mahkeme 2020/1568 E. 2023/1056 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/1568

Karar No

2023/1056

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1568
KARAR NO : 2023/1056
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket üzerine kayıtlı bulunan otomobilin 08.04.2016 tarihinde, 135.622,91 TL bedelle ... Otomotiv İstinye Şubesinden Davacı şirket yönetim kurulu başkanı ... tarafından satın alındığını, söz konusu aracın 36.000 km'de olup garanti süresi ve kapsamında olduğunu, bu araçta meydana gelen aynı sorun nedeniyle aracın tamiri için 19.09.2017, 01.11.2017, 13.02.2018 ve 19.03.2018 tarihlerinde olmak üzere dört kez servise götürüldüğünü, her seferinde sorunun giderildiği söylenerek aracın davacıya teslim edildiğini, bu süreçte aracın aynı sorun dile getirilerek üç kez de bakıma verildiğini, böylece tamir amacıyla söz konusu aracın yedi kez servise verildiğini ve bunlara ilişkin müşteri teyit formu-servis fişlerinin düzenlendiğini, davalı şirket müşteri temsilcisi ile resmi e-posta adresinden yapılan 17.02.2018 tarihli e-posta haberleşmesi ile ayıbın açık kabulünün gerçekleştiğini, aynı e-posta haberleşmesinin devamında davacının 7.3.2018 tarihinde davalı şirketten BK m. 229 uyarınca aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmesine rağmen davalı şirketçe bu talebe önce dönüş yapılmadığını ve ardından sözlü olarak ret yanıtı verildiğini, son olarak davacının ayıplı aracı 19.03.2018 tarihinde arızalı olduğu gerekçesiyle davalı şirkete teslim ettiğini ve aracın halen serviste bulunduğunu, davalı şirkete Kadıköy 24. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile seçimlik haklarına ilişkin taleplerinin yinelendiğini, bu ihtarın davalı şirkete 13.03.2018 tarihinde ulaşmasına rağmen ihtarnamede davalı şirkete tanınan süre içerisinde davacıya herhangi bir dönüş yapılmadığını, davacıya ait araçtaki sorunun üretim hatası kaynaklı olup bu durumun ilk başta davacı tarafından fark edilmesinin mümkün olmadığını ve bu durumun gizli ayıp teşkil ettiğini ve aracın ayıplı mal niteliği taşıdığını, motor kısmında ortaya çıkan arızanın davacı nezdinde tedirginlik yarattığını, ayıp ihbarının yapılmasının şekle bağlı olmadığını, davaya konu aracın Davacı zilyedinde iken bir kazaya karışmadığını ve orjinal halde olduğunu, son araç arızasında ikame araç tahsis edilmiş olmasının davacının haklılığını ve mağduriyeti ortadan kaldırmadığını, davalının taraf sıfatını haiz olduğunu ve garanti kapsamının ticari alım satımlar için de geçerli olması nedeniyle dava konusu aracın satımının da garanti kapsamında olduğunun kabulünün gerektiğini belirterek işbu ticari satımdan kaynaklanan alacak davasının kabulünü, davaya konu araçtaki ayıbın tespitini, ayıplı malın imkanı varsa ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine, imkanı yoksa davacı olarak satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönülerek bu sebeple 135.622,91 TL'nin 08.04.2016 tarihinden itibaren merkez bankasının uyguladığı en yüksek ticari faiz oranı ile hesaplanarak davacıya ödenmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları dikkate alındığında davacının ticari satımlarda ayıp ihbarı için gerekli olan ve TTK m,18'de belirtilen şekil şartlarına uygun şekilde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının ihbar süresinin aracın teslim alındığı 08.04.2016 tarihinde başlamasına karşın davalıya yasada öngörülen 2 ve 8 günlük gözden geçirme ve ayıp bildirimi sürelerinde ihbarda bulunulmadığını, dava konusu araçta gizli ayıp olduğu düşünülse dahi davacının bu durumu 17.02.2018 tarihinde tespit ettiğini ve beyan ettiğini ve buna karşın bahse konu ihtarnamenin davalıya 1 ay sonra gönderildiğini, araçta gizli ayıp olduğu yönündeki iddiaların kabulü anlamına gelmemekle birlikte bu iddiaların doğru olduğunun düşünülmesi durumunda dahi ayıp ihbarının süresi içinde yapılmadığını ve bu nedenle davacının dava hakkının kalktığını, davalı şirketin davaya konu aracın yalnızca ithalatçısı olup satıcısı olmadığını, bu nedenle davacı ile sözleşmesel ilişki içerisinde olan ve satış bedelini tahsil eden tarafın davalı olmadığını ve bu nedenle de ayıp bedelinin iadesi gibi mali yükümlülük içeren taleplerin davalı şirkete yönetilemeyeceğini, davacının taleplerinin garanti sorumluluğu kapsamında davalıya yöneltilebileceğinin düşünülmesi durumunda dahi garanti sorumluluğunun kaynağının Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun olması ve muhatabının da tüketiciler olması karşısında bedel iadesi içeren taleplerden ithalatçının sorumlu olmayacağını, davacının dava dilekçesinin talep kısmında öncelikle ayıplı malın misli ile değişimin, bunun olmaması durumunda terditli taleple bulunarak sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebinin yer almasının, TBK m. 227'd yer alan seçimlik hakların bozucu yenilik doğuran haklar olması nedeniyle, usule ve yasaya aykırı olduğunu ve bu nedenle reddinin gerektiğini, servise gelen araçların sahiplerince beyan edilen her türlü şikâyet ve beyanın iş emrine doğrudan girildiğini, dava konusu aracın yetkili servise girmiş olmasının aracın mutlaka ayıplı olduğu anlamına gelmeyeceğini, somut olayda 13.02.2018 tarihli servis işlemi sonucunda arızanın giderildiğini ve aracın sorunsuz olarak davacıya teslim edildiğini, dava konusu aracın 19.03.2018 tarihli servis girişinde yetkili servis tarafından müşteri memnuniyeti kapsamında yapılan incelemelerde bir arızaya rastlanmadığını, aracın tahsis amacından faydalanılmasını veya kullanım emniyetini tehlikeye sokan bir durumun olmadığını, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, ayıp iddialarını kabul etmemekle birlikte dava konusu aracın yetkili servis nezdinde onarılarak teslim edilmiş olması dolayısıyla ücretsiz onarım hakkının kullanıldığını ve bozucu yenilik doğuran bu seçimlik haklardan birinin kullanılması ile hakların sona ereceğini, dava konusu aracın 2 yıldır kullanıldığını ve mahkemenin davalı aleyhine karar vermesi durumunda hakkaniyet ilkeleri uyarınca makul tutarda bedel indirimine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu aracın onarılmak üzere davalı şirkete teslimi ile davacıya ikame araç tahsis edildiği için davacının faiz talebinin usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davacının TTK m. 23'te düzenlenmiş gözden geçirme ve ayıp bildirimi yükümlülüğüne uymamış olması nedeniyle davanın esasa girilmeden reddini, esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine, haksız faiz talebinin reddine ve yargılama giderleri ile yasal vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "İşbu dava, araç satış sözleşmesine dayalı ayıplı ifa nedeniyle TBK 227 maddesi uyarınca seçimlik hakların talebine ilişkindir.Somut olayda davacı tarafın dava konusu 2015 model 216d Gran Tourer, BMV marka otomobili 08/04/2016 tarihinde 135.622,91 TL bedel ile davalı şirketten satın aldığı, satın aldıktan sonra kullanım neticesinde araçta ayıp meydana geldiğinden bahisle söz konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi mümkün değil ise sözleşmeden dönülerek bedelin iadesi talep edilmiştir. Davalı taraf ise ayıp iddialarını kabul etmediği gibi ayıp ihbar sürelerine uyulmadığını, davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatasından kaynaklandığını, buna rağmen davacı taraf ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullandığını ve yapılan incelemelerde söz konusu ayıbın tespit edilemediğinin bu sebeple davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Dosyaya celbedilen servis kayıtları uyarınca aracın bahsi geçen ayıp iddiası dolayısıyla yetkili servise götürülüp incelendiği anlaşılmıştır. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü adına araç üzerinde keşif yapılmak sureti ile teknik bilirkişiler eliyle incelemeler yapılmış ve hazırlanan kök ve ek raporlar dosya arasına alınmıştır. Olayın oluş şekli yönünden, denetime elverişli bu raporlar yeterli görülerek hükme esas alınmıştır. Buna göre söz konusu araçtaki arızanın üretimden kaynaklı bir arıza olduğu, bu arızanın kullanım neticesinde ortaya çıkan gizli bir ayıp olduğu ve TBK 223 uyarınca makul süre içerisinde ayıbın giderimi için servise başvurulduğu, dolayısıyla davalı tarafın ayıp ihbar sürelerine uyulmadığı yönündeki itirazının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Teknik bilirkişiler eliyle yapılan değerlendirme uyarınca söz konusu araçta üretim hatasından kaynaklı ayıp bulunduğunun sabit olduğu, aracın kasislerden geçtiği sırada ön takımının ses çıkardığı, ancak bu sesin davalı tarafından onarılarak giderildiği nitekim keşfen yapılan test sürüşünde de herhangi bir ses tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan tespit uyarınca araç arıza kaydından kaynaklı olarak 8.000,00 ila 10.000,00 TL arasında değer kaybı mevcut olduğu belirlenmiştir. Bu açıklamalar ışığında; TBK 227 uyarınca davacının ücretsiz onarım hakkını kullandığı dolayısıyla diğer taleplerinin yerinde olmadığı ancak arıza kaydı nedeni ile araçta değer kaybı oluştuğu bilirkişi tarafından belirlenen aralık göz önünde bulundurularak davacının taktiren 9.000,00 TL değer kaybı zararına uğradığı kabul edilerek bu kısım üzerinden davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; seçimlik haklarını bildirdikleri ihtarname ve açılan haklı davanın akabinde aracın yeniden aynı konuda arıza yaptığını ve yetkili servise teslim edildiğini, bu süreçte 7 kez tamir edilemeyen aracın sözde onarımı yapılarak müvekkiline teslim edildiğini, davanın açıldığı esnada aracın yetkili serviste olduğunu, iade taleplerini defaten belirtildiğini, ancak dava açılması akabinde aracın davalı tarafından sözde yeniden tamir edilerek müvekkiline teslim edildiğini, ancak yaşanan süreç akabinde müvekkilinin tam 4 kez aynı arızaya dayalı servise giren bir araca ilişkin güveninin kalmadığını, davalı tarafça aracın tamir edilerek teslim edilmesinin tamamen bir dayatma niteliğinde olduğunu, son servis öncesi kullanmak istedikleri seçimlik haklarını Noter kanalı ile davalıya açıkça bildirdiklerini, Yargıtay'ın davacının onarım hakkını kullanmak isterken ıslaha dahi gerek olmaksızın diğer haklarını kullanabileceği kanaatinde olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin kullanmak istemediği seçimlik hakka zorlanmasının kabulünün mümkün olamayacağını, Yargıtay genel kurul kararında açıkça aracın kullanılmasının zımni kabul anlamına gelmediği ve yenisi ile değişim yapılması gerektiği kanaatini ortaya koyduğunu, bilirkişilerin kendilerini hakim yerine koyarak hukuki değerlendirme yapmasının bağlı oldukları mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırı olduğunu, davanın terditli olmasının niyeti ve amacının tamamen yasal ve iyi niyetli ve çözüm odaklı olmakla yerel mahkemenin bu talebi de göz ardı ederek hatalı bilirkişisine dayanarak karar tesis ettiğini, yerel mahkemece talep etmediğimiz seçimlik hakkın yanında mevcut araç için çok düşük bir tazminat belirlemiş olmasının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece verilen hatalı karar neticesinde 2 senedir mağdur olan müvekkili aleyhine 12.879,89 tutarında karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin kabulünün mümkün olamayacağını, işbu sebeple ivedilikle tehir-i icra kararı verilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve tehir-i icra kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. GEREKÇE : Dava; satım sözleşmesine konu araçtaki ayıp nedeniyle ayıpsız misliyle değişim istemi olmadığı takdirde terditli olarak aracın teslimi ile satış bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince araçtaki onarım nedeniyle meydana gelen değer kaybı olarak 9.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6098 sayılı TBK’nın 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.
Gerek ticari satım, gerek tüketicilere yönelik ticari olmayan satımlarda ayıp nedeniyle seçimlik hakların kullanılması yenilik doğurucu hak niteliğindedir (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 13. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2013, s. 127; Yavuz, Cevdet; Satıcının Satılanın (Malın) Ayıplarından Sorumluluğu, Beta Yayınevi, İstanbul 1989 (Satım), s. 141; Aslan, Yılmaz; 6502 sayılı Kanuna Göre Tüketici Hukuku, 4. Baskı, Ekin Yayınevi, Bursa 2014, s. 165-166; G).
Gerek kurucu nitelikte, gerekse bozucu nitelikte olsun yenilik doğurucu haklar kural olarak bir kez kullanılmakla tükenirler. Bu kuralın istisnası ise, tüketicinin kullandığı seçimlik yenilik doğurucu hakkının yerine getirilmemesi olup, bu durumunda Kanunun kendisine tanıdığı başka seçimlik bir hakkı kullanması mümkün olacaktır (Zevkliler, Aydın/Aydoğdu, Murat; Tüketicinin Korunması Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 126).
Seçimlik yenilik doğurucu hakların bir kez kullanılması halinde, sonradan bu seçimden dönülmesi ve başka bir seçimde bulunulabilmesi mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin 08.04.2021 T. ve 2019/4094 E. – 2021/3484 K.). Seçim hakkının değiştirilmesi “ıslah” suretiyle bile mümkün olamaz (Yargıtay 11. HD'nin 11.02.2020 T. ve 2018/4145 E. – 2020/1212 K. ; Yargıtay 11. HD'nin 12.11.2019 T. ve 2019/296 E. - 2019/7125 K. ; Yargıtay 13. HD’nin 05.06.2008 tarih ve 2008/1735 E., 2008/7867 K.). Islah ancak usul işlemlerinden geri dönmeyi sağlar. Maddi hukuka dayalı yenilik doğurucu hak niteliğindeki seçimlik haklardan geri dönmeye imkan vermez.
Somut olayda; dosyaya toplanan deliller, servis fişleri, fotoğraflar ve bilirkişi raporu ile 08/04/2016 tarihinde satın alınıp trafiğe çıkan dava konusu aracın 19/09/2017, 01/11/2017 ve 19/03/2018 tarihlerinde " kasislerden geçmesi sırasında ön takımdan ses gelmesi" şikayeti ile servise başvurulduğu, ilk üç başvuruda araçta bir kısım parçalar değiştirildiği ve bir kısım işlem yapıldığı, 19/03/2018 tarihli 4. Başvuruda herhangi bir işlem yapılmadığı, davalı iddiasına göre bu başvuruda araçta davacının iddia ettiği arızanın bulunmadığının beyan edildiği, davacı tarafça ise bu başvurudan önce davalıya 09/03/2018 tarihinde Kadıköy 24. Noterliğinin ihtarnamesi ile ayıpsız misli ile değişim bu mümkün olmazsa bedel iadesi talepli seçim hakkı kullanılarak ihtarname gönderildiği ve davalıya 13 Mart 2018 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiş, davacının bu tarihten sonra araçta aynı hasarın meydana gelmesi ile yeniden 19/03/2018 tarihinde başvurulduğu iddia edilmiştir. Dosyaya alınan bilirkişi kök ve ek raporuyla, dava konusu araçta davacı şikayetine neden olan ayıbın üretimden kaynaklanan gizli ayıp olduğu, ancak aracın kullanılması ile ortaya çıkabileceği, basit bir muayene ile anlaşılmayacağı, araç üzerindeki ayıbın serviste yapılan tamiratlar ile giderilmiş olduğu, araç üzerinde yapılan deneme sürüşünde de ayıbın bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.
Somut olayda davaya konu aracın "kasislerden geçmesi sırasında ön takımdan ses gelmesi" ile ilgili gizli ayıbın giderilmesi için davacı tarafça davalıya başvurulduğu, aracın gizli ayıbının giderildiği, davacının araçtan beklediği faydayı sağladığı anlaşılmakla davacı 6098 sayılı TBK 227. maddesinde sayılan seçimlik haklardan ücretsiz onarım hakkını kullanmıştır. Seçimlik hak kullanılmakla sonuç doğurduğundan, aracın ayıpsız misli ile değişimi talebinin ve terditli olarak bedel iadesine yönelik talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Mahkemece davcıya ödenmesine karar verilen değer kaybına ilişkin hüküm sonucu itibariyle doğrudur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim