mahkeme 2020/1514 E. 2023/916 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/1514

Karar No

2023/916

Karar Tarihi

28 Eylül 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1514
KARAR NO: 2023/916
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/01/2020
NUMARASI: 2018/222 Esas - 2020/25 Karar
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 20/06/2018
MAHKEMEMİZİN 26/06/2019 TARİH 2019/13 ESAS 2019/295
KARAR SAYILI BİRLEŞME KARARINA KONU DOSYASI
BİRLEŞEN DAVA:
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 15/01/2019
KARAR TARİHİ: 29/01/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/09/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl ve birleşen dava davacısı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...‘nın davalılar ile olan ticari ilişkisi sebebiyle davalı ...'in donatanı olduğu ... IMO numaralı ... gemisine yağ, yakıt, kumanya, acente masrafları ve gemi adamı ücretleri ile ilgili masraflar yapıldığını, söz konusu masrafların ödenmemesinin ardından taraflar arasında 14/04/2016 tarihinde borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesi akdedildiğini, işbu davaya konu gemi ve dava dışı başka gemilere sağlanan hizmetler çerçevesinde imzalanan sözleşmenin toplam bedeli olan 1.007.117,08 USD'nin 01/05/2016 tarihinde ödenmesi konusunda mutabık kalındığını, ancak borcun belirlenen vadelerde ödenmediğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkili ... Denizcilik şirketinin dava dışı ... ile imzaladığı temlikname uyarınca müvekkilinin borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinden doğan tüm haklara halef olduğunu, bu kapsamda gemi adamlarına ödenen ücretlerle ilgili 142.710,54 USD asıl alacak ile sözleşmenin 6.2 maddesinde yer alan faiz şartına göre tespit edilen 44.787,32 USD işlemiş faiz alacağının tahsili için İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalının kötü niyetli olarak borca itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalıların takibe itirazının iptali ile icra takibinin devamına, alacağın % 20 'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...‘nın ... IMO numaralı ... gemisine yağ, yakıt, kumanya, acente masrafları ve gemi adamı ücretleri ile ilgili masraflar yaptığını, sözkonusu harcamaların tahsil edilememesi üzerine taraflararasında 14.04.2016 tarihinde Borcun Yeniden Yapılandırılması sözleşmesi akdedildiğini, işbu davaya konu gemi ile dava dışı birden fazla gemiye sağlanan hizmetler çerçevesinde imzalanan Sözleşme’nin toplam bedeli olan 1.007.117,08 Amerikan Doları’nın 1 Mayıs 2016 tarihinde ödenmesi hususunda mutabık kaldığını, ancak bahse konu bedeller belirlenen bu tarihte de ödenmediğini, Sözleşme’nin imzalanmasının ardından ise müvekkili ... ile dava dışı ... arasında imzalanan 27.01.2017 tarihli temlikname uyarınca, müvekkilinin işbu Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesi’nden doğan tüm haklara halef olduğunu, yasal olarak ...’nın haklarına halef olan müvekkilinin Borcun Yeniden Yapılandırılma Sözleşmesi’nde mutabık kalınan gemi adamı ücretleri haricinde yapılan diğer harcamalardan kaynaklanan alacağa ilişkin olarak Sözleşme’nin 6.2.maddesinde yer alan faiz şartı da göz önünde bulundurularak 194.650,03 Amerikan Doları asıl alacak ve 125.877,24 Amerikan Doları işlemiş faiz alacağına istinaden İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası tahtında icra takibi başlatıldığını, ancak davalılar tarafından anılan takibe kötüniyetli olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, icra takibine yaptıkları itiraz haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptaline, icra takibinin devamına, alacağın % 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Asıl ve birleşen dosya davalısı ... Ltd vekili cevap dilekçesinde özetle; gemi adamı ücret alacaklarından dolayı 7036 sayılı kanunun 5.maddesi gereğince İş Mahkemelerinin görevli olduğunu, temliknamenin yetkisiz temsilci tarafından imzalandığını, borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, davaya sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanacağından sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklar için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, geminin çıplak kira sözleşmesi ile gemi adamlarından ari olarak kiraya verildiğinden sicilde kayıtlı malik olan müvekkilinin TTK’nun 1061 ve TTK’nun 1127.maddeleri uyarınca donatan olarak addolunamayacağını, davacı tarafın TTK 1320 ve 1352 maddelerine göre gemi alacağı yada deniz alacağı hakkı varit olmadığından mahkemenin görevsiz olduğunu, zira hak sahibinin ... gemisinde hizmet etmiş olan gemi adamlarının bizzat kendileri olduğunu, üçüncü şahıslara bu hakkın geçmesi için BK 127.maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda bu koşulların oluşmadığını, gemi adamı alacağı ve deniz alacağı haklarının üçüncü kişilere geçmesi için ifada bulunan üçüncü kişinin gemi üzerinde mülkiyet hakkının yahut başka bir ayni hakkının bulunması yada müvekkili şirketin borcun ifasından önce alacaklıya bu hususu bildirmesi gerektiği, dosya kapsamında ise bu yönde bir delilin bulunmadığı, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için gemi adamı maaşlarının dava dışı ... tarafından ödendiği varsayılsa bile gemi adamlarının maaşının üçüncü kişi tarafından ödenmesi halinde ödemede bulunan üçüncü kişiye TBK'nun 127.maddesine göre kendiliğinden bir halefiyet sıfatı kazandırmayacağı, gemi adamlarına tanınan rehin hakkının da ödemede bulunan üçüncü kişiye temlik edildiği sonucunun doğmayacağı, öte yandan 14/04/2016 tarihli borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinin müvekkili açısından bağlayıcılığının bulunmadığını, zira sözleşmede müvekkili şirketin temsilcisi, kiracısı veya işletenine ait imza yada kaşenin protokolde yer almadığını, ayrıca protokolün temlik edeni temsilen şirket ortağı tarafından imzalandığı, müvekkilinin gemisini çıplak olarak yani gemi adamları ile donatmaksızın kiraya vermiş olması nedeniyle TTK'nun 1127.maddesine göre müvekkiline yüklenebilecek bir sorumluluğunun bulunmadığını, 14/04/2016 tarihli sözleşmenin ekleri incelendiğinde ... gemisinin navlun gelirlerinin alacağı temlik eden şirket tarafından alındığı ve yine davalı tarafından kabul edildiğinin anlaşıldığını, üçüncü bir şahsın bir başkasının borcunun sebepsiz yere ifa etmesinin beklenemeyeceğini, bu nedenle davalı tarafın temlik aldığını iddia ettiği ve temlik edenin gemi adamlarına ödemiş olduğunu iddia ettikleri bedellerin de kendilerinin bir borcuna karşılık yahut taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden ifa edildiğinin kabulü gerektiğini, dosyaya sunulan belgelerden ... gemisinin navlun alacakları toplamının karşı tarafın ödediğini iddia ettiği gemi adamı ücretleri toplamından çok daha fazla olduğunu, ayrıca gemi adamı ücretlerinden geminin çıplak kirada olması nedeniyle gemi işletme müteahhidinin sorumlu olduğunu, bu nedenle sicilde kayıtlı malik sıfatından başka bir sıfatı bulunmayan müvekkilinin gemi adamı ücretlerinden sorumlu tutulamayacağını savunarak tüm bu nedenlerle davanın görevsizlik ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl dosya davalısı ... davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Asıl ve birleşen dava konusu geminin yabancı bayraklı olması nedeniyle asıl davada gemi adamlarının ücret alacağından kaynaklanan uyuşmazlığa Deniz İş Kanunu hükümleri ile zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı, öte yandan gemi adamlarına ödenen ücretin temlik sözleşmesi kapsamında davalı donatan ve gemi kaptanına rücu edilmesi istemine ilişkin olup, gemi adamlarının davada taraf olmamaları, ayrıca gemi adamlarından başlayan bir temlik ilişkisinin sözkonusu olmaması, uyuşmazlığın çözümünde gemi ile ilgili kira ilişkisinin de değerlendirilmesi gerektiği hususları gözönüne alındığında TTK'nun 5/2.maddesi gereğince asıl ve birleşen dava konusu uyuşmazlık açısından Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatıyla mahkememizin görevli olduğu kabul edilmiştir. Davalı vekili tarafından her iki dosyada da, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, borcun yapılandırma sözleşmesinde alacakların muacceliyet tarihi 14/04/2016 olarak belirtilmiş olup, bu tarih esas alındığında takip tarihi itibariyle sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacaklar için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı gibi alacakların alım - satım ve hizmet sözleşmelerinden kaynaklanıyor olması nedeniyle sözleşmeler için TBK’nun 146.maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi de henüz geçmemiş olduğundan davalı yanın zamanaşımı itirazı yerinde görülmeyerek davanın esastan incelenmesine geçilmiştir. Davacı yanın dayandığı 14/04/2016 tarihli borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinde alacaklının ..., müşterek ve müteselsil borçluların gemi donatanları ile ..., ... Denizcilik, ... ve ... olduğu, sözleşmede isimleri belirtilen gemilerin yağ, yakıt, kumanya, acente masrafları ve gemi adamı ücretleri gibi masraf kalemlerinden oluşan alacakların tahsil ve tasfiyesinin sözleşme konusu olarak belirlendiği, müşterek ve müteselsil borçluların ödemeyi taahhüt ettiği borç tutarının 1.007.117,08 USD olarak kabul edildiği, borcun ödenmesi konusundaki ödeme planına uyulmaması halinde aylık % 3,5 faiz ödeneceğinin taahhüt edildiği belirli olup, sözleşmede asıl ve birleşen dosya davalısı ..’nun müşterek ve müteselsil borçlu olarak gösterildiği ancak şirket unvanı karşısında şirket kaşesi bulunmakla birlikte şirket adına atılmış bir imzanın olmadığı gözlenmiştir. Bu durumda, borcun yapılandırılması sözleşmesi, sözleşmede imzası bulunmayan davalı gemi maliki açısından geçerli ve bağlayıcı olamayacağından işbu sözleşmeden dolayı gemi malikinin sorumluluğuna gidilemeyeceği kabul edilmiştir. Öte yandan, dosya kapsamına göre ... gemisinin 08/01/2006 tarihli çıplak gemi kiralama sözleşmesi ile davadışı ... Ltd’ye kiraya verildiği tarafların kabulünde olup, davalı vekili tarafından 17/12/2019 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulan Taganrog Liman Başkanlığı tarafından ... sözleşmesi uyarınca düzenlenen 26/05/2014 tarihli apostil şerhine havi CSR -sürekli özet kayıt belgesinden bareboat chartererin (çıplak gemi kiralama sözleşmesinin) sicile tescil edildiği anlaşılmış olduğundan kira sözleşmesinin üçüncü şahıslar bakımından da aleniyet kazandığı değerlendirilmiştir. Gemi kiralama sözleşmesinin 9.maddesi b bendinde “kiracının masrafları ve tedariki kendisine ait olmak üzere kira dönemi boyunca nezaman ihtiyaç duyulursa gemiyi mürettebatla donatacağı, erzak sağlayacağı, yakıt alacağı, gemi kiralama sözleşmesi tahtında geminin kullanılması ve işletilmesi ile ilişkili her türlü ve neviden masraf ve harcamaların kiracı tarafından karşılanacağı, geminin kaptanı, zabitleri ve mürettebatı herhangi bir sebeple malik tarafından atanmış olsalar dahi her anlamda kiracının çalışanı olarak kabul edilecekleri” hükmü kabul edildiğinden geminin işletilmesi sırasında kullanılan yağ, yakıt, kumanya vs için yapılan her türlü masrafın kiracı tarafından karşılanacağı, gemi mürettebatının her anlamda kiracının çalışanı sayılacağının taraflarca kabul edildiği görülmektedir. TTK’nun 1127.maddesinde de bu konuya ilişkin olarak gemi adamlarının çalıştırılmasından doğan bütün borç ve yükümlülüklerin kiracıya ait olduğu hükmü sevkedilmiştir. Bu açıklamalar ışığında, dava konusu geminin çıplak gemi kira sözleşmesi ile kiraya verilmiş olması, sözleşmede geminin işletilmesi ile ilgili yapılacak her türlü masraf ve gemi adamlarının ücretlerinden kiracının sorumlu olduğunun kabul edilmiş olmasının yanısıra TTK’nun 1127.maddesinde çıplak gemi kira sözleşmesi akdedildiğinde gemi adamları ile ilgili borç ve yükümlülüklerin kiracıya ait olduğu hükmü düzenlenmiş olduğundan asıl dava konusu gemi adamlarına ödenen ücretler ile birleşen dava konusu yağ, yakıt, kumanya, acentelik ücreti gibi gemiye yapılan harcamalardan dolayı davalı gemi malikinin sorumlu tutulamayacağı kabul edilmiştir. Gemi adamı ücret alacağı TTK’nun 1320.maddesi gereğince kanuni rehin hakkı bahşeden "gemi alacağı" niteliğinde bir alacak olmakla birlikte eldeki dosyada davacı takip alacaklısının, gemi malikine karşı genel haciz yolu ile icra takibi başlattığı, gemi adamlarının ücretleri ile ilgili (asıl dava konusu) alacak hakkının ise davadışı ... tarafından gemi adamlarına ödenmesi yoluyla kazanıldığı, daha sonrada davacıya temlik edildiği anlaşılmaktadır. TTK’nun 1325.maddesinde gemi alacağının devri veya intikali ile bu alacağın verdiği kanuni rehin hakkının da devredilmiş veya intikal etmiş sayılacağı hükmü düzenlenmiş olmakla birlikte eldeki dosyada gemi adamlarından başlayan bir temlik işlemi sözkonusu olmadığından davacının halefiyet yolu ile kanuni rehin hakkını kazandığından bahsedilemeyecektir. Bu noktada da, aksi kabul edilse dahi bir başka deyişle kanuni rehin hakkının temlik alan sıfatıyla davacıya geçtiği düşünülse dahi davacı taraf alacağın tahsili için genel haciz yoluyla icra takibi yapma yolunu seçmiş olduğundan, TTK’nun 1379.maddesi son fıkrasına göre kanuni rehin hakkından feragat etmiş olmaktadır. Dolayısıyla, davacının kanuni rehin hakkına dayanarak gemi maliki olan davalıya müracaat etme hakkı da bulunmadığından yapılan tüm bu değerlendirmeler sonucunda davalı gemi maliki hakkında açılan asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Öte yandan, asıl dosya davalısı ..., 14/04/2016 tarihli borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğundan sözleşme konusu borçtan dolayı ...’ya karşı, bu şirkette sözleşmeden kaynaklanan alacak hakkını davacı ... ‘e temlik etmiş olduğundan halefiyet hükümlerine göre asıl dosya borcundan dolayı müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu kabul edilmiştir. 14/04/2016 tarihli borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinde toplam borç miktarı 1.007.117,08 USD olarak belirlenmiş olup, borcun tamamının 1 Mayıs 2016 tarihinde peşin olarak ödeneceği, ödemelerin vadesinde yapılmaması halinde ise aylık % 3,5 oranında faiz uygulanacağı taahhüt edilmiştir. Asıl dava konusu İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında 142.710,54 USD asıl alacak ile 44.787,32 USD işlemiş faizden oluşan toplam 187.497,86 USD alacağın asıl alacağa 31/01/2017 olan takip tarihinden itibaren aylık % 3,5 oranında faiz yürütülmek suretiyle tahsili talep edilmiş olup, 142.710,54 USD tutarındaki asıl alacağın borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinde 1 Mayıs 2016 olarak kabul edilen vade tarihinden 31/01/2017 olan takip tarihine kadar aylık % 3,5 oranı üzerinden işlemiş faizinin 44.338,01 USD olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, davalı ... hakkındaki davanın 142.710,54 USD asıl alacak, 44.338,01 USD işlemiş faizden oluşan toplam 187.048,55 USD üzerinden kısmen kabulü ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yıllık dolar faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacak belirli ve likit olduğundan asıl alacak üzerinden tespit edilen % 20 icra inkar tazminatının davalı ... Bashirov ‘dan tahsiline, davalı gemi maliki hakkında açılan asıl ve birleşen davanın yukarıda açıklanan nedenlerle reddine, davacı yanın bu davalıya karşı kötüniyetle takip yaptığı anlaşılamadığından davalı gemi malikinin kötüniyet tazminatının talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen dosya davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın bilirkişiye gönderilmemiş olmasının bozmayı gerektirdiğini, adil yargılanma hakkının kapsamında yer alan savunma ve hukuki dinlenilme haklarının etkin bir içinde kullanılması için davaya konu olan olaya ilişkin bir bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, gerekçeli kararda değinilen ve 17.12.2019 tarihinde davalı tarafça mahkemeye iletilen belgelerin süresi içinde sunulmadığını, uyuşmazlığa konu alacağın TBK'nın 183. maddesine ilişkin olup halefiyet ile ilişkilendirilemeyeceğini, davalının da dâhil olmak üzere, 14.04.2014 tarihli borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinin taraflarının hepsinin işbu davaya konu borçları kabul ettiğini, bu minvalde tüm tarafların borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, anılan sözleşme’nin 8.4. maddesi uyarınca bahse konu sözleşme kesin delil niteliğinde olup bu yönden de davalının borçtan sorumlu olduğunun izahtan vareste olup, şirketin yapmış olduğu ödemelerin ttk m.1320/a bendi uyarınca “gemi alacağı” kapsamında olduğunu ve gemi alacaklısı hakkı sahibi taleplerini donatana yöneltebileceğini, bu minvalde; davalının icra takibine konu alacaklardan sorumlu olduğunu, davalının TTK’nın hâkim hükümleri uyarınca ‘donatan, malik, gemi işletme müteahhidi’ gibi kavramların tanımlarını mahkemeyi yanıltmak üzere kullandığını, davaya konu alacaktan donatan olarak sorumluluğu bulunan davalının TTK’nın amir hükümleri uyarınca kiraya veren sıfatı ile de sorumluluğu bulunduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Asıl ve birleşen dosya davalısı ... Ltd vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: uyuşmazlık konusunun hakimin hukuk bilgisi ile çözülebilecek mahiyette olup teknik bilgi gerektirmediğini, delillerinin, dilekçe teati aşamasında dosyaya sunulduğu, genel haciz yolu ile takip başlatıldığını ve TTK m. 1379 uyarınca varsa bile kanuni rehin hakkından feragat edildiğini, ayrıca üçüncü şahıs ifası nedeniyle TBK m127 uyarınca halefiyetten söz edilemeyeceğini, geminin gemiadamlarından ari olarak çıplak kira sözleşmesi ile kiraya verilmesi ve sözleşmenini sicilde tescil edildiği hususlarının dikkate alındığından sicilde kayıtlı makilin kiracının borçları nedeniyle sorumlu tutulamayacağının açık olduğunu, somut olayda ödemenin yapıldığı üçüncü şahıslardan başlamış bir temlik işlemi olmadığını, ödendiği iddia edilen borçların gemiadamı ücretleri olmadığını, ayrıca gemiadamlarına bahşedilen kanuni rehin hakkının ancak bu hakkın gemiadamı tarafından devredilmesi ile devralana geçebileceğini, her istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, gemi ve deniz alacaklarının tahsili istemiyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı gemi malikinin takip konusu alacaklardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Alacağı temlik eden dava dışı ... İle 12 adet gemi maliki/donatınına atfen 14/04/2016 tarihinde "Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesi" imzalanmıştır. Dava dışı temlik eden ... İle davacı temlik alan ... Limited Şirketi arasında 27/01/2017 tarihinde imzalanan "Temlikname" ile 14/04/2016 tarihli "Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesi"nden doğan tüm alacaklar davacıya temlik edilmiştir. Daha sonra davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "27/01/2017 tarihli temliknameye istinaden 14/04/2016 tarihli borcun yeniden yapılandırılmasına ilişkin sözleşme uyarınca TTK'nın 1320 vd. Maddeleri tahtında gemi adamı maaş alacağı" sebebine dayalı olarak 142.710,54 USD asıl alacağın 44.787,32 USD işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 30/01/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Birleşen dava yönünden ise davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "27/01/2017 tarihli temliknameye istinaden 14/04/2016 tarihli borcun yeniden yapılandırılmasına ilişkin sözleşme uyarınca TTK'nın 1352 vd. Maddeleri tahtında gemiye yapılan harcamalar" sebebine dayalı olarak 194.650,03 USD asıl alacağın 125.877,24 USD işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 15/11/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, imzaya ve borca itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca asıl ve birleşen dava yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki davalar açılmıştır. Gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar deniz alacağıdır(TTK m. 1352), fakat her deniz alacağı gemi alacaklısı hakkı vermez. Alacaklısına gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar TTK m. 1320/1 hükmünde sınırlı olarak sayılmıştır. Ülkelerine getirilme giderleri ve onlar adına ödenmesi gereken sosyal sigorta katılma payları da içinde olmak üzere, gemi adamlarına, gemide çalıştırılmakta olmaları dolayısıyla ödenecek ücretlere ve diğer tutarlara ilişkin istem hakları(TTK m. 1320/1-a) da gemi alacağıdır. Bu gemi alacaklarının alacaklısı, gemi adamlarıdır.Gemi alacaklısı hakkı veren alacakların borçlusu, gemi alacağının doğduğu anda borçlusu gemi maliki, kiracısı, yöneticisi veya işleteni olması halinde, bu alacakların alacaklısı gemi alacaklısı hakkına sahip olur. Gemi alacaklısı hakkı gemiyi takip eder. Gemi alacağının verdiği kanuni rehin hakkı, gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gemi maliki, gemi alacaklısı hakkı veren alacağın borçlusu olmasa da gemi alacaklısı hakkının kullanılmasını engelleyemez. Bu durumda öncelikle alacağı temlik sözleşmesinin gemi alacağı hakkını da kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi gerekir. Gemi adamlarına, gemide çalıştırılmakta olmaları dolayısıyla ödenecek ücretlere ve diğer tutarlara ilişkin istem haklarına ilişkin alacakların alacaklısı, gemi adamlarıdır. Bu halde silsile içinde ya gemi adamlarından alacağın temlik alınması ya da bir halefiyetin söz konusu olması gerekir. Davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde, ... Ltd.'nin bahse konu gemilerin hem kiracısı hem de işleteni olduğu, temlik eden ... ile ... arasındaki ticari ilişkinin ise ...’in kiracısı olduğu gemilere yük bağlama işlemlerine ilişkin olduğu, gemilerin borçlarından dolayı seferden men edilmemesi amacıyla ...nt tarafından verilen talimatlar çerçevesinde; yettiği kadarıyla gemi navlunları, artan kısım için ise temlik eden ...’nin kendi hesabından ödediği bedeller çerçevesinde gemi borçlarının kapatıldığı, bu şekilde gelen navlun bedelleri gemi borçlarına yetmeyince temlik eden ... tarafından birtakım ödemeler yapıldığı, ticari hayatın aksamaması için iki şirket arasındaki duruma ilişkin borçların artması üzerine bahse konu borcun tasfiyesi için 14.04.2016 tarihinde Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesinin akdedildiği şeklinde beyan etmiştir. Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin, ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olabilmesi koşulları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 127. Maddesine düzenlenmiştir. Buna göre, başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde ya da alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği takdirde üçüncü kişi alacaklının haklarına halef olur. Alacağı temlik eden ..., ... Ltd.'nin gemi adamlarına olan borçlarını ifa ederek gemiyi gemi alacağından kaynaklanan rehinden kurtarmış olmakla birlikte gemi üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunmadığından gemi alacağına halef olamaz. Aynı şekilde, alacaklıya ifada bulunan ...'nın halef olacağının, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği iddia ve ispat edilmediği nazara alındığında yine halefiyet söz konusu olmayacaktır. Bunların yanı sıra gemi adamları tarafından verilmiş bir alacağın temliki de bulunmamaktadır. Bu durumda, gemi adamlarının gemi alacağı ...'ya temlik edilmediğine ve halefiyette bulunmadığına göre, bu alacağın ... tarafından temlike konu edilmesi mümkün değildir. Her ne kadar, 14/04/2016 tarihinde "Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesi"nde ... Ltd. Tarafından borcun kabul edilmiş olması ise, şahsi bir hak bahşetmekte olup, bu durum gemi malikine karşı ileri sürülemez. Tüm bunlar bir yana, davaya konu takip ilamsız takip olup, rehin hakkıyla ilgili değildir. TTK'nın 1377/1. maddesinde, gemi üzerinde, kanun veya sözleşme uyarınca doğan veya mahkemece tesciline karar verilen bütün rehin ve hapis hakları, teminat altına alınan alacaktan ayrı ve bağımsız olarak yargılama veya icra konusu yapılamayacağı; 1379. Maddesinde ise, gemi üzerinde kanuni bir rehin hakkına sahip olan alacaklıların, haciz yolu ile veya kambiyo senetleri hakkındaki özel usullere göre takip yapabilecekleri; bu takdirde kanuni rehin hakkından feragat etmiş olacakları düzenlenmiştir. Davacı taraf takibinde zaten ilamsız icra takibini tercih ettiğine göre, dava aşamasında artık rehin hakkına dayanması mümkün değildir. Davacının dayandığı alacağı temlik eden dava dışı ... İle imzalanan "Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesi"nde ... IMO nolu ... Gemisi Maliki ... Ltd.'nin kaşesi bulunmakla birlikte imzası bulunmamaktadır. Bu halde bahsi geçen bu sözleşme nedeniyle davalı ... Ltd'ye sorumluluk yüklenmesi mümkün değildir. TTK'nın 1061/1. Maddesine göre, donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikine denir. Buna göre donatan "geminin maliki olma" ve "maliki olduğu gemiyi menfaat sağlama amacıyla suda kullanma" olmak üzere iki unsurla tanımlanmıştır. Bu iki unsurun birlikte mevcudiyeti halinde geminin maliki "donatan" ve gemisi de "ticaret gemisi" olarak nitelendirilir. Malik gemisini kendi adına ve hesabına işletmiyorsa donatan olarak nitelendirilemez. TTK'nın 1061/2. Maddesine göre, kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Buna göre üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılan(gemi işletme müteahhidi) "işleten" gerçek veya tüzel kişi olabilir. Bir kimsenin işleten olarak nitelenmesi ve üçüncü kişilerle ilişkilerinde donatan sayılması için "başkasına ait gemiyi kendi adına kullanma ve kullanmanın menfaat sağlama amacına yönelik olması gerekir. Gemi teknik ve ticari yönden işletenin yönetiminde ise, başkasına ait gemiyi kendi adına ve hesabına kullanma unsuru mevcuttur. Kullanımının menfaat sağlama amacına yönelik olması ise, seyrüsefer yolu ile kazanç elde etmek üzere geminin işletilmesini ifade eder(Emine YAZICIOĞLU, Kender-Çetingil Deniz Ticareti Hukuku, İstanbul 2022, s. 245 vd.). Davalı ... Ltd ile dava dışı ... Ltd. Arasında 10/12/2007 tarihinde gemi sahibinin tercihine bağlı olarak 36 ay süre ile ... çıplak gemi kira sözleşmesi imzalanmıştır. Geminin asli sicil ülkesi Komor Adaları, çıplak gemi kiralama sözleşmesi tescilinin bayrağı ve ülkesi ise Rusya'dır. Dava dışı ... Ltd. İle dava dışı ... Ltd. Arasında ise, ... IMO nolu ... Gemisine ilişkin olarak 04/04/2011 tarihinde gemi yönetim sözleşmesi imzalanmıştır. Buna göre, geminin işleteni(gemi işletme müteahhidi) dava dışı ... Ltd. olup donatan sıfatı da bu şirkete aittir. Davalı ... Ltd gemisini kendi adına ve hesabına işletmediğinden donatan değildir. TTK'nın 1352/1-l,o bentlerine göre, geminin işletilmesi, yönetimi, korunması veya bakımı için sağlanan eşya, malzeme, kumanya, yakıt, konteynerler dâhil teçhizat ve bu amaçlarla verilen hizmetler; ülkelerine getirilme giderlerini ve onlar adına ödenmesi gereken sosyal sigorta katılma paylarını da içererek, gemi adamlarına, gemide çalışmaları dolayısıyla ödenecek ücretlerle, onlara ödenmesi gereken diğer tutarlara ilişkin istemler, deniz alacağı hakkı verir. Deniz alacağının bulunması ise, bu alacakların teminat altına alınması için, geminin ihtiyati haczine imkan verir(TTK m. 1353/1).
TTK'nın 1369/1. Maddesindeki düzenlemeye göre, hakkında deniz alacağı ileri sürülen her geminin ihtiyaten haczi; a) Deniz alacağı doğduğunda geminin maliki olan kişi, ihtiyati haczin uygulandığı sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise; veya b) Deniz alacağı doğduğunda geminin kiracısı olan kişi, ihtiyati haczin uygulandığı sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise; veya c) Deniz alacağı gemi rehni, gemi ipoteği veya gemi üzerinde aynı nitelikteki bir ayni yükümlülük ile teminat altına alınmış ise; veya d) Uyuşmazlık geminin mülkiyetine veya zilyetliğine ilişkin ise; veya e) Alacak, 1320 nci madde uyarınca gemi alacaklısı hakkı veriyorsa, Mümkündür. Davacının ileri sürdüğü alacaklardan hiçbirisi yukarıda alınan şartları sağlamamaktadır. Bu halde davacı tarafın geminin ihtiyati haczini isteyemeyeceği bir alacak için gemi malikinin sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu haliyle asıl ve birleşen dava yönünden, davacının bir gemi alacağı ile davalının sorumluluğunu gerektirir bir deniz alacağı bulunmaması nedeniyle asıl ve birleşen davaların davalı ... Ltd yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafça, bilirkişi talebinin reddine karar verilmesinin hukuki dinlenilmesi hakkının ihlali niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Somut olaya konu uyuşmazlık, davalı ... Ltd'nin sorumlu olup olmadığının tespiti bakımından hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan hallerden olup, uyuşmazlığın niteliğine göre bilirkişiden rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır. Gerekçeli kararda değinilen belgelerin süresi içinde sunulmadığı ileri sürülmüş ise de, davalı ... Ltd cevap dilekçesi ekinde çıplak gemi kira sözleşmesine dayanmış ve cevaba cevap dilekçesi ile de bu sözleşme dosyaya sunulmuştur. Dolayısıyla, davalının dayandığı belgelerin sunulması bakımından bir usulsüzlük bulunmamaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen dava davacısı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl ve birleşen dava davacısı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Asıl ve birleşen dava davacısı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.28/09/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim