraflı olarak kendi lehine düzenlediği sözleşme gereğince kar mahrumiyeti talebinin reddi gerektiğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunun hesap incelemeleri başlıklı 3. Bölümünde de belirtildiği üzere davacının 2010 yılına ait defterlerinin kapanış tasdiki yasal süresi içerisinde yapılmadığını, usulüne uygun olarak tutulmayan defterin tacirin lehine delil olarak kullanılamayacağını, davalının herhangi bir sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte taraflar arasında yapılan sözleşme Türk Lirası üzerinden yapılmış olup, yabancı para üzerinden talepli olarak açılan davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte, eğer davacının kar kaybı talebinin haklı olduğuna kanaat getirilecek ise raporda belirlenen 3 aylık sürenin çok olduğu bile söylenebileceğini, bu nedenle ilk bilirkişi raporundaki 3 aylık makul süre hesabına göre belirlenen kar kaybı rakamdan indirim yapılması gerektiğini, ayrıca hükme esas alınan rapordaki tespitlerin ve hesaplamaların aleyhine olan kısımlarını kabul etmediklerini, davacının bu denli yüksek miktarda bir kaybının çıkmasının mümkün olmadığını, ayrıca rakamların, davalı şirket defterleri ile de teyit edilmesi gerektiğini, bulunan rakamın fahiş olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı tazminatı davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kar kaybının hesaplanacağı süre noktasındadır. Taraflar arasında 13/10/2010 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinin, davalı bayi tarafından davacı muhatabına çekilen Tire ... Noterliğinin 05/03/2013 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, kurumsal kimlik giydirmelerinin yenilenmesi sözünün yerine getirilmemesi nedeniyle fesih edildiği ihbar ve ihtar edilmiştir.Davacı tarafça, bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız feshi nedeniyle uğranılan kar kaybı zararının tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 27.1 maddesinde dağıtıcıya fesih yetkisi tanınmış iken, bayiye fesih yetkisi tanınmamıştır. Ancak bu durum bayinin sözleşmeyi haklı feshetmesine engel değildir. Bu halde bayi sözleşmeyi haklı feshettiğini ispatla yükümlüdür. Davalı bayi, sözleşmenin feshine ilişkin Tire ... Noterliğinin 05/03/2013 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesine kurumsal kimlik giydirmelerinin yenilenmesi sözünün yerine getirilmemesini fesih nedeni olarak göstermiş ise de, davacının kurumsal kimlik giydirmelerinin yenilenmesi yönünde bir taahhüdü bulunduğu hususu ispatlanamamıştır. Bu halde bayilik sözleşmesinin davalı bayi tarafından haksız feshedildiğinin kabulü gerekir.TBK'nın 126/1. Maddesine göre, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Kar mahrumiyeti müspet zararlardan olup müspet zarar ise; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Bayilik sözleşmesinin 27/1-b maddesinde dağıtıcının fesih halinde kar mahrumiyeti talep edebileceği düzenlenmiştir. Davalı taraf bayilik sözleşmesini haksız feshettiğine göre davacının sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle oluşan kar mahrumiyeti zararından sorumludur. Yargıtay 11. HD'nin yerleşik kararları gereğince de, sözleşmenin haksız feshi halinde davacı, davalı tarafça sözleşmenin feshi üzerine aynı nitelikteki bir işi, aynı koşullarda, ne kadar sürede temin edebilecek ise bu süre için müspet zarar isteminde bulunabilir(Yargıtay 11. HD'nin 29.02.2024 Tarih 2023/3589 E. - 2024/1639 K. Sayılı Kararı). Taraflar arasında imzalanan sözleşme 13/10/2015 tarihinde sona erecek iken 05/03/2013 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davacının 05/03/2013-13/10/2015 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunması mümkündür. Ancak bu halde, kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda bilirkişiye inceleme ve tespit yaptırılması ve davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli makul süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerekir. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının yeni bir bayilik tesis etmesi için gerekli olan makul sürenin 3 ay olduğu ve bu süreye tekabül eden kar kaybının 11.180,77 TL olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından hesaplanan söz konusu tutar uygulama ve Yargıtay içtihatlarına uygun olup, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 191,00 TL harcın, alınması gerekli olan 763,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 572,75‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim