mahkeme 2020/1535 E. 2023/1017 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1535
2023/1017
12 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1535
KARAR NO: 2023/1017
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/01/2020
NUMARASI: 2018/1081 Esas - 2020/42 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/10/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin karton koli imalatı üzerine hizmet veren bir şirket olduğunu, davalı-borçlu şirket ile aralarında mal (koli) satışına ilişkin ticari ilişkileri mevcut olduğunu, müvekkili şirketin, borçlu - davalı şirkete ürün sattığını ancak cari alacak olarak davalıdan 248.223,00-TL alacağı kaldığını, davalı taraf ödemeyi yapmadığını, borca ilişkin Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiğini, borçlunun itiraz ederek açılan takibi durdurduğunu, davanın kabulü ile davalı borçlunun, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin triko sektöründeki teamüllere aykırı hareket ettiğini ve uygulamalardaki boşluklardan da yararlanarak koli teslimatını yaptığı anlaşmalı atölyelere bir kısım irsaliyeli faturaları imzalatmayıp, bunun yerine atölyede çalışan yetkilileri aldatacak şekilde irsaliyeli fatura içeriğine benzer şekilde düzenlenmiş ve teslimdeki mal miktarı ve nevine uygun düzenlenmiş belgeleri imzalatıp bunun bir örneğini vermediğini, bilahare sahte imzalarla düzenlediği ve gerçek bir mal alışını göstermeyen irsaliyeli fatura düzenleyerek ... bünyesinde aksesuar ve yardımcı malzeme satın almada çalışan kişi vasıtasıyla şirkete ulaştırdığını, muhasebe kaydına işlettiğini, bu şekilde şirketi borçlandırdığını, yanıltıcı ve hileli olarak bu eylemi sonucunda müvekkili şirketin fatura içeriğine itiraz etme ve müdahale etme şansını bertaraf ettiğini, yaptırılan denetim sonucunda şirket çalışanlarının alınan ifadelerinde, anlaşmalı ütü-paket firma çalışanları ve yetkilerinden alınan beyan, imza örnekleri, faturalar üzerindeki imza ve diğer incelemeler ile ...'un mallarını yaptığı firmalara teslimat ve yaptığı ihracat faturalarındaki koli sayısı ile alınan koli sayısı, stokta yer alan koli sayıları incelendiğinde 248.427 TL değerinde 58.041 adet fiktif koli ile, 17.828 TL değerinde 48.185 adet fiktif separatörün fazladan ...'a teslim edilmiş gösterildiği, bu şekilde ...'un borçlu olmadığı halde kayıtlarla borçlu gösterildiğini, müvekkilinin davacıya her hangi bir borcu bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraf beyanları, dosyada mevcut bilgi belgeler, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı alacağını ve takibi faturaya dayandırmış olup, Yargıtay 19 Hukuk Dairesi' nin 2016/7819 esas ve 2017/2738 karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere öncelikle davacı tarafından icra takibine konu faturadaki malın davalıya tesliminin usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Tek başına fatura malın teslimine yeterli değildir. Bu kapsamda dosyaya sunulan sevk irsaliyeler ve davalının Vegi dairesinden istenilen BA Kayıtları incelediğinde davacının teslim olgusunu ispatladığı, 12.07.2019 tarihli birlikişi raporu ile de Ticari defterlerde yapılan inceleme ile davacının 248.223,00-TL davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, Merter Vergi Dairesi Müdürlüğü 30.05.2019 tarihli yazı cevabında iş bu faturaların kayıtlı olduğu anlaşılmakla davalının yapmış olduğu itirazının iptaline, alacağın likit olması nedeni ile de asıl alacağın %20 si olan 49.644,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişi incelemesi sonucunda davacı tarafın 248.223,00TL alacaklı olduğu tespitinin yapıldığını, ihtilaf konusu olan borcun ticari defterlerde yer alıp almadığına ilişkin bir ihtilaf olmadığını, dava konusunun davacı tarafça hile ve yanıltma yoluyla sahte olarak düzenlenen irsaliyeli faturaların müvekkil şirket kayıtlarına işlendiği, gerçekte böyle bir borcun olmadığına ilişkin olduğunu, mahkemenin irsaliyeli faturalar üzerinde gerek imza ve gerekse de şekil yönünde hiçbir inceleme yaptırmadığını, mahkemece verilen kararda vergi dairesinden istenen BA kayıtlarına da dayandığını ancak davalı şirket kayıtlarına işlettirilen belgeler davalı tarafından vergi dairesine bildirilmiş olup bu usulsüzlük daha sonra ortaya çıkmakla bu konuda da bir ihtilaf yokken yerel mahkemenin hiç tartışma konusu olmayan hususlarda araştırma yoluna gittiğini, mahkemenin SGK’dan davalı şirkette ve anlaşmalı olduğu(irsaliyeli faturada mal teslim alana atölye) çalışan listesi almamış ve bu hususta inceleme yapmadığını, tanık delilinin de mahkemece değerlendirip dinlenmesi olayı ispatlama bakımından gerekli olduğunu, davacının davalı şirketi hileli, aldatıcı ve çalışma şeklindeki boşluktan yararlanarak sahte fatura düzenleyerek borçlandırdığını, bu yönüyle taraflarınca yapılan tespitin dikkate alınmadığını, talebe rağmen bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, davacının akti ilişkiyi ispatlayamadığını, davalı şirketin davacı şirkete borcu bulunmamakla bu konuda ihtilaf olduğunu, ayrıca davalının haksız ve kötüniyetle takibe itiraz etmemiş olup alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı alacağının hileli işlemler ile fiktif olarak oluşturulup oluşturulmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap" sebebine dayalı olarak 248.223,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 16/10/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 248.223,00 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunmamış olmakla birlikte, davacının cari hesabına konu faturalarının davalının kayıtlarında yer aldığı davalının da kabulünde olduğu gibi vergi dairesine yapılan BA bildirimi ile de sabittir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Davalı şirket, davacının sahte irsaliyeler düzenleyerek faturaları hileli şekilde davalı şirket kayıtlarına işlettiğini ileri sürmektedir. Ayrıca, cevap dilekçesinde davacı ile çalışma usulü, çalışılan atölyelerin koli ihtiyaca şirket merkezinde bulunan aksesuar ve yardımcı malzeme satın alma sorumlusuna bildirilmesi üzerine bu çalışan tarafından davacı şirkete sipariş geçilip, tesliminde doğrudan atölyelere yapılması şeklinde olduğu, atölye yetkililerine bırakılan fatura örneğinin şirket merkezine ulaşmasından sonra muhasebesel kayıtlar yapılarak ödemelerin yapıldığı şeklinde açıklanmış ve davacı şirketin sahte irsaliyeli faturaları aksesuar ve yardımcı malzeme satın alma sorumlusuna ulaştırılarak kayıtlara geçirildiğini savunmuştur. Ancak, faturaların atölyelere yapılan teslimatlar ile karşılaştırmasının yapılması ve ticari defterlere kaydı davalı şirketin iç işleyişi ile ilgili olup, faturaların ticari deftere kaydedilmesi aşamasında davacının ne gibi bir etkisi olduğu da somut olarak açıklanmış değildir. Bunun yanı sıra aksesuar ve yardımcı malzeme satın alma sorumlusunun, faturaların defterlere kaydına ilişkin muhasebe işleriyle ilişkisi de açıklanmamıştır. Bir ticaret şirketi olan davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 18/2. maddesine göre, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Bu nedenle, davalı, aksini ispat edemediği kendi ticari defterindeki aleyhine olan kayıtlardan sorumludur. Davalının yaptırdığı denetim raporu da, kendi ticari defterlerindeki kaydın aksini ispata elverişli değildir. Sonuç olarak, davalı taraf, ticari defterine işlediği ve vergi dairesine bildirdiği faturalarla ilgili olarak borcun doğmadığını ispatlayamadığına göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu cari hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.239,00 TL harcın, alınması gerekli olan 16.956,11 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.717,11 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.