Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1526

Karar No

2026/382

Karar Tarihi

12 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1526
KARAR NO: 2026/382
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/09/2024
NUMARASI: 2023/646 E - 2024/548 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:12/02/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirketin daha önce terkin edilmiş olup,bu durumun Ticaret Sicil Gazetesinin .../12/2020 tarihli ve ..... sayılı nüshası ile ilan edildiğini, ancak daha sonra davacı tarafından, davalı şirketin ihyası için dava açıldığını ve Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/... E. Ve 2022/... K. Numaralı ilamı ile "İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ..... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi' nin ihyasına" karar verildiğini, İhya kararını ve mahkemece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereyi dilekçesi ekinde sunduğunu, davalı/borçlunun kullanımında olan tesisatta kurum tarafından yapılan kontrolde sözleşmesiz sayaçtan kaçak elektrik enerjisi kullanıldığının tespit edilmesi üzerine zabıt tarihinde cari olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42/1-a maddesi gereği, tanzim edilen dava konusu.......seri numaralı ve ..../04/2019 tarihli Kaçak Elektrik Tespit Tutanağına istinaden, 219.539,22 TL kaçak elektrik tüketim tahakkuku yapıldığını, davalı borçlu aleyhine tahakkuk ettirilen 219.539,22 TL kaçak elektrik bedeline, 3.073,55 TL gecikmiş gün faizi ve 553,24 TL faizin KDV'si ilave edilerek toplam 219.539,22 TL fatura bedeli için İstanbul 13. İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyası ile gönderilen ödeme emrine davalı borçlunun itirazı üzerine takibinin durduğunu, kaçak elektrik kullanımı tutanaklar ile sabit olduğundan, davalı borçlu mevzuata uygun olarak düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına ilişkin tahakkuku ödemekle yükümlü olduğunu, söz konusu borca itirazın yerinde olmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin kaçak elektrik kullanımından doğması ve davacının tacir kaydının bulunması sebebiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6502 sayılı Kanun kapsamında olmadığından davanın "haksız fiil" hükümlerine göre Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, kaçak elektrik kullanımı eyleminin niteliği itibariyle "haksız fiil" teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda "zarar görenin yerleşim yeri" icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören davacı şirketin yerleşim yerinin tabi olduğunu, İstanbul Adliyesinin icra daireleri ve mahkemeleri de İİK 50. maddesinin atfı ile HMK'nın 16. maddesi gereği yetkili olduğunu, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; İstanbul 13. İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz İtirazın İptali ile takibin devamını, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap vermeme suretiyle davayı inkar etmiştir. İlk derece mahkemesince tarafından yapılan yargılama sonunda; "itirazın iptali davalarında, İİK 67. maddesi uyarınca itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekmekte olup, itiraz alacaklıya tebliğ edilmedikçe süre başlamayacağı biliniyor ise de, somut olayda alacaklının arabuluculuk görüşmelerine başlandığı ve 23/05/2022 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığı, davacının kaçak elektrikten kaynaklanan alacak talebine ilişkin 04/10/2023 tarihinde dava ikame ettiği göz önüne alındığında; alacaklının ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini arabuluculuğa verdiği dilekçesiyle bildirdiği, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle arabuluculuğa başvuru ile gerçekleşmiş olduğundan Mahkememizce hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kanaatine varılmıştır.Davacının arabuluculuk anlaşmama tutanağının düzenlendiği 23/05/2022 tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmadığı tespit edildiğinden davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." gerekçeleriyle
1-Davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşıldığından, davanın usulden reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davanın hak düşürücü süre sebebi ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, hak düşürücü sürenin kanun ile belirlenmiş olup, icra dosyasında yer alan itirazın alacaklıya tebliği ile başlayacağını, kanun ile belirlenen bir sürenin, arabuluculuğa başvuru yapılmış olması sebebiyle öğrenilmiş sayılması ve bu sebeple davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 16/09/2024 tarihli 2024/3074 E. Ve 2024/6421 K. Numaralı Yargıtay kararında " 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağına, itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağına, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine" karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Kaçak elektrik bedelinin tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise dava açmak için kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlayıp başlamayacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı istinaf dilekçesinde belirtilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 16/09/2024 tarihli 2024/3074 E. Ve 2024/6421 K. Kararında "2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca itirazın iptali davası bir süreye tabi olup alacaklının bu davayı, itirazın kendisine, eğer varsa vekiline tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açması gerekir. Bir yıllık süre içinde açılan dava, teknik anlamda bir itirazın iptali davasıdır ve ancak bir yıl içinde açılan davanın kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine, alacaklı, itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini (yani haciz) isteyebilir. İcra inkâr tazminatına da, yalnız bir yıl içinde açılmış olan itirazın iptali davasında hükmedilebilir. İtiraz kendisine tebliğ edilmeden alacaklının, itirazın iptali davası açması ya da itirazın kaldırılması yoluna başvurması mümkündür. İtiraz kendisine tebliğ edilmeden icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması için başvuran alacaklının, artık icra hukuk mahkemesine başvuru tarihi itibariyle itirazı tam olarak öğrendiği ve itirazın iptali davası açma süresinin de bu tarihte başlayacağı,Dairemizin yerleşik içtihatları ile kabul edilmektedir. Ancak bu husus, Daire önüne gelen konuda, uyuşmazlık teşkil etmemektedir. Öte yandan alacaklının, borçlunun itirazının kendisine tebliğinin usulsüz olduğu iddiasıyla icra hukuk mahkemesine başvurması, itirazın tebliğinin usulsüz olduğuna karar verilmesi durumunda, alacaklının itirazı öğrendiğini beyan ettiği tarihin, itirazın tam olarak öğrenildiği tarih olarak kabul edileceğine dair kararlar da bulunmaktadır. Ancak bu husus da, Daire önüne gelen konuda, uyuşmazlık teşkil etmemektedir.Kanun hükmünde gösterilen bir yıllık süre, hak düşürücü süredir.Hak düşürücü süre, sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile öngörülen süre içerisinde belirlenen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkının sona ermesi sonucunu doğuran süredir. Hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlenmesi asıldır.Tarafların sözleşme ile hak düşürücü süreleri belirlemeleri, bu süreleri değiştirmeleri veya ortadan kaldırmaları mümkün değildir. Hak düşürücü süreler, hakkı tamamen sona erdiren, yok eden, düşüren sürelerdir. Hak sahibi alacaklı, kanunla veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmadığı takdirde o hak tamamen ortadan kalkmakta, silinmekte, düşmektedir. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin birinci fıkrasında açıkça itirazın iptali davasının, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması gerektiği düzenlenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere hak düşürücü süre niteliğinde olan bu bir yıllık sürenin başlangıcını, genişletici yoruma tabi tutarak alacaklı aleyhine, anlaşamama tutanağının imzalandığı tarih olarak tespit etmek isabetli değildir.Dava açma süresi, itirazın tebliği ile başlar. İtirazın tebliğ edilmediği bir durumda, dava açma süresi işlemeye başlamayacağından talep olunan konuda aşağıda açıklandığı şekilde uyuşmazlığın giderilmesine karar vermek gerekmiştir. "hususları belirtilmiştir.
Bu halde, haricen öğrenme veya arabuluculuğa başvurma, itirazın iptali davası için kanunda düzenlenen bir yıllık dava açma süresini başlatmayacağından mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a-6 md g ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, işin esası incelenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim