mahkeme 2020/1594 E. 2023/1043 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1594
2023/1043
19 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1594
KARAR NO : 2023/1043
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'e kredi kullandırıldığını, bu kredi için davalı ...'in kefil olduğunu, yasal zorunluluk olmamasına karşın davalının eşi ...'in yazılı izninin de alındığını, kredinin ödenmemesi üzerine dava dışı ...aleyhine İstanbul 32. İcra Dairesinin ...sayılı dosyasından rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, bu takipte tahsil edilen paranın borcu karşılamaması nedeniyle rehin açığı belgesi alındığını, buna dayanarak da davalı kefil aleyhine İstanbul 24. İcra Dairesinin ...sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafın itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığını belirtmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu kredi sözleşmesinde kefil kısmında yer alan imzanın kendilerine ait olmadığını, imza incelemesi yapıldığında bu durumun ortaya çıkacağını, kefalet sözleşmesinin koşullarının da gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davalı tarafın iki itirazı bulunmaktadır. Birincisi sözleşmedeki kefil kısmında yer alan imzanın kendisine ait olmadığı itirazı, ikincisi ise sözleşmedeki kefil düzenlemesinin kefalet hükümlerine aykırı düzenlendiği itirazıdır. Davalı tarafın birinci itirazının incelenmesi için 6100 sayılı HMK m. 211'e göre imza incelemesi yaptırılmak üzere davalı ...'in mahkeme huzurunda imza örnekleri alınmış, uygulamaya değer imza örnekleri ilgili yerlerden getirtilmiş, sözleşme aslıda davacı şirketten getirtilerek dosyamız içerisine alındıktan sonra 6100 sayılı HMK m. 266'ya göre bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere dosya Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilmiştir. Hazırlanan 19.91.2019 tarihli raporda sözleşmenin kefil kısmında yer alan imzanın davalı ...'in eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Hazırlanan rapora davacı tarafın itirazı üzerine dosya Adli Tıp ve Adli Bilimler Uzmanı Bilirkişiye verilerek ikinci bir rapor hazırlanması istenilmiş, ikinci raporda davalı ... ile birlikte sözleşmede imzası bulunan eşi ...'in de imza örnekleri ve uygulamaya değer imza örnekleri ilgili yerlerden getirtilerek eşinin imzasının da sahtelik incelemesi yaptırılmıştır. Hazırlanan 24.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda sözleşmedeki imzaların davalı ... ve sözleşmede imzası bulunan eşi ...'e ait olmadığı tespit edilmiştir. Birbirini doğrulayan iki rapora göre sözleşmede kefil kısmında yer alan imzaların davalıya ait olmadığının tespit edilmesi nedeniyle davanın reddine yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Davacı şirketin sözleşme yaparken 6102 sayılı TTK m. 18/II'ye göre basiretli bir tacir gibi hareket ederek kefil olarak imzasını aldığı kişilerin kimlik bilgilerini kontrol etmesi ve doğru kişi ile sözleşme yaptığından emin olması gerekirken bu şekilde hareket etmemesi nedeniyle haksız olarak başlattığı icra takibi nedeniyle iyiniyetli görülmemiş ve davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ve davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalı tarafın kötü niyet tazminatına ilişkin talebini değerlendirmek ve red etmek adına gerekçe kısmında bu hususa ilişkin değerlendirme yapmak için konuya giriş yapmış olduğunu, ancak sehven açıklamanın bir kısmının karara eksik ve hatalı geçirildiğini, hüküm kısmında kötü niyet tazminatına yer verilmemiş olmasının da bu düşüncelerini akla yakın hale getirdiğini, ancak yine de bu çelişkili durumun giderilmesinin gerekeceğini, her ne kadar hüküm kısmında yer almasa da gerekçede belirtlidiği gibi müvekkili şirketin basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve kötü niyetle hareket ettiği düşüncesinin de doğru olmadığını, yerel mahkemenin müvekkili şirketi banka gibi değerlendirdiğini, oysa burada müvekkili şirketin bir finans kuruluşu olduğunu, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip tacir sıfatındaki "satıcı firmanın" kendi nam ve hesabına hareketle satmış olduğu kredilendirilen ürünleri finanse ettiğini, dolayısıyla kredilendirilen ürünlerin satış aşamasında müşteri ve kefillerin imzasının satıcı firma tarafından alınmakta ve kimlik kontrollerinin de bu firmalar tarafından yapıldığını, müvekkili şirketin evrak üzerinden kontrol etmekte olduğunu, bu durumun ticari hayattaki ve ticari işlerdeki süratlilik ilkesinin gereği olduğunu, kötü niyet tazminatında kanun koyucunun haksız hareket etmek ve kötü niyeti birlikte aramış olduğundan ve gerekçeli kararda sadece ‘haksız olarak başlatılan’ takipten söz edilip kötü niyetten bahsedilmediğinden buna ilişkin bir husus da olmadığından bu durumda müvekkili şirketin kötü niyetli olmadığının aşikar olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının gerekçe kısmında yer alan kötü niyet tazminatına ilişkin bölümün kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında davalı müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin haksız olduğunu, davanın konusu itirazın iptali olduğunu, kendilerince cevap dilekçesinde davanın reddi ve kötü niyetli davacının alacağının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin talep edildiğini, dosya kapsamında davacı tarafın kötü niyetli olduğuna kanaat getirildiğini, gerekçeli kararda da bu hususun belirtildiğini, fakat gerekçe kısmında bu hususa yer verilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında belirtilmediğini, aynı zamanda gerekçeli kararın gerekçe ve hüküm kısımlarında çelişki bulunmasının da ayrıca bir istinaf sebebi olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğu kanıtlandığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, nitekim emsal Yargıtay içtihatlarının da iddialarını destekler mahiyette olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine ve davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE: Dava; davacı tarafından dava dışı asıl borçluya kullandırılan ticari kredi sözleşmesi nedeniyle davalı kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, kararın gerekçe kısmında davalı lehine kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiğine dair gerekçe belirtilmiş, ancak hüküm kısmında kötü niyet tazminatına ilişkin hüküm kurulmamış, karara karşı davalı ve davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
HMK'nın 294 vd. maddesinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açık yargılamada belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça gösterilmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır (Yargıtay 11.HD 2017/4371 E 2019/4071 K 22.05.2019 T., 2019/639 E 2019/1537 K 25.02.2019 T.)
İlk derece mahkemesinin gerekçesinde; "Davacı şirketin sözleşme yaparken 6102 sayılı TTK m. 18/II'ye göre basiretli bir tacir gibi hareket ederek kefil olarak imzasını aldığı kişilerin kimlik bilgilerini kontrol etmesi ve doğru kişi ile sözleşme yaptığından emin olması gerekirken bu şekilde hareket etmemesi nedeniyle haksız olarak başlattığı icra takibi nedeniyle iyiniyetli görülmemiş ve davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir." denildiği halde hüküm fıkrasında bu hususta bir hüküm kurulmayarak gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye mahal verilmesi doğru değildir.
Uyuşmazlık konusu kredinin dava dışı satıcı ...Otomotiv Ltd. Şti.nin dava dışı asıl borçluya satışını yaptığı ticari aracın finansmanı için kullanıldığı, kredi sözleşmesi ve ekleri üzerindeki imzaların aracın satışı sırasında dava dışı aracı satan firma tarafından alındığı, davalının kendisinin ve eşinin üzerinde taşıması gereken ve başkasının kullanmasına imkan vermemeleri gereken kimlik fotokopilerinin de bahsi geçen kredi sözleşmelerine eklenmesinde gösterdikleri ihmalkar davranış karşısında davacının takip başlatmasında ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyetli olduğundan bahsetme imkanı yoktur. Bu durumda kötü niyet tazminatı talebenin reddine karar verilmesi gerekirken, karar gerekçesinin kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiği yönünde oluşturulması ve ayrıca kararın gerekçesi ile hüküm kısmının çelişki oluşturacak şeklide hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Davacı tarafın istinaf dilekçesinin sonuç ve istem kısmında davanın talebimiz gibi kabulüne şeklinde talepte de bulunduğu görülmektedir. Ancak istinaf dilekçesi içeriğinden davacının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri ile gerekçesi gösterilmemiştir. bu durumda dairemizce bu yöne ilişen istinaf istemi yönünden mahkeme kararı sadece kamu düzenine aykırılık yönünden incelemeye tabi tutulmuş ve mahkeme kararında kamu düzenine aykırılık saptanmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; İlk derece mahkeme karının gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki bulunması doğru görülemiş ve bu nedenle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın REDDİNE,
2- Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Başlangıçta peşin olarak alınan 104,94 TL harçtan, alınması gerekli olan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 164,91 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 8.688,20 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,
8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.