mahkeme 2020/1613 E. 2023/1060 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/1613

Karar No

2023/1060

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1613
KARAR NO: 2023/1060
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/02/2020
NUMARASI: 2017/819 Esas - 2020/123 Karar
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023
Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalının mobilya ithalatı, alım ve satımıyla iştigal ettiğini, davalının ithalatını gerçekleştirdiği "..." markasına ait "..." cinsi masanın ek tablasının satımı konusunda mutabakata varıldığını, ödemenin yapılmasını müteakip 3 hafta içinde tesliminin kararlaştırıldığını, davalı şirket tarafından İtalya'da üretime başlandığının bildirildiğini, müvekkili tarafından 24.03.2017 tarihinde ek tabla bedeli KDV dahil 810,00 Euro olarak ödendiğini, davalı şirketin 29.03.2017 tarihinde gönderdiği e-posta ile üretimi ve teslimin 2017 yılı Mayıs ayının 3.haftasında tamamlanacağını bildirdiğini, müvekkili şirketin üretim ve teslime ilişkin tarihi kabul etmediğini, Türkiye'de başka bir yerde üretilmesi halinde oluşacak farklılık sebebiyle teslim edilecek parçanın küçük bir parça olması sebebiyle beklenmeye başladığını, buna rağmen 2017 yılı Mayıs ayı 3.haftasında da teslimin gerçekleşmediği gibi ek tablanın akıbeti hakkında herhangi bir bilgi edinilemediğini, telefon ve e-postalara cevap verilmediğini, gönderilen ödemeye ilişkin faturanın ise gecikmeli olarak 2017 yılı Mayıs ayı içinde düzenlendiğini ancak teslimin gerçekleşmediğini, 21.06.2017 tarihine kadar iletişime geçme çabalarının sonuçsuz kaldığını, davalı şirketin 21.06.2017 tarihinde gönderdiği e-posta ile 2017 yılı Ramazan Bayramı akabinde parsiyel yüklemesinin yapılarak ithal edileceğini, yükleme tarihi tam belli olduğunda bilgisinin müvekkili şirketle paylaşılacağının ifade edildiğini, davalının teslim ile ilgili mailinin kesinlikle kabul edilmediğini, 4 ay uzun gibi bir sürede üretilerek ithalatının tamamlanarak davacı müvekkiline teslim edilmemesini hayatın ve sektörün olağan akışına uygun olmadığını, 2017 yılı Ramazan Bayramı'ndan sonra ek tablanın teslimine dair gelişme yaşanmadığını, taleplerine e-posta ve telefonlarına karşılık bulamayan müvekkili şirketin keşide ettiği ihtarnameyle temerrüt sebebiyle TBK.m.213 kapsamında zararlarının istendiğini, ihtarnamenin tebliğ edildiği adres ile fiili adreslerinin farklı olduğunu, ihtarnamenin 10.07.2017 tarihinde davalıya ulaştığını, davalının cevabi ihtarnamesinin mesnetsiz olduğunu, ödeme tarihinin 24.03.2017 olduğunu, davalının ise 24.07.2017 tarihinde teslimi yapmaya hazır olduğunu bildirdiğini oysa satıcının 3 ay 11 günlük temerrütte olduğundan bahisle taraflar arasındaki sözleşmenin ifa zamanı olarak belirlenen 14.04.2017 tarihinden başlamak üzere aksi kanaat halinde terditli olarak davalının 29.03.2017 tarihli maili gereği 2017 Mayıs ayının 3.haftasında aksi kanaat halinde terditli olarak davalının mahkemece tespit edilecek olan temerrüt tarihinde sözleşmenin ifasının gerçekleştirilmemiş olduğundan yaşanan gecikmeden ötürü müvekkilinin tüm zararın tazmini ve iş bu ifanın gerçekleştirilmesi için müvekkilinin bugüne kadar yaptığı tüm masraflar olmak üzere şimdilik 250,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin ... Türkiye distribütörü olduğunu, satımı yapılan ürünlerin sipariş üzerine İtalya'da üretildiğini, Türkiye'ye sevk edildiğini, teslim tarihinin asgari 2,5 ay olduğunu, taraflar arasında kahvaltı barının satışına ilişkin kararlaştırma yapılırken kesin bir vade belirlenmediğini, 24.03.2017 tarihli e-posta'da siparişin kabulüne ilişkin İtalya'dan gelecek bildirimin ardından üretimden çıkan masanın sevkıyatı hakkında yükleme tarihinin sonradan bildirileceğinin belirtildiğini, davacının da bu bildirim üzerine 24.03.2017 tarihinde ödeme yaparak teslimat koşullarını zımnen kabul ettiğini, 3 haftalık teslimat taahhüdü bulunduğu iddiasının asılsız olduğunu, 24.03.2017 tarihinde siparişin İtalya'ya bildirildiğini, 29.03.2017 tarihinde de İtalya'dan gelen bilgi üzerine siparişin Mayıs ayı 3.haftasında üretimden çıkacağı ve yükleme tarihi hakkında tekrar paylaşım yapılacağının bildirildiğini, sonraki tarihlerde İtalya'yla yapılan görüşmelerde masanın üretiminin hangi tarihlerde tamamlandığı ya da hangi tarihte yükleme yapılacağı hakkında davacıya kesin bilgi verilmediğini, bu süreçte müvekkilinin siparişin tamamlanması ve teslim hususunda gerekli takibi yaparak sözleşmesel edimini ifa ettiğini, davacı tarafından 29.06.2017 tarihinde İtalya'daki üretici firmaya şikayet e-postası gönderildiğini, İtalya'dan yapılan bildirim üzerine öğrenildiğini, bunun üzerine İtalya'daki yetkililerin 03.07.2017 tarihinde gönderdikleri e-postayla 10.07.2017 tarihinde yükleme yapılacağının davalıya bildirdiklerini, bu bilginin de aynı tarihte davacıyla paylaşıldığını, bir başka anlatımla davacının 03.07.2017 tarihi itibariyle İtalya'dan yapılacak sevkiyatın 10.07.2017 tarihinde başlayacağından haberdar olduğunu, ihtarnameye konu talebin ifasındaki fiili imkansızlıktan haberdar olan davacının bu talebinin TMK.m.2 kapsamında hakkın kötüye kullanılmasından ibaret olduğunu, sözleşmenin teslimat tarihi/ifa zamanı sonradan bildirilmek şartıyla akdedildiğini, davalı tarafından bildirilen yükleme tarihinden sonra yeni bir tarih bildirmesinin, sözleşme şartları çerçevesinde davalı tarafından bildirilen ifa zamanını değiştirmeyeceği gibi ifanın davacı tarafından bildirilen tarihte yapılmamış olmasının davalıyı mütemerrit duruma düşürmeyeceğini, TBK.m.117 hükmüne nazaran temerrüt oluşmadığını, davacının 03.07.2017 tarihinde sevkiyatın 10.07.2017 tarihinde İtalya'dan yapılacağını öğrendiğini, nitekim teslimatın da 25.07.2017 tarihinde yüklemenin ardından makul geçen sürede gerçekleştiğini, hal böyleyken 05.07.2017 tarihinde ihtarname keşide ederek 3 gün içerisinde teslimat istemesinin kararlaştırılan ifa zamanını değiştirmeyeceği gibi borçlunun temerrüdü koşullarının oluşmadığını, davacının dahi üç farklı tarih açıklamak suretiyle gecikme tazminatı talep ettiğini, bunun dahi akit tarihi ve sonrasında davalıyı mütemerrit kılacak tarih belirlenmediğinin ikrarı olduğunu, teslim tarihinin uzamasında davalının kusuru bulunmadığını zira davacının sipariş verirken ürünlerin özel üretim sonrası İtalya'dan geldiğini ve teslim tarihinin davalı şirketin iradesinden bağımsız, tamamen Dada Kitchen'ın eylemi neticesinde belirleneceğini bildiğini, davacının yüklemenin İtalya'dan 10.07.2017 tarihinde yapılacağının bilmesine rağmen kanunu dolanmak amacıyla ihtarname keşide ederek 3 gün içinde teslimatın yapılmasını istemesinin ve bu sebeple temerrüde düştüğünü iddia etmesinin TBK.m.212 ve 213 gereği makul süre olarak nitelenemeyeceğini, davacının sebepsiz zenginleşme peşinde olduğunu savunarak haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava hukuki niteliği itibariyle davalı tarafından üretilen ürünün süresinde teslim edilmemesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın, davalı tarafından davacının siparişi üzerine ürettirdiği ürünün taraflar arasındaki anlaşma süresinin dışında teslimi gerçekleşmiş ise davalının temerrüdü olup olmadığı, gecikmeden dolayı davacının talep edebileceği giderler noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Tarafların delilleri toplanarak, dosya hesap bilirkişisi ... ile sözleşme konusunda uzman bilirkişi ...'a tevdi edilerek düzenlenen denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan raporda da dikkate alınarak, dava konusu kahvaltı masası olduğu anlaşılan 150 cm'lik ürünün geç teslimi sebebiyle TBK m. 50/1 hükmü gereğince davacının zarar ve miktarı somutlaştıramadığı, bununla ilgili dosyada yeterli delil bulunmadığı, davacı dava konusu ürünü TBK m. 125/1 kapsamında seçimlik hakkını aynen ifa ve gecikme tazminatı yönünde kullandığı, davacının dava dilekçesindeki avukatlık ücreti, ihtarname talepleri yargılama gideri olarak değerlendirilebileceği kanaatine varılarak davanın reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ürünün davalı tarafından geç teslim edilmiş olup, bu durumun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, müvekkilinin ürünün geç tesliminden dolayı uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiğini, davalı tarafından ek tablanın tesliminde gecikildiğini ve bu suretle müvekkillinin ödemesini yapmış olduğu tablayı zamanında elde edememesi sebebiyle zarara uğradığını, Mahkeme tarafından her ne kadar zararın somutlaştırılamadığı belirtilmişse de zararın somut bir şekilde ortaya konulduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından yeterince gerekçelendirilmeksizin ve hukuka aykırı olarak verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Mahkemenin vermiş olduğu ret hükmünün müvekkili lehine olacak şekilde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından re’sen göz önünde bulundurulacak haller de dâhil olmak üzere bozulmasına ve/veya kaldırılarak müvekkili hakkında lehe yeni bir hüküm tesis edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davalı tarafından üretilen ürünün süresinde teslim edilmemesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Davacı şirket, davalı şirketin dava konusu ürünü teslimi sırada düzenlenen 25.07.2017 tarihli teslim formuna şerh koyarak ürünü teslim almış, gecikme nedeniyle tazminat isteminde bulunmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ürünün teslim tarihinin ne olduğu, davalının edimini geç ifa edip etmediği, davacının gecikme nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, ihtarname-iletişim giderleri ile avukatlık masraflarına ilişkin tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ihtilafsız olup, uyuşmazlık, ürünün teslim tarihinin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı noktasında toplanmaktadır .Davacının 05.07.2017 günü keşide ettiği ihtarnameyle ürünün 3 gün içinde teslimini istediği, ihtarnamenin davalıya 10.07.2017 tarihinde tebliğ edildiği; davalının bu ihtarnameye cevaben ürünün özel üretim sonrası İtalya'dan geldiği, teslim tarihinin davalı şirket iradesinden bağımsız olduğu ve davacının da yüklemenin İtalya'dan 10.07.2017 tarihinde yapılacağını bildiği yönünde ihtarname keşide ettiği tespit edilmiştir.Davacı, ürünün teslimat tarihinin 3 hafta olarak kararlaştırıldığı yönünde tanık deliline; davalı ise, ürünün Mayıs ayı 3. haftasında üretimden çıkacağı, yükleme tarihinin paylaşılacağı, sonrasında da 10.07.2017 tarihinde yükleme yapılacağının davacıya bildirildiği yönünde e-mail yazışmalarına dayanmıştır. Somut olayda, davacının, ürün teslimine ilişkin kararlaştırılmış kesin vade bulunduğuna veya ürünün tesliminin ödeme tarihinden itibaren üç hafta içinde yapılmasının kararlaştırıldığına ilişkin herhangi bir delili ve ispatı bulunmamaktadır. Teslim tarihinin yazılı delil yerine tanık beyanıyla ispatı mümkün değildir. 10.07.2017 tarihinde İtalya'dan yüklemesi yapılan ürünün teslimatının makul sürede 25.07.2017 tarihinde gerçekleştiği gözetildiğinde geç teslim söz konusu olmadığından davacının geç teslim nedenine dayalı zarar talebi yerinde değildir. Diğer yandan, satıma konu ürünün 25.07.2017 tarihinde davacıya teslim edildiği ihtilafsız olup, davacının zarar talebi TBK'nın 213.maddesine ilişkindir. TBK'nın 212.maddesinde satıcının temerrüdü hâlinde borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümlerin uygulanacağı, zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcının temerrüde düşmesi halinde alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edeceği, alıcının satılanın devredilmesini isteme niyetinde ise belirlenen sürenin bitiminde bunu satıcıya hemen bildirmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Yine TBK'nın 213.maddesinde borcunu ifa etmeyen satıcının, alıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğu, bu kapsamda alıcının satış bedeli ile kendisine devredilmeyen satılanın yerine bir başkasını satın almak için dürüstlük kurallarına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini, satılan borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise onun yerine bir başkasını satın alma zorunda olmaksızın satış bedeli ile belirlenmiş ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebileceği ifade edilmiştir.Anılan hükümler uyarınca Kanun Koyucu alıcının aynen ifa yerine olumlu zararın giderilmesini istediğine dair irade beyanında bulunmamış olsa bile alıcının aynen ifadan vazgeçtiğini ve ayrıca olumlu zararın giderilmesini talep ettiğini karine olarak kabul etmiştir. Bu karine kesin vadenin taraflarca kararlaştırıldığı sözleşmeler bakımından uygulanacak olup, alıcı aynen ifayı talep ettiğini satıcıya hemen bildirmekle artık ifadan vazgeçip, olumlu zararını seçtiği yönündeki karineyi çürütmüş olacaktır. Alıcı aynen ifa talebinde bulunduğunda TBK'nın 212. maddesinde öngörülen sonuçların uygulanmasını talep edemeyecektir. TBK'nın 213.maddesinde satıcının temerrüde düşmesi halinde alıcının aynen ifa talebinden vazgeçip olumlu zararın tazminini talep etmesi durumunda olumlu zararın nasıl hesaplanacağını düzenlediğinden alıcının aynen ifa talebinde bulunması halinde alıcı bu madde kapsamında zararının hesaplanmasını talep edemeyecektir. Bu durumda alıcı, TBK'nın 118. maddesine göre aynen ifa talebi ile birlikte gecikme sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini talep edebilir ve temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlü ise de gecikme zararını ve miktarını ispat yükü alıcıdadır.Somut olayda, davacının davalıya keşide ettiği ihtarnameyle aynen ifayı ve geç teslim nedeniyle olumlu zararını talep ettiği, davaya konu ürünün davacıya teslim edildiği gözetildiğinde davacının TBK'nın 213.madde kapsamında geç teslim nedeniyle de zarar talebi yerinde değildir. Tüm bu nedenlerle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olup, kararda isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/10/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim