mahkeme 2020/1812 E. 2023/1557 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1812
2023/1557
29 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1812
KARAR NO: 2023/1557
KARAR TARİHİ: 29/12/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/10/2019
NUMARASI: 2014/1247 Esas - 2019/677 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/12/2023
Taraflar arasındaki Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirkette genel müdür yardımcısı sıfatıyla çalışan ...'ün 24.01.2013 tarihinde işten ayrılarak 27.06.2013 tarihinde davalı şirket bünyesinde genel müdür sıfatı ile çalışmaya başladığını, müvekkiline ait müşteri bilgilerini rakip firma olan davalının özel amaçları için kullandığını, müvekkilinin müşterileri ile irtibat kurarak onlardan müşteri olmalarını talep ettiğini ve müvekkilinin çalışanlarına iş teklifinde bulunarak davalı şirkette işe aldığını, müvekkilinin sigorta ve risk yönetimi alanında Türkiye'nin önde gelen sigorta ve reasürans şirketlerinden biri olduğunu, yapılan haksız eylemler neticesinde itibarının zedelendiğini belirterek yapılan haksız rekabet eyleminin tespitine vc önlenmesine, 100,000-TL manevi ve şimdilik 10.000-TL de maddi tazminata karar verilmesini ve hesaplanacak tazminata haksız rekabet eyleminin yapıldığı tarihten itibaren avans faizi işletilmesini iddia ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı şirketin müşterilerinin müvekkili şirket ile çalışmaya başlamasının anayasa ile korunan çalışma ve sözleşme serbestisinin doğal bir sonucu olduğunu, bir fiilin haksız rekabet teşkil edebilmesi için öncelikle aldatıcı ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak yapılmış olması gerektiğini, müvekkilinin hiçbir zaman davalının çalışanlarını sözleşmelerini ihlal etmek suretiyle ya da başka yollarla kendisiyle çalışmaya teşvik etmediğim ya da ayartmadığını, davacının bilgilerinin müvekkili şirketin iktisadi amaçları için kullanılmadığını, müşteri bilgilerinin çoğunun sigorta sektöründe rol alan sigorta şirketleri tarafından doğrudan ya da dolaylı yollarla ama hukuka uygun olarak öğrenildiğini, çalışanların kendi bilgi ve deneyimlerini yeni işverenleri bünyesinde de kullanmakta serbest olduklarını, zararın somut olarak ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..Ocak 2013 yılında davacı şirkette genel müdür yardımcısı olarak çalışan ...'ün şirketten ayrılarak çok kısa bir zaman içerisinde davalı şirkette pozisyonunda yükselerek geçtiği ve 2013-2014 yılları içinde önemli pozisyonlarda çalışan 5 yöneticinin daha davacı şirketten ayrılıp pozisyonlarında yükselerek davalı şirkete geçtikleri, dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğu üzere ...'ün şirketten ayrılmadan kendi bilgisayarına davacı şirketin müşteri datalarını kopyalarak aldığı, izinsiz ele geçirilen müşteri portföyünde bulunan bazı firmaların yukarıda bahsedilen 6 çalışanın davalı şirkete geçmesiyle birlikte aynı zaman diliminde davalı şirketin müşteri portföyüne geçmiş oldukları, yine dinlenen tanık beyanlarına göre müşterilerin aranarak daha iyi koşullarla kendileri ile çalışmalarının teklif edildiği, Yargıtay içtihatlarında belirtilen ticari rekabet ortamının bozulduğu, güven ilişkisinin zedelenmiş olduğu, tanık beyanlarına ek olarak yaptırılan defter incelemelerine göre prim gelirlerinde azalış olup davacı şirketin zarara uğradığı, TTK 56 mad.göre " elde edilmesi muhtemel menfaatlerin " maddi tazminat olarak davacı tarafça istenebileceği, buna göre hesaplanan davalı şirkete geçen müşteri portföyündeki beher firmadan kazanılan yıllık komisyon geliri toplamının 493.248,00-TL olduğu maddi tazminat olarak bu bedel üzerinden davanın kabulüne ve ayrıca kişilik hakları ve ticari itibarı zedelenen davacı yararına TTK 56 mad.gözetilerek 100.000-TL manevi tazminata ve davanın kabulüne ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın hiçbir somut delile dayanmadığını, müvekkili şirket’in eylemlerinin hiçbir şekilde haksız rekabet teşkil etmediğini, müvekkili şirketin, tamamen sigorta brokerlığı sektörünün teamüllerine göre faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili şirket, davacı şirket’in çalışanlarını iş sözleşmelerini ihlal etmek suretiyle ya da başka bir şekilde kendisiyle çalışmaya teşvik etmediğini, davacı şirket’in bilgilerinin, iddia edildiği şekilde müvekkili şirketin ya da çalışanların kendi menfaatleri doğrultusunda kullanılmasının söz konusu olmadığını, huzurdaki dosyada yapılan bilirkişi incelemelerinin oldukça yetersiz olduğunu, afaki ve hatalı olup bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin hangi eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin ayarttığı iddia edilen müşterilere ilişkin hiçbir somut değerlendirme yapılmadığını ve müşteri bazında sunmuş oldukları detaylı açıklamaların göz ardı edildiğini, raporlardaki “kopyala yapıştır” esasına dayanan hesaplama yönteminin hatalı olu,p komisyon ücretinin, zarar bakımından belirleyici olmadığını, istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına, haksız ve hukuki mesnetten yoksun ve hiçbir somut delille ispatlanamamış davanın reddine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın, somut gerçeklikten uzak iddialarının aksine davalının eylemleri ile haksız rekabetin ihlal edildiğini, somut olayda müvekkili şirketin altı çalışanının yakın zamanlarda davalı şirkete geçtiğini, bu kişilerin müvekkili şirketin müşteri data bilgilerine sahip olduklarını ve bu kişilerin sadece müvekkil şirket müşterilerine odaklanmak suretiyle müvekkil şirket müşterilerini partajlarına geçirildiğini, bizzat davalı şirketin cevap dilekçesinden, tarafların ticari defter ve kayıtlarından, yapılan bilirkişi incelemelerinden açık ve net bir şekilde anlaşıldığını, davalı şirketin, müvekkili şirketin müşterilerinin işlerini gördüğü ve kendileriyle yakın ilişki içerisinde olduğu müşterilerini kazanmak amacıyla çalışanlarını ayartarak, yüksek vaatler ile kendi bünyesine geçirmek konusunda ayarttığının tanık beyanları ile ortaya konulduğunu, davalının cevap dilekçesi ekinde yer alan mail çıktıları incelendiğinde ...’ın daha önce müvekkil şirketin müşterisi olan “... Holding”, “...” ve “..." ile aynı şekilde ...'ın “... Holding” ile irtibata geçtiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin müşterilerinin ayartılması suretiyle yarar sağladığını, müvekkili şirketin zararına sebep olduğunu, müvekkili şirket portföyünden çıkarak, davalı şirket portföyüne geçen beher firmadan kazanılan yıllık komisyon gelirinin 493.248 TL olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi incelemesi sırasında sözü edilen müşterilerin davalının ticari defter ve kayıtlarında yer aldığının tespit edildiğini beyan ederek davalının usule ve yasaya aykırı haksız istinaf başvurusunun reddine, dosya kapsamında toplanan deliller itibariyle haksız rekabet şartlarının oluştuğunun kabulü ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava haksız rekabetin önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Eldeki davada, davacı tarafça, davalı şirketin TTK'nın 54.maddesine, 55/b.3 ve İş Kanunun 23.maddesine aykırı davrandığı ileri sürülmüştür.Haksız rekabet; Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 54/2. maddede rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir.Haksız rekabet sayılan bazı durumlar ise TTK'nın 55. maddesinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde "başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek", "kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek", "kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak" ve "üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak", "üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek" haksız rekabet eylemleri arasında sayılmıştır. TTK'nın 55/1.b maddesinde ise sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelik bir kısım haller haksız rekabet arasında sayılmıştır. Bu kapsamda müşterilerin sözleşmeyi bozmaya yöneltilmesi; üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine veya diğer yardımcı kişilere hak etmedikleri veya işleri ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışması; işçilerin, vekillerin veya diğer yardımcı kişilerin, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltilmesi halleri de haksız rekabet olarak değerlendirilmiştir. Haksız rekabetin varlığı halinde açılacak davalar anılan Yasanın 56. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini talep edebilir.Dosya kapsamına alınan tanık beyanlarında davalı şirket tarafından davacı şirket çalışanlarına iş teklifinde bulunulduğu hususunda açıklama bulunmadığı gibi davacı tarafça davalı şirketin dava dışı çalışanları ayartmak suretiyle davacı şirketten ayrılmasını sağladığına dair somut bir delil de sunulmamıştır. Salt işçinin bir şirketteki işinden ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmaya başlaması haksız rekabetin ispatı için yeterli olmayıp, aksinin kabulü Anayasa'da güvence altına alınan çalışma özgürlüğünün ihlali anlamına gelmektedir. İş Kanunu'nun 23.maddesinde süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp, başka bir işverenin işine girmesi halinde sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü işçinin sorumluluğu yanında ayrıca yeni işverenin de işçinin bu davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep olması , yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe alması, yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra dahi onu çalıştırmaya devam etmesi halinde sorumlu olduğu düzenlenmiş olup, bu düzenleme yeni işverenin haksız fiil sorumluluğuna ilişkin olduğundan somut olaya uygulanması mümkün değildir. Dosya kapsamında bazı davacı tanıklarının, davacı şirketin müşteri portföyüne ilişkin belgelerin ...'ün bilgisayarında olduğuna dair beyanları dışında davacı şirketin müşteri portföyünün davalı şirket bünyesine geçtiğine ilişkin somut bir delil bulunmamaktadır. Davacı tarafça davalının davacı şirketin müşterileriyle e-mail yoluyla irtibata geçildiği, bu durumun TTK'nın 55/1.b.1 ve 1.b.3 maddelerine aykırılık teşkil ettiği ifade edilmiş ise de belirtilen maddelerde müşterileri sözleşmeyi bozmaya yöneltmek ve işçileri, vekilleri ve diğer yardımcı kişileri, işverenlerin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek eylemleri haksız rekabet olarak düzenlenmiş olup, tanımlanan unsurların gerçekleştiğine dair dosya kapsamında somut bir delil bulunmamaktadır. Bir kısım müşterilerin her iki şirket ile de ticari ilişkide bulunmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira rekabet serbest olup, hizmet alan müşterilerin daha uygun koşullarla iş yapan firmayla çalışmaları, ticari hayatın gereklerine ve doğasına da uygundur. Tarafların bulunduğu sektörde rakiplerin müşteriyi paylaşmak zorunda oldukları, bu itibarla davalının elde edeceği her müşterinin doğal olarak rakiplerinden elde edeceği müşterileri olduğu, bir kısım personelin davalıya geçtiği ve müşteri kaybedildiği hususu doğru olmakla birlikte, davalı şirketin hukuka aykırı eylemlerine rastlanılmamıştır. Dava dışı şirket çalışanlarının geçişinin davacıyı yıpratma olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi davalı rakip şirketin kurulması ve davacıda çalışanların işe alınmış olmasının davacıyı ticari olarak yıkmak veya ağır biçimde yıpratma amaçlı yapıldığı da belirlenmemiştir. Sigorta satın alma hizmetinin alınma usulü, düzenlenen tekliflerin karşılaştırılarak en ideal poliçenin satın alınması yoluna gidilmesi, sunulan hizmetin kalitesi, fiyat politikası gibi sair ekonomik nedenlerin de tercihte etkili olduğu gerçeği karşısında eldeki davada davalının haksız rekabet teşkil edecek eylemi bulunmadığının anlaşılmasına göre mahkemece davanın maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden tümden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 269,85 TL harcın başlangıçta alınan 1.878,55 TL peşin harç ile ıslah harcı 8.252,66 TL olmak üzere toplam 10.131,21 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 9.861,36 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama sırasında yapılan posta ve tebligat gideri 27 TL, bilirkişi ücreti 2.400,00 TL olmak üzere toplam 2.427,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Maddi tazminat davası yönünden davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 75.054,72 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Manevi tazminat davası yönünden davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta gideri 36,50 TL olmak üzere toplam 185,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.