Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1766

Karar No

2024/1593

Karar Tarihi

12 Kasım 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/1766
KARAR NO: 2024/1593
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 06/04/2021
NUMARASI: 2016/1148 (E) - 2021/268 (K)
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 12/11/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine sigortalı davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın 30/12/2010 tarihinde dava dışı ...'ın idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu motosiklette yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik sürekli iş gücü kaybı ve bakıcı giderleri için 100 TL maddi tazminatın davalılardan kaza tarihi itibariyle avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 70.000 TL manevi tazminatın ise davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 17/03/2020 tarihli bedel artırım dilekçesiyle sürekli iş gücü kaybı, geçici işgücü ve bakıcı giderleri yönünden taleplerini 181,593,59 TL'ye artırmıştır. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; "Davanın kısmen kabülü ile, 145.274,87 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 07/10/2016 tarihinden, diğer ... yönünden kaza tarihi olan 30/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin, taleplerinin ve müvekkilinin yaşadığı psikolojik travmanın epeyce altında ve oldukça düşük bir meblağ olarak kabul edilecek şekilde 20.000 TL manevi tazminata hükmettiğini, ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme yapılarak bu tazminat miktarına hükmedildiğini, müvekkilin kazanın gerçekleştiği andan bugüne kadarki yaşamış olduğu tüm durumların dikkate alınarak hakkaniyetli bir şekilde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ilaveten reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden ödeme yükümlülüğü bulunan karşı vekalet ücretinin davadaki haklılık oranı tespit edilen müvekkili bağlamında HMK'nin 326. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ilk derece mahkemesince 12/10/2019 tarihli aktüer bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamalar doğrultusunda kabul kararı verildiğini, fakat mezkur bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken TRH-2010 yaşam tablosunun baz alınması gerekirken PMF-1931 yaşam tablosunun esas alınarak hesaplama yapıldığını, 09/10/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetildiğinde müvekkilinin maluliyet oranının yeniden belirlenmesi gerektiğini, mahkemece hiçbir dayanak söz konusu olmadan ve dava konusu somut vakıa incelenmeden müterafik kusur indirimi yapıldığını, davacının kazada yolcu konumunda olduğunu, hiçbir suretle haksız fiilin ortaya çıkmasında davalı tarafın tazminat yükümlülüğünü artıracak veyahut da durumu ağırlaştıracak bir eylemde bulunmadığını, bu itibarla yapılan indirimi kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her ne kadar müvekkili aleyhine maddi manevi tazminat davası açılmış ise de müvekkilinin ceza mahkemesindeki kusur durumunun gerçeği yansıtmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olup sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, kaldı ki müvekkilinin maddi durumunun iyi olmayıp emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını, Adli Tıp Raporu ve olaya neden olan kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, raporun özensiz hazırlandığını, bağımsız ve tarafsız davranılmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazası sebebiyle maddi manevi tazminat talebine ilişkindir. Somut olayda, Mahkemece alınan 12/10/2019 tarihli kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Ayrıca davacının yolcu olmasından dolayı olayın gerçekleşmesindeki kusur oranlarının davacının tazminat miktarının belirlenmesi açısından önemi bulunmamaktadır. Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Y. 2015. S. 582) Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece davacının kaza anında kasksız olarak motorda yolcu olduğu ve yaralanmasının kafa bölgesinden olması nazara alınarak müterafik kusur indirimi yapılması yerindedir. Yine, bilirkişi raporuna esas alınan davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre; bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmayıp kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ancak, Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda PMF 1931 tablosu ile progresif rant yöntemine göre tazminatın hesaplaması yapılmıştır. Doğru olan hesaplama TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama olmalıdır. Zira TRH 2010 yaşam tablosuna göre yaşam süresi PMF 1931 tablosuna göre daha yüksektir. Bu durumda istinaf eden tarafın (davacı) sıfatına göre PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamaya yönelik istinaf itirazı yerindedir. Tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant formülünün uygulanması gerekmektedir. O halde, davacının maddi tazminat tazminat miktarının; kazanılmış haklara riayet edilerek, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplanması, müterafik kusur indirimi uygulanarak sonuç tazminat miktarının belirlenmesi için aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınması için dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. Kararın kaldırılma nedeni itibarıyla davalı ... vekilinin istinaf itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine, B)1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu konusunda bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının adı geçene iadesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/11/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim