Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1366
2026/318
5 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO :2025/1366
KARAR NO:2026/318
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/01/2025
NUMARASI:2024/761 E - 2025/66 K
DAVANIN KONUSU :Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 05/02/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mahallesi,... Sokak, ... Bayrampaşa/İstanbul adresinde dış giyim eşyası imalatı dokuma ve örme konusunda faaliyette bulunmak üzere dava konusu tesisatın bulunduğu mecuru boş olarak kiralayarak iş yeri açtığını ancak iş yerinde önceden faaliyet göstermiş olan dava dışı ... Şirketinin davalılara olan borçları yüzünden ... numaralı elektrik sayacına ilişkin abonelik işlemlerinin davalı ... tarafından yapılmadığını, diğer davalı ...tarafından da elektrik enerjisinin kesilerek müvekkilinin abone olmasının ve elektrik enerjisi kullanmasının engellenmiş olduğunu beyanla davalılar tarafından yaratılan muarazanın menine ve müvekkilinin ... Hizmet Nokta numaralı elektrik sayacı ile ilgili abonelik işlemlerinin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, abonelilik verilememesinin nedeninin borç isnadı olmadığını, davacı tarafın abonelik tesis talebi öncesinde kaçak elektrik kullanılmasına bağlı olarak tesisata zarar verilmiş olduğundan risk taşıması olduğunu ve kaçak elektrik kullanılmış tesisatın aboneliğe açılmasının yasal mevzuat açısından uygun olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesi tarafından; "Davanın nispi ticari dava niteliğinde kabul edilebilmesi için ise her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili uyuşmazlıktan kaynaklı bir dava olmalıdır. Bu açıklamalardan sonra eldeki dava açısından durum değerlendirildiğinde; " davacının ticaret odasına kayıtlığı olmadığı, davalıların tacir olduğunda şüphe yok ise de ... Müdürlüğünün cevabi yazısından davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve gelir miktarının 213 sayılı VUK'un 177. maddesinde belirtilen sınırları aşmadığı, bu nedenle davacının tacir statüsünde olmadığı dikkate alınarak uyuşmazlığın genel görevli mahkemeler olan asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca ihtiyati tedbire görevli mahkemece karar verilmesi gerektiğinden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2012/13597 Esas-2013/688 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/12283 -2013/16587 E-K. sayılı kararı)." gerekçeleriyle
1-İhtiyati tedbire itirazın kabulü ile; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/10/2024 tarih ve 2024/511 D.İş - 2024/514 K sayılı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine,
2-Davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
3-Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; mahkemenin görevsizliğine ve görevsizlik kararı ile birlikte müvekkili lehine verilen elektrik enerjisinin kesilmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının görevsiz mahkemede verilmiş olması sebebi ile tedbir kararının kaldırılmasına karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin görevli olduğunu, ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, elektrik abonelği yapılmama suretiyle ortaya çıkan muarazanın giderilmesi ve elekrik balnamsı husussunda ihtiyati tedbir taleplerine ilişkindir.Davacı, mecuru boş olarak kiralayarak iş yeri açtığını ancak iş yerinde önceden faaliyet göstermiş olan dava dışı şirketin davalılara olan borçları nedeniyle elektrik sayacına ilişkin abonelik işlemlerinin davalı ... tarafından yapılmadığını, diğer davalı ... tarafından da elektrik enerjisinin kesilerek abone olmasının ve elektrik enerjisi kullanmasının engellenmiş olduğunu ileri sürmektedir.Davalılar vekili, abonelik hususunda davalı ...'a husumet düşmediğini, tesisata kaçak elektrik kullanımı sırasında zarar verilmesi nedeniyle elektrik bağlanamadığını savunmuştur.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir.Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.Yukarıda açıklandığı üzere, somut olayda davacının tacir olmadığı, bu sebeple görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu, davacı tarafça duruşma sırasında abonelik ilişkisinin tesis edilidği ve tedbir talebinin konusunun da kalmadığı anlaşılmakla mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.