mahkeme 2020/1772 E. 2024/62 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1772
2024/62
18 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1772
KARAR NO: 2024/62
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/02/2020
NUMARASI: 2018/1155 Esas - 2020/106 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2017 yılına ait olağan genel kurulunun 08.08.2018 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, müvekkilinin toplantının ertelenmesi talebinde bulunduğunu, erteleme kararının TTSG'de ve davalı şirketin internet sitesinde yayınlanmadığını, davalı şirket tarafından bilgi alma talebine konu sorulara dürüst hesap verme ilkeleri ölçüsü uyarınca cevap verilmediğini, talepleri üzerine davalı şirketin genel kurulunun 11.09.2018 tarihine ertelendiğini ve bu tarihte yapıldığını, genel kurulda alınan; yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 5., bağımsız denetçinin seçimine ilişkin 7. Ve yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396 madde hükümleri gereğince izin verilmesini konu alan icrai nitelikte 8 numaralı Genel Kurul Kararlarının Yürütmesinin geri bırakılmasına, 11.09.2019 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4, 5, 7 ve 8 numaralı kararların butlanının tespitine ve/veya iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ücreti vekaletin davalı ... A.Ş.ye tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kurulda alınan 2. Nolu kararın; bilanço, finansal tablolar ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasını içerdiğini, hazırlanan finansal tabloların yasal ve mali tüm verilere haiz olduğunu, finansal tablolar ile faaliyet raporunun çelişmediğini, finansal tabloları şirket faaliyetlerinin bağımsız denetim şirketince yapılan denetimler sonucunda oluşturulduğunu, Bağımsız denetim yapan şirketin, davacı şirket yetkililerinin ortağı olduğu şirketlerinde bağımsız denetimini yaptığını, davacının bu yöndeki itirazlarının, afaki ve keyfi olduğunu, müvekkili ...'ın 13 milyon tutarındaki yatırımla Niğde fabrikasının 2010 yılında işletmeye alındığını, şirketin ayrıca 2010 -2015 yılları arasında toplam 30.7 milyon tutarında yatırım yaptığını, 2015 yılında başta Rusya ve Türki cumhuriyetlerde başlayan finansal kriz nedeniyle ... 15 milyon USD ciro kaybına uğradığını, artan girdi maliyetleri döviz kurlarındaki artışlar ile yatırımlar nedeniyle şirketin finansal ve mali yapısında bozulmalar olduğunu, şirketin yeni kaynaklara ihtiyaç duyduğunu, ihtiyaç duyulan kaynakların bir kısmının davacı şirket dışındaki ortaklarca sermaye artışı yapılmaksızın karşılanmaya çalışıldığını, bu katkının yetersiz kalması nedeniyle 14.04.2017 tarihinde şirketin sermayenin 18 milyon artırılmasına ve artırılacak sermayenin yedek akçe ve fonlardan karşılanmasına karar verildiğini, davacı ...'nin süresi içinde sermaye artışına ilişkin rüçhan haklarını kullanıp kullanmayacağına ilişkin bildirimde bulunmadığını ve iştirak taahhütlerini imzalamadığını, sermaye artışına katılmayan ortakların mağdur olmaması için emisyon primli sermaye artışına gidildiğini, genel kurulda alman 3. Nolu kararın, kârın kullanımına ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin kendine özgü bir kar dağıtım politikası bulunduğunu, izlenen politikanın, şirketin ve ortakların menfaatlerini zedeleyici nitelikte olmadığını, bir kısım yatımlar için ve şirketin mali yapısını güçlendirme, halka açılarak kısmi satış yöntemiyle büyüme amaçlı olduğunu, davacının kâr dağıtımı yapılmaması nedeniyle zarara uğradığı iddiasının yerinde olmadığını, genel kurulda alınan 4 no.lu kararın, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına. Genel kurulda alınan 5 no.lu kararın ise, yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine iliş olduğunu belirterek 11.05.2017 tarihli olağan genel kurul kararının icrasının durdurulması talebinin reddine, husumet yokluğundan davanın reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Dava, davalı şirketin 2017 yılına ait ertelenen olağan genel kurul toplantısı ile ilgili TTK 420'deki usule uyulmadığı, şirketin internet adresinde ilân edilmediği, bilgi alma talebinin dürüst hesap verme ilkesine uygun şekilde cevap verilmediği, 11/09/2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 2 numaralı genel kurul kararı yönünden finansal tabloların onaylanmasına ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırılık sebebi ile iptali gerektiği, bilançonun iptal olunan sermaye artırım kararlarına dayandığı, kârın kullanılmaması ve dağıtılmamasına ilişkin 3 numaralı kararın kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, pay sahiplerinin kar payı alma hakkının daimi olarak ihlal edildiği, 4 numaralı kararın şirket yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasına ilişkin olup sorumluluk davası tazminat taleplerini sona erdirerek dürüstlük kuralına aykırı olduğu, şirket aleyhine açılmış haklı sebeple fesih davası bulunduğu, 5 numaralı kararın eski yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçimine ilişkin olduğu, basiretli bir yönetici olarak yönetebilecekleri şüpheli kişilerin şirket yönetimine seçilmelerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, 7 numaralı kararın bağımsız denetçinin seçimine ilişkin olduğu, uzun yıllardır görev yapan denetçinin tarafsızlığını kaybettiği ve seçilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, 8 numaralı kararın yöneticilere TTK 395, 396 uyarınca izin verilmesine ilişkin olduğu, yöneticilerin pay sahipleri aleyhine işlem yapma riski bulunduğu, dürüstlük kuralına aykırı karar verildiği iddialarına dayanmaktadır. Somut olayda davalı şirketin 2017 yılına dair olağan genel kurul toplantısının 08/08/2018 tarihinde yapıldığı ancak bu toplantının davacının TTK md. 420'ye göre erteleme talep etmesi nedeni ile ertelendiği, TTK md. 420/1 uyarınca izleyen toplantı için şirketin internet adresinde ilân yapıldığı, ilâna ilişkin dair ekran görüntüsünün de dosyaya sunulduğu, davacı yan tarafından faaliyet raporunun detayı ve şirket işleri ile ilgili olarak sorular sorulduğu ve cevaplandırıldığı, bilgi alma, inceleme, değerlendirme ve dolayısı ile müzakerenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda somut olayda dürüst hesap verme ilkesine aykırılığın varlığının davacı yanca ispatlanamadığı kanısına varılmış olup, toplantının geneline ilişkin geçersizlik taleplerinin değerlendirilmesinin akabinde dava konusu kararların ayrı ayrı incelenmesine geçilmiştir. Dava konusu bilanço, finansal tablolar ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına dair 2 nolu genel kurul kararı yönünden; yukarıda yazılı olan bilirkişi kurulu raporunun mâli inceleme bölümünde yapılan tespitlere göre; davalı şirketin 2016 ve 2017 yılında gerçekleşen değerlerine göre Cari Oranının, genel kabul görmüş oranların altında kaldığı, davalı şirketin net çalışma sermayesinin yetersiz olduğu, hazır değerler oranından işletmenin, likidite sıkıntısı içerisinde olduğu, davalı şirketin 2016 yılında Borçlar / Özkaynaklar oranının %484 olarak gerçekleştiği, 2017 yılında bu oranın %231 olarak gerçekleştiği 2017 yılında %100 oranında bir iyileşme olsa da gerçekleşen oranların davalı şirketin mali durumunun iyi olmadığı gibi pek çok hususun finansal tablolardan tespit edilebildiği, bilakis finansal tabloların şirket aleyhine durumları da gösterdiği görüldüğünden ve ilave bir usulsüzlük de tespit edilemediğinden, finansal tabloların onaylanmamasını gerektirecek bir halin ispatlanamadığı, dolayısı ile butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Dava konusu kârın kullanımına ilişkin 3 nolu genel kurul kararı yönünden; davalı şirketin mâli yapısının uygun olup olmadığının tespiti gerekmekte olup, mâli inceleme ve tespitlerde şirketin öz kaynaklarının yetersiz olduğu, sermaye ihtiyacı olduğu, sermaye ihtiyacı olan bir işletmenin kâr dağıtımından bahsedilemeyeceği, dolayısı ile butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Dava konusu yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 nolu genel kurul kararı yönünden; ibra, genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklamasıdır. Genel kurul bu kararı ile yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerinin hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel kurul, ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasının sorumluluk davasına etkisi ibranın doğal ve kanuni sonucu olup, salt bu yönden sorumluluk davalarını ve tazminat taleplerini sona erdirecek oluşu ibra kararının geçersizliğine etki etmez. Ortakların aldığı ibra kararı, karara muhalif pay sahiplerinin açacağı sorumluluk davaları yönünden etki göstermez. Ayrıca somut olayda yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerine aykırı davrandığı iddiası ispatlanmamış olup, derdest davaların varlığı anılan iddianın kabulü için yeterli sebep teşkil etmeyeceğinden 4 nolu kararın butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Dava konusu yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine ilişkin 5 nolu genel kurul kararı yönünden; yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerine aykırı davrandığı somut olarak ispatlanmadığından 5 nolu kararın butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Dava konusu bağımsız denetçi seçimine ilişkin 7 nolu genel kurul kararı yönünden; bağımsız denetçinin uzun yıllardır görev yapması sonucunda tarafsızlığını kaybettiği somut olarak ispatlanmadığından 7 nolu kararın butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. TTK 395 ve 396. maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin 8 nolu genel kurul kararı yönünden; yönetim kurulu üyelerine Türk ticaret Kanunu'nun 395 hükmü uyarınca şirketle işlem yapma ve 396 hükmü uyarınca şirketle rekabet etme yönünden izin ve yetki verilmesine ilişkin kararın iptali için yöneticilerin almış oldukları izin ve yetkiyi kötüye kullanacaklarına dair herhangi bir somut veriye rastlanmadığından 8 nolu kararın butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmış olup, tüm bu sebeplerden dolayı ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 11/09/2018 tarihli ertelenen olağan genel kurul toplantısında müvekkili şirketin yetkili temsilcilerinin toplantının ertelenmesi yönündeki talebinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 420/2 hükmüne açıkça aykırı olacak şekilde reddedildiğini, bu durumun bahsi geçen genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlan veya iptali kabil olması sonucun doğurmakta olduğunu, genel kurul toplantısında 2. numaralı gündem maddesi uyarınca oy çokluğu ile onaylanan 2017 yılına ait finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, işbu kararın butlanı veya iptaline karar verilmesinin zaruri olduğunu, kar dağıtımına ilişkin 3 numaralı genel kurul kararının emredici Kanun hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğundan butlanın tespitine veya iptaline karar verilmesi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra edilmesine ilişkin 4 nolu genel kurul kararının Kanuna ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine ilişkin 5 numaralı genel kurul kararının da dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 7 numaralı genel kurul kararının da Kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TTK'nın 395. ve 396. maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin 8 numaralı genel kurul kararının Kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde alındığını, yerel mahkeme tarafından verilen kararın açıkça hatalı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde tehir-i icra taleplerinin kabulüne karar verilmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; toplantıda alınan bütün kararların oy hakkında yoksunluk hükümlerine uyarak alındığının sarih bir şekilde ortada olduğunu, davacının toplantı esnasında bu hususun tartışılmadığını iddia etmesinin ilginç olduğunu, çünkü davacıyı toplantılarda temsil eden vekillerin sadece gündem madde numarasının değiştirilmesi suretiyle gerçekte görüşülen maddeye hangi gerekçeyle muhalif kalındığına dair en ufak bir ibare bulunmayan, elle tutulur reel bir muhalefet gerekçesi ileri sürmeden afaki kanun metni tekrarından ibaret bir metin ile muhalif olduklarını, önceden beyan ve ifade etmekte olduklarını, davacı tarafı temsil eden vekillerin tavrı bu yönde iken, yine kendilerinin toplantıda bu hususun tartışılması gerektiğini ifade etmesi, her şeyden önce dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, bunun yanında yönetim kuruluna verilen bu izinlerin davacı tarafın ve/veya şirketin hangi menfaatine zeval getireceğinin soyut bir iddiadan öteye geçemediğini, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE: Dava; davalı Anonim Şirketin 11/09/2018 tarihinde yapılan ertelenmiş olağan genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 5, 7 ve 8 nolu kararların TTK 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline / butlanının tespitine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın Reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı şirketin 4.792.498.587 hisseye bölünmüş 47.924.985,87,-TL sermayesi 6 ortağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Şirket ortakları ... 271.165.453 hisse, ... 1.016.870.450 hisse, ... 1.016.870.450 hisse, ... 542.330.907 hisse, ... 1.402.930589 hisse ve davacı ... A.Ş. % 11,31 oranında 542.330.907 hisseye sahiptir. Genel kurulda oyların tamamı asaleten ve vekaleten temsil edildiği, davacının genel kurul toplantısına vekaleten katıldığı, dava ettiği kararlara olumsuz oy kullandığı ve muhalefet şerhini genel kurul toplantı tutanağına kaydedildiği, toplantıda alınan dava konusu kararların sadece davacının muhalefeti ve oy çokluğu ile alındığı görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Genel kurul kararları da bir hukuki işlem olmakla borçlar hukukundaki sözleşme serbestisi sınırlarına tabidir. Borçlar hukukuna göre butlan bir hukuki işlemin hukuk düzeni tarafından öngörülen geçerlilik şartlarını içermemesi nedeniyle başlangıçtan itibaren hüküm ve sonuç doğurmamasıdır. Geçersiz hukuki bir işlem, sözleşme ya da karar kurucu unsurları içermekle birlikte geçerlilik unsurlarından kamu düzenini ilgilendirecek derecede önemli olanları içermemesi halidir. Geçersizlik halleri genel kural niteliğindeki TBK 27 maddede düzenlenmiştir. Anonim şirket genel kurul kararları yönünden TTK 447. Maddesinde tahdidi olmayan örnek kabilinden özel düzenleme bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun butlan sebeplerini düzenleyen 447. Maddesi "(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." düzenlemesini içermektedir.Davalı şirketin 08/08/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurullunun davacının TTK md. 420'ye göre erteleme talep etmesi nedeni ile ertelendiği, bu toplantıda davacı tarafça toplantı başkanlığına hitaben 10 adet sorudan oluşan listenin verilerek cevaplanmasının istenildiği, davalı şirketçe hazırlanan yazılı cevapların davacı şirket temsilcisine 05/09/2018 tarihinde teslim edildiği, TTK md. 420/1 uyarınca izleyen toplantı için şirketin internet adresinde ilân yapıldığı, ilâna ilişkin ekran görüntüsünün dosyada bulunduğu, genel kurulda davacı yan tarafından faaliyet raporunun detayı ve şirket işleri ile ilgili olarak sorular sorulduğu ve cevaplandırıldığı, bilgi alma, inceleme, değerlendirme ve dolayısı ile müzakerenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda somut olayda dürüst hesap verme ilkesine aykırılığın varlığının davacı yanca ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı vekilinin toplantının yeniden ertelenmemesi nedeniyle iptali gerektiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir. Finansal tabloların gerçeği yansıtmadığına yönelik istinaf istemi yönünden; dosyaya alınan bilirkişi raporu ile; davalı şirketin mali durumunun iyi olmadığının finansal tablolarda gösterildiği, finansal tabloların şirket aleyhine durumları da gösterdiği, ilave bir usulsüzlük de ispatlanmamış olduğundan bu yöne ilişen istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Kârın dağıtılmamasına ilişkin 3 nolu genel kurul kararı yönünden; Şirketin öz kaynaklarının yetersiz olduğu, sermaye ihtiyacının bulunduğu, sermaye ihtiyacı olan bir işletmenin kâr dağıtımı yapmamasının ticari işletmenin ve ekonomik şartların gereği olmakla, bu yönlere ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 nolu genel kurul kararı yönünden; ibra, genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklaması olup genel kurulun ibra kararı yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerinin hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel kurul, ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasının sorumluluk davasına etkisi ibranın doğal ve kanuni sonucudur. Ortakların aldığı ibra kararı, karara muhalif hisse sahiplerinin açacağı sorumluluk davaları yönünden etkisi de bulunmamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerine aykırı davrandığı da ispatlanmış değildir. Yönetici Mehmet Sinan Berksan'ın ibrasında TTK 436 maddesi gereğince kendisinin ve oydan mahrum olan yakınının toplam 2.033.740.731 payın ibraya ilişkin oylamada oy kullanmadığı, kararın davacıya ait 542.330.907 hissenin (%11,31) muhalefeti ile geriye kalan ve oy hakkı bulunan 2.216.426.949 olumlu oy ile ve oy çokluğu ile ibra edildiği anlaşılmakla TTK 418 maddede ön görülen nisabı sağlayan ibra kararının bulunduğu görülmektedir. Diğer ortak olmayan yöneticilerin ibrasında da oydan yoksun olan yönetici hissedar ...'ın oydan mahrum olması sebebiyle yine davacının 542.330.907 paylık muhalefeti ve geriye kalan 3.233.297.399 payın olumlu oyu ile ibra edildikleri anlaşılmakla bu yöneticiler yönünden de aranan nisabı sağlayan ibra kararı bulunduğu anlaşılmakla, bu yöne ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir. Yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine ilişkin 5 nolu karar yönünden; yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerine aykırı davrandığı ispatlanmadığından bu yöne ilişen istinaf istemi de yerinde görülmemiştir. Bağımsız denetçi seçimine ilişkin 7 nolu genel kurul kararı yönünden; bağımsız denetçinin tarafsızlığını kaybettiği somut olarak ispatlanmadığından bu yöne ilişen istinaf sebebi de yerinde değildir. Yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396. maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin 8 nolu genel kurul karar yönünden; yönetim kurulu üyelerine 395 hükmü uyarınca şirketle işlem yapma ve 396 hükmü uyarınca şirketle rekabet etme yönünden verilen izin ve yetki kötüye kullanacaklarına dair herhangi bir somut veri ispat edilmemiş olmakla bu yöne ilişen istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.