mahkeme 2020/1574 E. 2023/1076 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/1574

Karar No

2023/1076

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1574
KARAR NO : 2023/1076
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunduğunu, 11/07/2016 - 01/09/2016 tarihleri arasında davalı şirketin müvekkili şirketten aldığı kumaşların bedelini ödemediğini, bu nedenle Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün 2017/2469 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip dosyasına yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, haksız ve kanuna aykırı olarak durdurulan takibin iptalinin gerektiğini, bu nedenlerle yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, İtalya ülkesindeki yurt dışı müşterisi için hazırlanan ürünlerde kullanılan kumaşların siparişini kumaş kalitesi karde olmak üzere davacı şirkete verdiğini, davacı şirket tarafından örülen kumaşların müvekkili şirkete gönderildiğini, davacı şirketin gönderdiği kumaşlarda kalite ve renk farkları mevcut olduğundan hatalı kumaşların iade edildiğini, malların ayıplı olduğunun hem yazılı hem de sözlü olarak davacı şirkete bildirildiğini, dava şirketin görevlendirdiği elemanların malları incelediği ve kumaşta mevcut ayıbı gördüğünün sabit olduğunu, bu nedenlerle sübuta ermeyecek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacının Bakırköy 13.İcra dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine 98.325,93 TL asıl alacak ,1.527,42 TL işlemiş faiz toplamı 99.853,35 TL üzerinden icra takibi başlattığı davalının yalnızca 57.061,60 TL lik kısmına reklamasyon iddiası ile itiraz etmiş , ancak 38.561,51 TL ödeme yaptığı yapılan kısmi itiraz üzerine işlemiş faiz dahil 61.291,51 TL üzerinden iş bu davanın süresinde açıldığı ,Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin davalı taraf davacı taraftan kumaş satın almakla aralarındaki ilişki ticari satıma yöneliktir.Davalı taraf icraya konu cari hesap alacağını inkar etmemiş ,mal teslimini de inkar etmemiş yalnızca kısmi ödeme yaparak reklamasyon faturası kestiği savunmasında bulunmuştur.Davalının 6102 sayılı TTK'nın 21/b madde hükmü uyarınca 8 günlük sürede dava konusu faturalara itiraz etmediği,aynı kanunun 23/4 maddesinde ''Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.'' denilen hususla ilgili davalı tarafça dosyaya bir bilgi ve belge sunulmamıştır.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu denetime elverişli ve hükme esas alınmakla ;kumaşta yağ lekesi ve jüt ayıbının çıplak gözle incelemeyle anlaşılabilecek açık ayıp olduğu, davalının davacıdan satın aldığı kumaşların kesim, dikim ve ütü-paket işlemleri aşamasında ayıplı okluğunun farkına vardığını beyan ettiği, davalı beyanından davalının davacıdan satın aldığı kumaşları süresinde (TTK’na göre 2 gün içerisinde, BK’na göre işin olağan akışına göre kumaşları kesmeden önce) muayene etmeyerek kestiği ve kabul ettiği, Muayene ve ayıp ihbarı yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeyerek davacının kumaşlarını kabul eden davalının, kesip, diktiği ve yurt dışı müşterisine gönderdiği konfeksiyon ürünlerinin kumaşındaki ayıp iddiasıyla ilgili 67.061,60 TL tutarındaki 26 09.2016 tarihli 005605 nolu reklamasyon faturasını davacıya yansıtamayacağı yani ayıp iddiasında ispat edememiş olup,Davalının cari hesap kayıtlarına açıkça itiraz etmediği savunmasının reklamasyon faturasına dayandığı anlaşılmakla tarafların defter ve belgeleri üzerinde hesap bilirkişisinden rapor alınmasına gerek olmadığı kanaatine varılmakla ;işlemiş faiz talebine yönelik davacı tarafça delil sunulmadığından bu yönden davanın reddi işle mahsubu ile birlikte (61.291,84 TL -1.527,42 TL=59.764,42 TL) üzerinden davanın kabulü ile hesaplanabilir alacak iddiası ile açılan bu davada icra inkar tazminatı talebi yerinde olmakla, açılan davanın kısmen kabulüne, " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesine dayandığını, müvekkili şirketin belirli özellik ve nitelikte olmasını istediği kumaşların bu nitelik ve özelliklerini bildirerek davacı üreticiye sipariş ettiğini, bu sipariş üzerine davacının üretime geçtiğine, müvekkili şirketin nitelik, özellik ve renk belirterek sipariş verdiğini, davacı tarafın bu siparişi kabul ettiğini, davacı şirketin kabul ettiği ve yerine getirmeyi üstlendiği nitelik, özellik ve renkte kumaşları hazırlamakla yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğün gereklerinin yerine getirilmemesi halinde davacının sorumluluğunun doğacağının açık olduğunu, belirtilen nedenlerle taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK "eser sözleşmesi" hükümleri uyarınca çözüme kavuşturulması gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığın bir kısım kumaşlardaki açık ayıplara ve açık ayıplı kumaşlar nedeniyle müvekkili şirket tarafından düzenlenen iade faturalarına ilişkin olmadığını, davacı şirketin sipariş üzerine hazırladığı bir kısım kumaşlarda gizli ayıp bulunduğu, kumaşlarda gizli yağlanma olarak nitelendirilen hatanın mevcut olduğunu, ortaya çıkan bu gizli ayıbın davacı şirkete süresinde bildirildiğini, gizli ayıpların davacı şirketten...ve diğer ilgililere derhal bildirildiğini, dava konusu olay ile ilgili ayıp ihbarının yapıldığı konusunda tanıklarının da bulunduğunu, mahkemece usul ve yasaya aykırı davranıldığını, tanık dinletme taleplerinin kabul edilmediğini, ayıp ihbarının ve ayıpla ilgili hususların tanık ile ispatının mümkün olacağını, ayrıca yerel mahkemece yanılgılı, geçersiz ve çelişkili değerlendirme içeren eksik inceleme ile hazırlanmış bilirkişi raporuna itibar edildiğini, ayrıca yerel mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, uyuşmazlığın mahiyeti gereği konunun yargılamayı gerektirdiğinin açık olduğunu, davacı lehine icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, sübuta ermeyen işbu haksız davanın reddi gerekirken davalı müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine haksız takip tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının yürürlükteki ilgili mevzuat gereğince malı 8 gün içerisinde muayene ettirmek ve yazılı olarak ayıp ihbarında bulunmakla yükümlü olduğunu, ancak davalı tarafın tacir olmasına rağmen kanunda düzenlenmiş usul ve sürelere uymadığını, mallarda olan ayıptan ve malların geri gönderilmesinden doğan zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu sebeple yerel mahkemece verilen hükmün usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunu, müvekkili şirketin söz verdiği tarihte ve söz verdiği şekilde edimini yerine getirdiğini, davalı borçlunun edim karşılığı bedeli ödemediğini, bu durumun cari hesap ekstreleri ve faturalarla da sabit olduğunu, bu sebeple davalı borçlunun haksız ve kanuna aykırı istinaf iddialarının gerçeği yansıtmadığını, başka bir şirketin reklamasyon faturasına dayalı olarak ayıp ve alacak talebinde bulunulmasının Yargıtay kararları ışığında mümkün olmadığını, davalı şirketin amir hükme aykırı olarak düzenlenmiş şekle uygun olmayan ayıp ihbarının kabulünün kendilerince mümkün olamayacağını, belirtilen sebepler neticesinde davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalıya teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalının sipariş ettiği kumaşların davalıya teslim edildiği, ürünler için fatura kesilerek davalıdan ödeme talep edildiği, hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında önce Kahramanmaraş 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı borca kısmi itirazıyla beraber yetki itirazında bulunmuş, davacı alacaklı vekilinin yetki itirazını kabulü üzerinde dosya Bakırköy 13.İcra Dairesi'nin... Esasına kaydedilmiş, borçluya gönderilen ödeme emri üzerine borçlu tarafından talep edilen miktarın 41.437,64 TL'sinin Kahramanmaraş İcra Müdürlüğü dosyasına, yatırıldığı, davacıya 4.415,37 TL'lik iade faturası düzenlendiği ve ayıplı ürünlere nedeniyle 57.061,60 TL'lik reklamasyon faturası düzenlendiği borcunun bulunmadığı gerekçeleri ile takibe itiraz edilmiştir.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, davacının üretip kendilerine teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, aldıkları kumaşlardan üretip yurt dışına gönderdikleri ürünlerden bir kısmının iade edildiğini, bir kısım ayıbı gidermek için masraf yaptıklarını, ayıbın davacı tarafa ihbar edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2 maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir.
TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. 6098 sayılı TBK'nın 207. Maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretmesi ile bedel alacağı doğar. Taşınırlarda mülkiyet zilyetliğin devri ile geçer(TMK m. 763/1).Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Somut olayda tekstil mühendisi bilirkişi tarafından dosyaya sunulan ve ayrıntılı ve denetime elverişli olarak hazırlanan raporda davalı tarafça ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin teslim edilmediği, bu yüzden ürünler üzerinde bir inceleme yapılamadığı, ancak davalı savunmasında bahsedilen yağ lekesi ve jüt ayıbının çıplak gözle görülebilen açık ayıp olduğu, süresinde ayıp ihbarının bulunmadığı şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Davalı tarafça ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin kendilerine teslim tarihinden itibaren süresinde ayıp ihbarının yapıldığına dair bir delil sunulmadığı gibi ürünlerin ayıplı olduğu husus da ispat edilmemiştir. Davalı tarafça bu konuda tanık dinletilmek istenilmiş ise de ürünlerin ayıplı olduğu hususu tanıkla ispat edilecek hususlardan değildir. Bu durumda davalı savunmasında bahsedilen ayıpların satışa konu ürünlerde bulunduğu hususu davalı tarafça ispatlanmış değildir. Davalının savunmasında davacı tarafın cari hesap alacağına dayandığı muavin kayıtlarındaki döküme itiraz etmemiş, ayıplı ürünler nedeniyle davacıya düzenlediği 57.061,60 TL tutarındaki reklamasyon faturasına ve 4.415,37 TL'lik iade faturasına ve Kahramanmaraş icra dairesine yaptığı ödemeye dayanmıştır. İlk derece mahkemesince isabetle davalıya teslim edilen ürünlerde ayıp bulunduğu iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği belirlenmiştir. Davalı tarafın itirazına dayanak yaptığı 4.415,37 TL'lik faturanın davacı ticari defterlerine işlendiği, takibe dayanak olarak sunulan muavin defterlerden anlaşılmaktadır. Davacı bu miktar iade faturasını cari hesap alacağından mahsup ederek bakiye alacak için takip başlatmıştır. Yine Kahramanmaraş İcra Dairesi'ne yapılan ödemenin mahsubundan sonra kalan bakiye üzerinden davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 4.082,50 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 1.020,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.061,8‬0 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim