mahkeme 2023/2411 E. 2024/1438 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/2411
2024/1438
21 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/2411
KARAR NO: 2024/1438
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/12/2022
NUMARASI: 2021/701 E - 2022/857 K
DAVANIN KONUSU: İstirdat
KARAR TARİHİ: 21/05/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in Eylül 2020 tarihinde ... Mah. ... Sok. No :... Beyoğlu/İstanbul adresindeki taşınmazda konaklama hizmeti sunan işletmesini faaliyete koyduğunu, aynı tarihte davalı ... A.Ş'nin sunduğu elektrik hizmetinden faydalanmak üzere ... sayaç numarası üzerinden söz konusu aboneliği üstüne almak için davalı şirkete başvurduğunu ve aralarında abonelik sözleşmesi kurulduğunu, 13.08.2021 tarihinde davalı şirket çalışanları taşınmazda yaptıkları inceleme sonucunda, söz konusu taşınmazın panosunda bulunmaması gereken fazladan bir kablo bulunduğu gerekçesi ile davacının kaçak elektrik kullandığından bahisle davacının aleyhinde haksız ve usule aykırı olarak 974,48.-TL ve 47.541,48.-TL tutarlı iki adet elektrik faturası tahakkuk ettirildiğini, davalı şirket çalışanlarının; söz konusu iki adet farklı tutardaki elektrik faturalarının mahiyetini ve yasal dayanağını müvekkiline bildirmediklerini, söz konusu para cezası tutanağına göre Eylül 2020 ile Temmuz 2021 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak kaçak elektrik kullanımın tespit edildiği görüldüğünü, oysaki dünyayı etkisi altına alan covid salgını nedeniyle işletmenin bu tarihlerde aktif bir şekilde çalışmadığını, elektriklerinin kesilmemesi bakımından tedbir kararı aldıklarını, ancak tedbir kararı kalktıktan sonra 31.08.2020 tarihinde ihtirazi kayıtla toplam 20.000,00.-TL ödemek zorunda kalındığını beyan ile muarazanın giderilmesine bağlı olarak davalı şirketin aleyhte tahakkuk ettirdiği 974,48.-TL ve 47.541,48.-TL tutarlı iki adet elektrik faturası nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini, yargılama sonuna kadar sonuna kadar 8484617425 sayaç numaralı aboneliğine tanımlı elektrik hizmetini kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 22/11/2022 tarihli dilekçesi ile ödeme yapıldığından bahisle, menfi tespit davalarının istirdat davasına dönüştüğü beyan edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, kaçak elektrik kullanım tespiti ve tahakkuku mevzuata uygun olup; müvekkili kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığını, saha ekipleri tarafından, davacının işletmesine ait adreste 13.08.2021 tarihinde yapılan kontrollerde Perakende Satış Sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken şönt yaparak kaçak enerji kullanımında bulunulduğu tespit edildiğini, 13.08.2021 tarih ve ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini, söz konusu tutanağa istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda, 13.08.2021 son ödeme tarihli, 527 kWh karşılığı 974,48 TL tutarında kaçak elektrik kullanım faturası ve 31.08.2021 son ödeme tarihli, 44881 kWh karşılığı 47.451,30TL tutarında kaçak ek tüketim faturası düzenlendiğini, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "Taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesi gereğince davalının davacıya ait iş yerine elektrik enerjisi tedarik etme işini üstlendiği, 13/08/2021 tarihinde davacının iş yerinde kaçak elektrik kullanıldığına dair tutanak tutulduğu ve buna istinaden 974,48 TL kaçak elektrik kullanımı faturası ve bu kullanıma istinaden 47.541,48 TL tutarında tüketim faturası kesildiği; elektrik mühendisi bilirkişi marifeti ile tüm dosya kapsamı ile kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağı ve faturalar üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde, davacının sayacında "S” fazının giriş çıkışı arasında kısa devre edilerek bu faz üzerinden bağlı olan cihazların tükettiği elektriğin direkt bağlı ve sayaç üzerinde doğru şekilde kaydedilmesine engel olunarak kullanıldığı, bunun yönetmelik hükümlerine göre kaçak elektrik kullanımı olarak nitelendirildiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun tarafsız, bilimsel veriler ve dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli olduğu; davacının işyerinde bulunan sayaçta tüketimin eksik kaydedilmesini sağlayacak şekilde bağlantı ile elektrik tüketimi yapmasının kendi sorumluluğunda olduğu, elektrik piyasası yönetmeliğine göre sayacın bu şekilde ayarlanmasının kaçak elektrik kullanımı niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davacının davalıya ödediği kaçak elektrik ve tüketim fatura bedellerinin istirdadı istemi " yerinde görülmediği gerekçesiyle , DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; "Müvekkil ..., Eylül 2020 tarihinde ... Mah. ... Sok. No :... Beyoğlu/İstanbul adresindeki taşınmazda konaklama hizmeti sunan işletmesini faaliyete koymuştur. Aynı tarihte davalı ... A.Ş'nin sunduğu elektrik hizmetinden faydalanmak üzere ... sayaç numarası üzerinden söz konusu aboneliği üstüne almak için davalı şirkete başvurmuş ve aralarında abonelik sözleşmesi kurulmuştur.13.08.2021 tarihinde davalı şirket çalışanları taşınmazda yaptıkları inceleme sonucunda, söz konusu taşınmazın panosunda bulunmaması gereken fazladan bir kablo bulunduğu gerekçesi ile davacının kaçak elektrik kullandığından bahisle davacının aleyhinde haksız ve usule aykırı olarak 974,48.-TL ve 47.541,48.-TL tutarlı iki adet elektrik faturası tahakkuk ettirilmiştir. Davalı şirket çalışanları; söz konusu iki adet farklı tutardaki elektrik faturalarının mahiyetini ve yasal dayanağını davacı müvekkile bildirmemiş ve açıklama yapmamıştır. Kaçak elektrik kullanıldığına dair tutulan tutanağı dahi müvekkil, günlerce süren ısrarlı çabası ve takibi neticesinde elde edebilmiştir. Söz konusu para cezası tutanağına göre; Eylül 2020 ile Temmuz 2021 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak kaçak elektrik kullanıldığının iddia edildiği görülmektedir. Oysaki dünyayı etkisi altına alan covid salgını nedeniyle işletme bu tarihlerde aktif bir şekilde çalışmamaktadır ve kesinlikle de hiçbir zaman kaçak elektrik kullanmamıştır. Bunun yanında tutanak incelendiğinde fiili bir kaçak kullanımın tespit edilmediği, karşı tarafın açıklama yapmaksızın tahakkuk ettirdiği bir ceza olduğu görülmektedir. Dosyaya sunulan ve Kasım 2020'den Eylül 2021'e kadar davalı yanca kesilen faturalar incelendiğinde, kaçak elektrik kullandığı iddia olunan Eylül 2020 ile Temmuz 2021 dönemi arasında bulunan tüketimlerin pandemi döneminde olduğu da göz önüne alınarak elektrik tüketimlerinin 850 ila 1300 kwh arasında dalgalandığı, davalı şirketin sözde kaçak tespitinden sonraki tarihlerde tüketimin artmadığı görülecektir. Kaldı ki, yukarıda da belirtildiği üzere dava konusu yer konaklama tesisi olup elektrik tüketiminin sezona ve doluluk oranına bağlı olarak dalgalanması son derece olağandır. Mahkemece hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hatalı şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemece öncelikle oluşturulacak bilirkişi heyetine davacının kaçak elektrik kullanıp kullanmadığının, kabul etmemekle birlikte kaçak elektrik kullanımı varsa kaçak kullanım miktarı ve bedelinin tespiti için öncelikle dosyanın önceki bilirkişi dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilmesi, bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınması, ardından tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.05/07/2022 tarihli bilirkişi raporu; hatalı ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı ve tarafımızca da söz konusu rapora itiraz edilerek oluşturulacak bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasına karar verilmesi talep edilmiş olmasına rağmen Mahkemece itiraz ve taleplerimiz incelenmemiş ve hiç dikkate alınmamış ve bu rapora dayalı olarak hatalı şekilde hüküm kurulmuştur.Dosyaya sunulmuş olan ve hükme esas alınan 07/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda; 13.08.2021 tarihli kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağına ve sunulan video kaydına göre; sayacın R-S-T fazlarından birinin giriş çıkış sigortası uçları arasında siyah TTR kablo ile kısa devre edildiği (tespitte S fazı olduğu belirtilmiş) ve aslında direkt bağlı şekilde sayacın eksik tüketim kaydetmesinin sağlanarak kaçak elektrik kullanımı yapıldığı, davacının kendi sorumluluğu altındaki tesisatta hem direkt bağlı hem de sayaç üzerinde tüketimin eksik kaydedilmesine sebep olacak şekilde yapılan bağlantıdan ve kaçak elektrik kullanımından sorumlu olduğu yönünde görüş belirtilmiştir. Öncelikle bilirkişi raporunda; sadece video kaydı ve kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağını dikkate almış, kaçak elektrik kullanımın yapıldığı iddia edilen trafoyu ve içindeki bulunduğu bölgeyi fiziken incelememiş, bunun sonucunda yetersiz bir araştırma ile hüküm kurulmaya elverişli olmayan bir rapor ortaya çıkmıştır. Bunun yanında kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi hatalı bir şekilde bilirkişi raporunda davacı müvekkilin sorumluluğu üzerinden hukuki nitelendirme yapmıştır. Oysa ki Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas no: 1991/1695 Karar no: 1991/5031 sayılı kararında da bilirkişinin ancak maddi vakalar hakkında görüşünü bildirebileceği, hukuki sorunlar hakkında görüş bildiremeyeceği ve delilleri takdir yetkisinin olmadığı ve ancak bu şartlar gözetildiğinde bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceği ,aksi takdirde esas alınamayacağı açıkça bildirilmiştir.6100 sayılı HMK' madde 279'da da bilirkişi incelemesinin sınırları açıkça belirtilmiş olup "Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz." düzenlemesinin bulunduğu " şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , menfi tesbit -istirdat talebine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; Taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesi gereğince davalının davacıya ait iş yerine elektrik enerjisi tedarik etme işini üstlendiği, 13/08/2021 tarihinde davacının iş yerinde kaçak elektrik kullanıldığına dair tutanak tutulduğu ve buna istinaden 974,48 TL kaçak elektrik kullanımı faturası ve bu kullanıma istinaden 47.541,48 TL tutarında tüketim faturası kesildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi raporunda özetle; 13.08.2021 tarihli kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağına ve sunulan video kaydına göre; sayacın R-S-T fazlarından birinin giriş çıkış sigortası uçları arasında siyah TTR kablo ile kısa devre edildiği (tespitte S fazı olduğu belirtilmiş) ve aslında direkt bağlı şekilde sayacın eksik tüketim kaydetmesinin sağlanarak kaçak elektrik kullanımı yapıldığı, davacının kaçak elektrik kullanımı yapılmadığı ve söz konusu dönemde pandemi sebebiyle tüketimin düşük olduğu yönünde beyanları olmasına rağmen, davacı tarafından sunulan ve kanıt niteliğinde olan video kaydına göre, "^" fazının giriş çıkış arasında kısa devre edilerek bu faz üzerinden bağlı olan cihazların tükettiği elektriğin direkt bağlı ve sayaç üzerinde doğru şekilde kaydedilmesine engel olunarak kullanıldığı ve bunun da Yönetmelik hükümlerine göre kaçak elektrik kullanımı olarak nitelendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacının kendi sorumluluğu altındaki tesisatta hem direkt bağlı hem de sayaç üzerinde tüketimin eksik kaydedilmesine sebep olacak şekilde yapılan bağlantıdan ve kaçak elektrik kullanımından sorumlu olduğu, herikisi de 31.08.2021 son ödeme tarihli olan faturalardan, kaçak elektrik kullanımı fatura bedelinin 946,87.-TL, ek tüketim tahakkuku bedelinin de 47.494,31.-TL olarak hesaplandığı görüşü beyan edilmiştir. Davaya konu tutanağın, bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu tartışmasız olan davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, 6100 sayılı Kanun'un 204. maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2021 tarihli ve 2021/4894 E., 2021/10580 K. sayılı kararı da aynı yöndedir.) Maddi fiilin ispatı bakımından ; mahkemece dinlenen tutanak tanıklarının beyanları ile davalı tarafça sunulan video kaydı ile kaçak kullanımın ispatlandığı anlaşılmakla , tesisatta direkt bağlantı yapılarak ve sayaç üzerinde tüketimin eksik kaydedilmesine sebep olacak şekilde sayaca müdahale edildiği , davacının kendi sorumluluğu altındaki tesisatta bu şekilde müdahale sebebiyle davacının kaçak elektrik kullanımından sorumlu olduğu anlaşılmakla ,davacı tarafın bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Konuyla ilgili mevzuat hükümlerinin incelenmesiyle ,30/05/2018 tarihli RbG'de yayınlanan EPTHY'nin 42. maddesinin, ''(1)Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; a)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, b)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi, c)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan arı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, ç)Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun yukarıda açıklanan yönetmelik hükümlerine uygun ve denetlenebilir olduğu, davalı tüketiminin kaçak olduğu gözetilerek sözleşmesiz kullanım nedeniyle tutanaktaki tespitler, EPDK birim fiyatları ve ilgili yönetmelikleri doğrultusunda asıl alacak, faiz ve KDV'nin hesaplandığı anlaşılmakla, davacı tarafın bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.