mahkeme 2020/1567 E. 2023/1055 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/1567

Karar No

2023/1055

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1567
KARAR NO : 2023/1055
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından
Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/10/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirket ile deniz taşıması konusunda ticari faaliyette bulunduğunu, ancak hak ettiği alacağını alamadığını, bu nedenle davalı şirkete karşı icra takibine geçtiğini, davalı şirketin 5.900.-TL' lik faturanın kabul ettiği kısmı 5.093 TL' sini icra takibine binaen ödediğini, ancak taşımaya ilişkin diğer faturaları ödemediğini, ticari hayatın akışına aykırı bir şekilde yapılan işe ait navlun bedelinin 5.900.-TL' lik kısmını ödediklerini, işin bu bedelle yapıldığını iddia ettiğini, taşımanın yurtdışı deniz taşıması olup bu bedelle yapılamayacağının aşikar olduğunu, taşıma işleminin FOB taşıma şeklinde gerçekleştiğini, alıcının sorumluluğunun sözleşme koşullarına uygun olarak mal bedelini ödemek, ithalat için gümrük belgelerini düzenleyerek gümrük işlemlerini tamamlamak, Gümrük vergilerini ödemek, taşıma acentası ile anlaşma yaparak navlun bedelini ödemek olduğunu, yükleme limanında malların gemiye yüklenmesinden sonra malla ilgili tüm masraf ve risklerin alıcının sorumluluğunda olup, taşıma navlununun tamamen alıcıya ait olduğunu, FOB taşımada alıcının satıcıya yüklenecek gemiyi, yükün teslim yerini ve teslim için öngörülen tarihi bildireceği yani taşıma işini tamamen alıcının organize ettiğini, davalı şirketin navlun ücretini ödemediğini, yükün hacimsel büyüklüğü ve ulaşım yolunun uzunluğuna bakıldığında (Çin-Türkiye İzmir ve Çin-Mersin) Türkiye'de iki limana olmak üzere taşıma işini organize eden davalı şirket için oluşan navlun bedelinin 5.900.- TL olduğunu iddia etmenin mümkün olmayıp, yüklerin İzmir ve Mersin limanlarında teslim alınacağının belli olduğunu ve yüklerin limanlardan teslim alındığını, davalı firma ile yapılan tüm yazışmalarda deniz taşımayı yapacak armatör firmanın fiyatları hakkında yazışmalar yapıldığını ve fiyatlama sisteminin belirtilmiş olup, armatörün fiyat artışları bildirilmiş olmasına ve kabul edilmesine rağmen bu artışların ödenmediğini, hatta bu GRİ genel navlun artışının 12.500,- USD olduğunu kabul eder şekilde davalı firmanın kaşeli imzalı yazısının müvekkiline gönderilmiş olduğunu, davacıdan bu bedelin alınmaması karşılığında tüm taşıma işlerinin verileceğinin de taahhüt edilmiş olduğunu, davacı müvekkilinin bu taahhüdü kabul etmemiş olduğunu, zaten tüm taşımaların da davacı firmaya verilmemiş olduğunu, yazının tek amacının 12.500.- USD'den kurtulmak olduğunu, ayrıca ilgili yazı ile borçlarını ikrar ve kabul ettiğini, davalının tüm itirazlarının haksız ve kötüniyetli olup, davacı firmanın hiçbir alacağını tam olarak alamadığını, yapılan itiraz haksız ve dayanaksız olduğundan, icra takibine davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devam etmesine, kötü niyetli davalı hakkında % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; GRİ (General Rate Increase)' nin Genel Navlun Artışı olarak tanımlanmakta olup, arz, talep, ekonomik gerekçeler, beklenmeyen durumlar v.b. sebepler ile taşıma yapılan hatlar üzerinde konteynır başına yapılan artış olarak tanımlandığını, navlun artışının taşıma öncesinde belirlenmesi ve ilan edilmesi gerektiğini, 14 Ocak 2015 tarihi itibariyle konteynır başına davacı tarafın fiyat teklifinin müvekkili şirkete iletildiğini ve müvekkili şirket tarafından uygun bulunması nedeniyle kabul edilmiş olup, taşıma işleminin gerçekleştiğini, davacı DSV tarafından müvekkil şirkete yönelik önceden bildirilen bir artış beyanın bulunmadığı gibi, sonrasında da müvekkili şirket tarafından kabul edilen bir artış talebi bulunmadığını, ayrıca açık şekilde GRİ uygulanmayacağının açık ve net şekilde davacı firkete bildirdiğini, taraflarınca söz konusu deniz taşıması bedelinin 5.900.-TL olduğuna ilişkin bir beyanın davacıya gönderilmediğini, taraflarınca icra dosyasında kabul ettikleri yurt içi taşıması bedeli olan 5.093-TL ve ferileri için 5.900-TL icra dosyasına ödeme yapıldığını, davacı DSV tarafından müvekkili şirkete 14.01.2015 tarihinde teklif gönderilmek suretiyle USD 1350-20 dc Ambarlı 25 adet cntr için USD 1400-20 dc İzmir 10 adet cntr için USD 1450-20 dc Mersin 15 cntr için şeklinde teklif maili atıldığını, teklifin müvekkili şirketçe uygun bulunarak kabul edilmesi ile DSV'nin yüklemeye ilişkin çıkış ihbarı müvekkili şirkete bildirildiğini, söz konusu belge tetkikinde yükün 21.01.2015 tarihinde alındığının görüldüğünü, Ambarlı Limanı'na taşınacak 25 konteyner ile ilgili olarak davacı DSV tarafından müvekkili şirkete tekliflerine bağlı kalmak suretiyle, 05.03.2015 tarihinde DS02015000004086 no.lu fatura kesilmiş olup, söz konusu faturada FREIGT Navlun Bedeli) açıklaması ile 33.750,00 USD (1.350 USDx25 konteynır=33.750.-USD) ile 4.608,04 USD Diğer masraflar - İthalat açıklaması ile olmak üzere toplam 38.358,04-USD bedelli fatura, e-fatura olarak tanzim edildiğini (söz konusu faturada ana Konşimento NHHAV7800, gemi çıkış tarihi olarak, 23.01.2015, varış tarihi olarak 28.02.2015 tarihi yer almakta olup, fatura ödeme tarihi olarak 19.04.2015 tarihi gözüktüğünü), İzmir Limanı' na taşınacak 10 konteynır ile ilgili olarak davacı DSV tarafından müvekkili şirkete tekliflerine bağlı kalmak suretiyle, 13.03.2015 tarihinde DS02015000004981 no.lu fatura kesilmiş olup, söz konusu faturada FREIGT (Navlun Bedeli) açıklaması ile 14.000-USD (1.400.-USDx10 konteynır=14.000.-USD) ile 1.342,00 USD 'Diğer masraflar - İthalat' açıklaması ile olmak üzere toplam 15.842,00-USD bedelli fatura, e-fatura olarak tanzim edildiğini (Söz konusu faturada Ana konşimento NHHAV7700, gemi çıkış tarihi olarak 23.01.2015, varış tarihi olarak 15.03.2015 tarihi yer almakta olup, fatura ödeme tarihi olarak 27.04.2015 tarihi gözüktüğünü), Mersin Limanı' na taşınacak 15 konteynır ile ilgili olarak davacı DSV tarafından müvekkili şirkete tekliflerine bağlı kalmak suretiyle, 09.03.2015 tarihinde 0502015000004169 no.lu fatura kesildiğini, söz konusu faturada FREIGT (Navlun Bedeli) açıklaması 21.750,00 USD (1.450,-USDxl5 konteynır=21.750.-USD) ile 2.762,35 USD 'Diğer masraflar - İthalat açıklaması ile olmak üzere toplam 24.512,85 USD bedelli fatura, e-fatura olarak tanzim edildiğini, DSV nin konteynır başına üç ayrı limana yaptığı taşıma ile getirdiği emtiların müvekkili şirket tarafından teslim alındığını ve bu işlemlere ilişkin olarak karşılığında kesmiş olduğu faturaların müvekkili şirket tarafından ödendiğini, yani davacının iddia ettiği 5.900.-TL bedelli bir yurtdışı taşıması olmadığını, davacının kendi kayıtlarından bihaber olduğu anlaşılmakta olup, navlun bedeli ve ithalat işlemleri için müvekkili şirkete karşılıklı anlaşma kapsamında kesilen 78.712,89 USD tutarlı fatura bedelinin tam ve eksiksiz olarak davacıya müvekkili şirketçe ödenmiş ve bu konuda her hangi bir ihtilaf da bulunmadığını, İcra takibinde kabul ederek ödenmiş olan 5.093,00 TL (ferîleriyle birlikte ödenen 5.900.- TL) davacı şirketin müvekiline vermiş olduğu yurtiçi nakliye hizmetlerinden kalan bakiye olup, navlun bedeli ya da 12.500 USD lik haksız bir biçimde talep edilen GRl (Genel Navlun Artışı) ile her hangi bir bağlantısı bulunmadığını, davacının birbiriyle alakası olmayan bedelleri Mahkeme dosyasında karışıklığa neden olacak şekilde beyan etmesinin açık şekilde kötüniyet göstergesi olduğunu, davacı şirket tarafından söz konusu anlaşmanın yapılması ve ürünlerin teslimi sonrasında, müvekkili şirkete "Armatör ile sorun yaşadıkları ve armatör tarafından kendilerine hesapladıklarından fazla taşıma ücreti çıkarıldığı ve bekledikleri kazancı sağlayamadıkları'' yönünde yakınma ve serzenişlerde bulunulduğunu, 04.03.2015 tarihinde DSV tarafından gönderilen e-posta da "Aslında orada bir İzah var gri geldi evet bunu siz de biliyorsunuz biz olmasak da gri var alacaktı ve bunu uygulamayacağız. Geçerlilik 21 Ocak verildi evet doğru fakat goaming için gate in olmadığını öğrendiğimizde aradık sizi USD 100 gibi anlaşırız belki demiştik armatörde yanaşmayınca boğulduk, Bu bilgiyi de yazdık size biz gr almayacağız ok diyoruz bizi destekleyin diyoruz siz de ayni yöndesiniz niçin burada kaldık mutlu bey." denilmiş, aynı e-postaya şirket çalışanınca verilen cevapta "Buradaki metni daha önce okudum. Ama siz bizi fatura kesmeden borçlandırıyorsunuz/taahhüt altına sokuyorsunuz. DSV'ye karşı çok açığız, gelen her şeyi sizinle paylaşacağımızı taahhüt ediyoruz yeterki siz fiyatı hizmeti iyi verin. Zaten" Şeklinde cevap verilerek birlikte çalışmaya devam etme niyeti belirtilmiş olup, açık şekilde davacı şirket tarafından "Biz gri almayacağız ok diyoruz bizi destekleyin diyoruz" şeklinde davacının beyanı bulunduğunu, davacı her ne kadar FOB taşımasından bahsetmiş ise de söz konusu hususun taraflar arası ihtilaf ile bir ilgisi bulunmayıp, beyanda geçen Navlun bedeli eksiksiz bir biçimde davacıya ödendiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde "/Armatörün fiyat artışları bildirilmiş ve kabul edilmesine rağmen bu artışlar ödenmemiş hatta bu GRİ genel navlun artışının 12.500 USD olduğunu kabul eder şekilde davalı firmanın kaşeli imzalı yazısı tarafımıza gönderilmiştir" şeklinde açıklama ile eklenen belgele 'borç ikrar»' yazılarak müvekkili şirketin borç ikrarında bulunduğunun iddia edildiğini, davacı yana borçlarının olmadığını, fatura kesilmeyeceğinin açıkça yazıldığını ve sadece iyiniyet çerçevesinde verilen belgedeki hangi ibareden borç kabulünü veya borç ikrarını çıkardığının anlaşılamadığını, müvekkili şirketin bir borcu bulunmadığı gibi, borç ikrarında bulunmasının da söz konusu olmadığını, davacı şirketin (kendi hesap ve öngörü hatası ya da operasyonel hatası sonucunda) uğradığını iddia ettiği zararların olduğunu bildirmesi üzerine müvekkil şirket tarafından Firmamıza teklifinde bulunmayan 12.500 -USD GRİ bedelini Noya' ya fatura etmeyeceğini, Noya'nın iyiniyet göstergesi olarak tüm uluslararası taşımalarda ve gümrüklü, gümrüksüz yurtiçi ve yurtdışı depolamalardaki en iyi teklifleri DSV ile paylaşacak olup aynı şartlar ve memnuniyet sağlanması durumunda tüm lojistik işlerini DSV ye vereceğin taahhüt eder' şeklinde beyanda bulunduğunu, müvekkili şirketin davacının ortaya çıktığını iddia ettiği zararın müsebbibi olmadığı gibi, müvekkilin davacıya borçlanmış olduğu hukuksal bir durumun da bulunmadığını, 05.03. 2015 tarihli yazıda müvekkili şirket tarafından GRİ bedelinin ödenmeyeceği, fatura edilmeyeceği' açık şekilde belirtilmiş olup, müvekkili şirket tarafından sonraki işlerde beraber çalışılması teklif edilmiş ve bu şekilde DSV nin aldığı işlerden kazanacakları ile kendi hatalı/eksik işlemle ve öngörüsü ile beklediği karı elde edemediği taşıma nedeniyle müvekkili şirket tarafından yeni işler verilmek suretiyle destek verilmek istenilmiş olduğundan, iyiniyet çerçevesinde verilen söz konusu belgenin bir borç veya borç kabulü olmadığını, müvekkili şirket tarafından söz konusu yazışmanın olduğu 05.03.2015 tarihinden sonra bir kısım işler davacı DSV'ye verilmiş ve bu şekilde çalışılmaya devam edilmiş olup, sonrasında aylarca karşılıklı yapılan çalışma akabinde davacı DSV' nin bu kez karşılıklı iş yapmak suretiyle kendi oluşturduğu zararı gidermek yerine haksız ve hukuksuz bir biçimde 06.09.2015 tarihinde toplam bedeli 12.500.-USD olan üç ayrı e-faturayı müvekkili şirkete göndererek haksız talepte bulunduğunu, müvekkili şirketin iyiniyetli yaklaşımına karşın, davacı şirketin genel hukuk kaidelerini hiçe sayarak (borç ikrarı içermeyen bir belgeye borç ikrarı yazarak), açıkça rakamlar üzerinde manipülasyon yaparak (ödenen navlun bedelinin yaklaşık 70.000- USD olmasına karşın 5.093 TL olduğunu iddia etmişiz gibi göstererek), FOB taşıma şeklini açıklar iken olmayan hususların eklenmesi ("Armatörün fiyat artışını bildirilmiş ve kabul edilmiş" şeklindeki gerçek olmayan ifade) vb. şeklinde dilekçede yer almış bir çok kötüniyetli ifade nedeniyle davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller ile dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen 12.11.2019 tarihli rapor birlikte incelenip değerlendirildiğinde, davanın, davacı tarafından gerçekleştirilen taşımadan doğan navlun ücret alacağının tahsiline dayalı itirazın iptali davası olup, navlun piyasasındaki artışın davalıya yansıtılıp yansıtılamayacağı, GRİ (General Rate Increase) olarak ifade edilen farktan da davalının sorumlu olup olmadığı hususlarının çözümlenmesi gerekeceği, mali açıdan yapılan incelemede, davalı tarafın TTK 21. maddede belirtilen süre içinde düzenlediği iade e-faturalarla itiraz ettiği, davacının da TTK 18. maddesinde belirtilen harici yöntemlerle davalı faturalarını iade etmek süratiyle bahse konu faturaların reddedildiği anlaşılmıştır.Tarafların husumet ehliyetleri incelendiğinde, taşıyan sıfatını haiz davacının davalı ile yapmış olduğu navlun sözleşmesi ile üzerine aldığı taşıma yükümlülüğünü, donatan veya gemi işletme müteahhidi ile yaptığı diğer bir navlun sözleşmesi ile ifa ettiği, iki farklı navlun sözleşmesi ve buna bağlı olarak navlun alacağı söz konusu olduğu, davacı ... Hava ve Deniz Taşımacılığı A Ş. ile davalı ... ve Ambalaj San. Tic. Ltd. Şti. arasındaki navlun sözleşmesinin alt navlun sözleşmesi olduğu, kural olarak alt ve asıl navlun sözleşmelerinin birbirinden bağımsız olduğu, alt taşıtanın, yükleten veya alt taşıyanın adına düzenlenen konismentonun hamili olması dışında, asıl taşıyanla doğrudan doğruya bir hukuki ilişkisi olmadığı, dolayısıyla asıl navlun sözleşmesinden doğan navlunu ile alt navlun sözleşmesinden doğan navlununun birbirinden farklı olmasına bağlı olarak alacaklısı ve borçlusunun da farklı kişiler olacağı, ancak davacı ...'nin dava dışı ve asıl taşıyan sıfatına sahip JIN LONG 516 /50123 gemisinin maliki veya işleteni ile yaptığı navlun sözleşmesinden doğan ücret (çarter navlunu) borcundan ve keza bu ücretteki artışlardan (GRİ gibi) TTK m. 1200 ve 1203' uyarınca davalının da sorumlu olacağı sonucuna ulaşmak mümkün olsa da somut uyuşmazlıkta, dosyada üç adet taşıma olduğu, Çin/Goaming-Mersin taşımasında konişmentonun tanzim tarihi ve yüklemenin tamamlandığı tarihin 23.01.2015 tarihi olduğu, genel navlun artışına dair talepler hakkındaki yazışmaların yükleme tarihinden sonrasına ait olduğu ve bu yazışmalarda 23.01.2015' e ait Çin-Mersin taşımasında taraflar arasında GRI(genel navlun artışı)ödeneceğine dair bir sözleşme olmadığı, bu yazışmalara rağmen davalı GRİ talebine itiraz etmeden 4 Mart 2015 den sonraki bir güne ait olan yüklemeye razı olsaydı bu şartın sözleşmeye girdiği kabul edilebileceği, halbuki davacı-davalı arasındaki sözleşme ve bunun ifasına ait yüklemenin başlaması 4 Mart 2015 tarihinden öncesine ait olduğu, Çin-İzmir taşıması açısından konişmento ve yükleme tarihinin 23.01.2015 tarihi olduğu, Çin/Goaming- İstanbul taşıması açısından konişmento ve yükleme tarihi 23.01.2015 tarihi olduğu, her üç taşımada da taraflar arasındaki anlaşmada GRİ söz konusu olmadığı, davacının 14 Ocak 2015 saat 10:38 de gönderdiği mesajda aralarındaki sözleşmenin kurulmuş olduğunun bildirildiği, bu şartların 21 Ocak için geçerli olduğunun bildirildiği, yüklemenin de bu tarihte başladığı, davacının davalıya 21 Ocak saat 9:48 de gönderdiği yazıda donatandan aldıkları teklifin sona erme gününün 21.0cak 2015 olarak belirtildiği ve bir önceki günkü telefon görüşmesine istinaden yüklemeyi durdurmadığının bildirildiği ve navlun artışının 250 Usd nin altında olmayacağı söylendiği, bu yazı üzerine, davalının navlun artışını söz konusu taşımada dahi kabul ettiğini gösteren bir beyanı olmadığı, davalının 21 Ocak saat 09: 48 de gönderilen yazı üzerine davacıya yüklemeyi durdurun talimatı vermemesinin taşıma sözleşmesinde ve bu sözleşmenin ifasından olan yüklemede navlun artışını kabul etmiş olduğunu göstermeyeceği, davacının artık yük vermeye yani davalı ile yapmış olduğu sözleşmenin ifasına dahi başlamış durumda olduğu, GRİ navlun şartının bu sözleşmeye girmediği kanaatine varıldığından davacının davasının reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirket ile deniz taşıması konusunda ticari faaliyette bulunduğunu, ancak hak ettiği alacağını alamadığını, bu nedenle davalı şirkete karşı icra takibine geçildiğini, davalı şirketin 5.900,00 TL'lik faturanın kabul ettiği kısmı olan 5.093,00 TL'sini icra takibine binaen ödediğini, ancak taşımaya ilişkin diğer faturaları ödemediğini, davalı şirketin ise ticari hayatın akışına aykırı bir şekilde yapılan işe ait navlun bedelinin 5.900,00 TL'lik kısmını ödediklerini, işin bu bedelle yapıldığını iddia edildiğini, taşımanın yurtdışı deniz taşıması olduğunu, bu bedelle yapılamayacağının aşikar olmasına rağmen yerel mahkemenin dosya kapsamına sunulan delilleri eksik inceleme ve dosya kapsamında çelişkili bilirkişi incelemelerini dikkate alarak davalarının reddedildiğini, taşımaya konu edilen yükün hacimsel büyüklüğü ve ulaşım yolunun uzunluğuna bakıldığında (Çin-Türkiye İzmir ve Çin-Mersin) Türkiye'de iki limana olmak üzere taşıma işini organize eden davalı şirket için oluşan navlun bedelinin 5.900,00 TL olduğunu iddia etmenin mümkün olmadığını, yüklerin İzmir ve Mersin limanlarında teslim alınacağının belli olduğunu ve yüklerin limanlardan teslim alındığını, davalı firma ile yapılan tüm yazışmalarda deniz taşımayı yapacak armatör firmanın fiyatları hakkında yazışmalar yapıldığını ve fiyatlama sisteminin belirtilmiş olduğunu, armatörün fiyat artışları bildirilmiş olmasına ve kabul edilmesine rağmen bu artışların ödenmediğini, hatta bu GRİ genel navlun artışının 12.500,00 USD olduğunu kabul eder şekilde davalı firmanın kaşeli imzalı yazısının müvekkiline gönderilmiş olduğunu gösterir delillerin dosya kapsamında olmasına rağmen verilen red kararının kabulünün mümkün olamayacağını, davalının taşımayı organize ederken GRI artışının olmayacağını bilmediğini kabul etmediği iddiasının denizcilik sektöründe hayatın olağan akışına uygun olmasının düşünülemeyeceğini, navlun artışının armatör tarafından yapıldığını ve davalıya bu konuda her türlü bildirimin yapıldığını, taşıma işini buna rağmen devam ettiren tarafın davalı taraf olduğunu, yerel mahkemece itibar edilen bilirkişi raporlarında deniz taşımacılığının ve ticaretin yoğun olduğu kış-bahar sezonunda bu tip artışların olabileceği ve bu artışların davacının dışında geliştiğinin hiçbir surette dikkate alınmadığını, müvekkilinin davalıya GRI (navlun artışını) e-mail ile bildirdiğini, artışın kesinlikle davalının aslen kabulü dahilinde olduğunu, davacı tarafından süresinde ve gereken özeni göstererek taşıma işinin de başladığının davalıya bildirildiğini, davalı tarafın GRI konusunda davacıyı oyalayarak taşıma işinin durdurulamaz hale gelmesine bizzat bilerek ve isteyerek neden olduğunu, yükünü piyasa şartlarının çok altında teslim aldığını, davacı müvekkilinin basiretli ve iyiniyetli bir tacir olarak her türlü gayreti gösterdiğini ve ticari kayba uğradığını, davalı tarafın ise verdiği taahhütleri yerine getirmeyen kötü niyetini sürdürdüğünü, TMK'nın kötü niyeti korumayacağı açıkken dürüstlük kuralına uyan davacı müvekkilinin zarara uğradığını, Borçlar Kanununda yer alan icap ve kabulün gerçekleştiğini ve taşıma işi özen ve dikkat ile yerine getirilmiş taşımaya konu yüklerin alıcıya yani davalı tarafa teslim edildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE :Dava; deniz taşıması nedeniyle GRİ (General Rate Increase) Genel navlun artışına dayalı keşide edilen faturalar nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davaı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacı ile davalı arasında yapılan taşıma sözleşmesinde GRİ (General Rate Increase - genel navlun artışı) şartının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyası ile 14/05/2015 tarihli 5.900,00 TL bedelli faturadan kalan bakiye alacak için 5.093,00 TL asıl alacak ve 149,44 TL işlemiş faiz, 23/07/2015 tarihini taşıyan 3 adet faturaya dayanarak 6.250 USD, 3.750 USD ve 2.500,00 USD asıl alacak ve 76,71 USD faiz talebiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı tarafça Türk lirası olarak talep edilen 5.093,00 TL asıl alacak ve ferileri kabul edilmiş ve bu miktar ödenmiş, bakiye Türk lirası faiz alacağına ve Amerikan doları olarak talep edilen tüm alacaklara itiraz edilmiş, davacı tarafça itiraz edilen tüm alacak kalemleri yönünden eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.
Takibe konu faturalar incelendiğinde USD cinsi faturalarda Navlun GRİ açıklamasının bulunduğu, Türk lirası cinsi faturada ise yurt içi uzun mesafeli taşıma açıklamasının bulunduğu belirlenmiştir.
Taşıma sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı yapılması şart olmayıp, sözleşme serbestisi kapsamında icap ve kabul iradelerinin uyuşması gerekli ve yeterlidir.
Eldeki uyuşmazlıkta davalı tarafça Çin ülkesinden, Mersin, İzmir ve Ambarlı limanlarına yapılan 3 adet taşımanın bulunduğu, taşıma konusunda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmasa da deniz taşıma işine dair bir sözleşme bulunduğu hususu ihtilafsızdır. Taşımalara konu navlun bedeli davalı tarafça davacıya keşide edilen 3 adet çek ile ödendiği buna ilişkin davacının ticari defterinde TL cinsinden ödemenin kayıtlı olduğu hususunda da ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafından davalı adına 23/07/2015 tarihinde 3 adet GRİ faturasının "Temel e- fatura" olarak düzenlendiği görülmektedir. Temel E-Fatura, faturanın göndericiden direkt olarak alıcıya ulaşmasını amaçlayan E-Fatura türü olup faturayı alacak olan kişi, faturada herhangi bir teknik problem olmadığı sürece faturayı kabul etmek zorundadır. Alıcılar, Temel e-faturaları sistem üzerinden reddetme imkanına sahip değildir. Ancak temel e- faturalara TTK 21. Maddesinde belirtilen 8 günlük süre içinde ayrıca itiraz etme imkanı bulunmaktadır. Davalı taraf temel e -faturayı kendi ticari defterlerine 23/07/2015 tarihinde işlemiş, 4 gün sonra 27/07/2015 tarihinde 3 adet iade faturasını e-ticari fatura olarak düzenlemiş, davacı taraf kendisine düzenlenen 3 adet iade e- faturasını, ticari defterlerine kaydetmeden 05/08/2015 tarihli ihtarname ekinde davalıya iade etmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından düzenlenen GRİ faturaların Temel e-fatura olmamsı nedeniyle davalının reddetme imkanı bulunmadığı, faturaları ticari defterlerine işleyerek TTK 21 maddesindeki 8 günlük süre içinde 4 gün sonra iade faturası düzenlediği bu haliyle davalının faturaları benimsemiş kabul edilemeyeceği gibi davacının düzenlediği bu faturaların d sözleşmede GRİ şartı bulunduğu hususunu ispatlamaya elverişli değildir. İddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ,taraflar arasındaki sözleşmede GRİ şartının bulunduğunu yazılı delil ile ispatlaması gerekir. Taraflar arasında gönderilen mesajlara göre davacının 14 Ocak 2015 tarihli mesajı ile sözleşmenin her bir liman için bildirilen fiyatlar üzerinden kurulmuş olduğu, sözleşmenin ifası kapsamında yükleminin 21 Ocak 2015 tarihinde başladığı, davacı tarafça gönderilen e-mailde de fiyat tekliğinin geçerlilik süresinin 21 Ocak olarak bildirildirdiği anlaşılmaktadır. Taşıyıcı ile armatör arasında sözleşmede meydana gelen artışın davalı tarafından kabul edildiğine dair bir belge dosyaya ibraz edilmemiştir.Taraflar arasında geçen e-mail yazışmalarında davalının GRİ şartını kabul ettiğine dair bir beyanı da bulunmadığı gibi dosyada bu konuda sunulmuş yazılı bir delil de bulunmadığından davacının GRİ alacağına yönelik davasını ispat edemediği sonucuna ulaşılmıştır.Davacının Türk Lirası fatura alacağına takip tarihinden önce işlettiği faiz yönünden de dosyada davalıya takip öncesi gönderilen bir ihtar bulunmadığı, davalının TTK 18 maddesi uyarınca temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim