mahkeme 2023/686 E. 2023/3919 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/686
2023/3919
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/686
KARAR NO: 2023/3919
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/12/2022
NUMARASI: 2019/313 E - 2022/1081 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 01.01.2017 tarihli “Yoğun Bakım İşletme Sözleşmesi”ne dayalı olarak 01.02.2017 tarihli “Gelir Paylaşımı Sözleşmesi" imzalandığını, her iki sözleşme de ... Hastanesi / ...Tic. A.Ş. yoğun bakım servislerinin işletilmesi ve gelir paylaşımı esaslarının belirlenmesi amacıyla akdedildiğini, Yoğun Bakım İşletme Sözleşmesi ... ile hastane arasında akdedildiğini, Gelir Paylaşımı Sözleşmesi ise ilk sözleşmeye istinaden müvekkili ile davalı/borçlu ... arasında imzalandığını, gelir paylaşımına konu meblağın ödemeleri işletmeci olarak ...'e yapılmakta, daha sonra anlaşmaya uygun kesilen fatura ile müvekkilinin yüzdesi ... tarafından müvekkiline ödenmekte olduğunu, nitekim, davalının müvekkiline mezkur sözleşme tahtında faturalar kestiğini ve yolladığını, davalının sözleşmeyi ihlal ederek müvekkiline olan borcunu ödemediğini, ...'in, en son ödemeyi kısmi olarak 01.02.2018 tarihinde yaptığını, daha sonra ne bakiye borcunu ödemiş ne de sözleşme süresince müvekkiline bildirmesi gereken gelir paylaşımına esas tutarı bildirdiğini, ... aleyhine fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya ile bakiye borç tutarı 77.522,45.- TL asıl alacağın faiz ve ferileriyle birlikte tahsili için lakip başlatılmışsa da takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, akabinde arabuluculuğa başvurulduğunu ve davalı ya da vekili arabuluculuk oturumuna katılmayınca anlaşma sağlanamadığını, davalının müvekkil şirkete borcu hem sözleşmenin hem de ticari defter ve kayıtların bilirkişi tarafından incelenmesinden açıkça anlaşılacağını, açıklanan tüm bu nedenlerle İstanbul ... İcra Dairesi ... E dosyasının celbine, davalının haksız ve yersiz olarak yaptığı yetki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının haksız ve yersiz olarak yaptığı borca itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20 ' den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetkiye ve göreve karşı itirazlarının değerlendirilmesinin gerektiğini, davalı müvekkili ile davacı şirket arasında işçi- işveren ilişkisi mevcut olup, müvekkiline ait SGK kayıtları getirtildiğinde durumun anlaşılacağını, müvekkili ve davacı arasındaki işçi - işveren ilişkisinin 19.10.2016 tarihinde yani davacı yanın bahsettiği sözleşmelerden çok önce başladığını, davacının icra takibinde talep ettiği alacağını neye dayandırdığı belli olmadığından ve aralarında işçi - işveren ilişkisi olduğundan 7036 sayılı yasanın 5. Maddesi uyarınca İş Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı yanın iddialarına dayanak yapmaya çalıştığı " Gelir Paylaşımı Sözleşmesi " ne olduğu tam belli olmayan bir sözleşme olduğunu, taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen sözleşme, Borçlar Kanunu anlamında geçerli bir sözleşme olmadığını, sözleşme BK 28. Maddeye aykırılık içermekte olduğunu, Sözleşmenin 9. Madde başlığı olan sorumluluklar kısmı sadece müvekkilinin sorumluluklarını içeren hususlar taşımakta olduğunu, bu sözleşmeye göre davacı hiçbir şey yapmayacak müvekkilinin harcadığı emek üzerinden kar payı alacağını, bu müvekkilin haklarının ve emeklerinin sömürülmesi olup Anayasa ya dahi aykırı olduğunu, ayrıca sözleşme BK 30 vd. Maddelerine göre de geçersiz olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle öncelikle yetki ve görev ilk itirazları nedeniyle dosyanın yetkisizlik ve görevsizlik kararları verilmesini, haksız ve mesnetsiz bir şekilde usul ve yasaya aykırı olarak açılan davanın esastan da reddine, takibinde ve davasında haksız olan davacının %20 ' den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletinde davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "Yukarıda anılan ve davacı yanın icra takibi ile elde ki davaya dayanak yaptığı sözleşme maddelerinden yoğun bakımın işletilmesinden elde edilecek karın davacı yana ödendiği, ödemelerin davacı tarafından davalı yana yapıldığı, bu durumun aksini gösterir dosya kapsamında delil bulunmadığı , yapılan bilirkişi incelenmesi neticesinde davacı defterlerinde tespit edilen alacak kayıtlarının tek başına alacağın varlığını kabul için yeterli olmadığı ve başkaca delillerle desteklenmediği anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıda ki şekilde hüküm kurulmuştur.... Somut olayda, davacı yanın icra takibinde kötü niyetli olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır." gerekçeleriyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkilinin alacağının varlığını ispatladığını, i kararda, müvekkilinin alacağının defterlerinde kayıtlı olması yeterli bulunmadığından davanın reddine karar verildiğini, oysa, bilirkişinin müvekkil şirket defter ve kayıtları üzerinde yaptığı incelemede, davalının müvekkili şirkete 77.552,45.-TL borcu olduğu ortaya çıktığını, yargılama boyunca davalı tarafın, ısrarla 2017 yılına ilişkin ticari defterlerini sunmadığını, arabuluculuk görüşmelerine katılmayan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine İSTANBUL ...İCRA MÜD. ... Esas sayılı dosyası ile 77.522,45 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, davalı tarafından takibe yetkili icra müdürlüğünün Gaziosmanpaşa iCra Müdürlükleri olduğu ve borç kaynağının anlaşılamadığı, borcun bulunmadığından bahisle itiraz edildiği, davalının ödeme emrinin tebliğ edildiği adresin Gaziosmanpaşa olduğu görülmektedir.Mahkemece 27.10.2020 tarihli oturum ara kararıyla vergi dairesi cevabı ve sözleşme gereği yetki itirazının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça bu karara karşı nihai kararla birlikte istinaf kanun yoluna başvurulmamış olduğundan yetki hususundaki karara kesinleşmiştir. Mahkemece dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda " Davacı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğundan davacı defterlerinin HMK 222'ye göre delil niteliğinde olduğunu, davalı tarafça defterlerin sunulmadığını, Davacı yanın ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı yandan takip tarihi itibarı ile KAYDİ olarak 77.522,45 TL alacaklı göründüğü, davacının alacağının cari hesaptan kaynaklandığını iddia ettiği, cari hesaba konu alacağın dayanağı faturaların örneklerinin dosya içerisinde olmadığı ve inceleme günü de sunulmadığı, bu nedenle davacının cari hesap alacağına dayanak yaptığı davalı yana keşide edilmiş faturalarını ve bunların davalı tarafından tebellüğüne ilişkin teşvik edici belgelerini sunması gerektiği, aksi taktirde davacının ticari defterlerinde görünen kaydı alacağının teşvik edici belgeler yönünden izaha ve ispata muhtaç olacağı" yönünde görü bildirilmiştir. Bilirkişi ek raporunda ise, davacı yan tarafından, davalıya tanzim edilen faturaların 319.544,23 TL tutarında olduğunu, davacının alacağına dayanak yaptığı bu faturaların üzerinde teslim alan imzasının bulunmadığını, BA VE BS formlarının görülmediğini " belirtmiştir. İkinci ek raporunda ise, "Davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, Davalı yana ait ticari defterlerin ve sunulan BA ve BS formlarının incelenmesi neticesinde; davacı yanın davalıya keşide ettiği 2017 dönemine ait faturaların davalıya tebellüğü hususunun belgesel ve kaydi anlamda izaha ve ispata muhtaç göründüğünü" belirtmiştir. Celbedilen BAKIRKÖY 29. İŞ MAHKEMESİ'nin 27.05.2021 tarih ve 2019/686 Esas-2021/214 Karar sayılı dosyasıyla davacı tarafından davalı aleyhine 19.10.2016 -15.05.2018 tarihleri arasındaki işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı, delil olarak sözleşme ve faturaya dayanmıştır.Fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında bir akdi ilişkinin bulunması gereklidir. Bunun yanı sıra fatura tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı kabul edilmekte ve faturada yer alması olağan sayılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü ve bedeli gibi fatura mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine karine teşkil etmektedir. Ancak bu karinenin aksi elbetteki her türlü delil ile ispatlanabilir. Davalı adına düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edilmediği, davalı ticari kayıtlarına da işlenmediği, sözleşme maddelerine dayanılarak fatura düzenlendiği idda edilmiş ise de faturaların düzenlenmesine neden olan olgu ve şartların ispat edilmediği görülmekle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Arabulucuk yönünden yapılan değerlendirmede ise, dava dilekçesine ekli arabuluculuk tutanağının tarafların müzakereler sonucu anlaşmaya varamadığından bahisle ikinci toplantı sonunda düzenlendiği, davalının vekili vasıtasıyla telefonla ikinci toplantıya katılmış olduğu, tutanağın ise davalının görüşmelere katılmadığı gerekçesiyle düzenlenmemiş olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davacıdan alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.