Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/531
2024/3382
10 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2024/531
KARAR NO:2024/3382
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/10/2023
NUMARASI:2023/1 E - 2023/780 K
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:10/12/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;tarafların sözlü olarak anlaşarak nohut ticareti işine girdiklerini, anlaşmaya göre finansmanı davalı tarafından, diğer tüm alış, satış, depolama ve her tür lojistik hizmet müvekkilim tarafından karşılanmak üzere masraflar çıktıktan sonra kalan karın yarı yarıya paylaşılması konusunda anlaştıklarını, bu bağlamda müvekkilinin girişimleri sonucu kilogramı 10.00 TL+9.1 KDV üzerinden 100.000 Kg nohutu 29.09.2021 tarihli fatura ile davalı adına satın aldığını, yine müvekkillerinin anılan nohutların 23.11.2021 tarihli fatura ile kilogramı 11,00 TL'sı üzerinden 50.000 kilogramını 555.000 TL'sı bedel ile....ye, 08.02.2022 tarihli fatura ile kilogramı 13,50 TL'sı üzerinden 25.000 kilogramın 337.500 TL'sı bedel ile ... Şti.'ne ile sattığını, son 25.000 kg için ise kilogramı 13,50 TL'sı üzerinden satış için anlaşmış olmasına rağmen bu aşamada davalının müvekkillerini devreden çıkararak satışı kendisinin gerçekleştirdiğini, sonuç olarak müvekkilinin KDV hariç 1.000.000 TL alım yaptığı nohutların satışını gerçekleştirilmesini sağlayacak işlemleri yaparak KDV hariç 1.225.000 TL'sı satış yapmak suretiyle toplamda KDV hariç 225.000 TL kar elde ettirdiğini, bu işlem nedeniyle yapılan giderler 23.709 T'.sı olup net kar'ın 201.291 TL olduğunu, buna göre taraflar bu ticaretten 201.291 TL net kar elde etmiş olmakla taraflar arasındaki sözlü anlaşma gereği aslen karın %50'si olan 100.645,50 TL'sını kar payı olarak hakettiğini, müvekkilleri bu alacağına istinaden davalıya 01.04.2022 tarih ve 64.782 TL'sı bedelli fatura kestiğini, ancak anılan faturanın davalı tarafından ödenmemesi üzerine 05.05.2022 tarihli noter ihtarnamesi ile ödenmesini istemiş olmakla birlikte, davalı hizmet verilmediği gerekçesi ile daha önce kabul edip yasal süresinde itiraz etmediği fatura için hizmetin verilmediği gerekçesi ile iade faturası kestiğini, oysaki delillerinden anlaşılacağı üzere müvekkillerinin tüm hizmeti yerine getirdiğini, bunun üzerine ... Sayılı dosyası ile icra takibine girişilmiş ise de davalının bu takibe itiraz ettiğini, dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulmuş ise de taraflar arasında anlaşma olmadığını beyanla davalının itirazın iptaline, ve takibin devamına, davalının itirazının haksız olması nedeniyle ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ; Davalı ile davacı taraf arasında yazılı bir ticari sözleşme bulunmadığını, dolayısıyla kesilen faturaya, çekilen ihtara ve davaya mesnet olarak gösterilebilecek bir sözleşme söz konusu olmadığını, davacı ile dava dışı ... arasında sözsel bir anlaşma yapılmış olup bu anlaşmada davacının iddia ettiği koşullarda yapılmadığını, müvekkilleri ... AŞ. ile ... arasında herhangi bir sözleşme yapılmadığını, ... ile ... arasındaki sözleşmenin ise yazılı şekilde yapılmadığını, davacı vekilinin dilekçesinde de sabit olduğunu,... ve davacı arasında satıştan elde edilen kârın 9:50-9.50 paylaşılacağına dair hiçbir anlaşma olmadığını, davacı taraf kötü niyetli olduğunu, ...'nin davacıya gönderdiği mailden açıkça anlaşıldığı üzere ... müvekkilleri şirketin ilgili satış işlemi sonucu elde edilen net kârın %20'sini davacıya vermiş olduğu irdemelerle müvekkili danışmanlık hizmeti karşılığı olarak şahsen ödediğini, ilgili şirketin herhangi bir alakası bulunmadığını, müvekkili satış işlemini davacı tarafı devreden çıkararak gerçekleştirildiğine yönelik iddiaları tamamen mesnetsiz olduğunu,... tarafından önceki işlemlerde davacıya ödenen tutarlarda şahsen karşılandığını, bu husus banka kayıtları ve ödeme dekontlarıyla sabit olduğunu, müvekkilleri şirketin elinde kalan son 25.000 kg nohutun satışı için davacı tarafından dava dışı ...'ye önerilen alıcılar ve fiyat uygun bulunmamış ve müvekkilleri şirket stoğundaki ürünleri piyasaya kendi ticari ilişkileri çerçevesinde sattığını, müvekkilleri şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşme olmamasına rağmen davacının kestiği fatura kabul edilmeyerek karşılığı iade fatura düzenlendiğini, davacı ..., müvekkilleri şirket ile arasında ticari bir ilişki olmamasına rağmen ve müvekkilleri şirket tarafından yapılan son nohut satış işleminde hiçbir katkısı da bulunmamasına rağmen 01.04.2022 tarihli bir fatura kestiğini, ilgili faturaya sehven 8 gün içinde itiraz edilememiş olduğundan karşılığı iade fatura düzenlenerek davacıya gönderilmiş, esasen dava dışı ... tarafından da 12.03.2022 tarihli mailinde davacı ile arasındaki ticari tüm yazışmaları ve işleri sonlandırdığını açıkça ifade edildiğini, davacının kötü niyetli olduğu açık olduğunu beyanla , davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;Somut olayda, icra takibine dayanak 01.04.2022 tarihli 64.782,00 TL bedelli faturanın davalı yanın yevmiye defterinin ...no.lu yevmiye maddesinde kayıtlı olduğu tespit edildiği, davalı tarafından iş bu faturaya karşılık davacı adına 28.04.2022 tarihli 64.782,00 TL tutarlı iade faturası düzenlendiği ve bu faturanın davalı defterlerinde ... no.lu no.lu yevmiye maddesinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının dava konusu faturaya kanuni süre içerisinde itiraz etmediği gibi iade faturasının da süresi geçtikten sonra düzenlendiği ve davacı tarafından kaydedilmediği, faturaya konu hizmetin alınmadığına yönelik iddialarına artık itibar edilemeyeceği, çünkü faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan bu fatura nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektiği, dosya kapsamı itibariyle bu anlamda davalının ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğinin söylenemeyeceği, bu durumda davacının, dava ve takip konusu bu faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerektiği gerekçesiyle ;Davanın kabulü ile ... sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına, Alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde; "Yerel mahkeme tarafından davacı tarafından kesilen faturaya itiraz edilmediğinden bahisle dosyadaki tüm itirazlarımızı reddetmiş ve müvekkil aleyhine hüküm tesis etmiştir. Ancak faturaya itiraz edilmemesi fatura içeriğinin kesin olarak ispat edilmiş olduğu ve hizmetin verilmiş olduğu anlamına gelmemektedir.Dosyanın esasına girilerek fatura içeriği hizmetin verilip verilmediği, alacağın oluşup oluşmadığı ve oluştuysa alacak tutarının ne olacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmekteyken sürenin geçtiğinden bahisle davacının davasının kabulüne karar verilmesi haksızdır. Nitekim dosyadan alınan bilirkişi raporunda takibe konu fatura alacağı yönünden taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve fatura içeriğinin ispata muhtaç olduğu tespit edilmesine rağmen mahkemece bilirkişi raporunun tam aksi yönde karar verilmiş ve gerekçesinde neden bilirkişi raporunun aksine kanaat getirildiği gerekçelendirilmemiştir.Her ne kadar mahkeme kararında müvekkil şirketin süresi içinde faturalara itiraz etmediği beyan edilerek hüküm tesis edilmişse de sehven itiraz süresini kaçıran müvekkil şirketin iade fatura düzenlemiş olduğu ve faturaya konu borcu kabul etmediği aşikardır. Bu halde müvekkil şirkete ilgili hizmetin verilip verilmediği hususunun araştırılması ve buna göre hüküm tesisi gerekir. Bilirkişi de bu hususta inceleme yapmış ve rapor tanzim etmiştir. Bilirkişi raporunda müvekkil şirkete hizmet verilmemiş olduğu ve ilgili faturalar kapsamında talepte bulunulamayacağı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen tam aksi yönde hüküm kurulması isabetsizdir.Taraflar arasında yazılı şekilde akdedilmiş bir sözleşme bulunmamaktadır.... A.Ş. İle davacı taraf arasında yazılı bir ticari sözleşme bulunmamaktadır.Dolayısıyla kesilen faturaya, çekilen ihtara ve davaya mesnet olarak gösterilebilecek bir sözleşme söz konusu değildir.Davacı ile dava dışı ... arasında sözsel bir anlaşma yapılmış olup bu anlaşmada davacının iddia ettiği koşullarda yapılmamıştır.Müvekkil ... AŞ. İle ... arasında herhangi bir sözleşme yapılmadığı, ... ile ... arasındaki sözleşmenin ise yazılı şekilde yapılmadığı, davacı vekilinin dilekçesinde de sabittir. Yine davacı vekilinin dilekçesinde masraflar çıktıktan sonra kalan kârın %50 - %50 olmak üzere paylaştırılması konusunda anlaşıldığı öne sürülmüştür. Böyle bir anlaşmaya ilişkin yazılı bir sözleşme, belge, mail vs. Olmadığı gibi gerçekleşen konuşmalarda da böyle bir husus yer almamaktadır. Böyle bir paylaşım oranının ne ... ne de müvekkil ... A.Ş. tarafından onaylanmış olduğuna ilişkin davacı tarafın herhangi bir somut delili bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacı tarafın iddiaları mesnetsizdir... ve davacı arasında satıştan elde edilen kârın %50-%50 paylaşılacağına dair hiçbir anlaşma yoktur.Davacı taraf kötü niyetlidir.Davacı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir ilişki/ sözleşme olmadığından davacının devreden çıkarıldığına ilişkin iddia mesnetsizdir.Dilekçemizde ifade ettiğimiz üzere davacı ile dava dışı ... arasında yazılı olmayan bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşma kapsamında davacının verdiği danışmanlık ve satış desteğine karşılık ... davacıya müvekkil şirketin elde ettiği net karın %20'si oranında ödeme yapmayı kabul etmiştir. Ancak bu sözsel anlaşma ifade ettiğimiz gibi şirket adına yapılmamıştır. ... tarafından önceki işlemlerde davacıya ödenen tutarlar da şahsen karşılanmıştır. Bu husus banka kayıtları ve ödeme dekontlarıyla sabittir. Müvekkil şirketin elinde kalan son 25.000 kg nohutun satışı için davacı tarafından dava dışı ...'ye önerilen alıcılar ve fiyat uygun bulunmamış ve müvekkil şirket stoğundaki ürünleri piyasaya kendi ticari ilişkileri çerçevesinde satmıştır. Müvekkil şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşme olmamasına rağmen davacının kestiği fatura kabul edilmeyerek karşılığı iade fatura düzenlenmiştir.İlgili faturaya sehven 8 gün içinde itiraz edilememiş olduğundan karşılığı iade fatura düzenlenerek davacıya gönderilmiştir. Esasen dava dışı ... tarafından da 12.03.2022 tarihli mailinde davacı ile arasındaki ticari tüm yazışmaları ve işleri sonlandırdığını açıkça ifade edilmiştir. Davacının kötü niyetli olduğu açıktır." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir....nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , adi ortaklık iddiasına dayalı alacak (kar payı) talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan... sayılı takip dosyasında ; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 67.353,00 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.Davacı tarafın iddiası ,davalı ile sözlü olarak anlaşarak ortaklık şeklinde nohut ticareti işine girdiklerini, finansmanı davalı tarafından, diğer tüm alış, satış, depolama ve her tür lojistik hizmet müvekkilim tarafından karşılanmak üzere masraflar çıktıktan sonra kalan kar'ın yarı yarıya paylaşılması konusunda anlaştıklarını, ortaklığın faaliyete geçtiği,bir kısım alım ve satımlar yapıldığı,daalının bir süre sonra davacıyı devre dışı bırakarak kendisinin satış yaptığı ve elde ettiği karın anlaşma uyarınca davacıya vermediği iddia edilmektedir.Davalı taraf ise ,davacı ile iddia edildiği gibi bir ortaklık bulunmadığını savunmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü, davacı tarafından dayanılan adi ortaklık sözleşmesinin hukuki tanımı, kurulma aşaması ve ispatında toplanmaktadır. Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir. Adi ortaklık sözleşmelerinin kuruluşu bakımından, ortakların esaslı noktalarda uyuşması gerekir (TBK md 2/1). Eş söyleyişle, ortakların şahsı, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba, katılım payının türü ve kapsamı, ortaklık açısından esaslı unsurlar olup, bunlarda uyuşulması ortaklık sözleşmesinin kurulması için yeterlidir. Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuşmamış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır.Türk Borçlar Kanunu'nun 620 nci maddesinde; "Adi Ortaklık Sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" denilerek sözleşme unsuru açıkça belirtilmiştir.Ortaklar, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir sözleşme etrafında birleşirler. Sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarını açıklamaları gerekir. Adi ortaklık, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulur.Ortak amaçtan bahsedebilmek için, sözleşme ile ulaşılmak istenen hedefin bütün ortaklar için müşterek olması gerekir.TBK'nın 620 nci maddesinde; “ortak bir amaca erişmek üzere” ifadesiyle açıkça belirtilen ortak amaç unsuru, sözleşmenin temel unsurudur. Ortakların, ortak bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmeleri de yeterli değildir. Bu nedenle, ortakların ayrıca bu amacı gerçekleştirmek üzere çalışmalara katılmayı ve bu amaçla işbirliği yaparak birlikte çaba göstermeyi de taahhüt etmeleri ve bu hususta üzerlerine düşeni yapmaları gerekir.Yani ortaklar, ortak amacın gerçekleşmesi için eşit durumda gayret ve özen gösterme yükümlülüğü altındadırlar. Sözleşmede ortaklar için sermaye payı koyma yükümlülüğünün öngörülmüş olması, birlikte çaba gösterme yükümlülüğüne de yer verildiği anlamına gelmez. Bu unsurun sözleşmenin içeriğinde yer alması gerekir (N.Barlas 38,O.H.Şener 117.sy).Diğer bir deyişle, taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede, sözleşmeyi yapacak kişiler, sermaye payı, ortak amaç ve işbirliği unsurları bulunmalıdır.Taraflarca dosyaya yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi ibraz edilmemiştir.Davacı tarafça ,yazılı bir sözleşme yapılmadığı beyan edilmiştir.Davalı taraf ise ,adi ortaklık ilişkisinin sözkonusu olmadığını beyan etmektedir.Yukarıda da açıklandığı üzere ; adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. İhtilaf halinde, bu ortaklığın var olduğunu ileri süren kişi, iddiasını, HMK'nın 200. md gereğince senetle ispat etmelidir.Somut olayda ,yazılı bir sözleşme ibraz edilmemiştir.Somut olayda ; davacı, davalı ile esaslı noktalarda uyuşarak kurdukları adi ortaklığın bir süre faaliyet gösterdiğini ileri sürmüş, davalı ise adi ortaklığın varlığını inkar etmiştir. Bu halde, davacı davasını dayandırdığı adi ortaklığın varlığını ispatla yükümlüdür. Davacı tarafça dava dosyasına ispat yönünden HMK 199. maddesi uyarınca yazılı delil ibraz edememiştir. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun varlığına delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa ...202. maddesi uyarınca sözleşme "tanık" dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.İspat için başvurulan araçları ifade eden deliller HMK’da senet, yemin, tanık bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır.Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler.Delillerin değerlendirilmesinde ise hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukuki sonuçlar bakımından "kesin" ve "takdiri" deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapıl- maktadır. Kesin deliller hâkimin bağlı olduğu ve takdir yetkisine sahip olmadığı senet, ikrar,yemin vs , takdiri deliller ise hakimin takdir yetkisinin olduğu bilirkişi ,tanık beyanı vs dir."Delil Başlangıcı" başlıklı 202. Maddesi; (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispa- tına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir"Somut olayda ,dava dışı kişi tarafından davacıya banka kanalı ile gönderilen paralara ait dekontlar,davacının kesteği fatura,davalının iade faturası ,taraf defterleri delil olarak bildirilmiştir.Mahkemece yargılamada tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan mali müşavir bilirkişi raporunda özetle; Davacının 2022 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davacı yan tarafından davalı yana tanzim edilen ve dava konusu alacağın temelini oluşturan 01.04.2022 tarihli 64.782,00 TL bedelli faturanın davacı yanın işletme defteri gelir bölümünün 2. Sırasında kayıtlı olduğunu, diğer yandan davalı tarafından davacı adına düzenlenen 28.04.2022 tarihli 64.782,00 TL tutarlı iade faturası davacı kayıtlarında yer almadığını, davalının 2022 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davacı yan tarafından davalı yana tanzim edilen ve dava konusu alacağın temelini oluşturan 01.04.2022 tarihli 64.782,00 TL bedelli faturanın davalı yanın yevmiye defterinin ... no.lu yevmiye maddesinde kayıtlı olduğu tespit edildiğini, davalı tarafından iş bu faturaya karşılık davacı adına 28.04.2022 tarihli 64.782,00 TL tutarlı iade faturası düzenlemiş ve bu faturayı ... no.lu no.lu yevmiye maddesinde kayıtlı olduğu tespit edildiğini, davalı yan kendi ticari defterlerinde davacı yana takip tarihi 06.09.2022 itibariyle borç ve alacağının bulunmadığı tespit edildiğini, davacının takibe konu ettiği fatura içeriğinde yer alan hakediş alacağı ile ilgili taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının fatura içeriği alacağının ispata muhtaç olduğunu görüş olarak bildirmiştir.Somut olayda ,davacının dayandığı belgeler yazılı delil niteliğinde olmadığı gibi, yukaıda tanımı yapılan yazılı delil başlangıcı niteliğinde de olmadığı anlaşılmaktadır.Bu sebeple,davada HMK uyarınca tanık dinlenmesi mümkün değildir. Buna göre ;anılan belgelerin HMK 202. Maddede düzenlenen yazılı delil başlangıcı olmadığı ,"Senetle İspat Zorunluluğunun İstisnaları" başlıklı 203. maddesinde tanık dinlenmesine cevaz verilen bir hususun bulunmadığı değerlendirilmiştir.Ancak, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayanmış olup,mahkemece davacıya yemin teklif hakkının hatırlatılmaması usul ve hukuka aykırı olmuştur. Bu sebeple,ispat yükü üzerinde olan davacı tarafa davalıya yekimn teklif hakkı olduğu hatırlatılarak,yemin teklif edildiği takdirde bu hususta gerekli usuli işlemler yerine getirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden ,davalı istinafının kabulü ile kararın bu sebeple kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.