mahkeme 2024/2310 E. 2025/1558 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/2310

Karar No

2025/1558

Karar Tarihi

17 Haziran 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2024/2310
KARAR NO:2025/1558
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/05/2024
NUMARASI:2023/196 E - 2024/362 K
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:17/06/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davranmış olduğunu, buna rağmen sözleşmedeki ceza koşulunun ödememiş olduğunu, taraflar arasında 26.3.2021 tarihinde elektrik satış sözleşmesi imzalanmış olduğunu, sözleşmenin sona erme tarihinin 1.5.2023 olduğunu, davalının bu tarihten önce 18.7.2022 tarihinde bildirimsiz şekilde tahliye yoluyla sözleşmeyi sona erdirmiş olduğunu, sözleşmenin 9.3. maddesine göre bu durumda ceza koşulu ödenmesi gerektiğinin düzenlenmiş olduğunu, davalının son iki yıldaki en yüksek bedelli iki aylık faturalar toplamını ceza koşulu olarak ödemek zorunda olduğunu, davalıya söz konusu faturanın gönderilmiş olduğunu, ancak davalının faturaya iade ettiğini, davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini beyanla takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ; müvekkili tarafından sözleşmenin usule uygun şekilde feshedildiğini, zira güvence bedelinin ve teminat senedinin iade alındığını, sözleşme tarihinin 26.3.2021 olduğunu, teminat mektubunun davacıya 26.4.2021 tarihinde teslim edildiğini, davacı tarafından yeni bir teminat istenmeksizin teminat mektubunun 30.5.2022 tarihinde iade edildiğini, yasal zorunluluk nedeniyle davacıdan elektrik alımının sonlandırıldığını, davacının bu durumdan haberdar olduğunu, şantiyedeki inşaatın tamamlandığını ve iskan alındığını, bu nedenle kat maliklerinin bireysel ihtiyacına göre elektrik alımının zorunlu hale geldiğini, iskanın alınması ile ...’a başvuru yapıldığını, davacıya ait sayacın söküldüğünü ve her bağımsız bölüm için yeni sayaçlar takıldığını, bu durumun taraflar arasındaki yazışmalardan da anlaşıldığını, bireysel aboneliğe geçilmesi zorunluluğu nedeniyle sözleşmenin erken feshi iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığını, bu aşamadan sonra bağımsız bölüm maliklerinin şantiye tarifesi üzerinden bireysel kullanımı mümkün olmayan şekilde elektrik almasının mümkün olmadığını, davacı talebinin bir an için kabul edilebilir olduğu varsayımında dahi takip öncesi faiz, takip türü ve takip sonrası faiz isteminin hatalı olduğunu, ceza koşulu isteminden kaynaklanan faturaya sözleşmedeki %5 faizin uygulanmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; Taraflar arasındaki sözleşmede ceza koşulunun davalı tarafından verilen teminat mektubunun gelir kaydedilmesi ile ödeneceği, teminat mektubunun tutarı karşılamaması halinde yasal yollara başvurulacağı, davalının davacıya vermiş olduğu teminat mektubunun süresinin 26.4.2022 tarihinde sona erdiği, teminat mektubunun davacı tarafından iade edildiği ve davacı taraf bu tarihte davalıdan başkaca bir teminat talep edilmediği, öte yandan dosyada mübrez Bağcılar Belediyesi Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün yazısından anlaşıldığı üzere davalının inşaat yaptığı (Bağcılar İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel) ve bu sırada elektriği davacıdan satın aldığı taşınmazda 13.4.2022 tarihi itibari ile yapı kullanma izin belgesi düzenlendiği, ... Elektirik Hukuk Müdürlüğünün yazısına göre söz konusu taşınmazda ... Yönetimi adına 8 adet abonelik bulunmakta olup hesaplarının tamamının aktif olduğu, yapı kullanma izin belgesinin tarihinin, sözleşmenin yenilenmesinden sonra 13.4.2022 olduğu, davalının 2022 yılı başında davacıdan ne kadar süreyle elektirik satın almak zorunda olduğunu kesin olarak hesap etmesinin beklenemeyeceği, zira yapı kullanım izin belgesinin her zaman belirlenen tarihte alınmasının mümkün olmadığı, bu alanda gecikmelerin sıklıkla yaşandığı, davalının Temmuz 2022’de ...’a başvurusu sonrası, yukarıda e posta yazışma- larında açıklandığı üzere dava dışı ...'ın davacıya tahliye bildirimi yaptığı, davacı tarafın da durumu davalıya sorduğu, davalının da sözleşmeyi sona erdirme anlamına gelen tahliye iradesini bildirdiği, davacı tarafça teminat mektubunun iade edilip yeniden teminat talep edilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, bu iradenin davacı tarafından iskân alındığının bilindiği ve sözleşmenin devam etmeyeceğinin bilinmesi ve kabulü olarak nitelendirilmesi gerektiği, kaldıki şantiyedeki inşaatın tamamlanıp iskan alınmasından sonra, kat maliklerinin bireysel ihtiyacına göre elektrik alımının zorunlu hale geldiği, iskanın alınması ile zorunlu olarak...’a başvuru yapıldığı, davacıya ait sayacın söküldüğü ve her bağımsız bölüm için yeni sayaçlar takıldığı, bu durumun taraflar arasındaki yazışmalardan da anlaşıldığı, bireysel aboneliğe geçilmesi zorunluluğunun söz konusu olduğu, bu aşamadan sonra bağımsız bölüm maliklerinin şantiye tarifesi üzerinden bireysel kullanımı mümkün olmayan şekilde elektrik almasının mümkün olmadığı, bu aşamadan sonra sözleşmenin devamının davalı taraftan beklenmesinin iyi niyetli sayılamayacağı gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle;"Taraflar arasında sözleşme akdedildikten sonra davalı şirket tarafından 26/04/2021 tarihli son geçerlilik tarihi 31/05/2022 olan teminat mektubu verilmiştir. Bu süreçte davalı şirket tarafından verilmiş olan teminat mektubu, teminat mektubunun süresinin dolması sebebiyle usulüne uygun olarak davalı şirkete iade edilmiştir. Yani davalı şirketin tahliye tarihinden çok önce, müvekkil şirketin davalının fesih iradesinden haberi yok iken teminat mektubu (süresinin dolması sebebiyle teminat olma özelliğini yitirmiş hale gelen) feragat etmeme hükmü ile (sözleşmenin 11.4.maddesi) davalıya iade edilmiştir. Ancak Yerel Mahkeme fesih nedeniyle teminat mektubu iade edilmiş gibi mektubun iadesine anlam yüklemiş ve gerekçeden anlaşılacağı üzere buna göre hüküm tesis etmiştir.Ancak davalı 01/05/2023 olan güncel hitam tarihinden önce 18/07/2022 tarihinde sözleşmeyi bildirimsiz bir şekilde TAHLİYE yolu ile sona erdirmiştir. O kadar ki, davalı şirketin tahliyesi dava dışı dağıtım şirketi olan ... A.Ş.'den (...) tahliye gerçekleştikten sonra öğrenilmiştir. uyuşmazlığa konu cezai şart faturası da davalı şirketin bildirimsiz ve usulüne aykırı şekilde sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi sebebiyle düzenlenmiştir. yerel mahkeme tarafından incelenmesi gereken en temel konu hiçbir surette değerlendirilmemiştir. davalı şirket ile yapılan tüm yazışmalar davalı şirketin tahliye ile sözleşmeyi sona erdirmesinden sonra olup, tahliye sürecinden önce müvekkil şirkete verilmiş herhangi bir bilgi belge bulunmamaktadır. kaldı ki bunu davalı şirket dahi iddia etmemektedir. davalı tahliyeyi bildirimsiz gerçekleştirdiğini ikrar etmektedir. Bu durum da sözleşme kapsamında cezai şart doğuran bir durum olarak düzenlenmesine karşın mahkemece hatalı değerlendirme ile hüküm tesis edilmiştir. Yine yerel mahkeme bildirimin dağıtım şirketi tarafından yapıldığını gerçek dışı bir biçimde değerlendirmiş ve bu yönden bildirim şartının gerçekleştiğini tamamen gerçeğe ve hukuka aykırı bir şekilde belirlemiştir. zira; bildirim yükümlüsü davalı şirket olup, dağıtım şirketi değildir. davalı tahliye gerçekleşmeden evvel basiretli bir tacir olarak müvekkile karşı sözleşme ile üstlenmiş olduğu bildirim yükümlülüğünü ihlal etmiştir.bedaş tarafından gönderilen bildirim ise tahliyenin gerçekleştiğine yönelik, tahliyeden sonra gelen bildirim olup tahliyeden en geç 5 takvim günü önce müvekkile davalı tarafından yapılan bir bildirim yoktur. Dolayısıyla süre ve bildirim şartlarına uygun olmaksızın bildirimsiz tahliye yolu ile sözleşme hitam tarihinden evvel feshedilmiştir. Yerel mahkeme tarafından davalı taraf lehine yapı kullanım belgesinin belirsiz süreli olması ve bireysel aboneliğe geçişin zorunlu olduğu gibi türlü gerekçeler yazılmış olsa da, bu husular bildirim yükümlülüğünü bertaraf etmemektedir. müvekkil tarafından talep edilen bireysel aboneliğe geçildiğinde dahi sözleşmenin devamı değildir. Müvekkil, basiretli bir tacir olarak elektrik alımlarını portföyündeki kullanımlara göre belirlemektedir. Dolayısıyla sözleşmenin sona erebileceğinin ve tahliye hususunun müvekkile bildirilmesi sözleşmede bu nedenle bildirim yükümlülüğü olarak düzenlenmiştir. Mahkemenin gerekçesi tamamen sözleşme hükümlerini ve taraf iradelerini hiçe saymak, özel hukukun temel ilkelerini ve sözleşme serbestisini çiğnemektir. Mahkeme, yan gibi hareket ederek gerekçe ve karar tanzim etmiştir. Sözleşmede davacıya yükümlülükler yüklendiği gibi davalıya da bir takım yükümlülükler yüklenmiş, davalı bu yükümlülükleri hiçbir sebep olmaksızın ihlal etmiş olmasına karşın mahkeme niyet okuma yoluyla olayların oluş sırasını gözetmeksizin davalının yükümlülük ihlalinin bağlandığı yaptırımı yok saymıştır.Kaldı ki sözleşme hükmü açıkça "...tahliye tarihinden en geç 5(beş) takvim günü öncesinden satıcı'ya bildirilmeden tahliye edilirse..." şeklinde düzenlenmiştir. dolayısıyla her ne kadar mahkeme iskanın ne zaman alınacağı bilinemez gibi bir değerlendirme yapsa da davalıya süre hususunda başlangıç için kesin bir süre şartı koyulmamıştır. davalı şirket projesini tamamlayıp yapı kullanım iznine başvurduğunda tahliyenin gerçekleşebileceğine yönelik hususu müvekkil şirkete bildirebilecek durumda olmasına rağmen hiçbir surette bildirimde bulunmamış ve sözleşmesel yükümlülüğünü ihlal ederek, müvekkil şirketi zarara uğratmıştır. kaldı ki cezai şartın talebi için zarar şartı aranmamaktadır.Yerel mahkeme tarafından her ne kadar tahliye bildiriminin müvekkil şirkete dava dışı ... tarafından yapıldığı yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de, bildirimin süresinde yapılmaması ve bildirim yapma yükümlülüğü bulunan davalı şirket tarafından yapılmaması sebebiyle bu değerlendirme de hukuka aykırıdır.bilirkişi heyeti yerel mahkemenin ara kararına aykırı atanmış olup uyuşmazlık konusu ile ilgili heyette yer alması gereken uzman bilirkişi atanmamıştır. bu yöndeki itirazlarımız ise yerel mahkeme tarafından değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm tesis edilmiştir. itirazları karşılar nitelikte ara karara uygun rapor tanzim edilmeksizin hüküm tesis edilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan Merkezi Takip Sistemi'nin 2022/1169749 esas sayılı dosyasında;715.000,-TL asıl alacak,78.747,95 TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapılmış, davalı-borçlunun itirazı üzerine ilamsız takip durmuştur.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; taraflar arasında 26.3.2021 tarihli “Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi” başlıklı sözleşme imzalandığı, sözleşmede; davacının satıcı, davalının alıcı, sözleşmenin 12 aylık olduğu, sözleşmenin sona erme tarihinden 60 gün önce feshedilmediği sürece bir yıl kendiliğinden uzayacağının kararlaştırıldığı, yine Sözleşmenin 9.3. maddesinde sözleşmenin alıcı tarafından süresinden önce feshi halinde alıcının son bir yıl içindeki faturalardan en yüksek bedelli olan iki aylık fatura bedelinin toplamını ceza koşulu olarak ödemek zorunda olduğu, Sözleşmenin 9.4. maddesinde tarafların anlaşması ile sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesinin mümkün olduğunun düzenlendiği, sözleşmenin 26.3.2021 tarihli olduğu ve on iki ayın sonunda 26.3.2022 tarihinde bir yıl daha uzadığının uyuşmazlık konusu olmadığı, ancak davacı tarafın uzayan ikinci yılında sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce sona erdirilmiş olduğu görülmektedir.Dosyada mevcut Bağcılar Belediyesi Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün yazısına göre ; davalının inşaat yaptığı (Bağcılar İlçesi 15 Temmuz Mahallesi 2342 ada 14 parsel) ve bu sırada elektriği davacıdan satın aldığı taşınmazda 13.4.2022 tarihi itibari ile yapı kullanma izin belgesi düzenlendiği, ... Elektirik Hukuk Müdürlüğünün yazısına göre söz konusu taşınmazda ... Yönetimi adına 8 adet abonelik bulunmakta olup hesaplarının tamamının aktif olduğu, yapı kullanma izin belgesinin tarihinin, sözleşmenin yenilenmesinden sonra 13.4.2022 olduğu görülmüştür.Mahkemece yargılamada mali müşavir ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporunda özetle;"...Taraflar arasındaki sözleşme tarihinin 26.3.2021 olduğu, sözleşmenin bitimine 60 gün kala taraflarca sözleşmenin sona ereceği yönünde bildirim yapılmamış olduğundan sözleşmenin 26.3.2023 tarihine kadar ikinci oniki aylık süre kadar uzamış olduğu, yapı kullanma izin belgesinin tarihinin 13.4.2022 olduğu, davalının 2022 yılı başında davacıdan ne kadar süreyle elektirik satın almak zorunda olduğunu hesap edebileceği, ancak uzama süresine 60 gün kala davalının bildirim yapmadığı, bu nedenle sözleşmenin bir yıl daha uzadığı, davalının Temmuz 2022’de Bedaş’a başvurusu sonrası dava dışı ...'ın davacıya bildirim yapmış olduğu, davacı tarafın durumu davalıya sormuş olduğu, davalının da sözleşmeyi sona erdirme anlamına gelen iradeyi ortaya koyduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin ikale ile sona ermiş olduğu, sözleşmede ceza koşulunun davalı tarafından verilen teminat mektubunun gelir kaydedilmesi ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının davacıya vermiş olduğu teminat mektubunun süresinin 26.4.2022 tarihinde sona ermiş olduğu, teminat mektubunun davacı tarafından davalıya iade edilmiş olduğu ve davacı tarafın bu tarihte davalıdan başkaca teminat talep etmediği, bu durumun taraflar arasındaki sözleşmenin ikale ile sona ermiş olduğunu destekler nitelikte olduğu,... Mahkemece sözleşmenin taraf iradeleri yoluyla sona ermediği ve fakat davalı tarafından haksız fesih yoluyla sona erdiği kabul edilecek olursa davacının davalıdan ceza koşulu talep edebileceği..." şeklinde görüş bildirilmiştir.Bilirkişi kurulunca ,sözleşmenin dava konusu uyuşmazlığa ilişkin hükümleri incelenmemiş,değerlendirilmemiş, cezai şart talebine davacının hakkının bulunduğu kabul edildiği takdirde ,talep edilebilecek cezai şart miktarı sözleşme hükümlerine göre hesaplanmamış, mahkemece sözkonusu rapora itirazlar değerlendirilmemiştir.Davanın niteliğine göre ,bilirkişi heyetinde elektrik mühendisinin yer alması da uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacak olmasına rağmen heyete elektrik mühendisi de dahil edilmemiştir.Böylece ,mahkemece yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiği, kararın usul ve hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla, açıklanan şekilde yargılama yapılması yönünden davacı tarafın istinaf talebinin kabulü ile,kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/06/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim