mahkeme 2024/95 E. 2024/130 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/95
2024/130
18 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/95
KARAR NO: 2024/130
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 19/10/2023
NUMARASI: 2023/645 E
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mahallesi ... Caddesi, No: ... Kapaklı/Tekirdağ adresinde uzun zamandır kiracı sıfatıyla ... isimli işletmesi işlettiğini, söz konusu taşınmazdaki elektrik aboneliklerinin müvekkili adına alındığını, kullanıma ilişkin tüm faturaların müvekkili tarafından ödendiğini, davalı şirketin 40.000,00 TL ve 151.999,39 TL bedelli olarak ayrı ayrı iki kez kaçak tahhakkukunda bulunduğunu, 40.000,00 TL'lik kaçak tahakkukun 20.000,00 TL'sinin cebri icra tehditi altında müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalındığını, 151.999,39 TL'lik kaçak tahakkuk ile ilgili Saray (Tekirdağ) İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, müvekkilinin haksız takibe itiraz ettiğini bu nedenle takibin durdurulduğunu, bunun üzerine davalı tarafından müvekkiline sağlanan elektrik hizmetinin kesildiğini ve müvekkilinin elektriksiz bırakıldığını, davalı tarafın bahse konu eylemlerinin aynı zamanda suç teşkil eden eylemler olması nedeniyle suç duyurusunda bulunularak Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/12730 soruşturma sayılı dosyasında soruşturma devam ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, öte yandan müvekkilinin işletmesinde elektrik hizmetlerinin kesilmiş olması nedeniyle üretime devam edilemediğini beyan etmekle elektrik kesintisinin durdurulması ve müvekkiline elektrik hizmetlerinin derhal verilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Saray (Tekirdağ) İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, kaçak tahakkuku başlığı altında kesilen 40.000,00 TL ceza bedelden henüz tahsil edilmemiş 20.000,00 TL yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, kaçak tahakkuku başlığı altında kesinlen 40.000,00 TL ceza bedelinden süreç içerisinde müvekkilinden tahsil edilen 20.000,00 TL bedelin istirdatına ve faizleriyle birlikte müvekkiline ödenmesine, cebr-i icra tehditi altında tahsil edilen bedel olursa bu bedellerin istirdatına ve faizleriyle birlikte müvekkiline ödenmesine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, haksız ve hukuka aykırı elektrik kesintisi ve mühürleme nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi zararlara karşılık şimdilik 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından; " Davacı vekilince davalı tarafından haksız olarak ceza tahakkuk ettirildiği iddia edilerek ihtiyati tedbir olarak elektrik kesintisinin durdurulması ve müvekkiline elektrik hizmetlerinin derhal verilmesi isteminde bulunulmuş, dava dilekçesi ekinde bir kısım fatura sözleşmeler sunulmuştur. Dosyaya ibraz edilen delillerin suret halinde ve okunaksız olması, Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın kesinleşmesi, bu dosyada yapılan işlemler, UYAP'tan alınan takip dosyası içeriği, dosyanın ön inceleme aşamasında bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde mevcut aşamada davacının iddiasında haklılığı hususunun yaklaşık olarak ispatlanamadığı" gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; haksız ve hukuka aykırı tahakkuklar sebebiyle davalı tarafından müvekkiline sağlanan elektrik hizmetinin kesildiğini, ihtiyati tedbirin kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki koruma olduğunu, dava konusu yerin işyeri olması, davaya konu fatura borcunun ise işyerine ait bulunması nedeniyle, isteme konu faturalar nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde müvekkilin telafisi güç zararının oluşabileceği hususunda "yaklaşık ispat"ın gerçekleştiği, tedbir kararı verilmesi için "tam ispat" koşulunun aranmayacağı, HMK 389. maddesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönünden gerekli şartların somut olayda mevcut olduğu, davanın İİK 72 md ne dayalı menfi tespit davası olmasının HMK 389 md gereğince tedbir kararı verilmesine engel teşkil etmediği ve tedbirin dava konusu fatura borcu ile sınırlandırıldığı ayrıca uyuşmazlığı esastan çözücü özellik arz etmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, yapılan kaçak tahakkuku nedeniyle menfi tespit ve elektriğin kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir taleplerine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise, elektriğin kesilmemesi talebiyle ilgili ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Somut olayda; işin niteliği gereği elektriğin davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin, davacının ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle davacının ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin davacı aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı davacının işletmesinde elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği, bunun yanı sıra alacağın miktarına göre davalı şirketin de ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira davacının mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek alacaklı şirket zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale de gelebilecektir. Bu durumda HMK. 389 ve devamı maddelerde düzenlenen ihtiyati tedbir karar verilmesi için gerekli şartların mevcut olduğu gözetildiğinde mahkemece ihtiyati tedbir talebinin dava konusu faturalarla sınırlı olarak kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf talebinin kabulü ile ara karar kaldırılıp, HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca, davacı taraftan % 15 teminat karşılığında, belirtilen adres ve fatura borcu ile sınırlı olarak aşağıda yazılı olduğu şekilde tedbir kararı verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf talebinin kabulü ile,istinafa konu ara karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, yeniden; Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; ... Mahallesi ... Caddesi No... Kapaklı TEKİRDAĞ adresindeki davacı işyerine ait ... sözleşme hesap nolu ... seri nolu Aboneliğine ilişkin olarak, 26/05/2023 son ödeme tarihli 151.999,39 TL bedelli ve 04/09/2023 tarihli 41.588,12 TL bedelli 2 adet fatura borcu (193.587,51 TL) ile sınırlı olmak üzere, işyeri elektrik enerjisinin kesilmesinin TEDBİREN ÖNLENMESİNE ,Davacı tarafından iş bu kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde %15 teminatın (29.038,13-TL) nakit olarak veya kesin-süresiz banka teminat mektubunun yatırılmasına/depo edilmesine, Teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına ve teminat yatırıldığında ara kararın infazının ilk derece mahkemesince yapılmasına, Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.