Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1587

Karar No

2026/249

Karar Tarihi

3 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2025/1587
KARAR NO:2026/249
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/04/2025
NUMARAS:2024/393 E - 2025/263 K
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit /İtirazın İptali|
KARAR TARİHİ:03/02/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVADA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "... Zeytinburnu/İstanbul" adresinde kauçuk plastik ürünleri imalatı ve ticareti işi ile uğraştığını, elektrik enerjisini ...A.Ş.'den temin ettiğini, ... şirketi tarafından tahakkuk ettirilen aylık elektrik faturalarını düzenli olarak ödediğini,Bu işyerinde elektrik enerjisi çalışan 3 adet bodinoz diye tabir edilen makina, 2 adet kesim makinası ve 1 adet ayremel diye tabir edilen makina mevcut olduğunu, ancak işin durumundan dolayı 2 adet bodinoz ve 1 adet kesim makinasının fiili olarak kullanıldığını,Davalı ...tarafından 25.07.2022 tarihinde "elektrik sayacına müdahale edildiği, sayacın eksik tüketim kaydettiği" gerekçesi ile müvekkili adına ... nolu tutanağın düzenlendi- ğini, iş bu tutanakta müvekkilinin imzasının bulunmadığını, tutanağın usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu tutanak gereğince müvekkili adına 802.955,13 TL bedelli kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirildiğini,Ancak müvekkilinin kaçak elektrik enerjisi kullanmadığını,aksi yöndeki tespit ve fatu- ralama işleminin hukuka aykırı olduğunu beyanla, 05.08.2022 son ödeme tarihli 802.955,13 TL bedelli bir adet kaçak elektrik faturası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile işbu faturanın iptaline,Dava konusu faturalar nedeniyle müvekkilinin abonesi olduğu ... müşteri hesap (abone) nolu elektrik sayacına uygulanacak enerji kesilmesi işlemlerinin tedbiren durdurul- masını, yargılama giderleri ile dava vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu faturanın ödenmemesi üzerine icra takibine girişilmesi halinde,davacının ödeme emrine yapacağı itirazla takibi durdurabileceği , takibin devamı için alacaklının itirazın kaldırılmasını veya itirazın iptali yoluna başvurması halinde kendisini savunabileceği gözetildiğinde borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını,Davacının kullanımında bulunan ... hizmet numaralı tüketim noktasında kurulu bulunan tesisatta müvekkili saha ekipleri tarafından 25.07.2022 tarihinde yapılan kontrollerde "...sayaç giriş nötrünü izoleli bir şekilde nötr klemensinde birleştirildiği görüldü. Nötr üzerinden tersten doğru gerilim verilerek sayacın eksik kayıt yapar hale getirildiği" nin tespit edildiğini, bu tespit üzerine söz konusu tüketim noktasında saha ekiplerince 25.07.2022 tarih ve ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini,Söz konusu tutanağa istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda 08.06.2022 - 25.07.2022 tarihleri arası kaçak olarak tüketilen elektrik miktarının hesaplandığını, bu hesaplamaya istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetme- liği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda 05.08.2022 son ödeme tarihli, 117240 kwh karşılığı 802.955,13 TL tutarında kaçak elektrik kullanım faturası düzenlendiğini, müvekkili kurum tarafından yapılmış olan tespit ve tahakkukta herhangi bir hata bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
BİRLEŞEN DAVADA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı/borçlunun kaçak elektrik kullandığının tespiti üzerine ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, bu tutanağa istinaden düzenlenen ... nolu 802.955,13 TL bedelli faturanın ödenmediğini, bunun üzerine davalı borçlu aleyhine kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek 810.850,85 TL'nin tahsili amacıyla İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu,Davacının takip konusu fatura ile ilgili olarak İstanbul 39. Asliye Hukuk Mahkeme- si'nde 2022/566 Esas sayılı menfi tespit davasını açtığını ve davanın derdest olduğunu beyanla;HMK m.166 gereği davaların birleştirilmesine,Müvekkilinin alacağını teminen borçlunun borca yeter miktarda menkul ve gayri- menkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının haczine,İtirazının iptali ile takibin devamına,Davalı borçlunun hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl dava dosyasına sunduğu dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamış, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, kaçak tespitine ilişkin işlemin usulsüz olduğunu, tutanakta müvekkilinin imzasının bulunmadığını,Dava konusu faturanın 47 günlük süre için tahakkuk ettirildiğini,kaçak tespitine konu iş yerinin küçük ölçekli bir işyeri ve müvekkilinin ise esnaf olduğunu,bu işyerinde 47 günlük sürede 802.955,13 TL lik elektrik enerjisi kullanımının fiziken mümkün olmadığını beyanla davanın reddini, davacının % 20 oranında tazminat ile mahkumiyetini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nce:
1-Asıl davanın kısmen kabulüne, davacının davalı tarafça düzenlenen 05/02/2022 son ödeme tarihli 802.955,13-TL 'lik faturanın 654.613,48‬-TL'si yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına itirazının kısmen iptali ile takibin 148.341,65-TL asıl alacak, 648,99-TL gecikme faizi ve 116,82-TL faizin KDV'si olmak üzere 149.107,46-TL üzerinden devamına, asıl alacağa yıllık %30 oranını aşmamak kaydıyla ticari faiz ve ticari faize %18 oranında KDV uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminatları istemlerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:Hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.Asıl davada davacı/birleşen davada davalı ... vekili; müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, ...tarafından düzenlenen kaçak tespitini kabul etmediklerini ,bilirkişi raporunda bu tutanak ve karşı tarafça sunulan deliller esas alınmak suretiyle yapılan tespitleri kabul etmediklerini, müvekkili tarafından sunulan delillerin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda iş yerinin aylık kullanımlardaki farklılık gerekçe gösterilerek kaçak kullanım sonucuna varılmış ise de işyerinde fason olarak çalışılması ve işin durumuna göre aylık bazdaki kullanımların farklılık göster- diğini, kaçak kullanımı zımnen kabul anlamına gelmeksizin , bilirkişi raporunda günlük 145 kWh üze- rinden hesaplama yapılmasının da usul ve yasalara aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını,asıl davanın tam kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Asıl davada davalı /birleşen davada davacı ...vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece alınan bilirkişi raporlarının dava konusu ihtilafı çözmeye elverişli ve denetime uygun olmadığını, konusunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılması gerekirken yetersiz ve eksik bilirkişi raporunun hükme esas alındığını,Borçlunun kaçak tüketim miktarına bağlı olarak düzenlenen faturalar ve buna ilişkin başlatılan icra takibin hukuka uygun olduğunu,Kaçak elektrik kullanımında tüketim hesabının nasıl yapılacağı mevzuat ile belirlenmiş ve sıkı kurallara tabi kılındığını, bilirkişilerin kendilerince bir kaçak tüketim hesabı yapmaları veya mevzuat hükümlerini göz ardı etmelerinin mümkün olmadığını,Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre tüketici tarafından zamanın- da ödenmeyen borçlar için 6183 sayılı Kanunda belirlenen gecikme zammı uygulanması gerekirken bilirkişi raporunda ticari faiz üzerinden hesaplama yapıldığını,Ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Asıl dava, İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit,birleşen dava ise İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir.Dosya içeriğinden;...çalışanları tarafından borçlu ...'in kullanımında bulunan"...Zeytinburnu/İstanbul" adresindeki işyerindeki tesisatta 25.07.2022 tarihinde yapılan kontrollerde "...sayaç giriş nötrünü izoleli bir şekilde nötr klemensinde birleştirildiği, nötr üzerinden tersten doğru gerilim verilerek sayacın eksik kayıt yapar hale getirildiği" tespit edilmekle borçlu adına 25.07.2022 tarih ve ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiği,Tespit sırasında borçlunun mahalde hazır bulunduğu ve imzadan imtina ettiği, taspit anının video görüntüsü olarak kayıt altına alındığı,Bilahare söz konusu tutanağa istinaden borçlu adına 08.06.2022 - 25.07.2022 tarihleri esas alınarak 05.08.2022 son ödeme tarihli, 117240 kwh karşılığı 802.955,13 TL tutarında kaçak elektrik kullanım faturası düzenlendiği,Faturanın son ödeme tarihinde ödenmemesi nedeniyle ...tarafından ... aleyhine İstanbul 37. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası üzerinden icra takibine giri- şilerek 802.955,13 TL enerji bedeli / asıl alacak+ 6.691,29 TL gecikme faizi + 1.204,43 TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 810.850,85 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, borçlunun itirazı nede- niyle takip durduğundan itirazın iptali talebiyle birleşen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.EPTHY'nin 42/1c maddesinde sayaca müdahale suretiyle elektrik enerjisi kullanımı "kaçak" kullanım olarak tanımlanmıştır.Eldeki dosyada borçlunun işyerinde yapılan denetimler sonucu " ...sayaç giriş nötrünü izoleli bir şekilde nötr klemensinde birleştirildiği,nötr üzerinden tersten doğru gerilim verilerek sayacın eksik kayıt yapar hale getirildiği" tespit edilmiş ,bu tespite istinaden EPTHY hükümlerine uygun tutanak düzenlenmiştir. Tutanağın geçerliliği açısından borçlunun imzasını içermesi şart değildir.Tespit anı ayrıca video görüntüsü olarak da kayıt altına alınmış olup mahkemece Elektrik Mühendisi ...'ndan alınan raporda "sayaca müdahale suretiyle " kaçak elektrik kullanıldığı teyit edilmiştir.Kaçak kullanım hesabına gelince, ...tarafından düzenlenen hesap bülteni incelen- diğinde kaçak kullanım dönemi olarak 08.06.2022 ila 25.07.2022 tarihlerinin esas alındığı, bilirkişi raporunda da kaçak kullanımın başlangıç tarihi olarak sayaç değişim tarihi olan 08.06.2022 gününün esas alınması, 08.06.2022 ila 25.07.2022 tarihleri arasındaki 47 gün üzerinden hesaplama yapılma- sının gerektiği bildirilmiştir.Günlük çalışma saatleri yönünden ...tarafından üç vardiya (21 saat) hesaplamaya dahil edilmiş iken, dosya kapsamından davacının abonelik tarifesinin ticarethane olduğu, aksi yönde bilgi ve belge olmadığı gözetildiğinde günlük çalışma süresinin 8 saat alınmasının gerektiği sonucuna varılmaktadır.Bilirkişi raporunda devamla;Borçlunun tesisatında tespit anında ölçülen toplam akım değeri 658 A,Bağlantı Gücü: 658 A X 220 V = 144760 W = 145 kw(Bağlantı gücü ile yapılan hesaplamalarda 0,6 faktörü kullanılmamaktadır.)Kaçak Tüketim Miktarı 47günx8saatx145kw= 54520 kwh ,25.07.2022 tarihinde sayaçta okunan toplam tüketim miktarı 25640 kwh olduğundan kaçak tüketim miktarı 54520 kwh - 25640 kwh =28880 kwh olarak hesaplanmıştır.EPTHY'de "Kaçak Elektrik Enerjisi Tüketiminin Faturalandırılması""MADDE 46 -(1) Tüm kaçak kullanımlara ilişkin hesaplamalar Kurul onaylı tarife tablola- rındaki ilgili tüketicinin tüketici grubuna ilişkin tek terimli, tek zamanlı aktif enerji ve dağıtım tarifesi üzerinden yapılır. Yapılan hesaplamalarda reaktif enerjiye ve trafo kayıplarına ilişkin bedeller dikkate alınmaz.
(2) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketicinin, 44 üncü madde çerçevesinde hesap- lanan tüketimi, dahil olduğu tüketici grubuna kaçak elektrik enerjisi tükettiği dönemde uygulanmakta olan ve birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarifenin 1,5 katı ile çarpılarak, kaçak enerji tüketim bedeli hesaplanır ve bu bedel fatura edilir.
(3) Tüketicinin aynı veya başka bir kullanım yerinde mükerrer kaçak elektrik enerji tükettiğinin tespiti edilmesi durumunda, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edildiği tarihte yürürlükte olan ve birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarifenin 2 katı göz önüne alınarak hesaplama yapılır." denilmiştir.Dosya içinde davacının daha önce kaçak tüketim yaptığına dair bir tespit tutanağı görül- mediğinden ve bu konuda hesap bülteninde de bir açıklama bulunmadığından , birim fiyat 1,5 kat kat sayı kullanılarak hesaplama yapılacaktır.28880 kwh tüketim miktarı üzerinden borçlu ...'in kaçak elektrik bedeli ödeme yükümlülüğü 148.341,65 TL olarak hesaplanmıştır.İstanbul 37.İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası takip tarihi itibariyle; borçlu ...'ın kaçak elektrik bedeli ödeme yükümlülüğü enerji bedeli/asıl alacak: 148.341,65 + gecikme faizi 648,99 TL (ticari faiz) + KDV 648,96 TL olmak üzere toplam 149.107,46 olarak hesaplanmıştır.Gecikme zammı ile ilgili olarak;...dava konusu alacağına 6183 sayılı yasa gereğince gecikme zamım işletilmesini talep etmiş ise de, 6183 sayılı kanunun 51.md gereğince gecikme zammı talep edilebilmesi için taraflar arasında abonelik sözleşmesinin varlığı, alacağın normal tüketim bedelinden kaynaklanması ve sözleşmede gecikme zammı alınacağına dair (oran vs yönünden) açık düzenleme yapılmış olması gerekmektedir. Somut olayda alacak kaçak elektrik tüketiminden kaynak- landığına göre gecikme zammı değil, tarafların sıfatına göre ticari faiz hesaplanması gerekir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksız- lığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve dosya içeriğine göre, borçlunun itirazında kısmen haksız olduğu tespit edilmiş ise de, uyuşmazlığın haksız fiil niteliğindeki kaçak elektrik kullanımından kaynaklandığı,alacağın varlığı ve miktarının tespiti yargılamaya /bilirkişi incelemesine muhtaç olduğu gözetildiğinde dava konusu alacağın " likit" nitelik arz etmediği, dolayısıyla icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Asıl ve birleşen davada tarafların istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,Asıl davada davacıdan alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin istinaf eden bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına,(Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)Asıl davada davalıdan alınması gereken 44.716,64 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 11.179,16 TL'nin mahsubu ile 33.537,48 TL bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşT.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2025/1578
KARAR NO:2026/247
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:20/02/2025
NUMARASI:2020/701 E - 2025/191 K.
DAVANIN KONUSU:Alacak
KARAR TARİHİ:03/02/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde;Davacının davalılar ... ve ... ile 04.02.2017 tarihli adi ortaklık sözleşmesi imzaladığını, davalı ...'ın ise kefil olduğunu, müvekkilinin bu ortaklığa toplamda 250.000,00 TL yatır- dığını, sözleşmeye göre tarafların istediği zaman hesap kontrolü yapabileceklerini, ...'ın inşaat hesaplarını göstermekten kaçındığını, alım ve satımlarla ilgili bilgi paylaşımında bulunmadığını, davalı ...'ın yaptığı hesaplamada müvekkilinin alacağını 400.000,00 TL olarak kabul ettiğini, bir süre sonra bu miktarı 350.000,00 TL'ye düşürdüğünü, ayrıca davalının borçlarından dolayı üzerindeki malları ...'ya devrettiğinin öğrenildiğini, sözleşmeye göre ince müvekkilinin ödemesinin yapılmasının gerektiğini, davalı ...'ın yurt dışında olması sebebi ile inşaatta sürekli ...'nın durduğunu, müvekkil ile ...'nın arasında geçen telefon görüşmelerinde ...'ya yapılan devirlerin bir kısmının muvazaalı ve alacaklılardan mal kaçırma maksadına matuf olduğunun belli olduğunu, davalı ...'ın kardeşini göndererek müvekkiline daire teklif ettiğini, daha sonra da Türkiye 'ye döndüğünde teklifine devam ettiğini, tarafların karşılıklı olarak anlaştığını, tarafların anlaşmalarından dolayı yargılamanın bu mutabakat üzerinden yürütülmesi gerek- tiğini, ancak karşı tarafın kötü niyetli olduğundan arabulucuya giderek zarar ettiğini ileri sürdüğünü, bu nedenle daha önce bizzat kendisinin hesapladığı taahhütnameyi iptal ettiğini, 2019 yılı başı itiba- rıyla karşılıklı anlaşma ile tasfiyenin bittiğini, müvekkilinin davalılar tarafından aldatıldığını, bütün iyi niyetine ve sorunu çözmek için gösterdiği çabaya rağmen parasını alamadığını uzun süre ödeme vaadi ile uyutulduğunu beyanla; davalının kendine ait olduğunu söylediği Kadıköy'de bulunan taşın- maza ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, 250.000,00 TL'nin sözleşme tarihinden itibaren uyarlama yapılarak işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... ve...Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket yetkilisi ile davacı arasında imzalanan 04.07.2017 tarihli ortaklık sözleşmesinin kurulduğunu, işbu ortaklık sözleşmesi kapsamında ... Kadıköy - İstanbul adresinde yer alan ana taşınmaz üzerinde 32 adet bağımsız bölüm daire ve 6 bağımsız bölüm dükkan inşa edileceği ve tarafların yükümlülüklerine ilişkin hükümlere yer verildiğini, davalının inşa edeceği alanın bedeli 13.000.000,00 TL olup, taraflar arasında yapılan görüşmeler kapsamında ... ve ... tarafından toplam 8.000.000,00 TL inşa maliyet bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşme öncesi ...'i tanımadığını,sözleşme tarihinde ... ve davacı taraf inşaat bedellerinin tamamını karşılayacakları ve inşaat tamamlandıktan sonra yapılan gider ve masraflar düşüldükten sonra payların bölüşüleceği kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında inşa bedeli 13.000.000,00 TL olan inşa için davacı tarafından davalı şirket hesabına 250.000,00 TL ödeme yapıldığını, taraflar arasında whatsap üzerinden yapılan görüşmeler ve USD veya 350.000,00 TL ödeneceği hususu kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davacı taraf ve diğer davalının inşa bedeli olan 8.000.000,00 TL bedel ödeme şartlarını yerine getirmediğini, davalının inşaat başlaması ile ...bank'tan 2.500.000 TL kredi kullandığını, davalıya ait taşınmazları ipotek ettirdiğini, bunun haricinde aile çevresinden yaklaşık 1.000.000,00 TL borç para aldığını, inşaata başladığını, banka kredisi kullandığı dairelerin kredi borcu ödenmemesi nedeniyle ipotek yolu ile satılıp paraya çevrildiğini, sözleşme kapsamında ve finansör olan tarafların ödeme yapmaması nede- niyle ve inşaatı bitirme zorunluluğu olan müvekkilinin zarara uğradığını ve iflas ettiğini, davacı tarafın inşa bedeli 13.000.000 TL olan bir yapı ile ilgili, 250.000 TL ödediği açık olmakla, geri kalan taahhütleri yerine getirmediğini, davalının inşaatı tamamlayamadığını ve verilen taahhütler yerine getirilmediğinden inşaatın taşeronu olan ... ve ailesi tarafından 12.000.000 TL üzeri ödeme yapmak ve bir kısım iş karşılığı olmak üzere taşınmazları satış ile devrettiğini, davalının muvazaalı şekilde devir ve mal kaçırma gayretine girmesinin mümkün olmadığını, işbu hususun davacı taraf ile diğer davalı ...'ın bilgisinde olduğunu, davalının işbu inşa nedeniyle 3.500.000 TL nakit masraf yaptığını, şu aşama itibarı ile SGK, Vergi Dairesi, Kadıköy Belediyesi, ailevi borçlar olmak üzere ciddi borçlanmanın söz konusu olduğunu, mahkemece resen göz önüne alınacak hususlara binaen, fazlaya ve faize ilişkin haklarız saklı kalmak kaydı ile davanın reddine, davacının kötüniyet olması nedeniyle %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı/borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nce:
"1-)Davacının davalı ... ve ...Şti. aleyhinde açtığı davanın kabulü ile; 506.194,54 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte işbu davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-)Davacının davalı ... aleyhinde açtığı davanın esastan reddine" karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu: Hüküm davalılar ... ve ...Şti. tarafından istinaf edilmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; Davanın adi ortaklığın tasfiyesi niteliğinde oldu- ğunu, ıslah talebi olmadığı halde mahkemenin uyuşmazlığı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirdiğini ve denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapıldığını, davanın genişletilmesi ve değiştirilmesine muvafakat etmediklerini,Davacının alacağını şirket ile davacı arasındaki satış sözleşmesi veya davacı tarafın talebi kapsamında adi ortaklık ilişkisine dayandırdığını, müvekkili ... bu ilişkilerin tarafı olmadığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, ...'ın şirket yetkilisi olmasının müte- selsil/ müşterek sorumluluğunu gerektirmediğini,Müvekkili şirket yetkilisi ile davacı arasında ika edilen 04.07.2017 tarihli ortaklık sözleşmesi kapsamında ... Kadıköy - İstanbul adresinde yer alan ana taşınmaz üzerinde 32 adet bağımsız bölüm daire ve 6 bağımsız bölüm dükkan inşa edilmesi hususu ile taraf- ların yükümlülüklerinin belirlendiğini, müvekkilinin inşa edeceği bedeli olan 13.000.000,00 TL olup taraflarca yapılan görüşmeler sonucu ... ve ... tarafından 8.000.000,00 TL inşa maliyet bedeli ödeneceği, inşaat tamamlandıktan sonra yapılan gider ve masraflar düşüldükten sonra payların bölüşüleceğinin kararlaştırıldığını,Davacının inşa bedeli 13.000.000,00 TL olan iş için müvekkili şirket hesabına sadece 250.000,00 TL ödeme yaptığını, taraflar arasında whatsap üzerinden yapılan görüşmeler ve USD veya 350.000,00 TL ödeneceği hususunun kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davacı ile diğer davalının inşa bedeli olan 8.000.000,00 TL ödeme şartlarını yerine getirmediklerini, müvekkilinin ...bank' tan 2.500.000,00 TL kredi kullandığını, bunun haricinde aile çevresinden yaklaşık 1.000.000,00 TL borç para alarak inşaata başladığını, banka kredisi ödenmediğinden bir kısım dairelerin ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle satıldığını, ... ve davacı tarafın taahhütlerini yerine getirme- mesi nedeniyle müvekkilinin iflasa sürüklendiğini, inşaatın taşeronu olan ... ve ailesi tara- fından 12.000.000 TL üzeri ödeme yapmak ve bir kısım iş karşılığı olmak üzere taşınmazları satış ile devir ettiğini,müvekkilinin muvazaalı şekilde devir ve mal kaçırma gayretinin bulunmadığını beyanla; kararın kaldırılmasını, ... yönünden davanın husumet yönünden, diğer müvekkili yönünden esastan reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Davacı ,04.02.2017 tarihli Ortaklık Sözleşmesi gereğince davalı tarafa ödediği 250.000,00 TL'nin uyarlanmış/güncellenmiş hali ile iadesini istemektedir.
1.) MAHKEMENİN GÖREVİ YÖNÜNDEN;Davanın TTK 4. Maddesinde sayılan "mutlak ticari dava" türlerinden olmadığı,Nispi ticari dava ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; ... Ltd Şirketi 'nin ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatı taşıdığı, diğer davalılar ile davacının gerçek kişi olduğu ve bahsedilen davalılar ile davacı yönünden yapılmış bir tacir araştırması olmadığı anlaşılmaktadır.Bu sebeple taraflardan bu yönde bilgi alınması,ilgili Vergi Dairelerinden davacının ve davalı gerçek kişilerin vergi mükellefi olup olmadığı ,beyan ettiği matrah,tuttuğu defterler, vergi mat- rahına göre Bakanlar Kurulunca ilan edilen miktarlar itibarıyla tacir niteliğinde olup olmadığı Ticaret Odasından tacir kaydı bulunup bulunmadığı,buna göre davanın nispi ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve davada Ticaret mahkemenin görevli olup olmadığının tesbiti ile ,mahkeme görevli olduğu takdirde yargılamaya devam edilmesi ,aksi takdirde genel mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik-dava şartı yokluğu nedeniyle HMK' nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uya- rınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken ,esas yönünden karar verilmesi , usul ve hukuka aykırı bulunmuştur.
2.)ESAS YÖNÜNDEN:
1.Davanın niteliği; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2019/3652 Esas - 2019/10314 Karar nolu ilamında belirtildiği üzere; Borç ilişkilerini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda borç ilişkisinin kaynakları, diğer bir anlatımla borç ilişkisini kuran sebepler sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme olmak üzere üç başlık altında düzenlenmiştir.Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin maddelerdeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan han- gisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.Öte yandan, hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleş- menin borç doğurmasının nedeni kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir. Bunun sonucu olarak, taraflar arasında malvarlıkları arasındaki değişim bir sözleşmeye, tarafların açıkladıkları iradeye dayanırsa, sebepsizlikten ve sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez.Hukuki işlemlerden ve bunun en yaygın türü olan sözleşmeden doğan borçlarda, borçlunun bor- cunu anlaşmaya uygun olarak yerine getirmesi gerekir. Borçlu anlaşmaya uygun hareket etmezse, alacaklı borca aykırılık hükümlerini işletir ve mümkün ise borcun aynen ifasını, değilse doğan zararının giderilmesini talep eder.Bütün bu açıklamalara göre, sebepsiz zenginleşme alacaklıya, ikinci derecede (tali nitelikte) bir dava hakkı temin eder.Malvarlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez.Dava dilekçesine ekli olup davacı ... ile davalı ...'ın ortak, ...'ın ise garantör sıfatı ile imzaladıkları 04.02.2017 tarihli "Ortaklık Sözleşmesi"nde;"Bu sözleşme ... Mayıs, ... Kadıköy/İstanbul adresindeki inşaal yapım işinde kâr ve zarar dağılımını, ayrıca masraf paylaşımını düzenleyecektir.Bu sözleşmenin tarafları bir yanda ... İle diğer yanda ... 'dir. İnşaat iş adi ortaklık şeklindedir. Ancak inşaat işi ... adına olan ... taahhüt ve...Şti adına olacaktır.İşletmenin inşaa edeceği yapının masrafları ... tarafından yapılacak olup, bu uğurda yapılacak masraflar daha sonra masraflar sütununda paylaşılacaktır. Ancak inşaat için alınacak demirbaşlar ile igili masraflar ...şti. üzerinde kalacak ileride ortaklığın feshedilmesi esnasında da diğer ortak bu demirbaşlar ile ilgili masraflar üzerinde hak talep edecektir.Bu demirbaşların bakım, onarım ve değişim masrafları ortaklık bütçesinden karşılanacaktır.İşin işleyişi ile ilgili olarak her türlü giderikira vergi, stopaj. eleman gideri, sigorta, telefon, elektrik, su, sair tüm giderler) ortaklık bütçesinden karşılanacaktır.İnşaat prosedür ve inşaat işleri tamamen ...Şti bünye- sindeki elemanlar tarafından yapılacak.Ortaklık oranı olarak :Finanse edilecek miktar kadar toplam maliyetin yüzdesine bölünüp oranlar paylaşılacaktır...Ortakların payları (kar ortaklık % liği ) İnşaat satılabilir seviyeye gelinceye dek yapılmış olan masraflara oranlanarak belirlenecektir.Kayıtlar;... Şti. ... hesabına gelecektir...Maliyet hesaplamalarında ortaklar dilediği zaman hesap kontrolü yapabilecek, şüphe duyul- duğu harcamalarda ... taahhüt yapılan harcamanın inşaat için yapıldığını ispatlamak mecburiyetindedir.Satışlar ile ilgili toplanan nakit, çek ve senetlerden(önce nakit kısmından) yukarıda açıklanan kalemlerdeki masraflar düşüldükten sonra kalan kısımdan ilk finans desteği sağlayan ... tarafına ana parası ödendikten sonra ikinci ... tarafına ödenecektir. Kalan kar finans miktarının % liği kadar bölüşülecektir.İşin gelir ve giderleri ile geleceği hakkında her türlü kararı ... yöneticileri tarafından birlikte kararlaştırılacaktır...Rezidansın her türlü ihtiyacını karşılamak durumundadır. Verilen söz- lerin yerine getirilmeme durumunda diğer ortağın zararını karşılamak durumundadır. İş ile ilgili tüm bağlan- tıları ve ödemeleri(borçlanmayı) ... yapacak. ödeme ve borçlanma konusunda hesaplaşmalar aylık periyotlar tamamlanmadan gerçekleştirilecektir.Sözleşme 2 yıl süre ile geçerli olacak ve 04.02.2017 tahinden 04.02.2019 tarihine kadar süre- cektir. Bu süre sonunda sözleşme tarafların hesaplaşması ile sona erecek, taraflar isterler ise sözleşmeyi uzatabileceklerdir.Sermayenin ve karın hesaplanmasında resmi ve gayri resmi kayıtlar esas alınacaktır. (Faturalar,çekler, banka ödemeleri ve ticari defterler gibi)." şeklinde düzenleme yapılmıştır.Taraflarca ibraz edilen dilekçeler, mahkeme huzurunda yapılan isticvap sırasındaki beyanları ile tüm dosya kapsamından davacı ... ile davalı ... arasında yukarıya hükümleri aktarılan 04.02.2017 tarihli sözleşmesi ile ortaklık ilişkisi kurulduğu, davalılardan ...'ın bu sözleşmeyi "garantör " olarak imzaladığı, diğer davalı durumundaki ... Şirketi 'nin iş bu sözleşmenin tarafı değil ortaklığın sözleşmeye konu işinin yüklenicisi olduğu ,Buna göre davalı ...'in iş bu davada husumet sıfatının bulunduğu anlaşılmaktadır.Sözleşmede ortaklık payının açıkça belirlenmediği, finanse edilecek miktar kadar toplam maliyetin yüzdesine bölünmesi ile tespit edileceğinin belirtildiği, Ayrıca sözleşmenin iki yıl süreli olduğu,sözleşme süresinin uzatılmaması halinde 04.02.2019 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı,tarafların ortaklık ilişkisinin 2019 yılı başlarında sonlandırıldığı yönünde beyanda bulunduğu davacının eldeki davayı açtığı 17.09.2020 tarihi iti- bariyle ortaklığın faal olmadığı,Davacı sözleşme kapsamında ödeme yaptığını, ancak kendisine kar payı ödenmediğini ve davalı ...'in hesap vermekten imtina ettiğini beyanla sermaye olarak ödediği paranın sebepsiz zengin- leşme hükümlerine göre iadesini istemektedir.Davalılar ... ve ...şirketi vekili, davacı ile davalılardan ...'ın sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediklerini iddia etmektedir.09.05.2024 tarihli celsede davacı ile davalı ...'in isticvabına başvurulmuş olup;Davacı ...; Ben ... Hastanesi'nde radyoloji uzmanı olarak çalışmaktayım, ben 2017 yılında hastanede hastam olan davalı ... aracılığıyla diğer davalı ... ile tanıştım, ben kendisiyle tanıştığımda ... müteahhitlik yapıyordu ya da bana öyle söylemişti, bu tanışmamızın amacı kendisiyle ticari ortaklık ve yatırım yapmak içindi, ben kendisiyle tanıştıktan sonra kendisi kentsel dönüşüm kapsamında bir inşaat yapacağını ve beni de kar ortağı olarak kabul edebile- ceğini söyledi ve ben de kabul ettim, bu sırada bir yazılı sözleşme de yaptık ve imzaladık, hatta bu sözleşmeye ...'da garantör olmuştu, ben sözleşme gereğince ... hesabına 2017 yılında 250.000,00 TL gönderdim, sözleşme gereğince ilk satılacak daire bedelinden benim ödemiş olduğum bu ana para bana iade edilecekti ancak iade edilmedi, öte yandan bu ana para iade edilebileceği gibi yapılan kardan da bana pay ödenecekti, ... sadece sözleşmeye garantör olarak imzalamış ve bizi tanıştırmıştır, kendisinin benimle herhangi bir ticari alışverişi yoktur, ... da bana kendisinin de aynı iş için ... a para verdiğini söylemişti ancak verip vermediğini bilmiyorum, biz sözleşmede ... garantör olarak bulunduğu için doğması muhtemel ve doğan zararımızı kefalet altına aldığı düşüncesiyle kendisine de dava açtık, sözleşmeye göre yapılması kararlaştırılan inşaatın bir kısmının bittiğini ve bazı dairelerin satıldığını öğrendim, ancak buna rağmen benim ana param sözleşmeye göre bana ödenmedi, ben daha sonra inşaata gittiğimde inşaat sahasında başka bir kişiyle karşılaştım, bu kişinin adı ...'dır, bu kişi bana inşaatı devraldığını ve ... 'la bir ilgisinin olmadığını söyledi, ben bu durumu ... e ilettiğimde kendisi de inşaatı devrettiğini ve benim paramı da ödeyeceğini beyan etti, ancak inşaatı devretmiş olsa da bazı daireler halen kendisine ait olduğunu kabul etti, bu durum yazışmalarımızda vardır, hatta kendisinin uhdesinde bulunan 4 +1 dairenin birini bana satabileceğini, 400.000,00 TL miktarın da sözleşme gereğince ödediği anapara bedeli olarak kabul edeceğini ve böylece 400.000,00 TL bedel daire fiyatından düşülerek sulh olunabileceğini söyledi, ben bu dairenin geri kalan parasını ödeyemeyeceğimi ifade ettim ve 400.000,00 TL 'yi istedim, bir süre sonra kendisinin yurt dışında olduğunu ve kardeşinin bu parayı bana ödeyeceğini söyledi, ben de kardeşi ...'ı aradım ve parayı istedim o da bana parayı veremeyeceğini, ancak Avrupa yakasında bulunan bir daireyi satın alması karşılığında bu parayı düşeceğini söyledi ben bu daireyi araştırdım, emlakcılara sordum ancak bana söylenen fiyatın 3/1 değerinde bir fiyat olduğunu öğrendim, ... ile tekrar irtibata geçtim ve durumu anlattım, kendisini bana Rusya'da yeni para kazanmaya başladığını ve Mart ayında paramı ödeyeceğini söyledi, ben kendisini aramama rağmen bir daha telefonlarıma çıkmadı ve bu davayı açmak zorunda kaldım, Mahkemeye giderse bu işin uzayacağını söylemişti, dosyaya sunulan whatsap görüşmeleri bana ve ...' a aittir"Davalı ...; Ben müteahhitlik işleriyle uğraşırım, davacının inşaat ile ilgili beyan- ları hariç diğer beyanları doğrudur, davacıyla beni ... tanıştırmıştır, ... bana büyük bir iş alması halinde finansmanını sağlayabileceğini söyledi, ben de Kadıköy'de bir inşaat işi aldım, ancak bu iş benim ticari ve ekonomik olarak altından kalkamayacağım bir işti, bu iş için davacı ... ile ... aracılığıyla sözleşme yaptım kendisi 250.000,00 TL parayı ödemişti, hatırladığım kadarıyla bu parayı şirkete göndermiştim, şirket de zaten bana aittir, ancak inşaatın maliyeti çok yüksek olduğu için ve ... tarafından söz verildiği gibi finansman sağlanamadığı için ben zor durumda kaldım ve borçlandım, benim Rusyada da iş yerim olduğu için oraya gitmiştim, ben ...'a görüşmelerimizde 400.000,00 TL ödemeyi veya daire satışını söylemiştim, ancak bu 400.000,00 TL bedel dairenin satın alınması halinde geçerli idi, dosyadaki görüşmeler de bana aittir, ben durumumu kendisine anlatıp daire almasını teklif etmeme rağmen kendisi bu tekliflere yanaşmadığı için ya da ekonomik durumu olmadığı için bu daire satışı hususu da gerçek- leşmedi ben de parayı ödeyemedim, benim adıma olduğunu söylenen dairelerin biri icradan satılmış diğerleri de iş karşılığı taşeronlara verilmek zorunda kalınmıştır, ben şuanda ekonomik olarak iflas etmiş durumdayım, ev kiramı bile ödeyemiyorum, ancak ekonomik durumumun düzelmesi halinde hocamın bütün mağduriyetini gidermek isterim, daha sonra anlaşıldığı üzere gerek benim gerekse davacı hocamı kandıran ve yanlış yönlen- diren ... 'dır, başkaca bir diyeceğim yoktur." şeklindedir.Mahkemece davacı tarafça bildirilen tanıkların dinlenmesi yoluna gidilmiş ve gerekçeli kararda tanık beyanları da esas alınmış ise de, uyuşmazlık değerine göre , iddia ve savunmalar kesin delil ile ispat sınırında olup tanık dinlenmesi ve bu deliline itibar edilmesi hukuken mümkün değildir.Hal böyle olunca,Öncelikle 1. Nolu kısımda belirtildiği üzere mahkemenin görevinin tespiti yönünden tacir araştırması yapılması, uyuşmazlığın TTK 4. Maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan veya tarafların tacir sıfatının bulunup bulunmasına göre nispi ticari davalardan olup olmadığının , buna göre davanın açılıp görüldüğü Ticaret Mahkemesi'nin görevli olup olmadığının tespiti,Mahkemenin görevli olduğunun tespiti halinde; ortaklığın hayata geçip geçmediğinin tespiti yönünden tarafların ve ortaklığın kayıtları ile dosya üzerinde ek inceleme yapılması,
-Ortaklığın hayata geçtiğinin tespiti halinde , davacının talebi sermayenin iadesine yönelik olduğundan uyuşmazlığın TBK 620 vd. Maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi hükümlerine göre,
-Ortaklık hayata geçmemiş ise talebin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ele alınması, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre hasıl olacak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahke- mesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/02/2026 en dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)Birleşen davada davacıdan alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TLnin istinaf eden bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına,(Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)Birleşen davada davalıdan alınması gereken 10.185,53 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.547,00 TL'nin mahsubu ile 7.638,53 TL bu bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.03/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim