mahkeme 2021/1085 E. 2024/786 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1085
2024/786
21 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/1085
KARAR NO: 2024/786
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMES: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 09/02/2021
NUMARASI: 2017/970 Esas - 2021/68 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat
KARAR TARİHİ: 21/05/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı...'ın idaresindeki ... plakalı araç, davacı ...'un idaresindeki ... plakalı motosiklet ve davalı ...'ın idaresindeki .... plakalı aracın yaptığı kaza sonucunda, davacının yaralandığını ve şimdilik 10.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini (sigorta şirketinden poliçesindeki sorumluluk limitiyle sınırlı kalmak ve manevi tazminat kaleminden ayrı kalmak üzere) talep etmiştir. Davalı... cevap dilekçesinde, davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile davalı ... yönünden açılan maluliyet tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminata ilişkin davaların reddine, davalılar ... ve ... AŞ yönünden maluliyet tazminatına ilişkin davalar konusuz kalmakla esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılar ... ve ... Sigorta AŞ yönünden bakıcı gideri tazminatına ilişkin davanın kabulü ile, 197.486,32 TL bakıcı gideri tazminatının davalı ... Sigorta AŞ 20.000 TL ile sorumlu olmak kaydıyla; davalı ... yönünden 08/12/2016 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ yönünden 03/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile, 10.000 TL manevi tazminatın 08/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekili, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve görev itirazında bulunulmasına rağmen görevsiz mahkeme tarafından esas hakkında karar verildiğini, dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza yargılaması yapılarak müvekkili...'ın beraatine ilişkin verilen kararın kesinleştiğini, maddi vakıayı tespit eden beraat kararları hukuk hakimini bağlamakta olup yerel mahkeme kararı beraat kararı ile çelişik hüküm vererek adalete duyulan güvenin sarsılmasına neden olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi dosyadan alınan kusur raporunu da değerlendirerek kazanın oluşmasında müvekkilin aracındaki arızanın etkili olmadığı kazanın tamamen davacının kusurundan kaynaklandığının belirtildiğini, davacı adli tıp raporunda da belirtildiği üzere gerekli tedbirleri almaması, takip mesafesine riayet edip fren ve direksiyon tedbirlerini kullanmaması ve hızlı seyretmesi sebebiyle davalının aracına arkadan çarparak, çarpmanın etkisiyle ... isimli sürücünün aracının önüne savrulduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, maluliyete ilişkin alınan raporda davacı muayene edilmeyerek yalnızca eski raporların değerlendirilerek, davacının abisi ile görüşülerek düzenlendiğini, manevi tazminatın reddi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir. Davalılar arasında sigorta şirketi de bulunduğuna göre görevli yetkili Asliye Ticaret Mahkemesince bakılan davada göreve ilişkin itirazlar yerinde değildir. Bununla beraber, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 19/11/2018 tarihli raporunda; davacının geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı sürekli maluliyetinin %88 oranında olduğu ve kaza nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olduğu hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporu, uygun yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; Davalı... kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü ve aynı zamanda maliki/işletenidir. Araç işleteninin hukuki sorumluluğunun sınırları ile bu sorumluluğun kalkmasının şartlarını düzenleyen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 vd. maddelerine göre, araç işleteninin sorumluluğunun temelinde kusursuz sorumluluğun bir türü olan tehlike sorumluluğu bulunmaktadır. Tehlike sorumluluğunun cari olduğu işletenin sorumluluğunun son bulması için de, anılan kanunun 86/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, illiyet bağını ortadan kaldıracak mahiyette üçüncü kişinin kusuru, zarar görenin ağır kusuru veya mücbir sebep hallerinden birinin bulunması gerekmektedir. Bu üç halden birinin bulunduğu durumda dahi işletenin sorumluluğunun son bulması için, araçtaki bozukluğun ya da işleten ile eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurunun kazaya etki etmemiş olması gerekmektedir. Bu itibarla, işletenin kusurlu eyleminin katıldığı ya da araçtaki teknik arızanın olaya etki ettiği durumlarda, işletenin sorumluluktan kurtulmasının mümkün olamayacağı açıktır. Mahkemece İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan raporda, davacının aracının hızını görüş şartlarına uygun düzeyde tutmamış olması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü...'ın kazada kusursuz olduğu ancak aracında ortaya çıkan ani teknik arızanın kazanın meydana gelmesinde %50 oranında etkili olduğu, davalı sürücü ...'nın aniden önüne savrulan motosiklete karşı alabileceği önlem bulunmadığından kusursuz olduğu, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 06/12/2019 tarihli raporunda davacının asli kusurlu, davalı sürücülerin ise kusursuz olduklarının tespit edildiği görülmektedir. Ceza mahkemesinde davalı İlyas Aydoğan'ın araç sürücüsü olarak kusur sorumluluğu çerçevesinde, olayda kusurlu olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, işleten sıfatıyla sorumluluğu ceza yargılamasının konusu olmadığından, eldeki hukuk davasında adı geçenin işletenlik sıfatından kaynaklanan tehlike sorumluluğu kapsamında değerlendirme yapılmalıdır. Bu durumda üçüncü kişinin aracın işletilmesi ile oluşan sonuç arasında nedensellik bağını ortadan kaldıracak mahiyette kusuru, zarar görenin ağır kusuru veya mücbir sebep hallerinin olayda mevcut olmadığı, hükme esas alınan bilirkişiler kurulu raporunda ifade edildiği üzere, adı geçenin işleteni olduğu araçtaki teknik arızanın olayın oluşumunda %50 oranında etkili olduğu anlaşılmakla, kusura yönelik istinaf itirazı isabetli görülmemiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'de manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nin "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 13.968,46 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.492,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.476,35 TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı ...'ın istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.