Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1707

Karar No

2025/138

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1707
KARAR NO: 2025/138
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/06/2021
NUMARASI: 2019/271 Esas - 2021/408 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/02/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, müvekkili banka ile kredi borçlusu dava dışı ...Ltd. Şti arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların iş bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borçluların borçlarını ödememeleri neticesinde Kartal ... Noterliğinin 14/09/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, alacağın muaccel hale gelmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takip tarihi olan 03/10/2018'den sonra müvekkili bankaya tevdi edilen çeklerden kaynaklı olarak muhtelif tarihlerde toplam 1.301.703,49 TL tahsil edildiğini, tahsilatların takip tarihinden sonra yapılması nedeni ile ödemelerin icra müdürlüğünce dikkate alınmasına karar verilmesi gerektiğini, davalıların itiraz dilekçesinde bildirdikleri tüm hususların ve buna ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun ve müvekkili bankanın alacağının tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu belirterek davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, takibin takip talebinde yazılı şartlarla devamına, takip sonrası ödemelerin icra müdürlüğünce dikkate alınmasına, borçluların %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde, müvekkillerinin icra takibine konu genel kredi sözleşmesinde asıl borçlunun yanında kefil olduklarını, asıl borçlu lehine konkordato davasında geçici mühlet kararı verildiğini, varlığı asıl borca bağlı olan kefiller yönünden borcun muaccel hale gelmediğini, kefiller aleyhine icra takibi başlatılamayacağını, davacının konkordato davasındaki tedbir kararlarına ve kanuna açıkça aykırı olmasına rağmen Genel Kredi Sözleşmesi borçlusu dava dışı ... şirketinin hesabında bulunan ve ... şirketine ait olan müşteri çeklerinin tahsilatlarından Genel Kredi Sözleşmesi taksitlerini tahsil ettiğini, davacı yanca yapılan tahsilatların bir kısmının dava dilekçesinde belirtildiğini, davacının herhangi bir muaccel borç olmamasına rağmen hukuka aykırı olarak dava dayanağı olan icra takibini başlattığını, kredi borcunu muaccel hale getiren, faiz ve diğer yan edimlerin uygulanması sonucunu doğuran hesap kat işleminin yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça genel kredi sözleşmesi alacaklarına faiz işletemeyeceğini, faize ek olarak kesintiler yapamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bilirkişi ek raporunda takip tarihi ile dava tarihi arasında yapılan ödemeleri TBK 100. Maddesini dikkate alarak yaptığı hesaplamada kalan alacak tutarını en son ödeme tarihi olan 22/02/2019 tarihine göre hesaplamıştır. Yargıtay Yerleşik Uygulamasına göre takip tarihi ile dava tarihi arasında ödeme yapılması durumunda TBK 100'e göre yapılacak hesaplamada dava tarihine kadar hesaplama yapılması gerekmektedir. Bilirkişi ek raporunun 4. Sayfasında hesap tarzı gösterilmiş olup, bu hesap tarzından hareketle 22/02/2019 en son ödeme tarihi itibariyle kalan alacak tutarı 881.734,07 TL asıl alacak olarak bulunmuş olup, 22/02/2019 tarihi ile dava tarihi olan 10/05/2019 aralığında 78 gün bulunduğu görülmekle, dava tarihi esas alınarak hesaplama yapıldığında; 881.734,07 TL asıl alacak X en son ödeme tarihi ile dava tarihi arasında geçen 78 gün X %33,60 temerrüt faizi / 36000 = 64.190,24 TL bu tarih aralığında işlemiş temerrüt faizi ve temerrüt faizinin %5'i oranında hesaplanan 3.209,51 TL BSMV olmak üzere davacının dava tarihi itibariyle alacağı 881.734,07 TL asıl alacak, 64.190,24 TL işlemiş temerrüt faizi, 3.209,51 TL de BSMV olmak üzere toplam 949.133,82 TL olarak bulunmuştur ancak dava dilekçesi incelendiğinde dava değerinin 617.379,18 TL olarak gösterilmesi nedeniyle taleple bağlılık kuralı da dikkate alınarak takip talebinde 10 ve 11 nolu olarak gösterilen TL cinsli krediler açısından 617.379,18 TL'lik asıl alacak üzerinden itirazın iptaline, sözleşmelerde kefillerden depo talebi ile ilgili açık hüküm bulunmadığından gayrinakdi kredi açısından davanın ise reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hesap kat işlemi yapamayacağını, hesap kat işleminin hukuka aykırı olduğunu, iik madde 296 hükmü gereğince kredi borcunu muaccel hale getiren, faiz ve diğer yan edimlerin uygulanması sonucunu doğuran hesap kat işleminin yapılmış olması usul ve yasaya aykırı olduğun, davacının hesabın kat edildiğine ilişkin bu beyanına dayanak işlemin yasaya aykırı olduğunu,davacı tarafın konkordato dosyası kapsamında verilen ihtiyati tedbirin kararına aykırı olarak ve ihtiyati tedbir kararından sonra gönderdiği ihtarname ile davalıların temerrüde düşürüldüğü yönündeki iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, takip konusu borcun muaccel olmadığını ve kefilin sorumluluğu bulunduğunu, dava dışı ... şirketinin konkordato davası kabul edilmiş ve davacının alacağı dosya kapsamında kayıt altına alındığını, davacının GKS alacaklarına faiz işletemeyeceğini, yine faize ek olarak kesintiler yapamayacağını, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporuna ve bilirkişiye itirazlarımnın değerlendirilmediğini, bilirkişi tarafından kredi geri ödeme planlarının incelenmediğini, bankanın sunduğu ve dayanağı olmayan listelere göre rapor tanzim edildiğini, davacı kayıtlarına göre kredi borcunun büyük bir bölümü ödenmiş bu ödeme asıl borçludan alınan çeklerin tahsili ile gerçekleşmiş olup ödeme miktarının net bir şekilde tespit edilebilmesi için dava dışı asıl borçlu ... şirketinin ticari defter ve belgelerinin de incelemesi gerektiğini, özellikle şirket tarafından davacıya teslim edilen çeklere ait doküman, çek teslim ve tesellüm belgeleri, kredi geri ödeme planları yapılacak bilirkişi incelemesinde tespit edilmesi gerektiğini, ne var ki bilirkişi tarafından gerekli inceleme yapılmaksızın rapor tanzim edilmiş, tarafımızca rapora ve bilirkişiye itiraz edilmiş olmasına rağmen mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, vadesi geçtiği halde ödenmeyen kredi borcu olup olmadığı konusunda bilirkişi kök ve ek raporunda her hangi bir açıklama yapmadığını, banka tarafından ihtarname gönderilmesi temerrüt için yeterli bir koşul olmadığını, temerrüdün oluşması için öncelikle vadesi geldiği halde ödenmeyen bir alacağın olması gerektiğini, davalı banka ihtarnamesinde sözleşmeyi feshettiğini beyan etmekle birlikte bunun somut gerekçesini açıklamaktan kaçındığını, bilirkişi temerüdün somut gerekçesini raporunda açıklamadığını, davacı tarafından asıl borçlu dava dışı ... firmasının konkordato dosyasına alacak kaydı yaptırılmış olması karşısında; hukuka aykırı yapılan kat işlemini dayanak göstererek kefiller aleyhine mükerrer ve fazlaya ilişkin tahsilat taleplerini içeren, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan bu davanın reddi gerektiğini, davalıların aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kredi borçlusu dava dışı şirketin konkordato ilan etmesi nedeniyle hesabın kat edilip edilemeyeceği ve kredi borcunun kefillerden talep edilip edilemeyeceği noktasındadır.Davacı banka ile dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında 1.600.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalı ... bu sözleşmeye 12/12/2014 tarihinde 1.600.000,00 TL limit ile müteselsil kefil olmuş; 20.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalı ... ile ... bu sözleşmeye 26/12/2014 tarihinde 20.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil olmuştur.Davacı banka tarafından kredi borçlusu ve davalı muhataplarına çekilen Kartal ... Noterliğinin 14/09/2018 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği ve kredi borcunun ödenmesi ihtar olunmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "genel kredi sözleşmesi ve ihtarname" sebebine dayalı olarak toplam 2.076.588,12 TL alacağın tahsili istemiyle 03/10/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca takip sonrası tahsilatlar düşülerek 617.379,18 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Dava dışı kredi borçlusu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Tarafından 12/09/2018 tarihinde konkordato davası açılması sonucunda Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/718 Esas sayılı dosyasında 14/09/2018 tarihinde 3 ay geçici mühlet, 11/12/2019 tarihli ara karar ile geçici mühletin 2 ay süre ile uzatılmasına, 11/02/2019 tarihli ara karar ile de 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmiş, 12/08/2020 tarihinde ise konkordato projesinin tasdikine karar verilmiştir. Dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Hakkında konkordato projesinin tasdikine ilişkin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/08/2020 Tarih ve 2018/718 E. - 2020/361 K. Sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 05/02/2021 Tarih ve 2020/1858 E. - 2021/274 K. Sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararda, ...'nin istinaf dilekçesine verilen cevapta "...'nin olumsuz oy kullanması konkordatonun tasdiki için gerekli olan nisapların sağlanmasını engellememiştir." şeklinde beyanda bulunduğu ifade edilmiştir. Buna göre, davacı ...'nin konkordato projesine olumsuz oy kullandığı anlaşılmaktadır.Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konkordatonun sözleşmelere ve kefillere etkisinin değerlendirilmesi gerekir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 296/1. Maddesi, "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez." şeklinde düzenlenmiştir.Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından geçerli değildir(Dilek Aydemir, ‘Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkisi’ (2019) 15 (43) Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Dergisi 547). Ancak konkordato alacaklısının, borçluya konkordato mühletinin verilmesi ile birlikte kefile karşı takip yapabilmesi için ayrıca bu borcun da muaccel olması gerekir; zira iflâstaki kuralın (İİK m 195) aksine borçluya konkordato mühleti verilmesi ile borç kendiliğinden muaccel hale gelmez ve sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa alacak asıl borçluya karşı muaccel olmadan da kefile karşı muaccel olamaz. Müteselsil kefalette alacaklı, konkordato mühletinin verilmesiyle birlikte borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden doğrudan kefili takip edebilir (TBK m 586, I). Bu hükme göre, asıl borçlu hakkında konkordato geçici mühleti kararı verilmişse, artık müteselsil kefile karşı alacaklının doğrudan başvuru hakkı doğmaktadır. Alacaklının kefile karşı İİK m 303’deki imkândan tam olarak faydalanabilmesi için onun alacağını kaydettirmesi gerekir. Her ne kadar İİK m 303’de alacaklının kefile karşı başvuru hakkını koruyabilmesinin bir şartı olarak alacaklının alacağını kaydettirmesi öngörülmüş olmasa da, TBK m 594’de açıkça alacaklının alacağını kaydettirmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Alacaklının alacağını konkordato komiserine ilandan itibaren belirli süre içerisinde bildirmesinden sonra, komiser bu alacak bildirimi üzerine borçlunun beyanını alır. Eğer alacaklının alacağını veya alacağın miktarını borçlu kabul etmezse, alacak veya miktarı çekişmeli duruma gelir. Alacağı itiraza uğramış olan alacaklı, konkordatonun tasdiki durumunda tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açmalıdır (İİK m 308/b,I). Kefaletle güvence altına alınmış çekişmeli alacak sahibi söz konusu bu davayı açmazsa TBK m 594, II’deki hakların korunması için gerekeni yapmamış olur ve böylece kefil zarara uğramış olabilir; bu halde ise TBK m 594, III gereği, alacaklı kefilin uğradığı zarar miktarı ölçüsünde ona başvuru hakkını kaybeder. Dolayısıyla bu tür çekişmeli alacaklarda alacaklının alacağını sadece konkordatoya kaydettirmesi yeterli olmayıp, ayrıca kanunda hakkın korunması için gerekli diğer işlemlerin de yerine getirilmesi gerekir. İİK m 303, I’e göre, konkordatoyu reddeden (muvafakat etmeyen) alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder ve alacaklı asıl borçluya kefil olan kimseden sanki konkordato yokmuş gibi alacağının tamamını talep etme hakkına sahip olur. Başka bir deyişle, konkordatonun tasdik edilmesi ile birlikte konkordato projesinde asıl borcun vade veya tenzilat ile ödenmesi öngörülmüş olsa dahi, alacaklı alacağını herhangi bir vadelendirme veya tenzilat yapılmaksızın kefalet borcunun normal vadesinde tam olarak kefilden talep edebilme hakkına sahip olur(Levent Börü, "Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkileri", İstanbul Hukuk Mecmuası, sayı:78/3, sayfa: 1255 ve 1259-1261). Somut olayda, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hakkında konkordato talep edildikten sonra hesap kat edilmiştir. İİK'nın 296/1. Maddesine göre konkordato başvurusu nedeniyle sözleşmenin feshi ve borcun muaccel hale gelmesi mümkün olmadığından ve kefillere başvuru için asıl borcun muaccel olması gerektiğinden, kredi alacağının konkordato başvurusundan önce muaccel hale gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerekir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporunda hesap kat ihtarıyla talep edilen asıl alacak kalemlerinin davacı banka kayıtlarıyla uyumlu olduğu ifade edilmiş ise de, hesap kat tarihi ve konkordato başvuru tarihi itibariyle ödenmesi gereken ve ödenmesinde gecikilmiş bir kredi borcu bulunup bulunmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu haliyle bilirkişi kök ve ek raporları hüküm vermeye elverişli olmayıp, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu halde, ilk derece mahkemesince yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda hesap kat tarihi ve konkordato başvuru tarihi itibariyle ödenmesinde gecikilmiş bir kredi borcu bulunup bulunmadığının tespiti bu duruma gerekirse yeniden hesaplama yapılması yönünde bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim