mahkeme 2022/1597 E. 2023/1382 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1597
2023/1382
24 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/1597
KARAR NO: 2023/1382
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 26/04/2022
NUMARASI: 2016/770 (E) - 2022/364 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
Birleşen İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/236 E. sayılı dosyasında
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 24/10/2023
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/04/2016 tarihinde, davalı ...'un sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile yaya konumundaki davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, 5.000 TL kazadan kaynaklı eczane, medikal, yol, sağlık vs. ve bakım giderlerinden kaynaklı maddi tazminat olmak üzere toplam 15.000 TL maddi tazminat ve 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 22/02/2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı talebini 86.636,26 TL'ye, eczane, protez, bakım ve yol giderlerine yönelik talebini 23.604 TL'ye artırmıştır. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, olayda müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, bir an için müvekkillerinden ...'un trafik kurallarına riayet etmediği düşünülse dahi zarara sebebiyet veren olayın davacının yola düşmesi olduğunu, olay ile davacının zarar görmesi arasında nedensellik bağı bulunmadığını, hastane masraflarının bir kısmının müvekkilleri tarafından karşılandığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın usulden esastan reddini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davaya konu kaza nedeniyle asıl davada davalı ... Sigorta AŞ'nin taraf gösterilmemiş olması sebebiyle işbu ek davanın açıldığını belirterek asıl dava olan Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/770 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 4.709,84 TL geçici iş göremezlik, 81.926,42 TL sürekli iş göremezlik, 12.000 TL bakıcı gideri ve 11.300 TL protez parmak gideri olmak üzere toplam 109.936,26 TL'nin davalı ... Sigorta Şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; asıl davanın ticari dava niteliği taşımadığı gerekçesiyle davacının dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile karar kesinleştiğinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, birleşen davanın (İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/236 E 2019/575 K) kısmen kabul kısmen reddi ile 4.709,84 efor kaybı, 81.471,66 sürekli iş göremezlik, 12.023,98 TL karşılanmayan tedavi gideri ve 6.588 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 104.793,48 TL'nin davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere alınarak davacı tarafa verilmesine, alacağa 21.02.2022 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden görevsizlik kararı verilmesinin usul ekonomisine ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece tüm talepler yönünden hüküm verilmesi gerekirken asıl dava yönünden görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, birleşen dava yönünden ise sigorta şirketi için 21/02/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı açılmadan önce 22/02/2019 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, nitekim arabuluculuk aşamasında davalı vekili tarafından sulh teklifinde bulunulduğunu, KTK'nin 92/2. maddesinin dava şartı olduğunu, temerrüt sebebi olmadığını, ilk derece mahkemesinin dava şartı hususunda yanılgıya düşerek bunun temerrüt faiz başlangıcı olarak algılamasının hatalı olduğunu, mahkemece öncelikle dava açmadan önce kargo yoluyla gönderdikleri yazılı başvurunun dikkate alınarak bu tarihe göre, aksi durumda ise dosyada mübrez hasar dosyası ile arabuluculuk başvuru tarihi ve dava tarihi dikkate alınarak hangi tarih önce ise o tarihe göre faizin hesaplanmamış olmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden görevsizlik kararı verilerek birleşen dava yönünden kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6111 sayılı yasa gereğince davacı tarafından talep edilen geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi giderlerine ilişkin tazminat taleplerinin müvekkil şirket tarafından düzenlenen ZMSS poliçesi kapsamından çıkartılarak SGK'nın sorumluluğu kapsamına alınması sebebiyle müvekkili şirketin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı ile tedavi giderlerine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, hükme esas alınan hesap raporunda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre alınan maluliyet raporu ve TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına herhangi bir itirazları olmamakla birlikte Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre alınan maluliyet raporunda belirlenen maluliyet oranı ve geçici iş göremezlik süresinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan 06/03/2020 tarihli maluliyet raporunun özürlü sağlık kurulunun teşkiline ilişkin şartları taşımadığını, davacının trafik kazasına bağlı sol el baş parmak MP'den ampütasyonun biomoleküler kırık arızası saptanmasına rağmen maluliyet raporu düzenleyen kurulda ortopedi ve travmatoloji uzmanı yer almadığını, anılan yönetmeliğin 9/3. maddesine göre özürlünün fotoğrafının bulunması zorunlu olmasına rağmen hükme esas alınan raporda başvuru sahibine ait fotoğraf bulunmadığını, yönetmelikte öngörülen "bizzat muayene" şartını taşımadığını, nitekim raporun sonuç kısmında davacının muayenesinin bizzat yapılmadığının açıkça ikrar edildiğini, dosya kapsamındaki medikal belge ve raporlar ile tespit edilen bulgular doğrultusunda rapor tanzim edildiğini, bu nedenle davacının bizzat muayenesinin yapılarak "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak rapor tanzim edilebilmesi için dosyanın bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan 21/06/2019 tarihli kusur raporunda Karayolları Genel Müdürlüğünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığına değinilmediğini, keşif dahi yapılmadığını, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda bakiye ömrün tespitinde TRH 2010 ulusal mortalite tablosunun esas alınmasına katılmakla birlikte hesaplamada %1.8 teknik faiz yöntemi kullanılması gerekirken prograsif rant yöntemiyle yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle araç sürücüsü ve işletenine karşı açılmış geçici ve sürekli iş göremezlik, karşılanmayan tedavi gideri, bakıcı gideri ve manevi tazminat istemine, birleşen dava geçici ve sürekli iş göremezlik, karşılanmayan tedavi gideri, bakıcı gideri talepli olarak aracın ZMS sigortacısına karşı açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, 15/04/2016 tarihinde, asıl dava davalılarının maliki ve sürücüsü olduğu, birleşen dava davalısı nezdinde (02/11/2015-02/11/2016 başlangıç-bitiş tarihli) ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı anlaşılmıştır. 1-Asıl davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; HMK'nın "Usul ekonomisi ilkesi" başlıklı 30. maddesinde "Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Aynı kanunun 166/4. maddesi uyarınca "Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması yada biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı varsayılır." Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.04.2018 gün ve 2018/1420 E 2018/3255 K. sayılı kararında açıklandığı gibi aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden biri yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; sözkonusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Somut olayda, birleşen davanın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde maddi tazminat davası açıldığı ve belirtilen ticaret mahkemesi tarafından birleştirme kararı verildiği, bunun üzerine dosya kendisine gelen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince davalı sürücü ve işleten aleyhine açılan dava yönünden görevsizlik kararı verildiği, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı yönünden ise esastan karar verildiği anlaşılmıştır.Davalılar araç maliki, araç sürücüsü ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğu aynı olaydan kaynaklandığından ve zarar tek olduğundan davaların birlikte görülmesi zorunlu olup ilk derece mahkemesince usul ekonomisine ve yasal düzenlemelere aykırı olarak asıl dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.Davacı vekilinin ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. 2-Davacı vekilinin birleşen dava yönünden faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazının incelenmesi; Her ne kadar davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde dava açılmadan önce 22/02/2019 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı bildirilmiş, davalı ... Sigorta şirketi tarafından da dosyaya sunulan 01/11/2021 tarihli müzekkere cevabında davacı vekili tarafından 22/02/2019 tarihinde tazminat başvurusunda bulunulduğu bildirilmiş ise de davacı vekilinin davalı sigorta şirketi aleyhine açtığı birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep ettiği, birleşen davanın 17/05/2019 tarihinde açıldığı, en geç bu tarih itibariyle davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren davalı sigorta şirketi aleyhine faize karar verilmesi gerekirken dava açıldıktan sonraki bir tarih olan 21/02/2022 tarihinden itibaren faize karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerindedir. 3-Davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı ile tedavi giderlerine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığına yönelik itirazının incelenmesi; Her ne kadar yeni Genel Şartların A.5.b. maddesinde tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararının sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de; 6111 sayılı kanun ile değişik 2918 sayılı kanunun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı sayılmamıştır. Bu durumda, Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemeyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik zararlardan sorumluluğu devam etmektedir.İlk derece mahkemesince bu yönde verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile KTK 98. maddesinde yapılan değişiklik ve geçici 1. maddesi gereği, trafik kazasından kaynaklanan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu sorumludur. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, sözü geçen madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden ve Kanun kapsamında olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir. Mahkemece doktor bilirkişiden alınan 14/12/2020 tarihli ek raporda, belgesiz tedavi giderleri hesaplanmış olup, yapılan bu hesaplama doğrultusunda tedavi gideri teminatı kapsamında kalan, SGK tarafından karşılanmayan protez, ulaşım, röntgen vs. tedavi giderine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. 4-Davalı sigorta şirketinin maluliyet raporuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; İlk derece mahkemesince ATK 3. İhtisas Kurulundan alınan 05/09/2018 tarihli raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının %36 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiş, mahkemece hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulunun 26/02/2020 tarihli raporunda ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine değerlendirme yapılarak davacının tüm vücut engellilik oranının % 22 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. TBK'nin 54. maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlardaki atıf gereğince 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir. Eldeki davada olduğu gibi, TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığı ihlallerinin, zarar görenin sanatına veya mesleğine yapmış olduğu etkinin ve bunun oranının gözetilmesi ile belirlenmesi gerekir. 2918 sayılı kanunun 90. maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar anılan kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olup ayrıca bu kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'daki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu maddedeki, maddi tazminatın genel şartlara göre hesaplanacağına ilişkin ibareler, Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) nolu bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına," ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişinin/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise, kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup tazminat hesabında asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır. Yukarıdaki açıklamalara göre, davacının 15/04/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı maluliyetini 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleyen 05/09/2018 tarihli ATK raporunun (%36 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı) hükme esas alınması gerekirken Özürlülük Ölçütü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleyen 26/02/2020 tarihli ATK raporunun (davacının tüm vücut engellilik oranının % 22 olduğu) karara dayanak yapılması doğru olmamıştır.Ancak davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı bulunmadığından kararın kaldırılma nedeni yapılmamıştır.Davalı vekilinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınması gerektiğine yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 5-Davalı sigorta şirketinin kusur raporuna ve tazminat hesaplama yöntemine yönelik istinaf itirazının incelenmesi; İlk Derece Mahkemesince karara dayanak yapılan ATK Trafik ihtisas Dairesinden alınan 21/06/2019 tarihli raporda; kazanın meydana gelmesinde, davalı sürücü ...'un %100 oranında kusurlu, davacı yaya ...'un karşıdan karşıya geçmek için kurallara uygun bir biçimde kavşak başını kullanarak kaplamaya girip geçişini bitirmek üzere olduğu sırada davalı sürücünün sadmesine maruz kaldığı olayda atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir.Raporun, HMK'nın 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, olayın oluşuna ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile KTK'nın 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Mahkemece, davacının kaza tarihinden sonraki bakiye yaşam süresini TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirleyen, tazminat hesaplamasını %1,8 teknik faiz uygulamadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemini kullanarak yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.