Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1375
2026/368
12 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1375
KARAR NO: 2026/368
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/03/2025
NUMARASI: 2023/461 E - 2025/220 K
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 12/02/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’ nün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 90.000,00 TL kazanç kaybının tahsili için icra takibi başlattığını, davalı şirkete ait... plakalı aracın kapı arızası nedeniyle müvekkili şirkete 03.05.2023 tarihinde getirildiğini, araçta parça değişimi için parça siparişi verildiğini, parçanın geç geleceğinin şirket yetkililerine iletildiğini, değişecek olan parçaların gecikmesi nedeniyle şirkete aracı alabileceklerini, parça geldiğinde tekrar aracı getirdiklerinde parçaların değiştirilebileceğinin iletildiğini, davalı şirketin aracı teslim almadığını, davalının, aracın serviste kaldığı süre boyunca kazanç kaybı iddiası ile icra takibi başlattığını, işbu icra takibi kötü niyetli olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin ticari araçlar için muadil araç ikame etme zorunluluğu bulunmamakla birlikte, davalının da müvekkili şirketten muadil araca ilişkin hiçbir talebinin de olmadığını, müşterilerin ticari araçlardaki muadil araç taleplerinde, müvekkili şirketin distribitörü olan diğer borçlu ... A.Ş. tarafından müşteri memnuniyeti çerçevesinde bu talebin karşılandığını, fakat davalının muadil araç konusunda hiçbir talebi olmadığını, aracı teslim almaktan ısrarla kaçınan davalı şirketin bilahare 90.000,00 TL kazanç kaybına uğradığından bahisle icra takibi başlattığını, takibin kesinleşmesi nedeniyle müvekkili şirketin araçlarına ve hesaplarına haciz konulduğundan, müvekkili şirketin araç satımı yapamamakta, ödeme yapamamakta veya alamamakta olduğunu, onlarca çalışanı olan müvekkili şirketi zor durumda bıraktığını ve zarara uğramasına neden olduğunu, müvekkili şirketin sektörde bilinen bir firma olup, işbu haksız icra takibinin sonuçları müvekkili şirketin itibarının da zedelendiğini, mahkemece uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, icranın durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, davamızın kabulüne ve davalı tarafça icra takibinde istenen 90.000,00 TL borçlu olmadığımızın tespitine, bu nedenlerle icra takiplerinin iptaline, haksız ve kötü niyetli başlatılan icra takipleri nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zarara karşılık %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve mahkeme veznesine depo edilecek teminat karşılığı icranın durdurulmasına sayın mahkemenin aksi kanaati durumunda bunun davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağından sebepsiz zenginleşme yönünden davamızın kabulüne karar verilmesini, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davaya konu ... plakalı aracı ....03.2023 tarihinde sürgülü kapı ve kapı motoru arızası nedeniyle davacıya ait servise götürdüğünü, davacı şirket tarafından müvekkiline araçta parça değişimi yapılacağı belirtilmiş ise de müvekkili şirketin 03.05.2023 tarihine kadar araçtan mahrum kaldığını ve davacı tarafça araçtaki arızaya ilişkin herhangi bir çözüm bulunamadığını, davaya konu icra takibine dayanak belgenin dava dilekçesi ekinde de sunulduğunu, aracın 17.03.2023 - 03.05.2023 tarihleri arasında davacıya ait serviste kaldığının sabit olduğunu, davacının parça tedarikinden kaynaklı gecikmeye ilişkin iddiası hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, basiretli bir tacirin işiyle ilgili alanın gerektirdiği teknik bilgilere sahip olması, yaptığı işlerde işin gerektirdiği riskleri bilmesi, bu risklere uygun önlemler alması gerektiğini, somut olayda davacı tarafça müvekkiline ait aracın tamirinin makul sürede gerçekleştirilmediği, sundukları mail yazışmalarından görüldüğü üzere aracın tamir ve bakımı tamamlanmadan müvekkilinden aracı teslim almasının istenildiğini, aracın bekletildiğini ve sonrasında 03.05.2023 tarihinde işleminin tamamlandığını, bu durumda davacının basiretli tacir gibi davranmadığının açık olduğunu, bir an için muadil araç hizmetinin mevcut olduğu ihtimalinde dahi davacının bu teklifi müvekkili şirkete iletmesi gerektiğini, davacının veya dava dışı distribütörünün müvekkili şirkete makul süreyi geçen bu onarım süresince herhangi bir ikame araç sağlamadığı gibi bu sorumluluğu da müvekkiline yüklemeye çalıştığını,başlatılan icra takibinin emsal araç kiralama bedellerine uygun olup, davacının açıkça müvekkili mağdur etmiş olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "..Ayrıca, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği eki listesinde belirtilen azami tamir süresinin 45 iş günü olduğu, davacı şirketin bu süre içerisinde aracı teslim ettiği, davalının da muadil araç talebinde bulunmadığı dosya kapsamı belgelerinden anlaşılmıştır. Bilirkişi .../12/2024 tarihli kök raporunda özetle; ... plakalı araç ... tipinde 2022 model yılına sahip olduğuna, araç 17.03.2023 tarihinde servis giriş yaptığına, araca teşhisin 24.04.2023 tarihinde konduğuna, aracın 03.05.2023 tarihinde onarımının bittiğine, aracın 47 günü serviste kaldığına, parça temini süresinin Satış Sonrası Yönetmeliğine göre azami 20 gün olduğuna, 47 İş günü X 2.387,63 TL = 112 218,61 TL kazanç kaybı olacağına, azami servis süresi düşüldüğünde 27 günü X 2.387,63 TL= 64.466,01 TL kazanç kaybı olacağına, aracın kullanılmayarak yetkili serviste kaldığı 47 gün için tasarruf edilen amortisman gideri 14.862,34 TL olabileceğini, amortisman gideri düşüldükten sonra kalan kazanç kaybının 64.466,01 TL - 14.862,34 TL= 49.603,67 TL olabileceğini beyan ve rapor etmekle bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından dolayı davacının davalıya 40.396,33 TL borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından %20 kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçeleriyle;
1-Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2-Davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından dolayı davacının davalıya 40.396,33 TL borçlu olmadığının tespitine,
3-Şartları oluşmadığından %20 kötüniyet tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davalının muadil araç konusunda hiçbir talebi olmadığını, bunun yanında, onarılmak üzere yetkili servis istasyonuna gelen araçlardaki azami tamir süresinin, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin ekinde yer alan “Satış Sonrası Hizmet Verilmesi Zorunlu Ürünler Listesi”nde açıkça belirtilmiş olup davaya konu araç bakımından bu süre 45 iş günü olduğunu, dolayısıyla işbu süre dolmadan araç teslim edildiğinden davalının kazanç kaybı iddiası yerinde olmadığını, aracı teslim almaktan ısrarla kaçınan davalı şirket bilahare 90.000,00 TL kazanç kaybına uğradığından bahisle icra takibi başlattığını,alacaklının kötü niyetli sayılabilmesi için, başlatmış olduğu icra takibinin haksız olduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerektiğini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında aracın 17.03.2023 tarihinde servise giriş yaptığını, araca teşhisin 24.04.2023 tarihinde konduğunu, aracın 03.05.2023 tarihinde onarımının bittiğini, aracın 34 iş günü serviste kaldığını, parça temin süresinin Satış Yönetmeliğine göre azami 20 gün olduğunu ve azami servis süresi düşüldüğünde 14 iş günü kazanç kaybı olacağını belirtildiğini, bilirkişi raporunda belirtilen Satış Sonrası Hizmet Yönetmeliğinin ürünler listesinde belirtilen yedek parçalar arasında "araç kapısı" olmadığını, yönetmeliğin taşıt yedek parçaları başlıklı listesi tahdidi olarak sıralanmış olup araç kapısı yedek parça listesinde yer almadığını, bu itirazlarının değerlendirilmediğini, aynı yönetmeliğin Taşıtlar başlığındaki 45 iş gününün dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, makul tamir süresinin aşılması nedeniyle uğranılan zararın tahsili talebiyle başlatılan takibe karşı menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı servis vekili, davalı şirkete ait aracın kapı arızası nedeniyle 03.05.2023 tarihinde getirildiğini, araçta parça değişimi için parça siparişi verildiğini, parçanın geç geleceğinin şirket yetkililerine iletildiğini, değişecek olan parçaların gecikmesi nedeniyle şirkete aracı alabileceklerini, parça geldiğinde tekrar aracı getirdiklerinde parçaların değiştirilebileceğinin bildirildiğini, davaya konu araç bakımından makul tamir süresinin 45 iş gün olduğunu , bu süre dolmadan aracın teslim edildiğini, ikama araç yükümlülüklerinin olmadığını ileri sürmektedir.Davalı alacaklı ise, aracın 17.03.2023 - 03.05.2023 tarihleri arasında davacıya ait serviste kaldığını, aracın tamirinin makul sürede gerçekleştirilmediğini savunmaktadır.Mahkemesince taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mali müşavir ve makine mühendisi bilirkişiler ...05.2024 tarihli raporlarında özetle; "Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin ekinde yer alan “Satış Sonrası Hizmet Verilmesi Zorunlu Ürünler Listesi incelendiğinde zorunlu servis verilmesi gereken arıza kapsamında olduğunu, araçlar üzerindeki yedek parçaların azami tamir süresi 20 iş günü olduğu yönetmelikte belirtilmekte olduğunu, aracın serviste kalmış olduğu toplam sürenin 34 iş günü olduğunu, yönetmelikte belirtilen azami sürenin 14 gün aşıldığını, 34 İş günü X 2.387,63 TL = 81.179,42 TL kazanç kaybı olacağına, azami servüğünde 14 İş günü X 2.387,63 TL= 33.426,82 TL kazanç kaybı olacağını " belirtmişlerdir.Bilirkişiler ".. Davalıya ait araç tamiratının garanti kapsamında yapılması nedeniyle; davacı şirket 10.05.2023 tarihinde garanti kapsamında yapılan diğer işlemler ile birlikte topluca ... A.Ş.'ye fatura düzenlediği, bu nedenle davacı şirket tarafında yapılan bu tamir hizmetine ilişkin davalı adına fatura düzenlenmediği tespit edilmiştir.... Araç 17.03.2023 tarihinde servis giriş yaptığına, araca teşhisin 24.04.2023 tarihinde konduğuna, aracın 03.05.2023 tarihinde onarımının bittiğine, aracın 47 günü serviste kaldığına, parça temini süresinin Satış Sonrası Yönetmeliğine göre azami 20 gün olduğuna, 47 İş günü X 2.387,63 TL — 112 218,61 TL kazanç kaybı olacağına, azami servis süresi di ünde 27 günü X 2.387,63 TL= 64.466,01 TL kazanç kaybı olacağına, aracın kullanılmayarak serviste kaldığı 47 gün içinde tasarruf edilen amortisman giderinin 14.862,34 TL olabileceğini, amortisman Gideri düşüldükten sonra kalan kazanç kaybının 64.466,01 TL - 14.862,34 TL = 49.603,67 TL olabileceğini " belirtmişlerdir.Taraflarca araçtaki arıza kapı kilit arızası ve kapı değişimi olarak belirtilmiş, bilirkişi raporunda ise yapılan işlemin niteliği hakkında değerlendirme yapılmamıştır. Hal böyleyken, davacının, davalıya ait aracın tamirinde kullanılacak yedek parçaların sipariş edilerek tedariklerinin sağlandığını, parçaların siparişinin verildiğini, geldikten sonra aracın onarılarak teslim edildiğini ileri sürdüğüne göre, arızanın onarılması için gerekli parça teminin bu kadar süre alıp alamayacağı, parçanın yurt içi veya dışında temin edilip edilmediği, parçanın normal temin süreci, davalının siparişi hangi tarihte verdiği ve parçaların geliş tarihi de dikkate alınarak üçlü bilirkişi heyetinden, makul tamir süresi konusunda rapor alınarak araç onarımı için gerekli makul tamir süresi ve serbest piyasa koşullarına göre ikame araç için ödenmesi gereken günlük kira bedelinin tespitiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a-6 md gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde yargılama yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yukarıda belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi..12/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.