Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1500
2026/379
12 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2025/1500
KARAR NO:2026/379
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:26/11/2024
NUMARASI:2021/575 E - 2024/681 K
DAVANIN KONUSU:Alacak
KARAR TARİHİ:12/02/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle ,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın müvekkili şirket ile davalı ... A.Ş. arasında elektrik enerjisinin satışına ilişkin olarak akdedilen Perakende Satış Sözleşmesi kapsamında, müvekkilinin ihtiyacı olan aktif elektrik enerjisi satışını sağlamakta olan davalının müvekkili şirketten Belediye Tüketim Vergisi (“BTV”) adı altında haksız ve hukuka aykırı tahsil ettiği fazla bedelin iadesi istemine ilişkin olduğunu, bu nedenlerle, müvekkili şirketin faaliyet sınıfı kapsamında ödemesi gereken BTV'nin %5 üzerinden tahakkuk ettirilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Elektrik Enerjisi Tüketim Faturası içerisinde BTV adı altında %5 oran üzerinden tahakkuk ettirilen verginin, müvekkili şirketin yapmış olduğu faaliyet sınıfına göre %1 oranında vergilendirilmesi gerektiğini, davalarının kabulü ile müvekkili şirket'in her türlü hakkı saklı kalmak kaydı ile, müvekkili şirket'in haksız ve hukuka aykırı olarak ödemiş olduğu fazla bedeller nedeni ile uğradığı zararının şimdilik 10.000,00-TL'sinin, davalının temerrüde düşürüldüğü tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Pasif husumet ehliyeti bulunmadığına dair itirazlarının tekrarı ile müvekkili şirket ile elektrik enerjisi satışına ilişkin olarak Perakende Satış Sözleşmesi akdetmiş olan davacı şirketin, elektrik enerjisinden yararlandığından anılan mevzuat hükümleri gereği, Elektrik Tüketim Vergisi ödemekle mükellef olduğunu,davacı şirketin, anılan mevzuatta tahdidi olarak sayılmış vergiden müstesna hallere de tabi olmadığını, müvekkili şirketin, elektrik enerjisi satış bedeli üzerinden Elektrik Tüketim Vergisi uygulayarak anılan mevzuat hükümlerine uyarlı şekilde fatura tahakkukunda bulunduğunu, izah edilen nedenlerle davacı yanın, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen fatura tahakkukunun mevzuata aykırı olduğuna ve müvekkili şirketçe fazla bedel tahsil edildiğine dair iddia ve beyanlarının asılsız olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, somut olayda BTV bakımından %5 oranının uygulanması da mevzuata aykırı olmayacağını, davacı şirketin, Tedarik Zinciri Yönetimi hizmeti ile iştigal etmekte olduğunu iddia ettiğini, Tedarik Zinciri Yönetimi hizmetinin, Planlama, Satın Alma/Kategori Yönetimi, Lojistik (Depolama/Sevkiyat), Stok Kontrol, Satış Sonrası Hizmetler (Servis / Müşteri İlişkileri Yönetimi-CRM) vb. hizmetleri içerisine alan oldukça geniş bir hizmet türü olduğunu, bu nedenlerle bu davanın öncelikle görev ve husumet yönünden usulden reddine, aksi halde davacı yanın haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde somut olayda ihtilafın, taraflar arasındaki elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklandığı, bilirkişi tarafından yapılan tespitlere göre, davacının tek bir sayacı da olsa Soğuk hava Depo ağırlıklı güç tüketiminin olduğu kanaatinin hasıl olduğu,1600 KVA lık trafo bulunan davacı işletmesinin ofis bölümsüz düşünülemeyeceği, toplam proje gücünün çok cüzi bir bölümünü ihtiva eden ilgili ofis bölümlerinin, mevzuatta belirtilen “TAŞIMA - YÜKLEME -BOŞALTMA- SOĞUTMA işlerinde tüketilen elektriğin satış bedeli” kapsamında kabul edilebileceği, açıklanan gerekçelerle sunulan belgeler doğrultusunda, davacı tarafça 63.468,01 TL. (KDV dahil) talep hakkını bulunduğunun hesaplandığı, yargılamanın devamında davacı tarafça ıslah dilekçesi sunulmuş ise de eldeki davanın 10.000 TL'lik kısmi dava şeklinde açıldığı, ödeme tarihi, dava tarihi ve ıslah tarihi birlikte değerlendirildiğinde 1 yıllık süresinin dolduğu, bu nedenle ıslah edilen miktara ilişkin zamanaşımı itirazının yerinde olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile 10.000,00-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleriyle
1-Davanın kısmen kabulü ile, 10.000,00-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Fazlaya ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; kararın zamanaşımına ilişkin kısmının hatalı olup davanını tümden kabulü gerektiğini, kararda 1 yıllık zamanaşımı alacağın konusuna göre bir açıklama yapılmadığını ve kararın gerekçesiz olduğunu, Borçlar Kanunu 146. –161. Maddeleri gereğince zamanaşımı süresinin on yıl olduğunu , bilirkişi raporu ve ıslah talepleri doğrultusunda davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. müvekkil şirketin mevzuata uygun olarak fatura tahakkuk ettiğini müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını,davacı şirketin, mevzuatta tahdidi olarak sayılmış vergiden müstesna hallere de tabi olmadığını, müvekkili şirketin elektrik enerjisi satış bedeli üzerinden Elektrik Tüketim Vergisi uygulayarak anılan mevzuat hükümlere uyarlı şekilde fatura tahakkukunda bulunduğunu, BTV bakımından %5 oranının uygulanmasının mevzuata uygun olduğunu,davacı şirketin, tedarik zinciri yönetimi hizmeti ile iştigal etmekte olduğunu iddia etmiştir. tedarik zinciri yönetim hizmeti, planlama, satın alma/kategori yönetimi, lojistik (depoılama/sevkiyat) stok kontrol, satış sonrası hizmetler (servis / müşteri ilişkilerim yönetimi crm) vb hizmetleri içerisine alan oldukça geniş bir hizmet türü olduğunu, davacı şirketin faaliyet alanı kapsamındaki planlama ve satış sonrası hizmetler gibi faaliyetleri bakımından %5 oranının ve lojistik faaliyetleri bakımından %1 oranının uygulanmasının mevzuat gereği olduğunu, davacı şirketin her bir şubesinde, tüm faaliyet alanlarını kapsayacak şekilde tek bir sayaç kullanmakta olduğunu, bu itibarla davacı şirketin %1 oranının uygulanması gereken elektrik tüketim miktarı kesin olarak tespit edilemeyeceğinden % 5 oranının uygulanmasında mevzuata aykırılık bulunmadığını,davacının abone grubu "ticarethane/yazıhane" abone grubu olarak görünmekte olup, davacının abonelik grubunun nitelendirilmesinden dahi davacı şirketin %1 oranının uygulanması gereken elektrik abone grubundan olduğu tespit edilemediğini, dosya kapsamına elektrik tesisat projesi sunulu olduğu halde bu projedeki verilere göre hesaplama yapılmamasının eksik incelemeye dayalı olduğunu,davacı alacak kalemleri bakımından ticari faiz talebinde bulunmuşsa da anılan alacak kalemleri yönünden usul ve yasaya uyarlı bulunmayan talebin reddi gerektiğini,davacı tarafın faize ve faizin türüne yönelik taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki savunmalarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkili şirketin mevzuata uygun olarak fatura tahakkuk ettirdiğini, BTV bakımından %5 oranının uygulanması mevzuata uygun olduğunu, davacının ticari faiz talebinde bulunamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edilen BTV tahsilatının iadesi talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı, faaliyet sınıfı kapsamında ödemesi gereken BTV'nin %5 üzerinden tahakkuk ettirildiğini, Elektrik Enerjisi Tüketim Faturası içerisinde BTV adı altında %5 oran üzerinden tahakkuk ettirilen verginin faaliyet sınıfına göre %1 oranında vergilendirilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.Davalı ise, davacı şirketin, anılan mevzuatta tahdidi olarak sayılmış vergiden müstesna hallere de tabi olmadığını, BTV bakımından %5 oranının uygulanmasının mevzuata aykırı olmadığını, davacı şirketin,Tedarik Zinciri Yönetimi hizmeti ile iştigal etmekte olduğunu iddia ettiğini,Tedarik Zinciri Yönetimi hizmetinin, Planlama, Satın Alma/Kategori Yönetimi, Lojistik (Depolama/Sevkiyat), Stok Kontrol, Satış Sonrası Hizmetler (Servis / Müşteri İlişkileri Yönetimi-CRM) vb. hizmetleri içerisine alan oldukça geniş bir hizmet türü olduğunu savunmuştur.Mahkemesince taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi kök ve ek raporunda ;"Ön rapor sonrasında davacı vekilinin 10.05.2022 tarihli dilekçesi içeriğinden, BTV talebine konu abonelik numarasının ... olduğu, İstanbul Ticaret Odası Faliyet Belgesinden,Davacı şirket meslek grubunun kargo, posta ve depolama olduğu, Arnavutköy Belediye Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü'nce verilen İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatında davacı şirket faaliyet konusunun Depolama (Soğuk Hava Deposu) olduğu, ... nolu abonelik içim davacı şirketçe 05.12.2012 tarihinde elektrik enerjisi satışına ilişkin Perakende Satış Sözleşmesi imza edildiği, kira sözleşme örneğinden; dava konusu elektrik aboneliğine konu kiralanan mahallin kullanım amacının depo ve ofis olduğu anlaşılmaktadır.Belediye vergisinin ise fatura enerji bedelinin %5 oranı kadar hesaplanmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı talebi; 67.233,06 TL.- 13.446,61 TL- 53.786,45 TL. x1,18 = 63.468,01 TL. (KDV dahil) olarak hesap edilmiştir. Ancak,Davalı vekilinin “...davacı şirketin her bir şubesinde, tüm faaliyet alanlarını kapsayacak şekilde tek bir sayaç kullanmakta olduğunu. Bu itibarla davacı şirketin %1 oranının uygulanması gereken elektrik tüketim miktarı kesin olarak tespit edilemeyeceğinden %5 oranının uygulanmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı” şeklindeki itirazı gözetilerek ve elektrik tedariğine esas Kira Sözleşmesinde kullanım amacı bölümünün Soğuk hava Depo *Ofis olduğu hususu gözetildiğinde, mevzuata dahil edilebilecek depo kısmın sunulacak elektrik tesisat projesindeki güç oranının dikkate alınması ile ayırt edilerek, davacı tarafça talep edilebilecek bedelin hesaplanması daha doğru olacaktır." şeklende görüş bildirmiştir.Bilirkişi ek raporunda ise,Davalı kurumca sunulan CD içeriğinde, Elektrik aboneliğine ilişkin TL ve kwh bazında tüketim ekstreleri sunulmuştur. Davacı vekilinin 10.05.2022 tarihli dilekçesinde müvekkili şirketin davalı firmadan 2018 Temmuz — 2019 Kasım tarihleri arasında abonelik aldığı belirtilmiştir. Davacı tarafça dava konusu edilen döneme ilişkin bu şekilde açıklama yapılmıştır. Sunulan kayıtlardan, Enerji fonu, Fatura enerji bedelinin %1 lik kısmıdır. Belediye vergisinin ise fatura enerji bedelinin%5 oranı kadar hesaplanmış olduğu anlaşılmaktadır.... raporumda davalı vekilinin itirazları kapsamında tarafımca vurgu yapılan husus, faturalara konu davacı işletmesindeki faaliyet alanının belirlenmesi olup, aşağıdaki “Google maps” görselinde davacı işletmesinde soğuk hava depolarının varlığı, soğutucu dış ünitelerden ayırt edilebilmektedir.Kök raporum sonrasında davalı vekilince sunulan Geçici Kabul - Proje verilerinden,Alçak gerilim trafo güç hesabında, davacı işletmesindeki 4 ayrı çıkışın her birinin 300 kw. sabit değerde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, işletmenin tek bir sayacı da olsa Soğuk hava Depo ağırlıklı güç tüketiminin olduğu kanaatinin hasıl olmasına sebebiyet vermiştir.1600 KVA lık trafo bulunan davacı işletmesinin ofis bölümsüz düşünülemeyeceği, toplam proje gücünün çok cüzi bir bölümünü ihtiva eden ilgili ofis bölümlerinin, mevzuatta belirtilen “TAŞIMA- YÜKLEME -BOŞALTMA- SOĞUTMA işlerinde tüketilen elektriğin satış bedeli” kapsamında kabul edilebileceği, açıklanan — gerekçelerle sunulan belgeler doğrultusunda, kök raporumdaki 53.786,45 TL. x 1,18 = 63.468,01 TL. (KDV dahil) davacı talebi olabileceği" yönünde görüş bildirilmiştir.Zamanaşımına yönelik istinaf itirazları yönünden;Davacı dava dilekçesinde "Müvekkil Şirket’in haksız ve hukuka aykırı olarak ödemiş olduğu fazla bedeller nedeni ile uğradığı zararının şimdilik 10.000,00-TL’sinin, Davalı’nın temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte " tahsilini talep etmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 E., 2021/971 K. sayılı kararında "...30. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir."şeklinde açıklandığı üzere, davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “Belirsiz alacak davası” kenar başlıklı 107. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır.Bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir.Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz.Kısmi dava açılabilmesinin ön koşulunu, dava yoluyla yerine getirilmesi istenen edimin bölünebilir bir nitelik taşıması oluşturur. Nitekim, 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesinin birinci fıkrasında da, talep konusunun, yani istenen edimin, sadece niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, kısmi dava açılması yoluna gidilebileceğine açıkça vurgu yapılmıştır.Edimin bölünüp bölünemeyeceği sorunu ise, bir usûl hukuku sorunu değil; maddi hukuk sorunudur ve edimin bölünebilirliğinden maksat, niteliğinde herhangi bir değişme ve değerinde herhangi bir azalma meydana gelmeksizin kısmen ifasının talep edilebilmesidir.Kısmi dava ile davacı, mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde davalı tarafından nispi olarak fazladan alınan BTV bedelinin tahsilini davaya konu etmiş, dava değerini 10.000,00 TL olarak göstermiştir.Gerek dava dilekçesinde yapılan açıklamalar, gerekse dosya kapsamı incelendiğinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığının, dava dilekçesinde bu hususa ilişkin açıkça bir beyanın bulunmadığının görüldüğü, kaldı ki dava dilekçesine ek faturalardan da anlaşıldığı üzere davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesinin de mümkün olduğu açıktır, bu nedenle de dava konusu edilen alacağın kısmi davaya konu edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Davanın kısmi dava olarak açılmış olduğu ve uyuşmazlığın abonelik sözleşmesinden kaynaklanıyor olması nedeniyle uyuşmazlığa uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, bu sürenin de her bir faturanın tahsil edildiği tarihten itibaren başlayacak olduğu gözetildiğinde davacının bu yöndeki istinaf itirazı yerindedir.Buna göre, bilirkişi raporuna göre İstanbul Ticaret Odası Faliyet Belgesi,Arnavutköy Belediye Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü'nce verilen İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı, kira sözleşmeleri, abonelik sözleşmelerinden davacı şirketin faaliyet konusunun depolama olduğu, Mevzuatta davacının iştigal alanı olan taşıma, yükleme, boşaltma, soğutma işleri kapsamında tüketilen elektriğin satış bedeli üzerinden %1 oranında BTV belirlendiği, davacıdan fazla olarak 63.468,01 TL tahsil edilmiş olduğu , dava edilen ve ıslah ile artırılan kısmın on yıllık zamanaşımı süresinde tabi olduğu anlaşılmakla davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Davalının istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
B-Davacının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında;
1-Davanın kabulü ile 63.468,01 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 4.335,49 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.164,71 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacıdan peşin alınan 170,78 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 2.208,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kısımların kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf incelemesiyle ilgili olarak;Davacıdan peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,Davalıdan alınması gereken 4.164,71 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.549,31 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu 257,20 TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.