mahkeme 2020/1748 E. 2023/1544 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1748
2023/1544
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1748
KARAR NO: 2023/1544
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/02/2020
NUMARASI: 2016/297 Esas - 2020/108 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün temlik alan davacı vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka tarafından ... Anonim Şirketi lehine diğer davalılar ... Anonim Şirketi, ... Anonim Şirketi, ... ve ... ’ın müşterek borçlu ve mütselsil kefaletleri ile genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin 03.02.106 tarihinde kat edildiğini, bunun üzerine Beyoğlu ... Noterliğinin 03.02.2016 tarih ... yevmiye nolu hesap kat İhtarının borçluların sözleşmede gösterilen adreslerine gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/201 değişik iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınarak, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla icra takibine geçildiğini, kredi borçlusu ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/115 esas sayılı dosyasından iflasın ertelenmesi başvurusu ve mahkemece takip yapılmaması yönünde tedbir kararı bulunduğundan asıl borçlu için takip yapılamadığını, asıl borçlunun iflas erteleme talebinin sözleşmenin 4.2.5. maddesi gereği temerrüdün oluşması için yeterli olduğunu, yapılan icra takibiinde alacağın sadece 350.000,00 TL. lık kısmının talep edildiğini, davalıların itirazı üzerine takibi durduğunu beyanla, icra takibine yapılan aksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar hakkında %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu borcun ... Anonim Şirketi tarafından kullanılan iskonto kredisine ilişkin olduğunu, müvekkillerinin bu kredinin kefili konumunda olduğunu, kullanılan bu kredi karşılığında, kredi borçlusu şirket ... Anonim Şirketi'nin alacaklı bankaya birebir borç tutarı kadar müşteri çekleri verdiğini ve günü geldikçe bu çeklerle borcun ödendiğini, yani borçlu firma ... Anonim Şirketi'nin bankaya borcunun kalmadığını, borcun tamamen tahsil edildiğini, bu süreçte karşılıksız çıkan bir çek ve geciken taksitinin olmadığını, dolayısıyla borçlu şirketin temerrüde düşmediğini, bu sebeple yapılan icra takibinin haksız olup ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca kefillere takip yapmak için gerekli yasal şartların oluşmadığını, alacaklıya başvurmadan doğrudan kefile icra takibi yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına, özellikle dosya kapsamına uygun bulunan, yeterli gerekçeye sahip ve denetlenebilir nitelikte kabul edilerek hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre, davacı banka ile dava dışı ... Anonim Şirketi arasında 07/04/2015 tarihli 10.000.000 TL limitli ... AŞ genel kredi sözleşmesi imzalandığı, söz konusu sözleşmeyi davalılar ... Anonim Şirketi, ... Anonim Şirketi, ... ve ...’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak 07/04/2015 tarihinde imzaladıkları, sözleşmenin iskonto ve iştira kredisi başlıklı 5.2.maddesine uygun olarak iskonto kredilerinin kullandırıldığı, bilirkişinin 17/09/2019 tarihli ek raporunda açıklandığı üzere, banka kayıtlarına göre sözleşme kapsamında % 16 akdi faiz oranı ile ... no lu 270.000 TL tutarlı iskonto kredisinin krediye ait çeklerin tamamının tahsil edilmiş olması nedeniyle bu iskonto kredisi nedeniyle davalıların her hangi bir borcunun bulunmadığı, ... no lu iskonto kredisi için alınmış olan tüm çeklerin tahsil edilmiş olması nedeniyle bu kredi yönünden davalıların her hangi bir borcunun bulunmadığı, sözleşme kapsamında % 16,50 akdi faiz oranı ile ... no lu iskonto kredisinin krediye ait çeklerin tamamının tahsil edilmiş olması nedeniyle bu iskonto kredisi nedeniyle davalıların her hangi bir borcunun bulunmadığı, sözleşme kapsamında % 16,50 akdi faiz oranı ile ... no lu iskonto kredileri nedeniyle kredilere ait çeklerin tamamının tahsil edilmiş olması nedeniyle bu iskonto kredisi nedeniyle davalıların her hangi bir borcunun bulunmadığı, özetle ve öz olarak, her ne kadar davacı tarafça İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında, iskonto kredisi nedeniyle 350.000 TL asıl alacak, 2.301,37 TL işlemiş faiz, 115,07 TL % 5 oranında ki gider vergisi ki toplam 352.416,44 TL alacak için davalı kefiller aleyhine icra takibi yapılmış ise de, icra takibine konu kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan iskonto kredilerine ilişkin vadeli olarak ve de vadelerine kadar olan faiz tahakkukları neticesi iskonto yapılmış çeklerin tamamının vadelerinde tahsili ile krediler tasfiye edilmiş olduğundan, icra takibinde davalı kefiller ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketi'nin bu suretle borçları bulunmadığından adı geçen kefiller aleyhine açılan davanın reddinin gerektiği, diğer davalılar ... hakkında ki icra takibinin kesinleşmiş olması nedeniyle bu davalılara yönelen davada davacının hukuki yararının bulunmadığı, bu sebeple adı geçen davalılara yönelen davanın reddinine" karar verilmiştir.Bu karara karşı temlik alan davacı vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın reddine dair verilen kararın ve işbu kararın gerekçesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Hukuk Genel Kurulu'nun 16/10/1996 tarih ve 1996/711 Karar sayılı kararında da ifade edildiği üzere huzurdaki davanın takip hukukuna özgülenmiş itirazın iptali davası olduğunu, müvekkilinin takip tarihi itibariyle muaccel alacağını takip ve talep etme hakkına sahip olduğunu, yerel mahkemece işbu davada öncelikle irdelenmesi ve araştırılması gereken hususun takibe konu alacağın en geç takip tarihi (07/02/2016) itibariyle borçlular için muaccel olup olmadığının tespiti şeklinde olması gerektiğini, yerel mahkemece bilirkişiden alınan kök ve ek raporlarda müvekkilinin davalı borçlulardan alacaklı olduğu ve işbu alacağının icra takip tarihi itibariyle de muaccel olduğunun kesin olarak ispatlandığını, davalı borçlular tarafından yapılan ödemelerin temerrüt şartları gerçekleştikten ve icra takibi başlatıldıktan sonra ki tarihler olduğunu, işbu ödemelerin sanki temerrüt şartları oluşmamış gibi ödendiğini ve müvekkili alacaklının temerrüt faiz alacaklarından mahrum kaldığını, yerel mahkemenin müvekkili tarafından kanun ve usule uygun olarak başlatılan icra takibine yönelik borçluların haksız itirazlarının iptali ve takibin devamına karar verilmesi gerekirken davanın reddine dair kararının yasa ve içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkemece haksız itirazın iptali ve icra takibinin devamına ve borçluların icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilerek takip sonrası yapılan kısmi ödemelerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya kapak hesabında dikkate alınması ve borçluların borcundan düşülmesine karar verilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde tehir-i icra taleplerinin kabulüne karar verilmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... aleyhine açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiğini, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmediğini, dosyada 4 ayrı davalının bulunduğunu, her birinin ayrı ayrı vekil sıfatıyla temsil edildiğini, huzurdaki dava müvekkillerden ... yönünden reddedildiğinden her ikisi içinde ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacının dava hakkına sahip olmasının, dava açabilmesi için yeterli olmadığını, ayrıca davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerektiğini, davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde koruma değer bir yararı bulunmadığını, davacı bankanın borcun miktarını ve karşılığında alınan teminatları, borcun ödenip ödenmediğini teknik olarak hesaplayabilecek ve bilebilecek konumda olduğunu, dava konusu iskonto kredisi karşılığında davacıya teminat olarak müşteri çekleri verildiğini ve bu çeklerin günü geldiğinde davacı tarafından tahsil edildiğini, çeklerden hiçbirinin asıl borçluya ait olmadığı gibi karşılıksız da çıkmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğunu, bu nedenle davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, müvekkilleri lehine vekalet ücretine ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesine dayanarak kullandırılan iskonto kredisinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, bir kısım davalı yönünden davanın reddine, bir kısım davalı yönünden dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı ve davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; takip tarihi itibarıyla muaccel ve temerrüt oluşmuş bir alacak bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalılar lehine kötü niyet tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği ve haklarındaki dava hukuki yarar yokluğundan reddedilen davalılar lehine ayrıca vekalet ücreti takdiri gerekip gerekmediği hususlarındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "genel kredi sözleşmesi, 03/02/2016 tarihli ihtarname" sebebine dayalı olarak 350.000,00 TL iskonto kredisi, 2.301,37 TL işlemiş faiz, 115,07 TL BSMV olmak üzere toplam 352.416,44 TL alacağın tahsili istemiyle 05/02/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Borçlular ... çıkarılan tebligatlar 08/02/2106 tarihinde tebliğ edilmiş, diğer borçlular ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye çıkarılan tebligatlar ise yapılamamıştır. Tüm borçluların vekili Av. ... tarafından 09 Mart 2016 tarihinde verilen dilekçe ile borcun asıl borçlu tarafından iskonto kredisi kullanıldığı, iskonto kredisi için verilen çeklerin gününde ödendiği, yazılan çek bulunmadığı, temerrüte düşülmediği, kefillere takip yapmak için gerekli şartların oluşmadığı gerekçeleri ile borca itiraz etmiştir. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. arasında 07/04/2015 tarihli 10.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedilmiş, davalı borçlular sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla yer almışlardır. Asıl borçlu ... A.Ş.'nin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/115 Esas sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesi talebinde bulunması üzerine davacı tarafça genel kredi sözleşmesinin 4.2.5. maddesine göre temerrüt şartlarının oluştuğu, kredi borçlusu şirketin bu durumuna istinaden işlemlere başlanıldığı ve icra takibinde alacağın sadece 350.000,00 TL'lik kısmının talep edildiği beyan edilerek takip ve itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak sunulan bilirkişi raporuna göre asıl borçluya ... numara ile kullandırılan iskonto kredileri için iskontosu yapılarak alınan çeklerin henüz vadelerinin gelmediği, 15 ve 18 numaralı iskonto kredilerinin ise vadesi gelen çeklerin tamamının ödenmiş ve hesaplardan çıkışlarının yapıldığı rapor edilmiştir. Takip tarihi itibarıyla kredi verilirken çek bedelinden peşin faiz tahsilatı yapılarak kullandırılan iskonto kredilerinden dolayı geciken herhangi bir ödeme bulunmamaktadır. Yargılama aşamasında da banka kayıtlarında yapılan inceleme sonucu davacıya verilen tüm çeklerin ilgili tarihlerinde ödendiği, banka kayıtlarına işlendiği ve kredilerin tasfiye edildiği belirlenmiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4.2.5. maddesinde; "Keşide ettiği senetlerin protesto olması veya çeklerinin karşılıksız çıkması, mali yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini ilan etmesi, borçlarını ödemede acze düşmesi... İflas, iflas erteleme talebinde bulunması, veya tasfiyeye girilmesi... hallerinde, herhangi yazılı bir ihtara gerek kalmadan kredinin muaccel hale geleceğini buna göre sözleşmenin feshi ile kredinin kat edilmesine bankanın yetkili olduğunu kabul eder" düzenlemesini içermektedir.Ticari hükümlerin uygulanmasında sıra emredici hükümler, sözleşme hükümleri, ticari hükümler, ticari örf ve genel hükümler olarak kabul edilmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin az yukarıda verilen maddesi gereği dava dışı asıl borçlunun iflas erteleme talebinde bulunması halinde davacı tarafça hesabın kat edilip muaccel hale getirilmesi ve ödeme talebinde bulunması mümkündür. Eldeki uyuşmazlıkta; dava dışı asıl borçlunun iflas erteleme talebinde bulunduğu uyuşmazlık konusu olmamakla, takip tarihi itibariyle davacının muaccel alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Davacı tarafın davalıya 5 ayrı iskonto kredisi kullandırdığı, toplam iskontolu kredi alacağının hesap kat tarihi itibariyle 1.330.240,00 TL olduğu, davacı tarafça takip talebinde hangi çeklerden ya da hangi krediden kaynaklandığı açıklanmadan 350.000,00 TL iskonto kredisi asıl alacağa talep edildiği, borcun kaynağı bölümünde genel kredi sözleşmesi ve 03/02/2016 tarihli ihtarname dayanak gösterildiği, bahsi geçen ihtarnamede ise tüm iskonto kredilerinin konu edilerek 1.330.240,00 TL'nin talep edildiği görülmektedir. Bu durumda mahkemece yargılama aşamasında borçların ödendiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. Yargıtay 19 HD'nin 06/11/2018 tarih, 2017/2059 Esas ve 2018/5532 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere takipten sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler yönünden; temerrüt tarihi ile takipten sonra ilk ödemenin yapıldığı tarihe kadar asıl alacağa temerrüt faizi işletip yapılan ödeme önce faizden, geriye kalanı da asıl alacaktan düşüp sonra eğer varsa ilk ödeme tarihinden ikinci ödeme tarihine kadar geriye kalan asıl alacağa faiz işletilmesi şeklinde hesaplama yapılması gerekir. Bu şekilde tüm ödemeler için hesap yapıldıktan sonra son ödeme tarihindeki borç durumuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin ise infaz aşamasında dikkate alınması gerekmektedir. Eldeki uyuşmazlıkta; davacının takip ettiği 350.000,00 TL'lik alacağın ait olduğu kredi belirtilmediği gibi iskonto kredisinde kullanılan çeklerin hangisine dayanıldığı da belirtilmemiştir. Bu durumda mahkemece 6098 sayılı TBK'nun 100 ve devamı maddelerinde belirtilen mahsuptaki sıra dikkate alınarak davalının takipten sonra yaptığı ödemelerin takibe konu edilen alacak yönünden yukarıda Yargıtay uygulamalarında belirtilen şekilde bilirkişi tarafından tek tek hesaplaması yapılarak sonucuna göre takibe itiraz eden borçlular yönünden bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile takibe itiraz eden borçlu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Davalılar vekillerinin istinaf talepleri yönünden yapılan değerlendirmede; İİK 67 maddesi gereği kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davalı tarafça bu hususta talepte bulunulması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 129. maddesi gereği de cevap dilekçesinde talep sonucunun açık bir şekilde yer alması gerekir. Yine cevap dilekçesi verilmesi veya cevaba cevap dilekçesi verilmiş ise 2. cevap dilekçesinin verilmesi ile savunmanın genişletilmesi yasağı başlar. Cevap dilekçesi sunulmaz ise HMK 128 maddesi gereği davacının dayandığı vakıalar inkar edilmiş sayılır. Bu süreden sonra yapılacak kötü niyet tazminatı talebi ise savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamı içindedir. Somut uyuşmazlıkta; itirazın iptali davası açılması üzerine davalılara usulünce tebligat yapılmış, süresinde cevap dilekçesi sunulmamış, davalılar vekillince cevap süresi geçtikten sonra, 14/03/2017 tarihli beyan dilekçesi sunulmuş, davalı vekilince 25/09/2019 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile davacı tarafın kötü niyetli olduğu belirtilerek kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nun 176. maddesinde taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu nedenle cevap dilekçesinin ıslahı için öncelikle yapılması gereken usul işlemi davaya cevap vermekten ibarettir. Cevap dilekçesinin hiç verilmemiş olması halinde ortada ıslah edilmesi mümkün bir usul işleminin varlığından söz edilemez. Aksi halde, suskun kalınarak hiç cevap verilmemiş olması halinin bir usul işlemi olarak kabulü gerekir. Bu çerçevede süresi geçtikten sonra yapılan ve karşı çıkılan savunmanın da hiç yapılmamış gibi olduğunu ve aynı hukuki sonucu doğuracağını belirtmek gerekir. Usul işleminin ıslahla düzeltilmesi öncelikle geçerli bir hukuki işlemin varlığını gerektirdiğinden, yapılmamış hükmünde sayılan bir usul işleminin ıslahla düzeltilmesi de düşünülemez. Bu durumda davalı tarafça süreside verilmiş bir cevap dilekçesi bulunmadığından usulünce yapılmış bir ıslahtan da bahsedilemez (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017 / 1093 Esas - 2017 / 1090 k. Sayılı ilamı). Bu durumda davalı tarafça ilk derece mahkemesinde usulünce yapılmış bir kötü niyet tazminatı talebi bulunmadığından davalı tarafın bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde değildir. Kabule göre de; davalılar vekilinin haklarındaki dava hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilen müvekkilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede: ilk derece yargılamasının karara bağlandığı 04/02/2020 tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3. maddesi "(2) Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesini içermektedir. Bu durumda süresinde borca itirazları bulunmayan davalılar ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereği ayrı vekalet ücreti takdir edilmemesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.