mahkeme 2020/1822 E. 2023/1547 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1822
2023/1547
29 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1822
KARAR NO: 2023/1547
KARAR TARİHİ: 29/12/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/11/2019
NUMARASI: 2016/649 Esas - 2019/922 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/12/2023
Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile kefil olarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi yapıldığını, icra takibi dayanağı olarak da 150.000,00 TL bedelli bono gösterildiğini, takibin dayanağı senette '..bedeli nakit ahzolunmuştur.' ifadesinin açıkça yer aldığını, müvekkilinin kefil olarak gösterildiği senet nedeniyle asıl borçlusu ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin hesap hareketlerinde davalı banka tarafından nakit olarak hesaba yatırılan 150.000,00 TL gibi bir rakam bulunmadığını, bu senet nedeniyle tanzim tarihinde banka tarafından senet bedelinin nakit olarak ödendiğinin yazılı olarak ispat edilmesi gerektiğini, bu senet nedeniyle müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı tarafın kayıtları incelendiğinde de müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığının açıkça ortaya çıkacağını, tüm bu nedenlerden dolayı müvekkilinin zarara uğramasını önlemek için takibin öncelikle takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin durdurulmasını, davanın kabulü ile müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak davalıya borçlu olmadığının tespitini, mevcut hukuki durumu bildiği halde haksız icra takibi yapan davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı (Temlik Alan) vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın davacı yanca haksız olarak açıldığını, davacının müvekkili şirkete borçlu olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı açılmış davaya itiraz ederek davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı yana bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 28/02/1996 tarih ve 1996/1622 karar sayılı ilamı ile aynı doğrultudaki 11/04/2002 tarih ve 2002/2766 karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere mahkememize açılan davanın konusu olan bononun mücerret borç ikrarı niteliğinde belge olup bonoda avalist olan davacının iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, banka kayıtlarında bono ile ilgili bilgilerin yazılı olup olmamasının bu bonodan dolayı borçlu olunmadığını göstermeyeceği, bonoya ilişkin olarak borcun olmadığını, senedin gerçeğe aykırı doldurulduğu iddialarını ispatlama külfetinin davacıda olduğu ve mahkememize bu bonodan dolayı borçlu olmadığını gösterir yazılı ve kesin delil sunmadığı anlaşılmıştır.Bilirkişi raporunda bononun banka kayıtlarında kayıtlı olduğu ancak teminat mı borca mahsuben mi kayıtlı olduğunun belirlenemediği belirtilmiş ise de yapılan bilirkişi incelemesinden de anlaşılacağı üzere davacının dava dışı ... San.Tic.Ltd.Şti.' nin davalı bankadan çekmiş olduğu kredi borcu sebebiyle müşterek ve müteselsil kefil olarak sözleşmede imzasının bulunduğu ve de dava tarihi itibari ile banka alacağının 154.168,47 TL olduğu da belirlenmiştir.Öte yandan 6098 sayılı TBK'nun 133. maddesinde borcun yenilenmesi hüküm altına alındığını, buna göre '' Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılamaz.'' hükmünü içerdiğini belirtmek gerekir. Yukarıda izahına çalışıldığı üzere; davaya konu takibin genel kredi sözleşmesine değil bonoya dayalı olmasına, bononun gerçeğe aykırı doldurulduğu hususu ile bedelsizliğinin ve bono bedelinin ödendiğinin iddia ve ispat edilememesine göre davacı yanca ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibine dayanak kambiyo senedi 150.00,00 TL bedelli bono olup, senet üzerinde ‘’… bedeli nakit ahz olunmuştur.’’ ifadesinin açıkça yazdığını, müvekkili hakkında başlatılan takibe dayanak bonoda asıl borçlu... San. Tic. Ltd. Şti. hesabına nakit olarak bahsi geçen bedel 150.000,00 TL yatırılmamış olmasından dolayı kefilin söz konusu bonodan dolayı borçlu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını , dosyaya sunulan banka hesap hareketlerinden de görüldüğü üzere senedin tanzim tarihi olan 08.01.2009 tarihinde asıl borçlunun davalı banka nezdindeki ... Iban no’lu hesap hareketlerinde davalı tarafından nakit olarak hesaba yatırılan 150.000 TL gibi bir miktar bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunun 3. Sayfasının 3. bendinde de 08.01.2009 tarihli munzam senedin imzalandığı tarih itibari ile dava dışı asıl borçlunun hesabına 150.000 TLlik bir alacak kaydı geçildiğine ilişkin hesap ekstrelerinde herhangi bir alacak kaydına rastlanılmadığının tespit edildiğini, davalı bankanın, dava dışı şirketten olan herhangi bir alacağının söz konusu menfi tespit davasından hesaplanmasının ve hükme esas alınmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan alacak tespitinin davacının borcu olmadığının bilirkişi kök raporunda tespit edildiğini beyan ederek İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/649 Esas 2019/922 Karar sayılı, 26.11.2019 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına, davanın esası hakkında hüküm verilerek haklı davanın kabulüne, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, icra takibine konu edilen bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, aval vereni olduğu bonoya dayalı olarak davalı bankaca icra takibine girişildiğini, bononun bedeli tutarınca davalı bankanın nakden ödeme yaptığını, kredi borcunun olduğunu ispatla yükümlü olduğunu belirterek icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı ise davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu 08.01.2009 tanzim ve 15.01.2015 vade tarihli 150.000 TL bedelli senedin ihdas nedeni 'nakden' olan bononun keşidecisinin dava dışı ... San.Tic.Ltd.Şti., lehtarının ... Bankası, aval verenlerin davacı ile ..., ... , incelenen banka kayıtlarından dava dışı ... Bankası ile dava dışı asıl borçlu ... İnş.Tekstil San.Tic.Ltd.Şti arasında 08.01.2009 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafın müteselsil kefil sıfatıyla genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunduğu görülmüştür. Davalı temlik eden ... A.Ş tarafından davacı ve dava dışı ...San.Tic.Ltd.Şti., ..., ... hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasında 150.000 TL' lik bonodan dolayı işlemiş faiz, komisyon ve ihtiyati haciz giderleri ile birlikte toplam 151.315,80 TL alacak için 26.01.2015 tarihinde kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmış, takip kesinleşmiştir İcra takibine konu edilen lehtarı ... Bankası olan bononun davalı ... Bankası tarafından ibraz edildiği , davalı bankanın alacağını davalı ... A.Ş ye devir ve temlik ettiği, ... A.Ş'nin Gelecek ... A.Ş tüzel kişiliği altında birleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan senetten dolayı borç altına giren kişilerin bu iddialarının ispat külfeti borçluya aittir. Genel karine gereğince borç ikrarı anlamı taşıyan bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. TTK'nın 702/2 maddesi uyarınca aval veren sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. Dolayısıyla aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerli olup, aval veren tarafından şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunulması mümkün değildir. Bu durumda, dava konusu bononun avalisti olan davacının bononun keşidecisi ve lehtarı arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklı kişisel defilere yönelik olarak, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süremeyecektir. Somut olayda davacı HMK M. 222/5 hükmü gereği münhasıran davalı bankanın kayıtlarına dayandığını belirterek takibe konu bononun tanzim tarihinde banka tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığının banka kayıtları ile ispatlandığını ileri sürmüş ise de banka kayıtlarında dava dışı asıl borçlunun hesabına 150.000 TLlik bir alacak kaydı bulunup bulunmaması, lehine aval verilenin kişisel defisi niteliğinde olup, davacı aval veren tarafından lehtar olan hak sahibine karşı ileri sürülemez. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 29/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.