mahkeme 2020/2226 E. 2023/1546 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/2226
2023/1546
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2226
KARAR NO: 2023/1546
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/12/2019
NUMARASI: 2014/358 Esas - 2019/1130 Karar
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında ve EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu)'dan aldığı dağıtıcı lisansı doğrultusunda akaryakıt sektöründe faaliyet göstermekte ve bu ticari faaliyetini sahibi olduğu " ..." ve " ... " marka ve logosu altında; maliki bulunduğu veya intifa/kira sözleşmeleriyle hukuksal tasarruf hakkına sahip bulunduğu akaryakıt istasyonlarında; gerek bizzat gerekse sözleşmeli bayileri vasıtasıyla sürdürdüğünü,davalılardan ...'in maliki bulunduğu ve tapuda Ankara ili, Keçiören ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel, ... cilt, ... sayfada kayıtlı toplam 5.811.m2 yüzölçümlü taşınmazı 10.11.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 12 yıl süreli olmak üzere 300.000,00- USD karşılığında kiralandığını ve kira sözleşmesi tapu kütüğüne 08.11.2006 tarih ve ... yevmiye numarasıyla şerh edildiğini, davalılardan malik ...le kira sözleşmesi imzalayarak tapu kayıtları yukarıda belirtilen taşınmazın kiracılık hakkını alan müvekkil şirket kira sözleşmesi doğrultusunda diğer davalı bayi şirket ile 03.11.2006 tarihli bayilik sözleşmesini imzaladığını ve bu sözleşme ile taşınmazın ve üzerinde kurulu olan akaryakıt istasyonu ve müştemilatının işleticiliğini ve kullanılmasını davalı şirkete bıraktığını,davalı bayi şirketin,kiracılık hakkı müvekkil şirkete ait olan taşınmazı ve üzerindeki akaryakıt istasyonunu imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında ... akaryakıt istasyonu olarak işletmeye başlamış olup sözleşmelerin davalı tarafından Ankara ...Noterliğinin 07 Temmuz 2011 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği 03.11.2011 tarihine kadar da ... istasyonu olarak faaliyette bulunduğunu,davalı bayi şirket ile ticari ilişki sorunsuz olarak devam ederken Rekabet Kurumu tarafından akaryakıt dağıtım şirketleri ile bayileri arasındaki intifa/kira sözleşmelerinin ve bayilik sözleşmelerinin 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında incelenmesi sonucunda 12.03.2009 tarihinde resmi internet sitesinde bir duyuru yayınlandığını, bu duyuru kapsamında taşınmazın maliki olan davalı ( 1 numaralı davalı )ile müvekkil şirket arasında imzalanan ve kiracılık hakkına esas teşkil eden kira sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararlarında ve Rekabet Kurumu'nun grup muafiyeti tebliülerinde öngörülen süreyi asan kısmının ifası hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini, Rekabet Kurulu'nun kararı doğrultusunda davalı malik adına kayıtla taşınmaz üzerinde müvekkil şirket lehine tesis edilen kiracılık hakkının şerh edildikten sonraki 5 yıllık süresinin sona erdiğini,12 yıl olarak tesis edilen kira sözleşmesi süresinin bakiyesinin ifası hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini belirterek davalılardan ...'e peşin olarak ödenen 432.720,00- TL kira bedelinin güncellenmiş değeri olan 375.493,33-TL'nin 03.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte (1 nolu) davalıdan tahsiline karar verilmesine,davalı malik adına kira sözleşmesi nedeniyle ödenen 122.049,00-TL stopaj vergisinin de güncellenmiş değeri olan 106.009,17-TL'nin 03.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı malik( 1 nolu davalıdan ) tahsiline,davalı bayi şirkete ( 2 numaralı davalı ) işletme yatırım destek bedeli olarak ödenen 5.962.882,00-TL'nin güncellenmiş değeri olan 5.174.298,46-TL 'nin sözleşmelerin sonlandırıldığı 03.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı bayi şirketten tahsiline karar verilmesini, duran varlık inşaat yatırımı olarak müvekkil şirket tarafından yapılan ödemeler toplamı olan 831.202,42-TL ’nin de güncellenmiş değeri olan 727.323,55- TL 'nin 27.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı bayi şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin beyanlarında, görev ve zaman aşımı yönünden itirazda bulunmuş ve davanın Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiğini, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini; esasa ilişkin beyanlarında ise müvekkil şirketin kendisine yapılan ödemeyi amacına uygun olarak kullandığını, müvekkil şirketin mamelekinde bir artış meydana gelmemiş olup, davacı tarafın beyan ve taleplerinin bu cihetten de kanuni dayanağı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, ticari ilişkinin davamı sırasında, müvekkil tarafından satışı gerçekleştirilen davacıya ait ürünlerden davacının elde etmiş olduğu gelirlerin, akaryakıt gelirleri dışında sair adlarla (otomasyon bedeli, promosyon bedeli, kredi kartı komisyonları vb...) müvekkilimden tahsil edilmiş bulunan bedellerin de davacı tarafça hiç dikkate alınmamış olmasının da, dava ile ileri sürülen taleplerin doğru olmadığını ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek öncelikle davacının kira sözleşmesinden dolayı talep ettiği 375.493,33 TL kira alacağı talebi ile 106.009,17 TL stopaj iade taleplerinin müvekkil ... açısından görev yönünden reddine, davanın her iki müvekkil açısından zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dava; yanlar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında yatırım destek bedeli ve sabit yatırım bedeli alacağının davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir. Davalı yan davanın reddini savunmuştur. Davalı yan davanın reddini savunmuştur. Yanlar arasında; hakkındaki dava tefrik edilen ...'in maliki bulunduğu ve tapuda Ankara ili, Keçiören ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel, ... cilt, ... sayfada kayıtlı toplam 5.811.m2 yüzölçümlü taşınmazı 10.11.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 12 yıl süreli olmak üzere 300.000,00- USD karşılığında kiralandığı, kira sözleşmesi tapu kütüğüne 08.11.2006 tarih ve ... yevmiye numarasıyla şerh edildiği, kira sözleşmesi doğrultusunda davacı dağıtım şirketi ile davalı bayi şirket arasında 03.11.2006 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzaladığı ve bu sözleşme ile taşınmazın ve üzerinde kurulu olan akaryakıt istasyonu ve müştemilatının işleticiliği ile kullanımının davalı şirkete bırakıldığı ve ... akaryakıt istasyonu olarak işletmeye başlandığı ve 03.11.2011 tarihine kadar işletildiği, bilahare sözleşmelerin davalı tarafından Ankara ....Noterliğinin 07 Temmuz 2011 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Rekabet Kurumu tebliğlerine istinaden feshedildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf yoktur. Yanlar arasındaki ihtilaf; davacı tarafça davalı bayiye yapılan yatırım destek bedelinin ve sabit yatırım bedelinin sözleşmenin uygulanmayan dönemine isabet eden kısmının davalı bayiden talep edilip edilemeyeceği ve miktarına ilişkindir. Davaya konu yatırım destek bedeli açısından; talep edilen alacağın sözleşmenin imza aşamasında ve ticari ilişkinin başlangıcında bir defaya mahsus hava parası mahiyetinde verilen inkişaf bedeli mahiyetinde olmadığından iadesinin istenebileceği hususunda özel olarak düzenlenmiş sözleşme hükmüne ihtiyaç bulunmadığı, anılı bedelin ticari ilişkini devamı sırasında bayinin desteklenmesi amacıyla ödendiği, davalı yanın savunmasında bu bedelin satışların artırılması maksadıyla davacının talimatıyla müşteriler için promosyon amacıyla kullanıldığının ve davacı dağıtımcının da satışların artması nedeniyle bu durumdan istifade ettiği ve iadesinin talep edilemeyeceğini savunmuş ve yapılan mali incelemede bu bedelin davalı tarafça promosyon harcamasında kullanıldığı tespit edilmiş ise de; promosyonun davacının talimatıyla yapıldığı ve yapılan yatırım destek ödemesinin yine promosyon ödemesinde kullanılmak üzere yapıldığı hususlarının davalı tarafça kanıtlanamadığı, dolayısıyla sözleşme sona ermiş olmakla bu bedelin sözleşmenin uygulanmayan dönemine isabet eden kısmının iadesinin talep edilebileceği, aksi durumun davalı açısından sebepsiz zenginleşme teşkil edeceği sübuta ermekle mübrez raporla belirlenen 5.174.298,46TL yatırım destek bedeli yönünden talebin kısmen kabulü gerekmiştir. İstasyonda bulunan sabit yatırım bedelleri yönünden; davalı bayi bu yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinden ve anılı yatırımlar istasyona değer katmakla bu değer davalı bayi yönünden sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğinden sözleşmenin uygulanmayan dönemine isabet eden ve mübrez raporla belirlenen 100.740 TL sabit yatırım bedeli üzerinden talebin kısmen kabulü gerekmiştir. Ayrıca 11.10.2011 tarihli ihtarnamenin davalıya 13.10.2011'de tebliğ edildiği, 15 gün süre verildiği ve sürenin son günü olan 29.10.2011 temerret tarihi bu tarihinin tatil gününe denk geldiği anlaşılmakla ; 31.10.2011 temerrütün gerçekleştiği görülmüştür. Mahkememizce icra edilen yargılama ve tekmil dosya münderecatından edinilen vicdani kanaat gereğince; davanın kısmen kabulü ile; 5.174.298,46TL yatırım destek bedeli ve 100.740,00TL sabit yatırım bedeli olmak üzere toplam 5.275.038,46TL'nin 31.10.2011 temerrüt tarihinden tiibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte ... Anonim Şirketi'nden tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı .... yönünden dava dosyası tefrik edilip görevsizlik kararı verilmekle, karar tesisine yer olmadığına ve davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından müvekkilinin dava konusu istasyonda yaptırmış olduğu kalıcı yatırımların bedellerinin kalan süreye isabete eden tutarının iadesine yönelik taleplerinin tümünün kabulü gerekirken büyük bir kısmının reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı ve hatalı olduğunu, yerel mahkemece hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek taleplerinin büyük kısmının reddedildiğini, yerel mahkemece daha evvel alınan bilirkişi raporunda kalıcı yatırım unsurları bedellerinin 727.323,55 TL olarak hesaplanmışken talimatla alınan raporda sadece birkaç unsurun bedeli olarak 100.740,00 TL değer hesaplandığını, yerel mahkemece talimat yoluyla alınan rapora itibar edilerek taleplerinin büyük bir çoğunluğunun reddedildiğini, her ne kadar talimat ile yapılan keşifte kalıcı yatırım unsurlarının çoğunun istasyonda bulunmadığı belirtilmiş ise de taraflar arasındaki dikey ilişkinin sonlanıp davalı tarafın iade borcunun doğduğu tarihten sonra 5 yıldan fazla zaman geçtikten sonra yapılan bu keşifte istasyonun davalı tarafın müvekkili ile olan dikey ilişkisinin sona ermesinden itibaren 5 yıldan fazla süre geçtikten sonraki durumuna göre tespit yapıldığını, oysa davalı müvekkiline dikey ilişkisi sona erdikten sonra başka dağıtıcının bayiliğini yapmaya başladığını, rekabet kurumu tebliğleri ve kararları gereğince bu kurulan yeni dikey ilişkinin süresinin 5 yılı geçemeyecek olduğu gözetildiğinde her ne kadar müvekkilinin yaptırdığı kalıcı yatırım unsurlarının bir kısmının 5 yıl geçtikten sonra yapılan keşifte istasyonda bulunamamış olsa da davalı tarafın keşif tarihine kadar geçen 5 yılı aşkın süreçte başka bir dikey ilişki çerçevesindeki faaliyeti sırasında bu kalıcı yatırımları kullanıp kullanmadığı konusunda bir araştırma yapılmadan davalı tarafın müvekkili ile olan dikey ilişkisinin bitmesinden sonra söz konusu kalıcı yatırımları istasyonda kullanmadığı varsayılarak hesaplama yapıldığını, istasyonda keşif sırasında davalı vekili ve refakat eden kişi tarafından davacı müvekkiline tarafından yaptırılan ve halen kullanılmakta olan imalatların yakıt tankları ve kanopi iskeleti olduğunun, diğerlerinin söküldüğünün beyan edildiği belirtilerek salt davalı yan beyanları doğru kabul edilerek 6 adet yakıt tankı ve kanopi iskeletinin değeri konusunda hesaplama yapıldığını, müvekkilinin istasyonda yaptırdığı diğer kalıcı yatırımların akaryakıt istasyonunda mevcut olmadığından bahisle bunlara yönelik herhangi bir hesaplama yapılmadığını, oysa raporda da açıkça belirtilmiş olduğu üzere saha inşaatı ve tesisat işlerinin, satış binasının, satış binası elektrik ve pano tesisat işlerinin, satış binası sıhhi tesisat işlerinin, ısıtma, soğutma ve havalandırma işlerinin de müvekkili tarafından yaptırılmış olduğunun açık olduğunu, bu imalatların istasyonun işletilmesi için gerekli olan ana unsurlardan olduğunu, davalı tarafın istasyonu bir başka firmanın bayiliği altında işletmeye devam ettiğine göre bu yapıların istasyonda mevcut olması gerektiğinin tartışma götürmez bir gerçek olduğunu, yerel mahkemece rapora karşı yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadığını, itiraz ettikleri hususlarda araştırma yapılmadan bu hatalı ve eksik rapor üzerinden hüküm kurma cihetine gidildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının davanın kısmen reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/3749 Esas sayılı ilamında açıkça sebepsiz zenginleşmenin sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle gerçekleştiğini, davacının ancak bu tarihten itibaren avans faizi talep edebileceğinin hüküm altına alındığını, davacı tarafın talebi olmadığı halde 31/10/2011 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafça sözleşme kurulduğu anda geçerlilik süresinin 5 yıl olacağı hususunun açıkça bilindiğini, davanın konusu akaryakıt bayilik sözleşmesinin feshinden doğan alacak davası olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme tarihi gözetildiğinde davacının sürenin 5 yılı aşamayacağını bildiğini, bu durumda yapılan kalıcı yatırımları 5 yıl süre için yaptığının kabulünün gerektiğini, dolayısıyla davacının bu tutarın iadesini talep edemeyeceği hususlarının aksine karar verilmesinin açıkça kaldırma sebebi olduğunu, müvekkili şirket açısından sebepsiz zenginleşme hükümlerinin gerçekleşmediğini, davacı tarafın nam ve hesabına müvekkili şirket tarafından yapılan promosyon harcamalarının ispat edilmediğine dair gerekçenin de hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ticari kayıtlarında sözleşme gereği davalı şirkete ödenen bedeller ile davalı şirket namına müvekkili şirket tarafından ödenen promosyon bedellerinin açıkça yazılı olduğunu, müvekkili şirketin davalı tarafından verilen yatırım desteğinin karşılığını fazlasıyla ödediğini, bu nedenle yatırım desteğinin karşılığını alan davalı şirketin bu bedeli geri istemesinin mümkün olamayacağını, müvekkili şirketin sözleşme süresince davalı şirket ile yaklaşık en az 93.591.091 TL’lik alım yaptığını, ayrıca müvekkili şirketin davalı şirket namına yaklaşık en az 6.035.432 TL’lik promosyon harcamasını kendi hesabından ödediğini, kaldı ki 11/10/2019 tarihli beyan dilekçeleri ile talimat bilirkişi raporu ile tespit edilen promosyon harcamalarının da değerlendirilerek kök raporu düzenleyen bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına dair taleplerinin ret edilerek karar verilmesinin de hukuki dinlenilme hakkının ihlalinden dolayı kaldırma sebebi olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının davanın kısmen kabulüne yönelik hükmünün kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE: Dava; bayilik sözleşmesinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle işletme yatırım destek bedeli ve duran varlık inşaat yatırım bedelinin sözleşmenin fesih sonrası kalan süresine tekabül eden bölümünün tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. Taraflar arasında 03/11/2006 düzenleme tarihli, "bayilik sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmenin 13. maddesi ile süresinin 1 yıl olarak belirlendiği, süre hitamında taraflardan herhangi bir tarafından feshedilmediği takdirde aynı süreyle yenilenecek olan sözleşmenin yenileme süresi de dahil olmak üzere en fazla 5 yıla kadar uzatılabileceği, süre hitamından itibaren tarafların yazılı mutabakatı ile yine 5 yılı geçmemek şartıyla uzatılabileceği hüküm altına alınmıştır.Davacı ile bayilik sözleşmesini ifa edileceği taşınmazın kiralanması konusunda dava dışı malik ... arasında 07/11/2016 tarihli 12 yıl süreli kira sözleşmesi yapılmış ve tapu kütüğüne 08/11/2016 tarihinde şerh edilmiştir.Davacı ile davalı bayi ve müşterek borçlu müteselsil kefiller ..., ..., ... arasında 07/11/2006 tarihli "protokol" imzalanmıştır. Protokolün 4.B maddesi ile bayiye 12 yıllık süre için işletme yatırım desteği olarak 4.134.000 USD verileceği, 4.C maddesi ile de ...'in malike ait arsa üzerinde 5A maddesinde belirtilen akaryakıt istasyonu satış binası hariç akaryakıt istasyonu inşa edeceği ve yapılacak işler ve kurulacak malzemeler liste haline sayılmıştır. Protokolün 6. maddesi ile; "Bayilik sözleşmesi süresi içinde herhangi bir zamanda, bayilik sözleşmesinin bayinin herhangi bir kusuruyla feshedilmesi ve/veya ... Bayii olarak faaliyet göstermesine imkan kalmaması halinde, bu ihtimallerden herhangi birinin gerçekleştiği tarihten bayilik sözleşmesi'nin süresinin hitamına kadar ki zaman dilimine yani yukarıda 4.B maddesine göre ... tarafından 144 ay için verilen işletme yatırım desteğinin kullanılmayacağı sözleşme süresine tekabül eden kısmı kıstelyevm esassına göre hesaplanarak, ...'in herhangi bir ihtarına gerek kalmaksızın derhal muaccel olacak ve bayi tarafından ...'e derhal nakden ve defaten geri ödenecektir. Bayi aksi takdirde söz konusu desteğin bakiyesinin muaccel olduğu tarihten ödendiği tarihe kadar USD bazında aylık %1 faizin tahakkuk edeceğini ve ...'in Bayi'nin ...'e vermiş olduğu teminatları nakde çevirme hakkının saklı olduğunu kabul ve taahhüt eder." düzenlemesini içermektedir. Davalı tarafından davcıya gönderilen 7 Temmuz 2011 tarihli ihtarname ile sözleşmenin kuruluşundan itibarin 1 yıllık dönemler halinde her yıl uzatıldığı, sözleşmenin 13. maddesi gereği uzatmalar ile birlikte 5 yıl olan sürenin 03/11/2011 tarihinde sona ereceği, müvekkili şirket yetkilileri ile mutabakat görüşmeleri yapmanızı aksi halde sözleşme sonunda yeni bir dağıtıcı ile sözleşme yapılacağı ihtar edilmiştir. Davacı tarafından davalı ve dava dışı malik ...'e gönderilen 11 Ekim 2011 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 03/11/2011 tarihinde sona ereceği, ariyeten verilen malların iadesi ve yatırım tutarları ve işletme yatırım destek bedellerinin sözleşmelerin yatırım tarihinde öngörülmüş bulunan süreden daha erken sona ermeleri nedeniyle 5.901.622,01 TL'nin ihtarın tebliğden itibaren 15 gün içerisinde ödenmesi davalı bayiden talep edilmiştir. İhtarname davalı bayiye 14/10/2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmelerin süresinin sona ermesi nedeniyle olağan yol ile sona erdiği anlaşılmakla taraflardan birinin sözleşmeyi haksız feshettiğinden yada sözleşmenin feshinde kusuru bulunduğundan bahsetme imkanı yoktur. Davacı tarafın davalı bayiye Protokolün 4.B maddesi uyarınca 4.134.000 USD'nin 10/11/2006 tarihinde 5.962.882,00 TL olarak ödendiği beyan edilmiş ve dosya içinde aynı tarihli 4.134.000 USD meblağlı dekont ibraz edilmiştir. Davalı tarafça da bu ödemeye ilişkin 30/11/2006 tarihli "12 yıllık işletme ve yatırım desteği" açıklamalı KDV hariç 5.962.881,60 TL tutarlı fatura düzenlendiği ve bu faturanın davacı defterlerine kaydedildiği belirlenmiştir. Protokolün 4.C maddesi gereği sabit yatırım olarak davacı tarafça dava dışı kişilere yaptırılan işlemler için 831.202,42 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Protokolün metni verilen 6. maddesinde "... Bayii olarak faaliyet göstermesine imkan kalmaması halinde" 4.B maddesi uyarınca ödenen tutarların kullanılamayacak sözleşme süresine tekabül eden kısmının kıstelyevm esasına göre hesaplanarak geri iade edileceği kabul edilmiş olmakla, davacı bu ödemeleri sözleşmenin açık hükmü gereği 12 yıl süreceği inancıyla yapmış olduğundan, yatırım destek bedelinin kullanılmayan süresine tekabül eden kısmının iadesini istemekte haklıdır. (Emsal Y.11. Hukuk Dairesi : 2020/6240 E. 2021/746 K.) Davacı tarafça davalıya yapılan yatırım teşvik bedeli ile sabit yatırım için yaptığı harcamalar sözleşmenin sona erdiği 03/11/2011 tarihine kadar ödeme tarihinden itibaren işletilen faizlerle ilave edilerek güncellenmiş, güncellenen bu miktarın sözleşmenin kullanılmayan kısmına ait bölümü kıstelyevm hesap edilerek bu miktara da 03/11/2011 tarihinden işleyecek faiziyle tahsili talep edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen protokolün 6. maddesinin açık düzenlemesi ile davacının yatırım teşvik bedelinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle kullanılmayan kısmının talep edilebileceği anlaşılmakta ise de bu bedelin sözlemenin fesih tarihi itibarıyla güncellenerek ödeneceğine dair sözleşmede bir düzenleme bulunmamaktadır. Protokolün 6. maddesinde bahsi geçen alacağın muacceliyeti; bayilik sözleşmesi süresi içinde herhangi bir zamanda, bayilik sözleşmesinin bayinin herhangi bir kusuruyla feshedilmesi ve/veya ... Bayii olarak faaliyet göstermesine imkan kalmaması halinde, ....'in herhangi bir ihtarına gerek kalmaksızın derhal muaccel olacak" şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda yatırım destek bedelinin sözleşmenin sona erdiği 03/11/2011 tarihinde muaccel olduğunun kabulü sözleşme hükmü gereğidir. Dolayısıyla bu tarihten önce muaccel olmamış alacak için faiz işletilmesi mümkün olmadığı gibi sözleşmenin açık düzenlemesi karşısında hüküm altına alınmayan bir tarzda güncellenerek talep edilmesinin ve hüküm altına alınmasının da mümkün olmadığı kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır. Davacı tarafça davalıya 10/11/2006 tarihinde ödenen 5.962.881,60 TL'nin kullanılmayan süreye ilişkin bedeli dosyaya alınan 28/01/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre fesih tarihi ile 12 yıllık sürenin bitişi tarihi arasında kalan 2564 gün için 3.488.210,91 TL olarak hesaplanmıştır. İlk derece mahkemesince bu miktar üzerinden kabul kararı verilmesi gerekirken davacı yararına güncellenmiş değer üzerinden kıstelyevm hesaplanan miktarın hüküm altına alınması isabetli değildir.Sabit yatırım yönünden yapılan değerlendirmede; akaryakıt bayiliği ilişkisinin sona ermesi halinde, dağıtım şirketi akaryakıt istasyonuna yapmış olduğu kalıcı yatırım bedellerini koşulları olması halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilir. Ancak bunun için dahi bu sabit yatırımların halen bayi tarafından kullanılmaya elverişli olması ve bayinin bundan fayda temin etmesi gerekmektedir. Bu durumda kalıcı yatırımların talep edilebilmesi için yapılan yatırımın kalıcı niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği, akdin feshinden sonra da davalıların aynı kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımın taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımın taşınmaza değer kattığının yani davalıların yapılan kalıcı yatırımı kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafından talep edilebileceği gözetilerek karar verilmesi gerekir (Emsal Yargıtay 11 HD. 2020/4907 e. 2021/1346 K). Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Eldeki uyuşmazlık davacını yaptığı sabit yatırımlardan davalı elinde kalanları ve taşınmaza kattığı değeri ispat yükü davacı tarafa aittir. Mahkemece mahallinde keşif yapılarak belirlenen sabit yatırım dışında başkaca davalı elinde sabit yatırım kaldığını davacı taraf ispat etmiş değildir. Bu durumda ilk derece mahkemesince talimat yoluyla mahallinde yapılan keşif sonucu alınan dosya içeriğine uygun bilirkişi raporu ile belirlenen 100.740,00 TL sabit yatırımdan kaynaklanan alacağa hükmedilmesinde ise bir isabetsizlik yoktur. İlk derce mahkemesince dava dilekçesinin talep sonucu kısmında açıkça 03/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek faiz talep edilmiş olmasına rağmen hükümde faiz başlangıcının talebi aşar şeklide 30/10/2011 tarihinden başlatılması ise isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusun açıklanan sebeple kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Davanın kısmen kabulü ile; 3.488.210,91TL yatırım destek bedeli ve 100.740,00 TL sabit yatırım bedelinin 03/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 4-Davacı tarafça hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 245.161,23 TL ilam harcından peşin alınan 94.789,40 TL’nin mahsubu ile bakiye 150.371,83 ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 94.789,40 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 5.478,00 TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre belirlenen 3.080,03 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 250,00 TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre belirlenen 109,46 TL’sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 309.668,53 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 277.745,68 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,c-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,d-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.