Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/482
2024/3274
3 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/482
KARAR NO: 2024/3274
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2023
NUMARASI: 2022/527 E - 2023/591 K
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 03/12/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Tarafların İller Bankası Yatırım Koordinasyon Daire Başkanlığı tarafından ... Proje sayısı ile ... İnş. San ve Tic.A.Ş'ye ihalesi yapılmış olan 14.226.500,00.-TL bedelli "Yüksekova (Hakkari) Rezerv Alan Kanalizasyon İnş. Yapım İşi" nin taşeronluğunu üstlenmek üzere aralarında bir adi ortaklık kurduğunu, Taraflar arasındaki bu anlaşma uyarınca yüklenici ... AŞ ile ... Ltd. Şti arasında 13/03/2017 tarihinde Alt Yüklenici Sözleşmesinin imzalandığı, üstlenilen yapımın işin bitme aşamasına gelmiş olmasına ve şu ana kadar yapılmış olan hak edişlerden elde edilmiş olan kârın müvekkilinin hissesine isabet eden bakiye kısmının ödenmesinin davalı tarafından sürekli-bahanelerle geciktirilip/geçiştirilmesi üzerine ihtarname ile keşide edildiğini, davalı tarafın inkar yoluna gittiğini belirterek, davacının bu nedenle telafisi güç zararların doğmasının kuvvetle muhtemel bulunması nedeniyle, davalının İller Bankası nezdindeki bakiye hak edişleri ile teminat olarak verilmiş bulunan Teminat senedi ile banka mevduatları ve tespit edilecek gayrimenkulleri üzerine İhtiyati Tedbir kararı verilmesini, Taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin feshine ve tasfiyesine, Adi ortaklık faaliyeti kapsamında elde edilmiş ve elde edilecek kar payından müvekkil hissesine isabet eden payın tam olarak hesaplanıp bu paya karşılık olarak (Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere) şimdilik 100.000,00 (Yüz bin) TL'nin belirsiz alacak davası hükümlerine göre tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ; Davacı şirket ile yapılmış bir ortaklık sözleşmesinin bulunmadığını, Davacı Şirket yetkilisi ...'in, işlerin devamı esnasında, sürekli Müvekkiline ait işyerlerine gelip giderek Müvekkili ve işi ile ilgili bilgiler edindiğini, haksız çıkar sağlamaya çalıştığını, defalarca para istediğini ve “ihtiyati tedbir kararı” alarak Müvekkilini zarara uğratacağı yönünde tehditler savurduğunu, yüksek miktarlarda paralar talep ettiğini, davacı şirketin, davalıdan daha önce ... adına borç aldığını ve geri de ödemediğini, ...'e gönderilen paraların; Davacı şirkete yapılmış gibi gösterilmeye çalışıldığını, davacı şirketin, davalı şirkete fatura ve çek kaynaklı borcu bulunduğunu, davacı tarafın işbu davayı ikame etmesi sonucu Müvekkili şirket tarafından gerek Davacı şirketten şimdiye kadar olan yasal alacaklarının ve gerekse Davacı Şirket yetkilisi ...'e borç olarak gönderilen paraların tahsili için icra takipleri başlatıldığını, müvekkilinin tüm işi kendi ekipmanları ve sigortalı işçileri ile sağladığını ve Yüklenici firma ile yapılan sözleşmede yapılması kararlaştırılan tüm işi tek başına ifa ettiğini, Davacı tarafın işçi ve malzeme sağladığı iddiasının yazılı olarak ispatı gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; Tüm dosya kapsamı, adi ortaklığa ilişkin sunulmuş yazılı bir delilin bulunmaması, davacı tarafın incelenen ticari defterleri, usul ve yasaya uygun alınan bilirkişi raporu, tanık anlatımları ve tarafların delil olarak dayandıkları ilgili dava dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı ve davalı arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu hususu ispatlanamamıştır. Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile; adi ortaklık ilişkisinin varlığı, davacı ve davalı arasında hangi işlerin yapılacağı hususunda anlaşıldığı, bunların yapılıp yapılmadığı, taraflara düşen hak ve yükümlülükler, davacının davalıdan alacaklı olduğu hususları ispatlanamamıştır. Adi ortaklık ilişkisinin varlığı ispatlanamadığından, davacı vekilinin tasfiye memuru atanması talebi yerinde görülmemiştir. ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasının 3 nolu bendiyle şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan (...) fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik tüm yargılama safhalarının bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacağını hüküm altına aldığını ,sözkonsu hükme ve taleplerine rağmen yargılamanın tek hakimli olarak yapılıp sonuçlandırılmış olmasının hukuk ve usule açıkça aykırı olduğu, Yargılamada bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler tarafından hazırlanan Kök Raporda taraflar arasında TBK’nın 620. maddesi (BK’nın 520. maddesi ) uyarınca adi ortaklık ilişkisinin “iç ortaklık” şeklinde kurulduğu, ortaklığa ilişkin tüm resmi kayıt ve belgelerin davalı şirket adına düzenlendiği, davacının dış ilişkide gizli ortak olarak yer aldığı tespit edilmiş olmasına rağmen Yerel mahkemece bunun aksine bir kabulle sonuca gidilmiş olmasının yerinde olmadığı,Mahkemenin hatalı bir şekilde belirttiğinin aksine adi ortaklığın yazılı şekil şartına tabi olmadığı, yazılı sözleşmenin ispat kolaylığını sağlamaya yönelik bir uygulama olduğu ve yazılı sözleşmenin olmaması durumunda adi ortaklık ilişkisinin her türlü yasal delille ispatlanmasının mümkün olduğu, Yargılamada çok sayıda tanık dinlendiği, tanıkların büyük bir kısmının taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin varlığı konusunda beyanda bulunmuş olduklarını, aralarında ihale makamı olan İller Bankası görevlileri, İhale yüklenicisi ... A.Ş. Sorumlularının yanında bizzat davalı çalışanlarının da bulunduğu çok sayıda tanığın beyanları ile taraflar arasında bir ortaklık ilişkisinin bulunduğunun açıkça vurgulandığı, tanık anlatımları karşısında Yerel Mahkemenin bu anlatımların varlığını görmezden gelir bir tutumla sonuca gitmiş olmasının yerinde olmadığı, Davalı tarafın yargılamada ticari defter ve belgelerini sunmaktan kaçındığını, mahkemece verilen kesin süre ve ihtar edilen sonuçlarına aykırı olarak yargılamaya devam ettiğini, verilmiş olmasına rağmen, davalı taraf muhtemelen müvekkil davacı ile aralarındaki ortaklık ilişkisine ilişkin yazılı belgelerin de bulunduğu defterlerini sunmaktan kaçınmaya devam ettiği, davalının kötüniyetli davranışı ile yargılama sürecinin tıkanmasını, müvekkili davacı ile aralarındaki ortaklık ilişkisine yönelik yazılı belgelerin de bulunduğu defterlerin bilirkişi incelemesine konu edilmesini engellemeyi amaçlayarak mahkemeden bilgi ve belge saklamış, adi ortaklık ilişkisinin bir sonucu olarak gerçekleşmiş olan iş ve işlemler hakkında bilgi sahibi olunmasını ve muhtemel aleyhte bir sonucun gerçekleşmesini önlemeye çalışmıştır. Davalının haksız ve kötüniyetli bu tutumundan kendi lehine bir sonuç elde etmesine hukuk düzeni tarafından izin verilmesi düşünülemeyeceği, Delillerimiz arasında yer alan ve dava dosyamızı sunulmuş olan, davalı şirkete ait ... İNŞAAT ...@hotmail.com isimli e-posta adresinden müvekkil davacı şirket ortağı ve müdürü ...'in, ... ...@hotmail.com e-mail adresine gönderilmiş olan 25/04/2017 tarihli Konu: Hakkari SGK İçin formların doldurulması lazım başlıklı e posta ekinde yer alan 7 adet ekin arasında bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu e-Sigorta Sözleşmesi başlıklı boş ve altı davalı şirket kaşesi basılarak imzalanmış bir belgenin gönderildiği ve ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu İnternet Kullanıcı Kodu Ve Kullanıcı Şifresi Teslim Tutanağı başlıklı belge içeriğinde de İşveren veya Yetkili Kıldığı Kişinin Adı Soyadı kısmında ... ismine yer verildiği ve Görevi kısmında da Şantiye Sorumlusu olarak gösterildiği bir başka belgenin de bulunduğunun görüldüğü, Yine delilleri arasında yer alan ve dava dosyasına sunulmuş olan müvekkili davacı şirket ortağı ve müdürü ... tarafından, davalı şirket ortağı ve müdürü olan ...'e gönderilmiş olan 30/01/2017 tarihli e-posta ile "Bu yeni fiyatlandırmadır.selamlar" notuyla Birim Fiyat Teklif Cetveli yüksekova başlıklı bir dosyanın iletilmiş olduğunun görüldüğü, Yine delilleri arasında yer alan ve dava dosyasına sunulmuş olan 18/04/2017 tarihli Araç Satış Sözleşmesi başlıklı, davacı ve davalı şirket arasında imzalanmış olan belge ile ... plaka sayılı otomobilin sahibi olan ... İnşaat tarafından alıcı ... İnşaat - ...'e 25 bin TL karşılığı satışının yapıldığı, satış bedelinin yapılmakta olan Hakkari Kanal İşi Hakedişlerinden alınarak ... İnşaat ortağı ve müdürü ...'e verileceğinin ve bu tutarın ...'in aldığı avansa kaydedileceğinin karalaştırıldığının görüldüğü, Yapılan yargılamada gerek İller bankasından ve gerekse asıl yüklenici ... A.Ş.'den celp edilen belgeler ile alt yüklenici olarak görünen davalı şirkete yapılan ödemeler ve bu şirket tarafından yapılmış olan harcamalara ilişkin belgeler dava dosyası içerisine getirtilmiş olduğu, Davalı tarafın mahkemece verilmiş olan kesin süreye rağmen defter ve belgelerini ibraz etmekten kaçınmış olması sonucu anılan iş nedeniyle tam bir hesaplama yapılması mümkün olmamasına rağmen, dosya içerisine gelen sözü edilen belgelerin incelenmesi sonucunda yapım işinin toplam maliyetinin ve kar hesabının yapılması teknik açıdan mümkün olmasına rağmen Bilirikişi Raporunda değinilen "dosya kapsamında adi ortaklık giderleri ve borçlarına dair kesin bir bilgi, belge ve dokümanın mevcut olmadığı anlaşılmakla mahsup işlemi yapılamayacağı" yönündeki görüşün aksine bu hususta bir değerlendirme yapılıp ek bir rapor alınmadan sonuca gidilmiş olmasının da hukuka uygun olmaoığı, Gerek dava dilekçesinde ve gerekse sonraki aşamalardaki beyanlarıında belirtmiş olduğu gibi; İller Bankası Yatırım Koordinasyon Daire Başkanlığı tarafından "Yüksekova (Hakkari) Rezerv Alan Kanalizasyon İnşaatı Yapım İşi" ihalesi ... Yol Yapı İnşaat sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ihale edildiği, müvekkili davacı ile davalının bu yapım işinin taşeronluğunu üstlendikleri; davalının yasal alt yapısının daha uygun olması nedeniyle yüklenici ... A.Ş. İle yapılan Taşeronluk Sözleşmesi'nin davalı adına imzalandığı, güven ilişkisinin ve esasen kanuni bir zorunluluk bulunmamasının bir sonucu olarak taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılması ihtiyacı duyulmadığı, Taraflar arasındaki bu anlaşma gereği müvekkil şirket ile şirket ortağı ve müdürü ..'in söz konusu yapım işinin gerçekleştirilmesi için üstlenmiş olduğu yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmiş; 2017 yılı boyunca şantiyede işlerin başında bulunmuş, işlerin sevk ve idaresini yapmış ve işin metraj bazında yaklaşık % 80, bedel bazında ise % 95-98 oranındaki kısmının gerçekleştirilmesini sağlamış oldukları,Mahkemece eksik incelemeye, delillerin yanlış takdirine dayalı, hukuka ve usule aykırı bir şekilde davamızın reddine karar verilmiş olduğu ileri sürülerek, kararın kaldırılması istenmiştir. ...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , adi ortaklık iddiasına dayalı kar payı alacağına,fesih ve tasfiye talebine ilişkindir. Davacı tarafça, davalı şirket ile aralarında davalı şirketin alt taşaronluk sözleşmesi le aldığı işin yapımı ile ilgili olarak adi ortaklık yapmak konusunda sözlü olarak adi ortaklık kurduğunu ileri sürülmüş,yazılı bir sözleşme bulunmadığı açıklanmıştır.Davalı tarafça ,adi ortaklık ilişkisi inkar edilmektedir. Uyuşmazlığın çözümü, davacı tarafından dayanılan adi ortaklık sözleşmesinin hukuki tanımı, kurulma aşaması ve ispatında toplanmaktadır. Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir. Adi ortaklık sözleşmelerinin kuruluşu bakımından, ortakların esaslı noktalarda uyuşması gerekir (TBK md 2/1). Eş söyleyişle, ortakların şahsı, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba, katılım payının türü ve kapsamı, ortaklık açısından esaslı unsurlar olup, bunlarda uyuşulması ortaklık sözleşmesinin kurulması için yeterlidir. Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuşmamış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır. Türk Borçlar Kanunu'nun 620 nci maddesinde; "Adi Ortaklık Sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" denilerek sözleşme unsuru açıkça belirtilmiştir.Ortaklar, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir sözleşme etrafında birleşirler. Sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarını açıklamaları gerekir. Adi ortaklık, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulur. Ortak amaçtan bahsedebilmek için, sözleşme ile ulaşılmak istenen hedefin bütün ortaklar için müşterek olması gerekir.TBK'nın 620 nci maddesinde; “ortak bir amaca erişmek üzere” ifadesiyle açıkça belirtilen ortak amaç unsuru, sözleşmenin temel unsurudur. Ortakların, ortak bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmeleri d e yeterli değildir. Bu nedenle, ortakların ayrıca bu amacı gerçekleştirmek üzere çalışmalara katılmayı ve bu amaçla işbirliği yaparak birlikte çaba göstermeyi de taahhüt etmeleri ve bu hususta üzerlerine düşeni yapmaları gerekir. Yani ortaklar, ortak amacın gerçekleşmesi için eşit durumda gayret ve özen gösterme yükümlülüğü altındadırlar. Sözleşmede ortaklar için sermaye payı koyma yükümlülüğünün öngörülmüş olması, birlikte çaba gösterme yükümlülüğüne de yer verildiği anlamına gelmez. Bu unsurun sözleşmenin içeriğinde yer alması gerekir (N.Barlas 38,O.H.Şener 117.sy). Diğer bir deyişle, taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede, sözleşmeyi yapacak kişiler, sermaye payı, ortak amaç ve işbirliği unsurları bulunmalıdır. Taraflarca dosyaya yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi ibraz edilmemiştir.Davacı tarafça ,yazılı bir sözleşme yapılmadığı beyan edilmiştir.Davalı taraf ise ,adi ortaklık ilişkisinin sözkonusu olmadığını beyan etmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere ; adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. İhtilaf halinde, bu ortaklığın var olduğunu ileri süren kişi, iddiasını, HMK'nın 200. md gereğince senetle ispat etmelidir. Somut olayda ,yazılı bir sözleşme ibraz edilmemiştir. Somut olayda ; davacı, davalı ile esaslı noktalarda uyuşarak kurdukları adi ortaklığın kurulduğunu ve faaliyet gösterdiğini ileri sürmüş, davalı ise adi ortaklığın varlığını inkar etmiştir. Bu halde, davacı davasını dayandırdığı adi ortaklığın varlığını ispatla yükümlüdür. Davacı tarafça dava dosyasına ispat yönünden HMK 199. maddesi uyarınca yazılı delil ibraz edememiştir. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun varlığına delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa ...202. maddesi uyarınca sözleşme "tanık" dahil her türlü delil ile ispat edilebilir. İspat için başvurulan araçları ifade eden deliller HMK’da senet, yemin, tanık bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır.Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukuki sonuçlar bakımından "kesin" ve "takdiri" deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapıl- maktadır. Kesin deliller hâkimin bağlı olduğu ve takdir yetkisine sahip olmadığı senet, ikrar,yemin vs , takdiri deliller ise hakimin takdir yetkisinin olduğu bilirkişi ,tanık beyanı vs dir. "Delil Başlangıcı" başlıklı 202. Maddesi; (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispa- tına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir" Somut olayda ,yukarıda açıklanan nitelikte yazılı delil başlangı bulunmadığından ,davanın niteliği ve değeri itibarıyla tanık dinlenmesi HMK uyarınca mümkün olmadığından,bu sebeple usule aykırı olarak dinlenen tanık beyanlarının dikkate alınmayacağı açıktır. İş bu davanın tarafları ticari şirketler olup,kanunen tutmakla yükümlü oldukları ticari defter ve belgeleri olması kanun gereğidir.Davacı ticare defterlerini (e defter) bilirkişi incelemesine sunmuş olup,davalı tarafça görevsiz mahkemede verilen kesin süreye rağmen defter ve belgeleri ibraz edilmemiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ;Alt Yüklenici Sözleşmesi İncelemesi : ... İnş. San. Ve Tic, Ltd. Şti. (Müteahhit) ile davalı ... İnş. Taah. Haf. Nak. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. (Altyüklenici) arasında “Yüksekova (Hakkari) rezevr alan kanalizasyon inşaatı yapım işi” için 13.03.2017 tarihinde imzalandığı, müteahhidin idare ile imzalamış olduğu 14.226.500 TL ve KDV tutarındaki sözleşme birim fiyatlarından %33,57 tenzilat ile yapmayı anlaştıkları görülmüştür. Alınan bilirkişi kurulu raporunda ; "davacının defterlerine göre ;2017 hesap döneminde 1.000 TL ve 6.000 TL. olarak toplam 7.000 TL. Alacaklı görüldüğü, bu tutarlarındavacının .../Sahrayıcedit Şubesi TR... nolu hesabına geldiği ... bank cari hesap dökümlerinde görülmüstür.1- Davacının .../Sahrayıcedit Şubesi ... nolu cari hesap dökümlerinde; Davalı ... İnş. Taah. Haf. Nak. Gıda San. ve Tic, Ltd. Şti.'nin 2017 hesap döneminde 1.000 TL ve 6.000 TL. olarak toplam 7.000 TL. gönderildiği, Davacının .../Sahrayıcedit Şubesi ... nolu ... hesap dökümlerinde; Davalı ... İnş. Taah. Haf. Nak. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 2017-2018 hesap döneminde toplam 256.000 TL. gönderi açıklamalardı "Yüksekova avans “ olarak gönderildiği tesbit edilmiştir. Somut olayda; tüm dosya kapsamı ve tarafların delil olarak dayandıkları ilgili dava dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında TBK'nın 620. maddesi (BK'nın 520. maddesi) uyarınca adi ortaklık ilişkisinin “iç ortaklık” şeklinde kurulduğu, ortaklığa ilişkin tüm resmi kavıt ve belgelerin davalı şirket adına düzenlendiği, davacının dış ilişkide gizli ortak olarak ver aldığı anlaşılmaktadır. Davacı ortak iş bu dava ile, kar payının tahsilini talep etmiştir." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. HMK'nın 220. maddesine göre ispatla yükümlü olan taraf hem tarafların ticari defterlerine hem de diğer delillere dayanabilir. Kendi ticari defterleriyle birlikte karşı tarafın ticari defterine delil olarak dayanan taraf, karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, ticari defterler HMK'nın 199 ve 219/2. maddesi gereğince belge niteliğinde olduğundan mahkemeden HMK'nın 220. maddesi gereğince ticari defterlerin belge olarak ibrazını isteyebilir. Ticari defterlerin ibrazı: HMK'nın 222/1. maddesi gereğince, mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Yasa koyucu bu madde ile tacirlerin ticari işletmeleriyle ilgili işlemlerinden kaynaklanan davalarda tarafların delilleri arasında açıkça ticari defterlere dayanılmamış olsa dahi hakimin re'sen ticari defterleri inceleyebileceği ilkesini kabul etmiştir. Aynı ilke TTK'nın 85. maddesinde "Malvarlığı Hukukuna ilişkin olan özellikle de mirasa, mal ortaklığına ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme ticari defterlerin teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar verebilir." denilmek suretiyle, HMK 222. madde hükümlerine paralel olacak şekilde teyit edilmiştir. TTK'nın 83/2. maddesinde ticari defterlerin ibrazı hakkında HMK'ya atıf yapılmış ancak defterlerin ibrazından kaçınmanın yaptırımı düzenlenmemiştir. Yine HMK'nın 222/3. maddesinde tarafların ticari defterlerini mahkemeye ibraz usulü düzenlenmiş ancak ibraz edilmemesinin yaptırımı gösterilmemiştir. Bu nedenle doktrinde bu durumda belgelerin ibraz mecburiyetine ilişkin HMK 219 ve 220. maddelerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hakan Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku 15. Bası 2. Cilt s. 1826) Bu sebeplerle,davacı tarafça davalının ticari defterlerine delil olarak dayanılmış olduğu dikkate alındığında ,defter ibrazı için kesin süre verilmesi sonuç doğurucu olmayıp,HMK 219 ve 220. Maddeleri göre mahkemenin işlem yapması gereklidir. Bu nedenlerle; davalının istinafının kabulü ile deliller tam olarak celp edilmediğinden ve incelenmediğinden ,eksik inceleme ile verilen kararın HMK 353/1-a-6. Maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.03/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.