Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/532

Karar No

2024/3379

Karar Tarihi

10 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2024/532
KARAR NO:2024/3379
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/11/2023
NUMARASI:2021/432 E - 2023/1068 K
DAVANIN KONUSU:Alacak
KARAR TARİHİ:10/12/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin koltuk imalatı yapan bir ticari işletme olduğunu, faaliyet konusu içinde yer almakla koltuk döşeme işine de girmeye , bu işi de mevcut şirket bünyesinde yapmaya karar verdiğini, bu şekilde arayış içindeyken davalı ile tanıştığını, konuştuğunu ve anlaştığını, taraflar arasındaki sözlü mutabakata göre; müvekkilinin malzeme, nakit ve ekipman sağlayacağını, davalı ise becerisi, bedeni faaliyeti ve ekibi ile çalışacağını ve elde edilecek kârın yarı yarıya paylaşılacağını, bunun üzerine tarafların ... Başakşehir adresindeki işyerini 2020 yılı temmuz ayında kiralayarak faaliyete başladıklarını, müşterek ticari faaliyetleri 23 Aralık 2020 tarihinde kadar aralıksız sürdüğünü, 23 Aralık 2020 tarihine kadar müvekkilinin davalıya para, ekipman ve malzeme olarak 419.936,18 TL para, ekipman ve malzeme sağladığını, bunun karşılığında ortak faaliyet için 135.661,74 TL tutarında iş yapıldığını ya da aşağıda değinecekleri olay sonrasında ekipman iadesi olduğunu, buna göre cari hesap ilişkisinde 284.274,44 TL para ya da eşdeğerde malzeme ve ekipman halen zimmetinde göründüğünü, 23.12.2020 tarihinde yaklaşık altı aylık süre içerisinde 419.936,18-TL yatırım yapmış olmasına rağmen bu yatırımın geri dönmediğini gören müvekkili şirket sahibi ...'ın hesap görmek maksadıyla davalının yanına, kiralanmış olan müşterek işyerine gittiğini, gelme niyetini açıklamasıyla birlikte davalının “sen bana hırsız mı demek istiyorsun” ile başlayan galiz hakaret ve sövgülerine muhatap olduğunu, müvekkilinin bir süre beklemesine rağmen iyi niyetine karşılık göremeyince davalıya Bakırköy ... Noterliğinden keşide edildiğini. 05.03.2021 tarihli ve ... Yevmiye sayılı ihtarnameyi keşide ettiğini, bu ihtarnamede özetle olay açıklandıktan sonra müvekkilinin bakiye kalan 205.264,04 TL alacaklı olduğu, bu alacağın 10 günlük sürede ödemesi gerektiği, aksi halde dava açılacağı vb. hususları ihtar ettiğini, davalının bu ihtarnameye icabet etmek yerine Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 19.03.2021 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabı ihtarnamesinde aradaki ilişkiyi inkâr etme yolunu seçtiğini, davalıdan var olan alacaklarının hesabının muhasebeye muhtaç olduğunu ve bilirkişi incelemesi gerektirdiğini, net olarak bilinemediği için davanın şimdilik 50.000,00 TL değer üzerinden açtıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı tuttuklarını, yine taraflar arasındaki ilişki ticari ilişki olduğu için alacaklarına 23.12.2020 tarihinden başlayarak ticari faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; " Taraflar arasında, dosya kapsamındaki kayıtlar ve beyanlar dikkate alınarak, TBK. m. 620 hükmü uyarınca adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu adi ortaklık ilişkisi 2020 yılı Temmuz ve Aralık ayları arasında yürütülmüştür. Adi ortaklığını müşterek amacının; davacının malzeme, nakit ve ekipman sağlaması ve davalının ise becerisi, bedeni faaliyeti ve ekibi ile çalışarak koltuk döşeme işi yapıp, elde edilecek karın yarı yarıya paylaşılmasından ibaret olduğu anlaşılmıştır. Adi ortaklık, taraflar beyanlarından ve ceza soruşturması içeriğinden anlaşıldığı üzere TBK 639/b.1 maddesi uyarınca (Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesinin imkansız duruma gelmesi sebebiyle sona erme) sona ermiş olup, tasfiyesinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.TBK m. 643 hükmüne göre; ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderlerin ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazancın ortaklar arasında paylaşılacağı, nitekim davacı tarafından yapılan nakit ödeme ve ekipman bedellerinin toplamının 535.304,18 TL; yapılan bu ödemelerin karşılığında alınan fişler ve yapılan iadelerin toplamının 330.040,14 TL ve yapılan bu ödemeler karşılığında kalan bakiyenin ise 205.264,04 TL olduğu anlaşılmıştır.Bu kapsamda ilk olarak davacının davalıya verdiği sermayeden kalan 205.264,04-TL’lik bedeli iade alma hakkına sahip olduğu; iadenin ardından kalan bedelin ise taraflar arasında paylaşıma konu olması gerektiği, ancak dosyaya mübrez belgelerden davacıya iade edilecek sermayenin ardından bakiye herhangi bedel kalmadığından, davacının yalnızca davalıya verdiği sermayeden kalan 205.264,04-TL’lik bedele hak kazandığı " gerekçesiyle ;Davacının davasının KABULÜ İLE; 205.264,04-TL'nin (50.000,00-TL'sine 22/03/2021 tarihinden, bakiye kalan 152.264,04-TL'sine ıslah tarihi olan 12/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek) ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, davalı istinaf etmiştir.Davalı istinaf dilekçesinde özetle; Karşı taraf bir ticaret şirketi olup, Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğu, borç ve alacaklarını ispatlamak için ticari defterlerine dayanmak zorunda olduğu, bunun haricinde eğer bir alacağı varsa bunu hukuken kabul edilebilir, ticari defter, fatura, irsaliye, banka dekontu gibi belgelerle ispatlaması gerektiği, Mahkemenin davacı tarafça ibraz edilmiş herhangi bir, defter, fatura, irsaliye, üzerinde imzam bulunan bir dekont veya başka bir şey olmaksızın davalıya 205.264,04 TL borçlu olduğuna karar verdiğini, oysa ispatlamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemenin anlaşılamaz şekilde davalı ile adi ortaklık kurduğu şeklinde hüküm oluşturduğunu ,davacı tarafla aralarında yazılı veya sözlü herhangi bir adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığı,kendisinin duruşmada verdiği ifadesinde karşı tarafa bir borcu bulunmadığı açıkça ifade ettiğini, davacı tarafın sadece kendisine ait aracın sigorta poliçesini ödediğine ilişkin poliçe formu üzerinde imzasının bulunduğunu ,kaldı ki o borcun da davacıya ödendiğini, bunun dışında davacıya borcu olduğuna dair herhangi bir belge bulunmadığı, dosya içerisinde yer alan bir çok bilirkişi raporu lehineyken ve taraflar arasında bir alacak borç ilişkisi bulunmadığı açıkça ifade edilmişken ,mahkemenin bilirkişi raporları alma yoluna gittiğini ve lehine olar raporu dikkate almadığını,Yerel Mahkeme kararında davacının kendisine nakit ödeme ve ekipman olarak 535.304,18 TL ödeme yaptığı belirtilmişse de bu ekipmanların veya nakit ödemelerin ne olduğu ve değerlerinin neye göre belirlendiğinin karardan anlaşılamadığı, eğer iddia edildiği gibi bir adi ortaklık sözleşmesi vardı ise ve yine kendisinin iddia edildiği gibi iş gücünü ortaya koymuş ise bu emeğinin karşılığının bu ortaklığın tasfiyesinde dikkate alınması gerektiği, bu hususun bu kararda gösterilmediği ,bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , adi ortaklık iddiasına dayalı alacak talebine ilişkindir.Davacı tarafın iddiası ,davalı ile sözlü olarak anlaşarak ortaklık şeklinde koltuk döşeme işine girdiklerini, finansmanı davacı tarafından karşılanmak ve davalının da emeğini koymak suretiyle , üzere masraflar çıktıktan sonra kalan kar'ın yarı yarıya paylaşılması konusunda anlaştıklarını, ortaklığın faaliyete geçtiği, taraflar arasında ceza yargılamasına konu haksız fiil sebebiyle ortaklığın sona erdiği, davacının yaptığı masrafların kendisine verilmediği iddia edilmektedir. Davalı taraf ise ,davacı ile iddia edildiği gibi bir ortaklık bulunmadığını savunmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü, davacı tarafından dayanılan adi ortaklık sözleşmesinin hukuki tanımı, kurulma aşaması ve ispatında toplanmaktadır. Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (...), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir. Adi ortaklık sözleşmelerinin kuruluşu bakımından, ortakların esaslı noktalarda uyuşması gerekir (TBK md 2/1). Eş söyleyişle, ortakların şahsı, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba, katılım payının türü ve kapsamı, ortaklık açısından esaslı unsurlar olup, bunlarda uyuşulması ortaklık sözleşmesinin kurulması için yeterlidir. Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuşmamış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır.Türk Borçlar Kanunu'nun 620 nci maddesinde; "Adi Ortaklık Sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" denilerek sözleşme unsuru açıkça belirtilmiştir.Ortaklar, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir sözleşme etrafında birleşirler. Sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarını açıklamaları gerekir. Adi ortaklık, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulur. Ortak amaçtan bahsedebilmek için, sözleşme ile ulaşılmak istenen hedefin bütün ortaklar için müşterek olması gerekir.TBK'nın 620 nci maddesinde; “ortak bir amaca erişmek üzere” ifadesiyle açıkça belirtilen ortak amaç unsuru, sözleşmenin temel unsurudur. Ortakların, ortak bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmeleri de yeterli değildir. Bu nedenle, ortakların ayrıca bu amacı gerçekleştirmek üzere çalışmalara katılmayı ve bu amaçla işbirliği yaparak birlikte çaba göstermeyi de taahhüt etmeleri ve bu hususta üzerlerine düşeni yapmaları gerekir. Yani ortaklar, ortak amacın gerçekleşmesi için eşit durumda gayret ve özen gösterme yükümlülüğü altındadırlar. Sözleşmede ortaklar için sermaye payı koyma yükümlülüğünün öngörülmüş olması, birlikte çaba gösterme yükümlülüğüne de yer verildiği anlamına gelmez. Bu unsurun sözleşmenin içeriğinde yer alması gerekir (N.Barlas 38,O.H.Şener 117.sy).Diğer bir deyişle, taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede, sözleşmeyi yapacak kişiler, sermaye payı, ortak amaç ve işbirliği unsurları bulunmalıdır. Taraflarca dosyaya yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi ibraz edilmemiştir.Davacı tarafça ,yazılı bir sözleşme yapılmadığı beyan edilmiştir.Davalı taraf ise ,adi ortaklık ilişkisinin sözkonusu olmadığını beyan etmektedir.Yukarıda da açıklandığı üzere ; adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. İhtilaf halinde, bu ortaklığın var olduğunu ileri süren kişi, iddiasını, HMK'nın 200. md gereğince senetle ispat etmelidir. Somut olayda ,yazılı bir sözleşme ibraz edilmemiştir Somut olayda ; davacı, davalı ile esaslı noktalarda uyuşarak kurdukları adi ortaklığın bir süre faaliyet gösterdiğini ileri sürmüş, davalı ise adi ortaklığın varlığını inkar etmiştir. Bu halde, davacı davasını dayandırdığı adi ortaklığın varlığını ispatla yükümlüdür. Davacı tarafça dava dosyasına ispat yönünden HMK 199. maddesi uyarınca yazılı delil ibraz edememiştir.Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun varlığına delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HMK.202. maddesi uyarınca sözleşme "tanık" dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.İspat için başvurulan araçları ifade eden deliller HMK’da senet, yemin, tanık bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır.Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukuki sonuçlar bakımından "kesin" ve "takdiri" deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapıl- maktadır. Kesin deliller hâkimin bağlı olduğu ve takdir yetkisine sahip olmadığı senet, ikrar,yemin vs , takdiri deliller ise hakimin takdir yetkisinin olduğu bilirkişi ,tanık beyanı vs dir."Delil Başlangıcı" başlıklı 202. Maddesi; (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispa- tına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir" Somut olayda , davacı tarafın ticari defterleri ,çeşitli bankalardaki hesap eksterleri , kredi katları ekstreleri, sevk irsaliyeleri ,... alıcı ve satıcı hesap dökümleri delil olarak sunulmuştur. Mahkemece yargılamada bilirkişi kurullarından raporlar ve ek raporlar alınmıştır.Mahkemece yargılamada tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan mali müşavir bilirkişi raporunda özetle; "delil olarak sunulan belgeler üzerinde sadece davalı tarafa ait aracın kredi kartı ile poliçe ödeme formu üzerinde davalı tarafın ad-soyad ve imzasının olduğu,bunun dışındaki belgelerde davalı tarafın ad-soyadının bulunmadığı, davacı tarafın unvan, banka ve belgelerinin bulunduğunun görüldüğü," beyan edilmiştir. İtiraz sebebiyle yeniden oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan kök raporda; Davacının sunmuş olduğu ... Alıcı adlı hesap dökümünde 25.06.2020 tarihinde davacının nakit ödemelerinin başladığı, 06.11.2020 tarihine kadar ödemelerin devam ettiği, yapılan nakit ödemelerin toplamı 115.368,00 TL olup bu ödemeler karşılığında yapılan işlerin ödemesini aldığı bu ödemelerin toplamının 194.378,40 TL olduğu, kalan bakiyenin 79.010,40 TL alacak bakiyesi olduğu tespit edilmiştir.Davacının sunmuş olduğu ... Satıcı adlı hesap dökümünde davacının 03.07.2020 tarihinde malzeme ve ekipman alımlarının başladığı, 29.12.2020 tarihinde son bulduğu, yapılan alımların karşılığı toplam 419.936,18 TL olduğu, alınan malzemelerin iadelerinin toplamı 135.661,74 TL olup kalan bakiyenin 284.274,44 TL olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; yapılan nakit ödeme ve ekipman bedellerinin toplamı 535.304,18 TL olup yapılan bu ödemelerin karşılığında alınan fişler ve yapılan iadelerin toplamı 330.040,14 TL olduğu yapılan bu ödemeler karşılığında kalan bakiyenin 205.264,04 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacının kalan ödemelerini talep edebilmesi için yapılan ödemelerin ve alınan malzemelerin davalı taraf ile ilgisi olup olmadığının ispata muhtaç olduğu,davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında incelemeye sunmadığından davacı taraf ile aralarında herhangi bir cari hesap ilişkisi, borç veya alacak durumunun bulunup bulunmadığı tespit edilememiştir." şeklinde görüş bildirilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinden alınan Ek Raporda ; Her ne kadar yazılı bir sözleşme ilişkisi bulunmasa da incelemeler neticesinde taraflar arasında TBK m. 620 hükmü uyarınca bir adî ortaklık ilişkisinin mevcut olduğunun ifade edilebilmesinin mümkün olduğu, buna karşın Mahkemece, sayılan unsurlardan herhangi birinin sağlanmadığı kanaatinde olunması halinde taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığının belirtilebileceği, Mahkemece taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu kanaatinde olunması ihtimalinde dosyaya mübrez belgelerden tarafların adi ortaklık ilişkisi kapsamında ceza hukukuna konu olacak tartışmalar yaşadıkları ve ilişkinin böylelikle sona erdirdiklerinin anlaşıldığı, bu kapsamda taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin TBK m. 639/b.1 uyarınca “ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesi sebebiyle sona erdiğinin” düşünüldüğü, hâl böyle olunca taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin TBK m. 642 ve TBK m. 643 uyarınca tasfiye edilmesinin gerektiği, TBK m. 642 uyarınca katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortağın, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamayacağı ancak koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebileceği, ancak somut ihtilafta herhangi bir ortağın taşınmazı sermaye olarak koymasının söz konusu olmadığı, bu nedenle TBK m. 642 hükmünün somut ihtilafta uygulanma durumunun da söz konusu olmadığı, TBK m. 643 hükmüne göre ise ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderlerin ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazancın, ortaklar arasında paylaşılacağı, nitekim davacı tarafından yapılan nakit ödeme ve ekipman bedellerinin toplamının 535.304,18 TL, yapılan bu ödemelerin karşılığında alınan fişler ve yapılan iadelerin toplamının 330.040,14 TL ve yapılan bu ödemeler karşılığında kalan bakiyenin ise 205.264,04 TL olduğunun kök raporda tespit edildiği, bu kapsamda ilk olarak davacının davalıya verdiği sermayeden kalan 205.264,04-TL’lik bedeli iade alma hakkına sahip olduğu, İadenin ardından kalan bedelin ise taraflar arasında paylaşıma konu olması gerektiği, ancak dosyaya mübrez belgelerden davacıya iade edilecek sermayenin ardından bakiye herhangi bedel kalmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının yalnızca davalıya verdiği sermayeden kalan 205.264,04-TL’lik bedeli iade alma hakkına sahip olduğunun düşünüldüğü " görüşü bildirilmiştir.Somut olayda ,davacının dayandığı belgeler yazılı delil niteliğinde olmadığı gibi, yukarıda tanımı yapılan yazılı delil başlangıcı niteliğinde de olmadığı anlaşılmaktadır.Bu sebeple,davada HMK uyarınca tanık dinlenmesi mümkün değildir.Bu sebeple mahkemece (karşı tarafın açık muvafakatı da olmadığından) usule aykırı olarak dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı açıktır.Buna göre ;anılan belgelerin HMK 202. maddede düzenlenen yazılı delil başlangıcı olmadığı ,"Senetle İspat Zorunluluğunun İstisnaları" başlıklı 203. maddesinde tanık dinlenmesine cevaz verilen bir hususun bulunmadığı değerlendirilmiştir.Yargılamada alınan bilirkişi kurulunun kök ve ek raporu ile ikinci bilirkişi kurulunun kök raporunda benzer şekilde görüş bildirilmiş ise de ,ek raporda kök rapora tamamen aykırı görüş bildirilmiş ve mahkemece sözkonusu ek rapor hükme esas alınmıştır. Bilirkişi kurulunca ,davacının nakit ödeme yaptığı ve ekipman bedelleri ödediği tesbiti yapılmış ise de ,nakit ödemelerin miktarı,tarihi ve davalı ile irtibatının tesbiti yönünden herhangi açıklayıcı bir bilgi raporda yer almamaktadır.İncelenen banka hesaplarenda ve ticari defterlerde davalıya yapılan bir ödeme tesbit edilmediği beyan edilmiştir Davalı davaya cevap vermeyerek ,davayı inkar etmiştir.Delil listesi de sunulmamıştır.Böylece tüm dosya kapsamına göre ; davacı tarafça adi ortaklığın varlığı yazılı delille ispat edilememiş olup, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline de dayanmadığı görülmekle ,bu durumda yasal deliller ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olmakla,davalı istinafının kabulü ile ,karar kaldırılıp,HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında " davanın reddine " karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1-Davanın REDDİNE, 2- Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 853,88-TL peşin harç ile yargılama devam ederken yatırılan 2.680,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.533,88-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.106,28 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,-Davalıdan önceki karar sebebiyle bakiye karar harcı tahsil edilmiş ise ,iade talebi olduğu takdirde ilk derece mahkemesince bu hususta karar verilmesine ,3-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu masrafın üzerinde bırakılmasına, 4- Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımların kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf incelemesiyle ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davalının istinaf aşamasında yapmış olduğu 287,60 TL istinaf masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/12/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim