mahkeme 2021/1491 E. 2024/259 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1491
2024/259
27 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1491
KARAR NO: 2024/259
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/04/2021
NUMARASI: 2017/1067 Esas - 2021/498 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/02/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVA;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin iki ortaklı bir limited şirket olup, davacı müvekkilinin 1.750.000,00 TL kayıtlı sermayesi bulunan davalı şirketin 857.500,00 TL sermaye payı ile %49 oranında ortağı olduğunu, davalı şirketin %51 oranındaki diğer ortağının ise davacı müvekkilinin eşi ... olduğunu, davacı ve eşinin, son birkaç yıla kadar evliliklerini ve ticari ortaklıklarını sevgi ve saygı çerçevesinde yürüttüklerini, ne var ki özellikle son 1-1,5 yıl içerisinde ...’in davacı müvekkiline karşı tavırlarının değişmeye başladığını, eşi ve evine karşı ilgisizliğin baş gösterdiğini, eşinin ilgisiz tavırları nedeniyle arkasından iş çevrildiğini düşünen davacı müvekkilinin yapmış olduğu araştırma neticesinde ...’in müvekkilinin haberi ve izni olmaksızın 02.03.2017 tarihinde tarafların neredeyse yarı yarıya ortak bulundukları davalı şirket ile aynı iştigal konusu ile faaliyet göstermek üzere tek başına ... San. Ltd. Şti. unvanlı bir şirket kurduğunu öğrendiğini, ...’in bu hareketinin, tarafların neredeyse yarıya ortak bulunduğu davalı şirketin değerini düşürdüğünü ve davalı şirketin gelirlerinin azalmasına sebep olduğunun/olacağının ise izahtan vareste olduğunu, bunun yanında davalının, tarafların neredeyse yarı yarıya ortak bulundukları davalı şirket ile aynı iştigal konusu ile faaliyet göstermek üzere tek başına ... Şirketi’ni kurmakla kalmadığı, davalı şirketin kiracı bulunduğu “... Cad. ... Park No:... ... Kat No:... Bakırköy/İST” adresindeki dükkana ilişkin kira sözleşmesini herhangi bir ortaklar kurulu kararı olmaksızın feshederek dükkanı mal sahibinden kendi kurduğu ... Teknik şirketi için kiraladığını beyanla davanın kabulü ile davacı müvekkilinin TTK 638/2 maddesi uyarınca davalı şirketteki ortaklıktan çıkmasına, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden hesaplanacak pay bedelinin (HMK 107 maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL’nin) yasal faizi ile birlikte davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP ve KARŞI DAVA; Davalı vekili karşı dava ve cevap dilekçesinde; Davacı ...’in müvekkili şirketin diğer ortağı ve yöneticisi olan dava dışı eşi ...’e İstanbul 16. Aile Mahkemesinde 2017/784 E.sayısı ile boşanma davası açtığını, dava dilekçesi incelendiğinde ortada bir boşanma probleminden çok müvekkili şirketle ilgili ve tamamen asılsız haksız rekabet iddialarının yer aldığının görüldüğünü, yani davacının haksız rekabet gibi ticari bir konuyu boşanma sebebi olarak sunduğunu, huzurdaki davanın da boşanma ile başlayan sürecin bir parçası olup boşanma davasına bakan mahkemece verilen 6 aylık koruma kararına taraflarından yapılan itiraz üzerine İstanbul 1. Aile Mahkemesinin, 15.11.2017 tarihinde 2017/512 D.İş 2017/511 Karar sayılı ilamı ile bu açıklamalar ve belgeler ışığında koruma süresini 3 aya indirdiğini, davacı ...’in uzun süredir şirkete düzenli şekilde gelmediğini, çalışmadığını, herhangi bir şirket meselesi ile ilgilenmediğini, üstlendiği görevleri yerine getirmediğini, geldiği hallerde ise yukarıda da arz ettikleri üzere eşi olan diğer ortağı küçük düşüren, haksız, terbiye sınırlarını aşan, hakaret ifadelerini içeren sözler ve fiiller sergilediğini, son 6 aydır ise şirketle tüm ilişkisini sona erdirmiş durumda olduğunu, davacının TTK madde 638/2 çerçevesinde müvekkili şirketten çıkmasına karar verilmesini talep ettiğini, bilindiği üzere anılan kanun maddesinin çıkma için “haklı sebep”in varlığını öngördüğünü, davacının haklı bir çıkma sebebine sahip olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının ortaklıktan çıkma talebinde kanunen kabul ettiği anlamda bir “haklı sebep” mevcut olmadığını, müvekkili şirketin geleceği ve başarısı için sebepten ari olarak davacının ortaklığının son bulması gerçek bir haklılık, zorunluluk ve hukuki mecburiyet arz ettiğini ortaya konan haklı sebeplerin varlığı karşısında müvekkili şirketin ortağı olan davalı-karşı davacı ...’in TTK’nun 639/1 maddesi gereğince haklı sebeplerin varlığı karşısında çıkarılmasına, açılacak ve huzurdaki davaya delil olarak sunulacak mal rejimi davalarında ispatlanacağı üzere şirket sermayesine ayni ve maddi bir katkısı bulunamayan ve sadece kaydi şekilde ortak gözüken davalı-karşı davacı ...’e herhangi bir ayrılma akçesi ödenmesine yer olmadığına karar verilmesini, tüm bu nedenlerle; davacının davasının TTK madde 638/2 gereğince haklı sebepten yoksun olduğu için reddine, mahkeme masrafı ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, davalarının TTK madde 639/1 gereğince aşırı muhik haklı sebebin varlığı karşısında kabulüne, mahkeme masrafı ve avukatlık ücretinin davalı-karşı davacı yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"..Davacı şirket ortağı ile, şirketin diğer ortağı karı koca olup, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açılmıştır. Boşanma davası açılmasına neden olan şiddetli geçimsizlik hallerinin şirket işlerinin görülmesi esnasında da ortaya çıktığı, şirket içi toplantılarda tarafların birbirlerine hakarete varan ve küçümseyici davranışlar içerisinde oldukları, derdest boşanma davasındaki tanık ifadelerinden de anlaşılmaktadır. Kısaca şirketin iki ortağı arasındaki özel hayata ilişkin, taraflar arasındaki boşanma davası ile daha da belirginleşen geçimsizliğin şirket işlerine de taşındığı açıktır. Ayrıca şirketin % 51’ine sahip olan ortağın tek başına bir başka şirket kurup, ortak olduğu şirketin sunması gereken hizmetleri bu şirket üzerinden vermeyi amaçlaması da he sadakat borcuna hem de rekabet yasağı borcuna aykırılık oluşturmuştur. Kaldı ki, boşanma davası ile ortak olduğu şirketin kiracı olduğu taşınmaza ilişkin kira sözleşmesini kendi iradesi ile feshedip, tek başına kurduğu limited şirket ile kira sözleşmesi yapması da sadakat borcuna aykırılık oluşturmaktadır.Tüm bu nedenlerle; Bu halde, davalı limited şirketler de davacı bakımından değerlendirecek olduğumuzda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden,ortaklıktan çıkma yönünden haklı sebeplerin oluştuğunu anlaşılmıştır.TTK md 621/1 (h) bendi hükmüne göre, bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması önemli kararlardan olup, çifte yetersayı öngörülmüştür; temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması gerekir.Yani genel kurul haklı sebeplerle bir ortağın çıkarılması davası açılacaksa, genel kurula katılan oyların en az üçte ikisinin dava açılması yönünde oy kullanmış olması ve oy kullananların da (oy hakkı bulunan) esas sermayenin salt çoğunluğuna sahip olmaları birlikte aranmaktadır. Oysa davacı şirketin 17/08/2018 tarihli genel kurul kararında, davalı ...’in şirketten çıkarılması kararı, % 49 olumsuz oya karşılık % 51 olumlu oy ile alınmıştır.Ortakların esas sermayedeki payları, genel kurul tutanağında açıkça yazılmamış olsa da, % 49 ve % 51 hisseden bahsedilmesinden, sadece oy haklarının değil esas sermayenin % 49 ve % 51’inden bahsediliyor olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda, davalı ...’nin şirketten çıkarılması davası için alınması gereken genel kurul kararı temsil edilen oyların üçte ikisinin olumlu oyu ile alınması gerekirken % 51 inin oyu ile alındığından, gerekeli yeter sayının bulunmadığı anlaşıldığından karşı davanın usulden reddine , somut olayda oluşturulan uzman bilirkişi kurulundan hükme esas alınan davalı şirketin aktiflerinin satış değerleri (piyasa rayiç değerleri) esas alınmak sureti ile düzenlenen 31.03.2019 dönemine ait mal esaslı bilançosuna göre davalı şirketin özvarlığının (+) 7.711.711,92 TL olduğu, davacının davalı şirketteki hisse oranının % 49 olduğu ve sonuç olarak ek rapora göre hesaplanan 3.703.588,56 TL çıkma payı alacağının kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemece asıl dava yönünden ortağın çıkma talebinin haklılığı tamamen boşanma davasının bozma öncesi kararındaki davalının daha ağır, davacının daha hafif kusurlu davranışları nedeni ile verilmiş bulunan karara dayandırılmış olup, anılan kararın bozulması ve mahkemece davacının ağır kusurlu kabul edilerek karar verilmiş olması nedeni ile işbu kararın gerekçesinin tamamen geçersiz ve mesnetsiz kalarak ortadan kalktığını, kaldı ki her ne kadar mahkemece mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dosyanın beklenmesine gerek olmadığı yönünde atıf yapılmış ise de taraflarınca 21.07.2020 tarihinde dosyaya sunulan dilekçe ile boşanma davasının da beklenmesinin talep edildiğini, lakin Mahkemece davacının boşanma davasına yönelik nedenlere dayalı olarak ortaklıktan çıkma talebini ileri sürmesine ve talebinin temelini oluşturmasına ve hatta kararının gerekçesine esas alınmasına rağmen boşanma davasının beklenmediğini, ... Ltd. Şti ile ... Teks. San. Ltd. Şti'nin rakibi olan firmaların cihazlarının da gerekirse kalibre edilebilmesi ve ... San Ltd Şti'nin hizmet alanını genişletmenin amaçlandığını, Türkiye’de kurulmaya başlayan bu tür bağımsız kalibrasyon yapan firmaların fiyatları ile rekabet etme şansı olmadığından bu firmalar ile rekabet edebilmek adına ve söz konusu hizmetin mevcut veya potansiyel müşterilerin bakış açısına yönelik geniş kapsamlı olarak verilebilmesi adına ... San. Ltd. Şti 'den bağımsız ayrı bir şirketin buluması gerektiğinden ... San. Ltd. Şti kurulduğunu, ISO 17025 standardında kalibrasyon yapabilme yetkisi alabilmek için ... kurumuna başvuru aşamasında olup halen de faaliyete başlayamadığını, bilirkişi raporundaki aksi tespitleri kabul etmediklerini, müvekkili şirkette her biri 25 TL olmak üzere 70.000 adet pay bulunduğunu, bu payların 35.700 adedi dava dışı ...'e, 34.300'ünün ise davacıya ait olduğunu, bu çerçevede 2/3 karar yeter sayısı için bir ortağın 46.667 paya tek başına sahip olması gerektiğini, bu karar yeter sayısına pay adedi bakımından her iki ortak yönünden de hiçbir şekilde ulaşılması mümkün olmayıp, bu durumda önemli karar olarak addedilen hiçbir kararın alınamaması gibi bir durum ortaya çıkacağını, somut olayda söz konusu oranın hiçbir olasılıkta mümkün olmaması nedeni ile salt çoğunlukla alınan dava konusu kararın usul ve yasaya uygunluk teşkil ettiğini, bu nedenle mahkeme tarafından ihtilafın esasına girilmesi sureti ile davanın karara bağlanması gerektiğini, kök rapor ve ek bilirkişi kurulu raporunda sıralanan marka tescillerinin müvekkili şirketin nakit akışına katkı yapan tesciller olmadığını, bu çerçevede özkaynak değeri hesaplanırken marka değeri olarak gösterilen 2.209.582,09 TL'nin dikkate alınmaması gerektiğini, marka değeri tespit edilirken 31.03.2019 tarihinde hesaplanan vergi karşılığının dikkate alınmamış olduğunu, ayrıca sonraki yıllara ait (2019-2023) öngörülerde de kar oluştuğu için ilgili yıllara ait karlar üzerinden de vergi karşılığı hesaplanması gerektiği konusunda kök rapora taraflarınca itiraz edildiğini, buna göre ek rapor alındığını fakat aynı hesaplamanın kar eden projeksiyon dönemleri için de uygulanması zorunlu olup, ek bilirkişi raporunda bunun uygulanmadığını, netice olarak ... Sanayi Ltd. Şti.’nin 31 Mart 2019 tarihi itibariyle şirket değeri hesaplanırken marka değeri hiçbir şekilde dikkate alınmamış olup, bu şekilde hesaplanmış şirket değeri 5.348.761,92 TL olduğunu, marka değerinin şirket değeri hesabında dikkate alınmasının söz konusu olması halinde ise marka değeri bilirkişi tarafından hesaplanan 2.209.582,09 TL olarak değil, rapora itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere en fazla 1.234.053,25 TL olması gerektiğini beyanla Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1067 E.- 2021/498 K. Sayılı ilamının usul ve yasaya aykırı olması sebebi ile yapılacak istinaf incelemesi neticesinde asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Talep artırımı ile birlikte dosyanın heyete tevdi edilmesi üzerine Mahkemece davalının itirazları yönünden ek rapor alınmasına karar verildiğini ve davalı vekilinin delil ikame süresi geçtikten sonra bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesi ile birlikte sunduğu, ancak kanaatlerince yeni delil ikamesi niteliğinde olmasına karşın dikkate alınan 2019/1. dönem geçici vergi tahakkuk fişi ve buna ilişkin ödeme dekontu neticesinde kök raporda 3.778.738,84 TL olarak hesaplanan çıkma payının ek raporda 3.703.588,56 TL'ye düşürüldüğünü, teknik bir konu olan şirket değerlemesine istinaden Yerel Mahkeme ara kararı doğrultusunda talep artırmalarının, akabinde ise ek bilirkişi raporunda bu rakamın düşmesinde taraflarına atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, oluşan kısmen ret hükmü nedeniyle aleyhlerine 10.569,54 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla davalı tarafın yasa, usul ve dosya kapsamına aykırı istinaf başvurusunun reddine, katılma yoluyla istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının düzeltilerek Mahkemece hüküm altına alınan 3.703.588,56 TL tutarındaki çıkma payı alacağının "kararın kesinleşme tarihi" yerine "karar tarihinden itibaren" işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, asıl davadaki kısmet ret nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 638/2. Maddesine dayalı limited şirket ortaklığından çıkma, ayrılma akçesinin ödenmesi; karşı dava ise Türk Ticaret Kanunu'nun 640. Maddesine dayalı ortaklıktan çıkarma istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirketten çıkmaya izin verilmesine, 3.703.588,56 TL çıkma payı alacağının kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen ilk uyuşmazlık, davada ileri sürülen hususların ortaklıktan çıkma ve çıkarılma yönünden haklı sebep oluşturup oluşturmadığı noktasındadır. Davalı ...'nin iki ortaklı bir şirket olduğu, dava dışı ortak ...'in şirkette %51; davacı ...'in %49 oranında pay sahibi olduğu anlaşılmaktadır. TTK 638/2. Maddesinde "Her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir " düzenlemesine yer verilmiştir. Eldeki davada , davacı ile dava dışı ortak arasında görülmekte olan boşanma davası , boşanma davası sırasında davacı ...'in yargılama sırasındaki tavır ve davranışları nedeniyle vesayet altına alınıp alınmayacağı hususunun değerlendirilmesi yönünde ihbarda bulunulması üzerine görülmekte olan vesayet davası, davalı şirket ortaklarının evlilikleri sırasında dava dışı ortak tarafından ... San . Ltd. Şti'nin kurulması ve davalı şirketin kiracı olduğu taşınmaza ilişkin kira sözleşmesinin feshedilip , dava dışı ortağın kurduğu dava dışı limited şirket ile kira sözleşmesi yapılması nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu sabittir. Bu durumlar karşısında davacı ile dava dışı diğer ortağın arasındaki ihtilafların yoğunluğu ve usul ekonomisi gereği mahkemece hukuk davalarının bekletici mesele yapılmaması isabetli olup, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Somut olayda davalı şirket ortaklarının bir araya gelip ortak hareket etmemeleri, dolayısıyla ortaklık sıfatının kazanılması anında geçerli olan şahsî ve maddî şartların (ortaklar arası ticari hayatın gerektirdiği güven ilişkisinin varlığı ve kâr-kazanç elde etme gibi) ortadan kalkması, bunun sonucu olarak davacı ortağın şirkette kalmaya devam etmesinin kendisinden beklenmeyecek hale gelmiş olması, başka bir deyişle ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi nedeniyle tarafların birlikte şirket faaliyeti yürütmelerinin beklenemeyeceği gözetildiğinde asıl dava yönünden davacının TTK 638/2 maddesinde düzenlenen ortaklıktan haklı sebeple çıkma hakkının bulunduğu anlaşılmakla mahkemece davacının davalı şirketten çıkmasına izin verilmesine karar verilmesi isabetli olmuştur. İstinafa gelen ikinci uyuşmazlık, ayrılma akçesinin doğru bir şekilde hesaplanıp hesaplanmadığı noktasındadır. 6102 sayılı TTKnın 612. Maddesi; "Şirket kendi esas sermaye paylarını, sadece, bunları alabilmek için gerekli tutarda serbestçe kullanabileceği özkaynaklara sahipse ve alacağı payların itibarî değerlerinin toplamı esas sermayenin yüzde onunu aşmıyorsa iktisap edebilir. Şirket sözleşmesinde öngörülen veya mahkeme kararıyla hükme bağlanmış bulunan bir şirketten çıkma ya da çıkarma dolayısıyla, esas sermaye paylarının iktisıabı hâlinde, birinci fıkradaki üst sınır yüzde yirmi olarak uygulanır. Şirket esas sermayesinin yüzde onunu aşan bir tutarda iktisap edilen esas sermaye payları iki yıl içinde elden çıkarılır veya sermaye azaltılması yoluyla itfa edilir." hükmünü içermektedir. Bu düzenleme şirket sermayesinin korunması amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir. TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Çıkma payı bir nevi tasfiye payıdır. Yani çıkan ortak için tasfiye payının yerine geçmektedir. Bu nedenle bu hak, farazi tasfiye payı olarak ifade edilmektedir. Çıkma ile ortaklık, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesi amaçlanmaktadır, zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam etmektedir. Bu bağlamda ayrılma payını, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekir (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Nihat TAŞDELEN, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma Çıkarılma ve Fesih, Ankara 2012, sf. 179 vd.).Hukukun genel ilkeleri ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel olmasını gerekli kılar; bu kural burada da geçerlidir. Ancak bu kural şirketin "kullanabilir öz sermayesi" varsa uygulanır. Çünkü ayrılan ortağa ödenecek ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenecek olup, payın gerçek değeri belirlenirken şirketin en azından bilanço değerinin bulunması gerekir.Haklı sebeple ayrılan ortağın payının gerçek değerinin ortaklığının sona erdiği tarihe en yakın tarih olan karar tarihi itibariyle hesaplanması gereklidir.Somut uyuşmazlıkta mahkemece dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda marka değerinin nasıl hesaplanacağı konusunda kaynak gösterilmek suretiyle hesaplama yapıldığı, davalının itirazı üzerine alınan ek raporda “isim haklarından kurtulma / telif ücretinden arındırma / ...'den arındırma yöntemi (...)"nin esas alındığı, hesaplama yapılan tarihte hesaplamalara dayanak oluşturan verilerin en güncel olduğu yıl verisinin 2018 yılı olduğu, geçmiş yıl verileri gözetilerek incelendikten sonra tespit edilen ... oranında bir hata olmadığı, kök raporda 31.03.2019 tarihi itibari ile tespit edilen 7.711.711,92 TL özvarlık tutarından sunulan belgelerden tespit edilen 153.357,91 TL tutarındaki geçici verginin düşülmesi ile 31.03.2019 dönemine ait davalı şirketin öz varlık tutarının 7.558.344, 01 TL olarak hesaplandığı görülmekle mahkemece hüküm kurmaya, denetime elverişli bilirkişi ek raporuna göre hesaplanan ayrılma akçesine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, asıl dava yönünden reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini istinaf sebebi yapmış olup, vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu ve HMK'nın "yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326/2.maddesinde davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkması halinde mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağının hüküm altına alındığı gözetildiğinde davacının ayrılma akçesi ödenmesi talebinin kısmen reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemece reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olduğundan davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davacı vekili, hükmedilen ayrılma akçesine kararın kesinleşme tarihinden hükmedilmesini istinaf sebebi yapmış olup, 6102 sayılı Kanun'un 641/1. Maddesi uyarınca ortağın ayrılma akçesinin, ayrılma tarihinde muaccel olacağı , somut olayda davacının ayrılma akçesinin , ortaklıktan çıkma kararının kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceği anlaşılmakla mahkemece hükmedilen ayrılma akçesine kararın kesinleşme tarihinden itibaren faiz uygulanması isabetli olduğundan davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. İstinafa gelen son uyuşmazlık ise karşı davanın usulden reddine ilişkin kararın yerinde olup olmadığı noktasındadır.TTK'nın 640.maddesinde "Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir" hükmünü, TTK'nın "önemli kararlar" başlıklı 621/1-h maddesinde " bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılmasına ilişkin genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir" hükmünü içermektedir. TTK'nın 616/1-h maddesi uyarınca bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayılmış ve TTK 621/1 maddesinde limited şirket genel kurulu tarafından, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması ile alınabilecek önemli kararlar sayılmış ve maddenin h bendinde, bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması bakımından alınması gereken kararın da önemli kararlardan olduğu açıklanmıştır. İlk derece mahkemesince karşı dava yönünden ortaklardan birinin haklı sebeple ve mahkeme kararı ile şirketten çıkarılabilmesi için mahkemeye başvurma hususunda karar alınması gerektiği belirtilerek ortaklıktan çıkarılma davası açılabilmesi için bu yönde bir karar alınmasının dava şartı olması sebebiyle karşı davacı vekiline TTK'nın 621/1-h maddesine göre genel kurul kararı almaları hususunda süre verilmiş ve verilen süre içinde karşı davacı vekili, Bakırköy ... Noterliğinin 20.09.2018 tarihli ... yevmiye nolu evrak ile onaylanan davacı-karşı davalı ...’in ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin 2018 yılı genel kurul toplantı kararını ibraz etmiş ise de bu kararın temsil edilen oyların üçte ikisinin olumlu oyu ile alınmayıp, şirketin % 51 inin oyu ile alınması nedeniyle nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararı bulunmadığı gözetildiğinde karşı davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun ve davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ve davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 63.307,33 TL harcın, alınması gerekli olan 252.992,13 TL harçtan mahsubu ile bakiye 189.684,8 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.