mahkeme 2020/1985 E. 2023/1564 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/1985

Karar No

2023/1564

Karar Tarihi

29 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1985
KARAR NO: 2023/1564
KARAR TARİHİ: 29/12/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/01/2020
NUMARASI: 2008/55 Esas - 2020/41 Karar
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davacı, Davalı ... mirasçıları ve diğer davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalılardan ... Plast. San. ve Tic. A.Ş. tarafından çıkarılan ... Grubu ... sıra numaralı toplam 9 adet hamiline yazılı hisse senedinin meşru hamili ve maliki olduğunu, davalılardan ...'m, tamamen kötü niyetle ve mahkemeleri aldatıcı bir takım işlem ve beyanlarla, yukarıda anılan hisse senetlerinin TTK hükümleri gereği malikine sağladığı hakların kullanılmasına engel olduğunu ve bu hakları hukuka aykırı bir şekilde iktisap ettiğim, davalıların birlikte hareket ederek, ... Ticaret A.Ş.'nin hamiline yazılı hisse senetlerinden "..." dışındaki kişilere ait bulunan ve uzun sayılabilecek bir zaman için ellerinde bulundurdukları hisse senetleri için haklarını arayıp soramamış (özellikle yurtdışında yaşayan) hissedarların şirkete karşı sahip oldukları haklarını ortadan kaldırmak ve bu hakları haksız iktisaplarla ele geçirmek gayesiyle; hayali senaryolar üreterek, içlerinde müvekkilinin sahibi bulunduğu hisse senetlerinin de bulunduğu bir kısım hamiline yazılı senetlerin kayıp olduğu iddiasıyla, Küçükçekmeee Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurduklarını ve anılan Mahkemenin 1999/978 E. sayılı kararı ile davacının maliki bulunduğu hamiline yazılı hisse senetlerinin iptalini sağladıklarım, anılan iptal davasının devamı sırasında ve iptal kararı verildikten sonra davalılar, yaptıkları hisse senetlerinin nev'ini değiştirme ve sonra da bunları üçüncü kişilere devir etme gibi işlemlerle; aslında hisse senetlerinin gerçekten sahibi olmayan kişilere, bu hisse senetlerinden kaynaklanan kar payı ve bedelsiz hisse dağıtımına haksız olarak katılmalarına; ayrıca da bu senetlerin yabancı sermayeli bir şirkete satılması suretiyle satış bedelinin de ... tarafından haksız olarak iktisap edilmesine neden olduklarını, bu suretle de ... tarafından, müvekkili aleyhine haksız kazançlar elde edilmesi bilerek ve gerçekleri gizlenerek temin edildiğini, davalıların anılan iptal kararlarını; iptal tarihinde şirketin yönetimini teşkil eden yöneticiler, şirketle işbirliği içerisinde, gerçekleri ve belgeleri gizleyerek, tamamen hukuka aykırı bir biçimde ve maalesef hukukun iyi niyetli hamillere sağladığı "iptal davası açabilme" hakkını sırf hamiline yazılı hisse senedi sahibi hissedarların zararına olarak açıkça su istimal ederek elde ettiklerini, zira, dilekçede ayrıntısı verilen ve davacı müvekkiline ait bulunan hisse senetleri hakkında davalılardan ... tarafından 20.05.1999 tarihinde açılan iptal davasında özetle, ilgili şirketin çıkardığı ... grubu ... seri nolu hamiline yazılı hisse senetlerinin kaybedildiğini; bu senetlerin tamamının bir aile şirketi (...) olan ... A.Ş.’nin genel kurul hazırlıkları sırasında kayıp olduğunun fark edildiği iddia edilerek anılan senetlerin iptaline karar verilmesi istendiğini, gerçekte ise böyle bir kayıp durumu söz konusu olmadığını, davalılardan ...'ın iptal davasının açılmasından sadece 7 gün sonra, o tarih itibariyle iptali istenen senetlerin hamili görünen ... tarafından İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne açılan ve aynı hisse senetlerinden kaynaklanan alacak davasında davacı ...’nun anılan B grubu 10 adet hisse senetlerinin kendisine ait bulunduğunu, ancak şirketin o tarihe kadar kendisine bu senetlerden kaynaklanan alacaklarını ödemediğini ifade ederek alacaklarının ödenmesine karar verilmesini istediğini, senetlerin iptali talebiyle Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesinden açılan davada da, ... adlı bir kişinin senet asıllarım mahkemeye ibraz ederek alacak davası açtığı hususu da mahkemeden gizlendiğini, senetlerinin hamilinin ortaya çıktığı mahkemeye bildirilmediğini, her iki mahkemede, açık gerçekler gizlenerek kasten yanıltıldığını, fazlaya dair ve diğer her türlü talep, hak ve alacakları saklı kalmak üzere, davacı müvekkilinin ... Grubu ... sıra numaralı toplam 9 adet hamiline yazılı hisse senedinin meşru hamili ve maliki ve dolayısıyla ... Ticaret A.Ş.'nin ortağı olduğunun ve ortaklıktan kaynaklanan her türlü haklara da sahip olduğunun tespitine; hisse senetlerinin haksız zilyedinden alınarak müvekkile iadesine ve bugüne kadar ödenmemiş ortaklıktan kaynaklanan mali haklarından kaynaklanan alacakların da kusurlu davalılardan tahsili ve en yüksek reeskont faizi ile davacı müvekkile ödenmesine; bu talebin mümkün olamaması halinde, müvekkilin meşru hamili ve maliki bulunduğu hisse senetlerinin TTK hükümlerine göre kendisine sağladığı mali haklan tespit için davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, 1999 yılından bugüne kadar anılan hisse senetlerinden dolayı müvekkiline ödenmesi gereken her türlü kar payı, bedelli veya bedelsiz hisse alımı ve sair tüm mali haklardan ve şirket hisselerinin yabancı sermayeli ... adlı şirkete satışından elde edilecek bedelden müvekkiline ait hisselere düşen her türlü getiri ve meblağın tespiti ile tüm bu bedellerin tazmini zımnında ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik l.000.000-USD'nin fiili ödeme tarihi itibariyle TL.'sı karşılığının, hileli ve kötü niyetli işlemlerle davacı müvekkilinin haklarını elde etmesine engel olan ve haksız iktisapta bulunan davalılardan, en yüksek reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine; yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; anılan hisse senetlerinin Haziran 1999’da ...'nun elinde bulunduğunun iddia edildiğini, daha sonra 26.6.2000 tarihinde hisse senetlerinin ... isimli bir şahısta bulunduğunun noter marifeti ile ihbar edildiğini, davacının, dava konusu hisse senetlerini Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından iptallerinden sonra ve bu iptal kararını bilerek devraldığını, devir işleminden sonra Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesinden iptal kararının iptali için başvuruda bulunduğunu, daha sonra huzurdaki tazminat talebini de havi işbu terditli davayı açtığını, davacı hisse senetlerinin mahkeme kararı ile iptal edilmiş olduklarını bildiği halde bunları devralmış olduğundan bu senetlere dayanarak ortaklığa karşı dava açamayacağını, davacı ... 'ın şirkete ve ortaklarına karşı dava açamayacağı ve taraf olamayacağı dikkate anılarak öncelikle bu yönden davanın reddine karar verilmesini, şirket hamiline yazılı hisse senetlerinin 1986 yılında çıkartıldığını, davacının 19 yıldır hiçbir talepte bulunmadığını, hisse senedini ibraz etmediğini ancak 2005 yılında açtığı bir dava ile tazminat talep ettiğini, Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre dahi bu hakkın 10 yıl süre ile kullanılmamakla düştüğünü, anılan hisselerin sahibi şirketin 1985 yılındaki kuruluşundan itibaren ... olduğunu; bu şahsın 7.9.1996 tarihine kadar hamiline yazılı ve bu tarihten sonra genel kurul karan ile nama yazılı hale gelen hisselerini 1997 yılında ...'a satmış, bu satışın şirket yönetim kurulunun 16.5.1997 tarih ve 37 sayılı yönetim kurulu kararı ile pay defterine işlenmiş olduğunu, bu tarihe kadar, anılan hisselerin kesintisiz ve nizasız olarak ... tarafından temsil edilmiş bulunduğunu, 11.11.1997 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısından itibaren ise hisselerini sattığı güne kadar ... 'ın Ticaret Bakanlığı komiseri denetiminde yapılan Genel Kurullara bizzat katılmış olduğunu; ... 'ın hisse senetlerini 1997 yılında ...'ın o tarihte nama yazılı hale gelmiş olan hisse senetlerini durumun pay defterine işlenmesi sureti ile satın aldığını, şirketin yurt dışında yaşayan ve hakkını kullanamayan hiçbir ortağı olmadığını, anılan hisse senetlerinin iptali kararından sonra herhangi bir nevi değiştirme işlemi yapılmadığını, ...’ın daha sonra şirket hisselerini bir Amerikan Şirketine sattığını, ancak bunu kötüniyetli mal kaçırmak için değil, şirketin diğer ortakları ile birlikte alınan karar doğrultusunda yaptığını, 1996 yılında yapılan esas sözleşme değişikliği ile hisse senetlerinin nevi nama yazılı hale geldiği için o tarihte hiçbir hükmü olmayan hamiline yazılı hisse senetlerinin kaybolduğu fark edildikten sonra müvekkilleri ...- ... ve ...’ın basiretli birer tacir gibi davranarak kaybolan hisse senetlerinin iptalini istediklerini, iptal davasında hiçbir gerçeğin saklanmadığını, gerek bu dönemde gerekse müteakip yıllarda hiç kimsenin senetlerin aslını ibraz etmediğini, hal böyle iken kötü niyetlerinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, sonuçta davacının ... Gurubu ... sıra numaralı 9 adet hamiline yazılı hisse senedinin hamili dahi olsa bu hisse senetlerinin 1996 yılında nama yazılı hale getirildiğini ve hissedarların paydefterine işlendiğini, davacının yukarıda anlatılan sebeplerle meşru hamil olmadığını, hisselerin iptal edilmiş olduğunu bilerek devraldığından şirkete karşı bir talepte bulunamayacağı dikkate alındığında bu senetlerin şirket ortaklığı imkanı tanımadığının muhakkak olduğunu, eğer davacı bu hisse senetlerini iptal edildiklerini bilmeden devraldı ise bu takdirde kendisine bu hisse senetlerini satmış olması gereken ... tarafından meselenin tetkikinin gerektiğini; bir zarar ziyanı varsa ....'a müracaatı gerektiğini, ayrıca davacının tazminat olarak Amerikan Doları cinsinden para talep ettiğini, Türkiye'de kurulu bir Türk Şirketindeki hisselerden kaynaklanan tazminat davasının Amerikan Doları cinsinden açılmasının mümkün olmadığını, fakat yabancı para cinsinden doğmuş olan borçlar için o para cinsi ile dava açmak mümkün olmakla davanın bu yönden de reddini, talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde ilk olarak dava konusu hisse senetlerinin aidiyetinin saptanması gerekecektir. Dava konusu hamiline hisse senetleri hakkında davalılardan ... tarafından K. Çekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesine zayi nedeniyle iptal davası açıldığı ve mahkeme tarafından 02/02/2000 gün ve 1999/978 E-2000/116 E sayılı karar ile dava kabul edilerek dava konusu hisse senetlerinin zayi nedeniyle iptaline karar verildiği; bilahare davacı tarafından K. Çekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesine dava açılarak dava konusu senetlerin gerçek sahibinin kendisi olduğu iddiasıyla K. Çekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02/02/2000 gün ve 1999/978 E-2000/116 E sayılı kararı ile verilen zayi kararının iptaline karar verilmesi için dava açıldığı; yargılamalar sonunda K. Çekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 13/02/2014 gün ve 2013/960E-2014/80 K sayılı kararı ile davanın kabulü ile K. çekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 02/02/2000 gün ve 1999/978 E-2000/116 E sayılı kararı ile zayi nedeniyle iptaline karar verilen dava konusu 9 adet hamiline hisse senetleri hakkındaki iptal kararının iptaline karar verildiği ve kararın Yargıtay tarafından onanarak 26/05/2016 tarihinde kesinleştiği saptanmıştır. Kesinleşen iş bu karar gereğince hamiline hisse senetlerinin malikinin davacı olduğu da kesinleşmiş bulunmaktadır. Diğer yandan davacıya ait 9 adet hamiline yazılı A.Ş. hisse senetlerinin davalı şirketçe yapılan 19.09.1996 tarihinde esas sözleşme değişikliğinin ticaret siciline tesciline kadar HAMİLİNE YAZILI iken 19.09.1996 tarihinde ticaret siciline tescil edilen ve 24.09.1996 tarihli ve 4130 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) ilan edilen esas sözleşme değişikliği ile NAMA YAZILI hale geldiği dosya içindeki bilgi ve belgeler ile alınan bilirkişi raporundan tespit edilmektedir. Böylece dava konusu 9 adet hamiline hisse senetlerinin davacıya ait olduğu, bilahare nama yazılı hale geldiği ve Ortaklar Pay Defteri sayfasında payların sahibi olarak görünen ...’ın, sahibi olduğu 60 adet, 6.000.000.000 (eski) TL (6.000 yeni TL) nominal değerde ... GRUBU payın içinde bulunan bu payları 10.03.2000 tarihinde dava dışı ...’ye devrettiği alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Dolayısı ile davacının hisse senetlerinin iadesine ilişkin talebinin kabulü hukuken mümkün olmaktan çıkmıştır. Gerek K.Çekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1999/978 E-2000/116 E sayılı dava dosyası ile gerekse K. Çekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/960E-2014/80 K sayılı dava dosyası ile mahkememiz dava dosyasında alınan bilirkişi raporları ile dava konusu hisse senetlerinin davacıya ait olduğu; ancak bu payların dava dışı ...’ye devredilmesi nedeniyle iadesinin hukuken mümkün bulunmadığının kabulü gerekmiştir. Şüphesiz davacı elinden haksız nedenle çıkmış hisse senetleri nedeniyle tazminat talebinde bulunabilir. Nitekim davacı, dava konusu hisse senetlerinin maliki olduğunun tespiti yanında, iadesini ve bu hisselerden kaynaklanan tüm mali hakları da kapsayacak şekilde tazminat talebinde bulunduğundan davacının hisse senetlerinden kaynaklanan tazminat talebi yönünden de bilirkişi raporu alınmıştır. Alınan 06/03/2017 tarihli ilk bilirkişi raporunda bu hususta bir değerlendirme yapılmadığından aynı bilirkişi kurulundan ek rapor alınmıştır. Bilirkişi kurulu 26/02/2018 tarihli ek raporlarında özetle: "Davacının 1.000.000,00 USD'lik talebinin kadri maruf ve uygun olabileceği, bu miktar tazminattan tüm davalıların sorumlu olduğu" bildirilmiştir. Alınan bilirkişi rapor ve ek raporuna davalılar vekili itiraz ettiği gibi hüküm kurmaya elverişli görülmediğinden yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması yoluna gidilmiştir.İkinci bilirkişi kurulu raporlarında özetle :"Huzurdaki davada talep konusu olan hamiline yazılı hisse senetleri ile temsil edilen pay sayısının 9 adet olduğu, bu paylar 200.000.000 (eski) TL sermayede her biri 100.000 (eski) TL nominal değerde paydan oluştuğu; buna göre, huzurdaki davaya konu hamiline yazılı hisse senetlerinin toplam nominal değerinin 900.000 (eski) TL olduğu, bu payların, hisse senetleri üzerindeki kayıtlardan tespit edilen 200.000.000 TL sermayeye oranının (900.000 / 200.000.000 =) % 0,45 (binde 4,5) olarak hesaplandığı, önceki sermaye tutarı olan 200.000.000 TL ile sonraki sermaye tutarı olan 120.000.000.000 TL arasındaki farkın 119.800.000.000 TL olduğu; Davalı şirket huzurdaki dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin ait olduğu sermaye tutarını 119.800.000.000 TL artırdıktan sonraki sermayedeki 24 adet payını ...’ın, ...’a sattığı, bu 24 adet payın satış fiyatının, 16.05.1997 tarihinde, 184.000 ABD Doları olduğu, Hamiline yazılı paylar çıkarıldıktan sonra şirket sermayesi 119.800.000.000 TL artırılmış olmakla, 16.05.1997 tarihindeki TL/Dolar kuru olan 136.350 TL üzerinden artırılan sermayenin dolar karşılığının 878.261 ABD Doları olarak hesaplandığı, artırılan sermayede dava konusu hamiline yazılı payların bir hakkı bulunmadığı, zira hamiline yazılı paylar çıkarıldıktan sonra sermayenin artırıldığı ve hamiline yazılı pay senetleri üzerinde bu sermaye artırımlarına katıldığına dair bir kaydın mevcut olmadığı; Bu çerçevede, artırılan 119.800.000.000 TL’nin ABD Doları karşılığı olan 878.621 ABD Dolarından 24 adet nama yazılı paya isabet eden (878.621 USD * 0,02 =). 17,572 ABD Doları değer üzerinde hamiline yazılı payların bir hakkı olamayacağı; Buna göre 24 adet payın satın alma bedeli olan 184.000 ABD Dolarından 17.572 ABD Dolarını düştüğümüz takdirde hamiline yazılı paylar ile karşılaştırılabilir bir değere ulaşabileceği, bu değerin (184.000 USD - 17.572 USD =) 166.428 ABD Doları olarak hesaplandığı, şirketin yüzde %2' sine isabet eden nama yazılı paylar 16,05.1997 tarihinde, sermaye artırımı etkisinden arındırılmış olarak 166.428 ABD Doları değerinde işlem gördüğüne göre, aynı şirketin daha önceki sermayesinde binde 4,5 oranında paya sahip olan hamiline yazılı hisse senetlerinin 16.05.1997 tarihindeki değerinin hesaplanabilir olduğu, buna göre, huzurdaki davanın konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin 16.05.1997 tarihindeki değerinin ((0,045/0,02) x 166.428 ABD Doları =) 37.446 ABD Doları olarak hesaplandığı, vade başlangıcı 16.05.1997 tarihi kabul edilerek 37.446 ABD Dolarının huzurdaki davanın açılma tarihi olan 31.01.2005 tarihine kadar geçen 2817 günde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan kamu bankalarında 1 yıl ve uzun vadeli dolar mevduatına uygulanan değişen faiz oranlarının alt sınırı esas alınarak 6.354,22 ABD Doları faiz hesaplandığı ve buna göre dava tarihi itibariyle dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin değerinin faiz dahil olarak 43.800,22 ABD Doları olarak hesaplandığı" bildirilmiştir. Alınan bu rapora itiraz üzerine bilirkişilerden alınan ek raporlarda bilirkişiler kök raporundaki görüşlerini tekrar etmişlerdir. Alınan son bilirkişi kurulu rapor ve ek raporları gerekçesine nazaran kabule şayan bulunarak hükme esas alınmıştır. Diğer yandan davalıların sorululuklarının da incelenmesi gerekir. Alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamından davalılardan davalı şirketin dava konusu hisseyi çıkaran şirket, davalı ...'nin ise dava konusu hisse senetlerini haksız iktisap eden ve elden çıkaran; diğer davalıların ise davalı şirket yönetim kurulu üyeleri oldukları, davalı ...'nin dava sırasında öldüğü ve mirasçılarının kaldığı saptanmıştır. Davayı Y.Kurulu üyelerinin eski hamiline yazılı pay senetlerinin ne şekilde pay sahiplerinden toplanacağına ve ne şekilde imha edileceğine dair bir karar alınmadan ve hatta eski hamiline yazılı pay senetlerinin pay sahiplerinden geri alınmasına dair bir karar alınmadan nama dönüştürülen dava konusu paylar için geçici ilmühaber basılarak pay sahiplerine dağıtılmasına karar veren Y.K. üyeleri olmaları nedeniyle oluşan zarardan müteselsilen sorumlu bulundukları, dahili davalı mirasçıların ise aynı doğrultuda murislerinin kusurundan sorumlu tutulması gerektiği, davalı şirketin ise Y.K. üyelerinin kusurundan dolayı davacıya karşı sorumlu bulunduğu sonucuna varılmıştır. Her ne kadar bir kısım davalılar vekili USD cinsinden talepte bulunulamayacağını savunmuş ise de dava konusu hisse senetlerinin dava dışı ...’ye USD bedelle devredildiği anlaşıldığından davacının bu nedenle USD talebinde bulunabileceği kabul edilerek aksi savunma yerinde görülmemiştir. Hal böyle olunca tarafların iddia ve savunmaları, sunulan ve sağlanan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu hisse senetlerinin davanın kısmen kabulüne , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararının dayandığı gerek kök rapor ve gerekse ikinci ek bilirkişi heyet raporu usul ve kanuna aykırı olup, maddi hatalar düzeltilmeden verilen karar usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyeti 9.000.000 TL değerindeki hisse senedini 900.000 TL esas alarak hesaplama yapmış bu şekli ile çok ciddi bir hesap hatasına sebebiyet vermiş olup, işbu hususun, ikinci ek bilirkişi raporuyla da düzeltilmediğini, maddi hata devam etmekte olup mahkemece bu rapor esas alınarak karara çıkıldığını, davacı hissesinin yüzde 9 olduğunu, bilirkişi heyeti, davacıya ait toplamda 9.000.000-TL değerindeki hisseyi 900.0007L mominal değerden hesap yaparak davacının şirketteki hissesini 0.45 olarak hesaplaması büyük bir hesap hatasına yapıldığını, taraflarınca kök ve birinci ek rapora karşı yapılan bu yöndeki itirazların bilirkişi heyetince hiç irdelenmemiş ve dikkate alınmamış olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... mirasçıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; yönetim kurulu üyelerinin bu olayda hiç bir sorumluluğu bulunmadığını, özellikle Davalı ...'un 23.04.2018 tarihinde vefatından sonra onun kanuni mirasçıları olması dolayısıyla davaya dahil edilmiş olan davalıların, sırf Murislerinin sağlığında hissedar ve bir süre (Yönetim Kurulunda üyelik yapmış olması nedeniyle, şirketin almış olduğu kararlardan dolayı da değil, almamış olduğu karardan dolayı murislerinin sorumluluğu olduğu iddialarını reddettiğini, nitekim kayıp diğer hamiline hisse senetlerinin toplanmamış olmasından hiçbir sorun doğmamış olup, zayii edilmiş olan diğer senetler için (bunların değerlerini yitirip boş belge haline geldiği bilindiğinden) dava konusu hamiline hisse senedini nasıl olduysa ele geçirdiğini ileri süren üç dört kişinin denemesinden başarılı sonuç alamamış olmasına karşın, davacı buna cüret etmiş ancak hak ettiğini kanıtlamasına imkan verildiği halde bu boş senette saklı olan Şirket hissedarlığını nasıl elde ettiği konusunu her türlü şüpheden arındırılmış olarak ispatlayamadığını, dava dilekçesinde ronabar ailesi ve özellikle reşit ronabar için kötüniyet iddiası bulunmakla beraber, muris merhum ... hakkında en ufak bir iddia bulunmadığı gibi, şirket tüzel kişiliği ile birlikte organ mensubu olmasından dolayı bir an için merhumun sırf o tarihte yönetim kurulu üyesi olmasına bağlı bir sorumluluğu olsaydı bile, bu şirketteki hisselerini ölümünden çok önce satarak mirasçılarının kendilerine miras yolu ile hissedarlık dahi geçmemiş oduğu dikkate alınarak, murisin bu sorumluluğunun mirasen halefiyet yoluyla mirasçılarına geçmeyeceğinin dikkate alınmadığını, bu olaydaki tazminatın ancak şirkete izafeten talep edilebileceği de tartışmasız olup hem şirket hem de yönetim kurulu üyelerinden neye göre seçildiği anlaşılamayan murisin ...un müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması mümkün olmadığını, davacının Türkiye'de bir adresi bulunmadığını, geçerli bir adres bildiriminde bulunmadığı ve avukatının adresini kullandığı dava dosyasından anlaşıldığını, bu usule ve kanuna aykırılık defaatle Sayın Mahkemeye arz olunmasına rağmen dikkate alınmadığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kabul hükmü ve ... mirasçıları yönünden kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Diğer davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının elinde bulunan hamiline yazılı hisse senetlerinin geçerliliklerini yitirdikleri, davacının tahvil kararını ve dolayısıyla senetlerin geçersizliğini bildiği, hamiline yazılı hisse senetlerinin nama yazılı hale gelmesi ile artık şirkette herhangi bir payı ifade etmedikleri, davacının hisse senetlerine nasıl malik olduğunun belirsiz olduğu ve bunları iyi niyetle iktisap ettiğini ileri süremeyeceği bilirkişi raporları ile sabit olmuşken, Mahkemenin bu raporları hiçbir şekilde nazara almamış ve değerlendirmemiş, ayrıca Mahkemece karara esas alınan kök ve ek raporlar da hatalı olarak bu hususun tamamen aksini ileri sürerek davacı tarafın alacak talep edebileceğini ifade etmiş ve tazminat hesabı yapmış olup, bilirkişi raporundaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğunu, iyi niyetle malik olmayan ve tür değiştirme kararını bilen davacı tarafın geçerliliğini yitirmiş hisse senetlerine dayalı hiçbir alacağı olmadığını, tamamen gerçek dışı fahiş hatalı bir tespitte bulunduğunu, davacının usd cinsinden tazminat talebi hukuken mümkün olmayıp yönetim kurulu üyeleri davalılara karşı da açılan davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus değerlendirmeksizin davanın kısmen kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kabul hükmü yönünden kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, anonim şirkete ortak olduğunun tespiti, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının davalı şirkete hamiline yazılı hisse senetlerini elinde bulundurmak suretiyle ortak olup olmadığı ve hisse bedellerini isteyip isteyemeyeceği noktasındadır. Davacı taraf, ... Grubu ... sıra numaralı toplam 9 adet hamiline yazılı hisse senedinin meşru hamili ve maliki olduğu iddiasıyla senet bedelinin tahsili istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalılar zamanaşımı define dayanmışlardır. Davacı ise, hak sahibi olduktan sonra süresi içinde dava açma hakkını kullandığını ileri sürmektedir. Dava konusu alacak davalı şirket yönünden anonim şirket tarafından çıkarılan ve anonim şirket sermayesindeki payı temsil eden pay (hisse) senedi olup, pay senedi şirket malvarlığı üzerinde mülkiyet hakkını temsil etmektedir. Mülkiyet hakkı, mutlak bir hak olup zamanaşımına tabi değildir. Dolayısıyla davalı şirket yönünden talebin zamanaşımına uğraması söz konusu değildir. Davalı ... dava konusu hisseleri nama yazılı olarak dava dışı ...'dan edinmiş olup onun dışındaki davalılar ise, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleridir. Dava konusu zarar yönetim kurulu üyeleri bakımından doğrudan zarara ilişkindir. Ancak dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda doğrudan zarara ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, yönetim kurulu üyeleri ve davalı ... hakkında Borçlar Kanunundaki haksız fiile ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı Türk Borçlar Kanununun 60/1. Maddesine göre, haksız fiilde 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri düzenlenmiş ve ayrıca tazminat cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ise ceza zamanaşımının uygulanacağı düzenlenmiştir. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2000/19658 hazırlık sayılı dosyasında; dava dışı ... tarafından dava konusu hisseler ile ilgili davalı ... dışındaki davalılar hakkında şirket işlerine hile karıştırmak suçlaması ile yapılan şikayet üzerine yürütülen soruşturmada hukuki ihtilaf gerekçesi ile takipsizlik kararı verilmiş ve bu karara yapılan itirazın da 28/01/2002 tarihinde reddine karar verilmiştir. Ancak, savcılık tarafından takipsizlik kararı verilmesi ceza zamanaşımının uygulanmasına engel değildir. Davalı yönetim kurulu üyeleri, nama yazılı hisse senedine çevrilen hamiline yazılı hisse senetlerini iade alıp imha etmeden, hamiline yazılı hisse senetleri tedavülde iken davaya konu hisselere denk gelen payları dava dışı ... adına pay defterine işlenmesi 765 sayılı Türk Ceza Kanunu anlamında evrakta sahtecilik suçuna vücut verecek nitelikte olup 765 sayılı TCK'nın 102/1-3 maddesine göre bu halde ceza zamanaşımı suç tarihinden itibaren 10 yıldır. Buna göre davanın açılış tarihi nazara alındığında davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden talep zamanaşımına uğramamıştır. Davalı ...'ın sorumluluğu dava konusu hisse senetlerini haksız iktisap edip elden çıkarma sebebine dayandırılmış olup, bu davalı yönetim kurulunda yer almadığından onun yönünden 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Davacının, hisselerin nama dönüştürülmesinden sonra söz konusu hisseleri davalı ...'ın iktisap ettiğini daha önce öğrendiği ispat edilemediğine göre, davalı ... yönünden de talep zamanaşımına uğramamıştır. 6762 sayılı TTK'nın 410. Maddesinde, esas mukavelede aksine hüküm bulunmadıkça çıkarılan hisse senetlerinin nev'inin değiştirilebileceği düzenlenmiştir. Davalı ... San Ve Tic A.Ş.'nin 18/09/1996 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile, şirketin sermayesi 30.000.000.000,00 TL'den 120.000.000.000,00 TL'ye çıkarılmış ve 1200 adet hisseye ayrılmıştır. Arttırılan 90.000.000.000,00 TL'nin 44.963.283.162,00 TL'si nakden, 45.036.716.838,00 TL'si yeniden değer artış fonundan karşılanmıştır. Bu genel kurul kararı ile hamiline yazılı olan şirket hisseleri nama yazılı hisse senedine dönüştürülmüştür. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemelerinde, davaya konu edilen ... Grubu ... sıra numaralı toplam 9 adet hamiline yazılı hisse senedinin temsil ettiği payların, şirket hisseleri nama yazılı hisse senedine tahvil edildiğinde dava dışı ... uhdesinde kaldığı ve daha sonra dava dışı ...'ın maliki olduğu 24 adet B grubu nama yazılı payları 16/05/1997 tarihli temlik sözleşmesi ile davalılardan ...'a devrettiği tespit edilmiştir. Genel kurul kararı ile şirket hisselerinin nama yazılı hisse senetlerine tahviline karar verilmesine rağmen, tahvilden önceki hamiline yazılı hisse senetlerinin pay sahiplerinden iade alınması ve imhasıyla ilgili bir karar alınmamıştır. Yönetim kurulunca da tahvilden önceki hamiline yazılı hisse senetlerinin pay sahiplerinden iade alınmasına dair bir karar alınmadan 19/09/1996 tarih ve 28 nolu karar ile yeni hisse senetleri basılıncaya kadar geçerli olmak üzere ortaklara ortaklık ilmühaberleri verilmesine karar verilmiştir. Yine Yönetim kurulunun 06/10/1997 tarih ve 43 nolu kararı ile hisse senetleri basılıncaya kadar hisse senetlerinin yerine kaim olmak üzere ilmühaber ihraç edilmesine ve ortaklara dağıtılmasına karar verilmiştir. Daha sonra, 06/09/1999 tarih ve 65 nolu yönetim kurulu kararı ile, esas sözleşme değişikliğiyle ortadan kalkan hamiline yazılı hisse senetlerinin ortaklardan geri toplanmasına ve imha edilerek iptal edilmesine karar verilmiştir. Bu kararın ise uygulandığına dair dosyada bir kayda rastlanılmamıştır. Buna göre, şirket hisseleri nama yazılı hisse senetlerine tahvil edildikten sonra, bir kısım hamiline yazılı hisse senetlerinin aynı zamanda tedavülde oldukları anlaşılmaktadır. Zire tahvil kararından sonra bir kısım ortaklar tarafından bazı hamiline yazılı hisse senetlerinin iptali için davalar açılmıştır. Bunlardan Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesinin 01/02/2000 Tarih ve 1999/979 E. - 2000/117 K. Sayılı kararı ile, ... tarafından ... Plastik San Ve Tic A.Ş.'nin 23/07/1986 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayınlanan genel kurul kararı ve esas sözleşme değişikliğine dayanılarak çıkarılan .. grubu ...-... seri numaralı 20 adet, yine ... grubu ...-... seri numaralı 3 adet, A grubu ...-... seri numaralı 12 adet, yine A grubu ...-... seri numaralı 14 adet hisse senedinin kayıp olduğundan bahisle 20/05/1999 tarihinde açılan davanın kabulüne karar verilerek söz konusu hisse senetlerinin iptaline karar verilmiştir.Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesinin 01/02/2000 Tarih ve 1999/977 E. - 2000/115 K. Sayılı kararı ile, ... tarafından ... San Ve Tic A.Ş.'nin 23/07/1986 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayınlanan genel kurul kararı ve esas sözleşme değişikliğine dayanılarak çıkarılan A grubu ...-... seri numaralı 20 adet hisse senedinin kayıp olduğundan bahisle 20/05/1999 tarihinde açılan davanın kabulüne karar verilerek söz konusu hisse senetlerinin iptaline karar verilmiştir. Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesinin 01/02/2000 Tarih ve 1999/978 E. - 2000/116 K. Sayılı kararı ile, ... tarafından ... San Ve Tic A.Ş.'nin 23/07/1986 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayınlanan genel kurul kararı ve esas sözleşme değişikliğine dayanılarak çıkarılan B grubu ...-... seri numaralı 10 adet her biri 1.000.000,00 liralık toplam 10.000.000,00 lira nominal değerli hisse senetlerinin kayıp olduğundan bahisle 20/05/1999 tarihinde açılan davanın kabulüne karar verilerek söz konusu hisse senetlerinin iptaline karar verilmiştir. Bu iptal kararından sonra ve iptal davasına konu B grubu ...-... seri numaralı 9 adet hamiline yazılı hisse senedinin davacının sunduğu temlikname ve ibraname başlıklı belgeye göre 01/10/2004 tarihinde davacı tarafından iktisap edildiği anlaşılmaktadır. Bu iktisaptan sonra davacı tarafından Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesinin 01/02/2000 Tarih ve 1999/978 E. - 2000/116 K. Sayılı kararının iptali için dava açılmıştır. Buna ilişkin Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/960(eski esaslar 2004/1051, 2009/1984) - 2014/80 K. sayılı kararında, "hisse senetleri hamiline olup, hisse senedi kimin elinde ise onun zilyetliği altında kabulü gerektiği, davalı tarafça iddia edilen hisse senetlerinin davacı tarafından kötü niyetli ele geçirildiğinin dosya kapsamı itibarı ile ispatlanamadığı, davacının hamili olan hisse senedine zilyet olmakla şirket ortağı olduğunu ispatladığı, bunun aksini iddia edenin ispat külfeti altında olduğu dolayısı ile ispat mükellefiyetinin davalı tarafa ait olduğu, ticari hayatın güvenilirliği ilkesi gereği hamiline senetler kimin elinde ise ona hak sahipliği vereceği, davacı tarafın meşru hamil olduğunu bu hisse senetlerini sunmakla zaten ispat ettiği, kıymetli evrakların hasımsız olarak iptalinin, çekin hamiline her nasıl etkili değil ise ve iyi niyetli çek hamili nasıl korunuyor ise kıymetli evraklardan sayılan hisse senetleri için de bu hükmün geçerli olması gerektiği anlaşılmakla davacı tarafın davasında haklılığı yönünde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuş ve eski hükümdeki toplam 10.000.000 TL'lik (10 Milyon eski TL) davacı vekilinin de talebi dikkate alınarak ve hükümde yapılan maddi hatanın taraflar lehine müktesep hak oluşturmayacağı ve maddi hataların her zaman düzeltilebileceği" gerekçesi ile Küçükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1999/978 Esas ve 2000/116 Karar sayılı hükmü ile verilen ve ... San ve Tic. A.Ş.'den alınan B grubu ...-... seri numaraları arasında kayıtlı olan 9 adet her biri 1.000.000..(bir milyon eski TL ) olarak toplam 9.000.000 (9 milyon eski TL) yönünden kararın iptaline karar verilmiş ve bu karar kanun yolundan geçerek 26/05/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin iptaline ilişkin kararın iptali davası, senetlerin iptali davasını açan ...'a hasım gösterilerek açılmış ve bu davada hamiline yazılı hisse senetlerinin davacı tarafından kötüniyetli ele geçirildiği ispatlanamadığı ve davacının hamiline yazılı hisse senetlerinin meşru hamili olduğu kabul edilmiştir. Bu karar davanın tarafları yönünden kesin hüküm teşkil ettiğinden, eldeki dava dosyasında tekrar davacının meşru hamil olup olmadığının yargılamaya konu edilmesi mümkün değildir. Diğer davalılar yönünden ise Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/960 E. - 2014/80 K. sayılı kararı kuvvetli delil niteliğinde olup, eldeki dava dosyasında bunun aksi ispatlanabilmiş değildir. Bu halde, davacı söz konusu hisse senetleri nedeniyle şirkete karşı hak sahibidir. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2017 Tarih ve 2008/278 E. - 2017/1048 K. Sayılı kararı ile, ... tarafından 24/09/1996 tarih ve 4130 sayılı sicil gazetesinde yayınlanan hamiline yazılı hisse senetlerinin nama yazılı hisse senetlerine dönüştürülmesine ilişkin 18/09/1996 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptali istemiyle 14/07/2005 tarihinde açılan davanın "ticaret hayatına devam eden bir şirkette aradan uzun zaman geçtikten sonra tahvil kararının geçersizliğinin ileri sürmek hakkın gecikilerek kullanımı anlamına gelip dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı MK'nın 2. Maddesine aykırı olduğu" gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Ancak bu karar davacının şirkete ortak olmadığı sebebine dayalı olmayıp, tahvil kararının geçersizliği istemi yönünden hakkın gecikilerek kullanılmasının MK 2'ye aykırı olduğu yönündedir. Bu haliyle Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2017 Tarih ve 2008/278 E. - 2017/1048 K. Sayılı kararının davacının hamiline yazılı hisse senetlerinin meşru hamili olmasına ve ortaklık haklarına bir etkisi bulunmamaktadır. Dosyada alınan 02/05/2007 tarihli bilirkişi raporunda, genel kurullara ...'ın katıldığı, dolayısıyla bu kişinin hamiline yazılı hisse senetlerini ibraz etmiş olmalı yönünde tespitte bulunulmuş ise de, Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/960 E. - 2014/80 K. sayılı kararı ve dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin hali hazırda davacının elinde bulunuyor olması karşısında, bilirkişi raporundaki çıkarıma itibar etmek mümkün değildir. Bu halde, davalı şirket, dava konusu hisseler yönünden, tedavülde bulunan hamiline yazılı hisse senetlerinin sahiplerine tahvilden sonra nama yazılı hisseleri vermeyerek en nihayetinde bu hisseler davacıya geri dönmeyecek şekilde devredildiğinden, hisse bedellerinden davalıya karşı sorumludur. Davalı yönetim kurulu üyeleri ise, tahvilden önceki hamiline yazılı hisse senetlerinin pay sahiplerinden iade alınmasına dair bir karar alınmadan yeni hisse senetleri basılıncaya kadar geçerli olmak üzere ilmühaber çıkarılmasına karar vererek, bu sırada tedavülde bulunan dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin temsil ettiği payları önce dava dışı ... adına, daha sonra onun devri ile davalı ... adına pay defterine kaydederek, dava konusu hamiline yazılı hisse senetleriyle temsil edilen payları davalı şirkete karşı hükümsüz hale getirdiklerinden davacının oluşan doğrudan zararından sorumludurlar. Davalı ... ise, esasen kendisinin malik olmadığı ve tahvilden sonra dava dışı ... adına pay defterine kaydedilen paylara ilişkin aynı anda tedavülde bulunan dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin iptalini mahkemeden isteyerek, sonucunda bu hamiline yazılı hisse senetlerinin iptaline karar verilmesini sağlaması nedeniyle, tahvilden sonra nedeniyle dava dışı ... adına pay defterine kaydedilen payları devralmasında iyiniyetli olduğunun kabulü mümkün olmayıp, bu ve daha sonra bu payları üçüncü kişiye devrederek elden çıkarması sebebiyle davacıya karşı sorumludur. Tahvilden sonra davalı ...'a geçen hisseler, diğer bir kısım hisseler ile birlikte 10/03/2020 tarihinde dava dışı ...'e satılmıştır. Buna göre, davaya konu hamiline yazılı hisse senetlerinin temsil ettiği paylar, bir daha davacıya dönemeyecek şekilde devredilmiş olup, davacının talep edebileceği zarar bu tarihte oluşmuş bulunmaktadır. Bu halde, davacının zararı, o tarihe kadar yapılan bedelsiz sermaye artışları da nazara alınarak hesaplanmalıdır. Ayrıca davacının elinde bulunan hamiline yazılı hisse senetlerinin her biri 10 adet payı temsil etmekte ve bu 10 payın değeri de senet üstünde 1.000.000 TL olarak yer almaktadır. Buna göre davacının elinde 9 adet her biri 10 hisseyi temsil eden hisse senedi olduğu nazara alınması gerekir. Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda 9 pay üzerinden değerlendirme yapılmış olup, bu haliyle bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Ayrıca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 99/1(818 s. TBK m. 83/1) maddesi uyarınca, konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ancak, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılabilir. Buna göre davalı şirket yönünden, dava konusu hisse senetleri Türk Lirası Cinsinden düzenlenmiş olup, yabancı para cinsinden talepte bulunulması mümkün değildir. Diğer davalılar bakımından ise, arada sözleşmesel bir ilişki bulunmadığından yine yabancı para cinsinden talepte bulunulması mümkün değildir. O halde Türk Lirası cinsinden karar verilmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece zararın tespiti bakımından yeni bir bilirkişi raporu alarak sonucuna göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekili, davalı ... mirasçıları vekili ve diğer davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekili, davalı ... mirasçıları vekili ve diğer davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 29/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim