Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/2243
2026/398
12 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/2243
KARAR NO: 2026/398
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/03/2019
NUMARASI: 2018/895 E - 2019/235 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 12/02/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...'a bağlı olarak hizmet veren elektrik enerjisinin parekende satışından sorumlu olduğunu, müvekkili ile davalı arasında .../02/2006 tarihli...tesisat numaralı "alçak gerilim elektrik enerjisi satışanı ilişkin parekende satış sözleşmesi" düzenlendiğini ve sözleşme kapsamında davalının müvekkili şirketin elektrik abonesi olduğunu, davalının ".... Mah. . Sok. No:. . Kat .../İstanbul" adresinde "2009/04-2009/11-2010/01" dönemlerinde usulüne aykırı olarak kaçak elektrik kullandığını, müvekkili şirket tarafından kaçak elektrik tahakkuk borcunun tahsili amacıyla 05/04/2016 tarihinde İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ,davalı yana kaçak elektrik kullanma eylemi müvekkili şirket tarafından hem kaçak elektrik tespit tutanaklarının hem de kaçak elektrik tahakkukları ile belgelendirilmiş olduğunu ve davalı tarafa bu tutanakların tebliğ edildiği, borcun ödenmesi için süre verildiği,davalının aboneliğinin "ticarethane" aboneliği olduğunu ve vergi levhasında ..... vergi sicil numarasıyla restaurant işletmekte olduğunu itirazın iptaline karar verilerek takibin durdurulmasına, 6183 sayılı Yasa gereği değişecek oranlar üzerinden hesaplama yapılmak üzere asıl alacağa gecikme faizi (yıllık %24,00) uygulanmasını ve işleyecek gecikme faizine %18 KDV oranı uygulanarak alacağın tahsiline, %20'den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin elektrik aboneliği bulunmadığını, işyeri devri bulunduğu için iddia edilen kaçak elektrik kullanımından dolayı doğan borçtan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını bildirerek husumet itirazları bulunduğunu, dava konusu icra takibine dayanak aynı alacak için davacı tarafından İstanbul .. Asliye Ticaret Mahkemesinde halen derdest olan davalarının bulunduğunu ve derdestlik nedeniyle eldeki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu borç için davacının İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası haricinde Bakırköy .. İcra Müdürlüğünün ... Esas ve yine Bakırköy .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, sayaç dışı kullanımın söz konusu olmadığını, davacının müvekkili hakkında açmış olduğu şikayetlerin hepsinden beraat ettiğini, müvekkilinin dava konusu işyerini 26/02/2007 tarihinde dava dışı ...'e devrettiğini, aboneliği kendi üzerine almak isteyen ...'e davacı tarafça işyerinin iki önceki abonesinin borcunu ödemesi şartıyla abonelik devri yapacaklarını bildirmesi üzerine abonelik devrinin yapılmadığını, faturaların 10 yılı aşmış olduklarını , zamanaşımı itirazları bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme,"İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde davalı borçluya ödeme emrinin 26/05/2016 tarihinde tebliğ edildiği, daha sonra alacaklı vekilince 09/11/2016 tarihinde tebliğin iade olunduğundan bahisle yeniden mernise göre tebliğ yapılması talep edilmiştir. Ancak dosya kapsamında iade dönen bir tebligat bulunmamaktadır. Alacaklı vekilinin talebi üzerine ikinci kez ödeme emri çıkarılmış olup bu ödeme emri de 17/11/2016 tarihinde borçluya tebliğ edilmiştir. Tebliğ üzerine bu kez borçlu ihtiyaten daha önce itiraz ettiğini bildirerek yeniden .../11/2016 tarihinde itiraz etmiştir. İcra müdürünün .../11/2016 tarihli ve kaşeli imzasına göre takibin 30/05/2016 tarihinde durdurulduğuna dair dosyaya havale yapıldığı anlaşılmıştır. Alacaklı vekilince en son 07/12/2016 tarihinde haciz talepli talep dilekçesi dosyaya sunulmuştur. İş bu dava ise 27/09/2018 tarihinde açılmıştır. Davacının icra takibinin durduğundan ilk önce 11/11/2016 tarihinde ve en son olarak 07/12/2016 tarihinde haberdar olmasına rağmen 1 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra iş bu davanın açıldığı" gerekçesi ile;"Davanın REDDİNE" karar vermiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; icra dosyası kapsamında borçlu tarafından ödeme emirlerine iki kez itirazda bulunulduğu görülmüş,bu itirazlardan sonra icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğuna dair işlem yapılmış ise de, bu hususun davacı müvekkili şirket tarafına usulüne uygun bir tebligatla bildirildiğine ilişkin herhangi bir kaydın dosyada mevcut olmadığını,davacı vekili en son ....12.2016 tarihinde dosyaya haciz talepli dilekçe sunmuş, buna karşılık icra müdürlüğü tarafından verilen olası işlemler yahut durdurma kararları davacı müvekkili şirket tarafına açık, kesin ve ihtirazi kayıttan ari biçimde tebliğ edilmediğini,oysa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve İİK m.67/1 uyarınca, hak düşürücü sürenin başlaması için yalnızca takibin durdurulmuş olması değil, bu duruma ilişkin bilgilendirmenin davacı tarafa açık ve kesin şekilde ulaşmış olmasının gerektiğini,bu şart yerine getirilmediği müddetçe hak düşürücü sürenin işlemesinin başlamış sayılmayacağını, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca açılacak itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı, yalnızca takibin durdurulması değil, bu durumun davacı tarafından açık, net ve usulünce öğrenildiğinin somut şekilde ortaya konulmasıyla mümkün olduğunu,davacı tarafın takibin durduğuna dair açık bir tebligat veya bildirime muhatap olmaması durumunda, hak düşürücü sürenin işlediğinden söz edilemeyeceğinden kararın kaldırılması gerektiğini,davalının kaçak elektrik kullandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Dava, kaçak tahakkuk bedelinin tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 14.620,80 TL enerji bedeli, 17.203,26 TL gecikmiş gün faizi ve 3.096,60 TL faizin KDV olmak üzere toplam 34.920,66 TL nin tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır.
Konuya ilişkin Yargıtay 19 HD nin 2014/ 6317 E. 2014/10510 K.sayılı 04/06/2014 günlü ilamında "İİK'nun 67/1 maddesi uyarınca; “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” Belirtilen yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü dava açma süresi borçlunun itirazlarının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlar. İtiraz, alacaklıya tebliğ edilmemiş ise süre başlamaz. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez."hususları belirtilmiştir.
Anılan yasa maddesinde ( İİK 67/1.mdde) açıkca belirtildiği gibi ,itirazın iptali davası açmak için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlar. Bunun dışında bir yol (harici öğrenme vs) öngörülmemiştir.Nitekim aynı kanunun 62/2.madde ve fıkra hükmünde itirazın alacaklıya tebliğ zorunluluğu getirilmiştir.
Somut olayda takip dosyasında davalı borçluya iki kez ödeme emri tebliği çıkarıldığı,borçlunun takibe itiraz ettiği,ancak alacaklı vekilince .../12/2016 tarihinde haciz talebinde bulunulup icra müdürlüğünce de bu talebin kabul edildiği anlaşılmakla,icra müdürlüğünün takibin durdurulduğuna dair kaydı görülmeden bu talep kabul edilmekle alacaklının somut takip dosyasında takibin durdurulduğu hususunda bilgiyi öğrendiği kabul edilemeyecektir.
Kaldı ki borçlunun takibe itirazları alacaklı vekiline hiçbir şekilde tebliğ edilmediğinden,itirazın iptaline ilişkin sürenin bu manada söz konusu dosyada işlemeye başladığı düşünülemez.
Bu doğrultuda davanın esastan görülüp sonuçlandırılması gerekirken süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve hukuka uygun bulunmamıştır.
Bu itibarla davacının istinaf başvurusunun kabulü ile karar HMK 353/1a-6.madde gereği kaldırılarak karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri gönderilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,
Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.