mahkeme 2020/1874 E. 2023/1549 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1874
2023/1549
29 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1874
KARAR NO: 2023/1549
KARAR TARİHİ: 29/12/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/06/2019
NUMARASI: 2016/58 Esas - 2019/534 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/12/2023
Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ...'ın 100.000 TL sermayeli şirkete 45.000 TL'ye tekabül eden oran ile 08.01.2015 tarihinde ortak olduğunu, davalı şirketin kuyumculuk alanında faaliyet gösterdiği, müvekkilinin ise ham halde bulunan kıymetli madeni işleyerek takı ve mücevher haline getiren zanaatkar olduğu, diğer ortak ...'ın ticaret erbabı olup kuyumculuk sektöründe geçmişe dönük bir kariyeri olmadığını, ... Kuyumculuk adı altında müvekkilinin aynı adreste 10 yıldır faaliyet gösterdiğini, feshi istenen şirketin diğer ortağı olan ...'ın, müvekkilinin zanaatkar ve sanatçı vasıflarından yararlanmak için müvekkiline ortaklık teklif ettiğini, işlenmemiş altın olduğunu ve müvekkilin bu kıymetli madeni işleyerek eser meydana getirmesini ve böylece birlikte para kazanmayı teklif ettiği, müvekkilinin atölyesinin bulunduğu ve ticari faaliyet gösterdiği yere ...'ın ortak olduğu şirketin taşındığı ve müvekkilin de şirkete ortak olduğunu, ... Şirketi adı altında müvekkilinin 500 adet eser meydana getirdiği, bu eserlerden ancak bîr kısmının fotoğrafları ve özelliklerinin dilekçe ekinde sunulduğu ve ekte fotoğrafı sunulan hançerin oldukça değerli nadide bir eser olduğunu; müvekkilinin el emeği ve tasarımları ile ortaya oldukça değerli eserler meydana getirdikten sonra ...'ın, baskı, tehdit ve cebir ile müvekkilini şirketten ve işyerinden kovduğunu, tüm kıymetli takı ve eserlere, değerli taş ve işlenmemiş külçe halinde altınlara el koyduğunu, kendisini darp ettiğini, bu eylemler nedeni ile müvekkilin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na iki adet suç duyurusunda bulunduğu, işbu suç duyuruları birleştirilerek ... hakkında İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2015/716 E. Sayılı dosya ile kamu davası açıldığını, bu eylemler nedeni ile müvekkilinin kendine ait işletmeye dahi gidemediğini, feshi istenen şirkete ait eserlere el konduğu gibi müvekkilin kendi ticari işletmesine ait 750.000 USD değerinde eserin ...'ın uhdesinde kaldığını, ayrıca eser ve takıların yanında müvekkiline ait kalıp ve çizimler ile özel eşyalarına dahi el konduğunu, şirket ortakları arasındaki huzursuzluk ve itimatsızlığın had safhada olduğu, diğer ortağın müdürlük sıfatının kaldırılması ve ortaklığa kayyum atanması, şirketin tasfiyesine karar verilmesi gerektiğini, ortaklığın feshinde diğer ortağın kusurlu davranışlarının neden olduğunun tartışmasız olduğunu, işbu sebeple şirkette kayyum atanarak feshine karar verilmesi gerekeceğini, diğer ortak ...'ın müvekkilinin şahsına ait ve ortaklığa ait ziynet eşyalarını da uhdesine geçirdiğini, bu ziynetleri de www... com adlı internet sitesinde ... markası ile satışa çıkardığı, ilgili internet sitesinin sahibi olan ... A.Ş.'ye Bakırköy ...Noterliği'nin ... ihtarnamesi ile taraftar arasında yapılan sözleşme ve yazışmalar gereği satışı istenen ürünlerin kendi elinde olmadığını, işbu ihtarnamenin tebliğinden sonra muhatap firmanın aynı ürünleri bu kez ... markası ile pazarlamaya devam ettiğini, işbu hususlarda müvekkiline ait ürünlerin, feshi istenen şirketin diğer ortağınca hukuka aykırı olarak tasarruf edildiği ve piyasaya sürülerek elden çıkarılma çabası içinde olunduğu hususlarını beyanla; müvekkil ile birlikte iki kişinin ortak oldukları ...'nin diğer ortağın tutum, davranış ve haksız eylemlerinden dolayı şirket ortaklığının feshine, şirket müdürü olan diğer ortağın gerek davacının şahsi malvarlığına gerekse de şirketin malvarlığında haksız tasarrufta bulunmasının önüne geçilmesi için şirkete kayyum atanmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı yanın, müvekkilinin güvenini kazanarak kendisini sanat erbabı olarak tanıttığını, yine mahkemeye sunduğu gibi bir takım resimler göstererek güven telkin ettiği ve bu konuda başarılıda olduğunu, müvekkili ...'ın, tam bir güvenle davacı-karşı davalının İstanbul 14.Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ve kaybedilen 2014/103 E. Sayılı kira davasındaki borcunun dahi ihtilafın tarafı olmamasına rağmen davacı-karşı davalı yerine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına ödediğini, müvekkili ...'ın tam bir güvenle feshi istenen davalı şirketin faaliyet gösterdiği yerdeki dekorasyon maliyetinin tüm giderini ödeyerek ayrıca masrafta bulunduğu, anılan davada dahi davacı karşı davalının "Müvekkil ... şirketinden ve sahibinden aldığı borç ile davacıya ödemelerde bulunduğundan ... ile ortak olma durumu yaşadığı, dava konusu yerde ... Şirketi bulunmaktadır" diye bildirdiğini, yine İstanbul 3.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/75 D.lş sayılı tespit kararına itiraz dilekçesinde davacı-karşı davalı "Müvekkil davacıya ödediği bir kaim parayı ... Ltd. Şti. 'nin sahibi ...'dan borç alarak ödemiştir" şeklinde beyan ettiğini, yani davacı-karşı davalının, işyerinin dekorasyonunun masrafını dahi davalı-karşı davacı ...'ın yaptığını resmi kurumlar önünde zikrettiğini, müvekkili ...'ın kendisine verilen güven sebebiyle tüm bu ödemeleri yaptığını ve sahibi olduğu ve feshi istenen ... Ltd. Şti.'ndeki, davacı-karşı davalının altın işlemedeki ustalık beyanına inanarak kendisine şirketteki emeğine karşılık olmak üzere %45 hisseyi bedelsiz olarak devrettiğini, müvekkili ...'ın, davacı-karşı davalıya güvendiğinden şahsi hesabından yine feshi istenen şirketine yönelik olarak 406.095,82 USD değerinde leasing sözleşmesi ile ödeme planlı olarak çok özel kuyumculuk ve işleme makinaları aldığını ve büyük bir yatırım yaptığını, tüm ödemelerin ... tarafından yapıldığını, feshi islenen ... şirketinin hakim ortağı müvekkili ...'ın, emeği karşılığı hissedar ettiği ...'a kuyumculuk işini emanet ettiğini, işlem yapması için şirket envanterine kayıtlanacak şekilde; "15 kg. külçe altın ile 150.000 USD değerinde pırlanta taş, 10.000 USD değerinde siyah pırlanta, 90.000 USD değerinde çeşitli kıymetli taş ve 15.000 USD değerinde üç adet elmas taş" teslim ettiğini, sadece 595.650,00 USD'lik satın alma ve ödeme evrakı ile ayrı ayrı 5.846,11 Avro, 4.484,84 Avro, 2.722,86 Avro, 4.281,26 Avro, 4.483,84 Avro, 8.630,00 Avro. 807,56 Avro kıymetli taş vb. alım ödeme ve fatura evrakının dilekçe ekinde sunulduğunu, ayrıca defter incelemesi sırasında kalan evrağın da görülebileceğini, müvekkili şirket ve hakim ortağı ... olarak davacı-karşı davalının şirket ortaklığından bedelsiz ve haklı sebeple çıkarılması için işbu karşı davayı ikame ettiği hususlarını beyanla; ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davacı-karşı davalının mal varlığına, önlenemeyecek zararların telafisi için İhtiyati tedbir konulmasını, haksız ve mesnetsiz açılan asıl davanın reddini savunmuş, karşı davaya ilişkin olarak; davacı-karşı davalının müvekkili ... Şirketindeki ortaklığından bedelsiz olarak çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Asıl davada; davacı-karşı davalı şirketin haklı sebebe istinaden fesih ve tasfiyesini talep etmiş ve gerekçe olarak ceza dosyasına da yansıyan ortaklar arasındaki anlaşmazlıkları ileri sürmüş ise de; ortaklar arasındaki fikir aykırılıkları ve ihtilaflar fesih ve tasfiye için haklı sebep olmayacağı gibi bilgi alma-inceleme, özel denetçi tayini veya yönetim kurulu ve genel kurul karar iptali ve sorumluluk davası gibi hakları kullanmayan azınlık ortak bu davaların yerine fesih ve tasfiye davasını kaim edemez, aksi düşünülse dahi ortaklar arasındaki ihtilafların ve şirketin yaşadığı ekonomik ve yönetim sorunlarının tamamen hakim ortağın kusurundan kaynaklandığı kanıtlanamamıştır. Şirkette yönetim sorunu ve ekonomik sorun yaşandığı sabit ise de; somut olayda şirketin imalatının ve atölyesinin davacı-karşı davalının sorumluluğunda, satış ve pazarlama kısmının davalı-karşı davacının sorumluluğunda olduğu, dolayısıyla tarafların şirket faaliyetlerine ilişkin fiilen birlikte sorumluluk üstlendikleri, şirketin yaşadığı yönetim ve ekonomik sorunda müşterek kusurlarının bulunduğu, şirketin borca batık olması, hali hazırda çıkma payına tekabül eden şirket değerinin bulunmaması ve davacı-karşı davalı ortağından bedelsiz çıkmayı kabul etmemesi nazara alındığında; şirketin yaşadığı yönetim ve ekonomik sorunda müşterek kusurlu ortağın açtığı fesih tasfiye davasında haklı fesih nedenine dayalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi somut olay adaletine uygun düşmez, ayrıca şirketin borca batık olması tek başına fesih tasfiye sebebi teşkil etmez. İzah edilen nedenlerle asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Karşı davada; her ne kadar davacı-karşı davalının şirketten bedelsiz çıkarılması talep edilmişse de, konuya ilişkin TTK'nun 621.1- h bendinin atfı ile aynı yasanın 640-3 gereğince dava şartı teşkil eden genel kurul kararı ibraz edilmediğinden, aksi düşünülse dahi müşterek kusurlu ortağın şirkette hakim hissedar olduğu da nazara alındığında şirketin bu yöndeki ortağın şirketten haklı sebeble çıkarılması istemi yine somut olay adaletine uygun düşmeyeceğinden yerinde görülmeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce icra edilen yargılama ve tekmil dosya münderecatından edinilen vicdani kanaat gereğince; asıl ve karşı davanın reddine ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda imalat ve atölyenin müvekkilinin, satış ve pazarlama sorumluluğunun davalı karşı davacıda olduğunu, dolayısı ile şirket faaliyetlerinde fiilen birlikte sorumluluk üstlenildiğini, bilirkişilerin ek raporlarında davalı karşı davacı şirket öz kaynaklarının aktiflerin muhtemel satış değerleri esasına göre tespitine dayalı olarak pozitif çıkma olasılığının bulunduğu kabulünden hareketle davalı karşı davacı şirket varlık ve kaynak kalemlerinin tümü itibarı ile şirket merkezinde keşif yapılması gerektiğini, ilgili uzmanlık alanları itibarı ile ayrı ayrı denetime elverişli inceleme yapılmasının gerekli olduğunu öngördüğünü, Mahkemece bu hususun dikkate almadığını ve almama gerekçesinin de gösterilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, iki ortak arasında derin anlaşmazlık olduğunun mahkemece kabul edildiğini,sadece müvekkillerin tasarladıkları demirbaşlar, (kalıplar) yine şirketin faaliyet alanı dikkate alındığında müvekkilinin bulunup üretim yaptığı tarih ile atıldığı tarihten sonraki marka değerinde artma/eksilme olup olmadığı, bunda ortakların kusur/kusursuzluk durumları ve kısaca borca batıklık uzmanlar tarafından daha objektif şekilde saptanabileceğini, ceza ve hukuk dava dasyalarının istinaf sonuçlarının beklenmeden karar verilmesinin, müvekkilinin kusurlu olmadığı ve fesih talebinin haklı olduğu konularında taktirde hataya neden olduğunu, sonuca etkili olmayacağı gerekçesi ile yanlış değerlendirme yapılığını, haklı sebep unsurunun gerçekleştiğini, açıklanan nedenlerle yönetimde yetkili olmadığı için kusursuzluğuna, zarara sebebiyet vermediği için kusursuzluğuna, işler durma noktasına ve borca batık duruma gelmediği için kusursuzluğuna, fesih ve tasfiye isteminin haklılığına, bu açıdan davanın kabulüne, davalı karşı davacının davasının reddine karar verilmesini, vekalet ücreti ile masraflara hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl dava, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 636/3. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeplerle feshi; karşı dava, asıl dosya davacısının şirket ortaklığından bedelsiz çıkarılması istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince asıl dava yönünden verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Karşı davada verilen hüküm istinaf konusu yapılmadığından kesinleşmiş olup, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı değerlendirme yapılmıştır. Davalı şirket 100.000,00 TL sermayeli, 2 ortaklı bir limited şirket olup, şirket ortağı olan davacının %45, dava dışı diğer ortak olan ...'ın %55 oranında kayıtlı sermaye paylarına sahip oldukları, şirketin münferiden yetkili ortağının ... olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 636/3. maddesinde ''Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir''; TTK 638/2. Maddesinde "Her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir " düzenlemelerine yer verilmiştir Limited şirketlerde şirketin haklı sebeplerle feshi haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu TTK.'nda sayılmamış olup, doktrinde ve Yargıtay 11.HD'nin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması","şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması","şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi","azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması", "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması", şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Şirketin feshi istemi halinde mahkemeler dayanılan vakıaların gerçekliğini, haklı sebep teşkil edip etmeyeceğini, şirketin feshinin son çare olup olmadığını, dava açan pay sahibinin gerçek pay değerinin ödenmesi suretiyle paydaşlıktan çıkarılmasının daha adil bir sonuç yaratıp yaratmayacağını ve somut olaya göre şirketin ayakta tutulması daha hakkaniyetli ve adil bir sonuç doğuracak ise alternatif bir çözüm yolunun bulunup bulunmadığını değerlendirerek karar verecektir. Somut olayda davalı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi heyeti ek raporunda ibraz edilen 2015 - 2017 yıllarına ilişkin ticari defterlerine göre şirket faaliyetlerinin durma noktasında seyrettiği ve şirketin kaydi değerler üzerinden borca batık durumda olduğu, öz kaynak açığının 31.12.2017 tarihi itibarıyla 2.050.586,80 TL'lik düzeye yükseldiği belirtilmiştir. Bu durumun yanısıra davacı ile dava dışı ortak arasında açılmış davalar bulunduğu, bu bağlamda davalı şirket tarafından davacı aleyhine, altın bozdurularak döviz alındığı iddiasıyla altın bedelinin tahsiline ilişkin İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/265 Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığı, İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/62 Esas sayılı ceza davasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan davacı hakkında yargılama yapıldığı, İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/286 Esas sayılı ceza davasında hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsili amacıyla tehdit suçundan dava dışı ortak ... hakkında yargılama yapıldığı, İstanbul 58.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/68 Esas (Eski esas 2015/716 ) sayılı ceza davasında yaralama suçundan dava dışı ortak ... hakkında yargılama yapıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen durumlar karşısında taraflar arasındaki ihtilafların yoğunluğu ve usul ekonomisi gereği mahkemece ceza ve hukuk davalarının bekletici mesele yapılmaması isabetli olup, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Bununla birlikte davalı şirketin gayrifaal olması, ortakların bir araya gelip ortak hareket etmemeleri, dolayısıyla ortaklık sıfatının kazanılması anında geçerli olan şahsî ve maddî şartların (ortaklar arası ticari hayatın gerektirdiği güven ilişkisinin varlığı ve kâr-kazanç elde etme gibi) ortadan kalkması, bunun sonucu olarak davacı ortağın şirkette kalmaya devam etmesinin kendisinden beklenmeyecek hale gelmiş olması, ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi nedeniyle tarafların birlikte şirket faaliyeti yürütmelerinin beklenemeyeceği açık olup, bu maddi olgular şirketin feshi için haklı sebep teşkil etmektedir. Bu nedenle mahkemece yanılgılı değerlendirme yapılarak iki ortaklı bir şirketin, ortaklar arasındaki fikir aykırılıklarının ve ihtilafların azınlık ortak tarafından bilgi alma-inceleme, özel denetçi atanması istemiyle veya yönetim kurulu ve genel kurul karar iptali ve sorumluluk davası açma haklarının kullanılması suretiyle giderilebileceği gerekçesiyle asıl davada davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece asıl dava yönünden eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin asıl dava yönünden yaptığı istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi 29/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.