Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/258
2026/233
3 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/258
KARAR NO: 2026/233
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:10/07/2025
NUMARASI: 2024/133 Esas 2025/651 Karar
DAVANIN KONUSU:Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
DAVA TARİHİ:22/02/2024
KARAR TARİHİ:03/02/2026
KARAR
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ile müteveffa ...'nun kızları davacı ... ...'ın 17.08.2012 tarihinde doğduğu, ...'nun 03.11.2017 tarihinde vefat etmesi neticesinde, İstanbul Anadolu 2. Aile Mahkemesi nezdindeki 2017/1061E., 2020/260K. sayılı dosyada 29.12.2017 tarihinde ... ve ...'na karşı babalık davası ikame edilerek davacının müteveffanın kızı olduğunun tespit edildiği, Murisin vefatının sonrasında dava dışı ... ve ... tarafından bir ay içerisinde 13 adet taşınmazı hem kendileri hem de akrabalık ve arkadaşlığı bulunan kişilere devrettiklerini, dava konusu İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, ... Mahallesi, 999 ada, 91 parsel, 10. kat, 11 numaralı bağımsız bölümün davalı ... A.Ş. tarafından diğer davalı .... Şti/ne 12.12.2017 tarihinde muvazaalı, yolsuz bir şeklide devredilmesi nedeniyle taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazda davacının pay sahibi olduğu davalı ... ... A.Ş. adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği, ,dava konusu taşınmazın devrinin muvazaa nedeniyle batıl olduğunun tespiti ve taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı ... A.Ş. adına tescili, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Muris ...'nun 03.11.2017 tarihinde vefat ettiği, vefatına kadar tek eşinin dava dışı ... ... olduğu ve eşine karşı açtığı herhangi bir boşanma davasının bulunmadığından boşanamadığı için evlenemedikleri iddiasının gerçeği yansıtmadığı, diğer taraftan murisin vefatından önce davacı küçüğü nüfusuna geçirmekle ilgili yaptığı herhangi bir tanıma işleminin de bulunmadığı, ayrıca yine murisin sağlığında anne tarafından murise karşı açılmış babalık davasının da bulunmadığı, muris tarafından hiçbir zaman gayrimeşru bir ilişkiden çocuğu olduğu söylenmediğinden ... Şirketi'nin yetkilisi ve murisin oğlu olan ... tarafından davacının iddiasından haberdar olunmasının mümkün olmadığı, murisin vefat tarihinde kanuni mirasçıları olan eşi ... ... ile oğlu ... tarafından vefattan 10 gün sonra, 13.11.2017 tarihinde her mirasçının yaptığı gibi veraset ilamı aldıklarını ve belirtilenin aksine vefat tarihinde muristen yüklü miktarda borç kaldığı, süreç içinde muristen alacaklı olan şahıslar ve bankalardan cebri icra tehdidi ile karşılaşılması nedeniyle şahsi malvarlıkları da tehlikeye giren yasal mirasçılar tarafından, muristen intikal eden taşınmazlar ve bazı şahsi taşınmazlarını satarak oluşturdukları finansla murisin tüm borçlarını ödediklerini, dava konusu edilen 10. kat, 11 numaralı dairenin murisin vefatından sonra, 12.12.2017 tarihinde murisin yasal mirasçısı olan şirket yetkilisi ... tarafından diğer davalı Şirket olan ...'ne satıldığı, beyan edilenin aksine müteveffa ...'nun vefat ettiği vakit şirkette yalnız % 5 hissesinin bulunduğu, murisin işlettiği... Otel'in kira borçlarına karşılık içindeki tüm eşyalar ile birlikte mal sahibine devrettiği, otelde çalışan bir takım işçilerin tazminatlarının ödenemediği, şirkette unvan değişikliği yaparak inşaat işine girip kendisi ve oğlu ...'nun adına olan birtakım taşınmazları da satmasına rağmen ticari olarak yaşadığı darboğazdan kurtulamadığı, ayrıca kumar ve bahis de oynayan murisin, yaşamının son yıllarında pek çok kişiye borçlandığı ve devam eden işçi tazminat davaları neticesinde oluşan borçları da ödeyemez hale geldiğini, murisin sağlığında ...banka A.Ş.'den toplamda 5.000.000,00.-TL civarında kredi çektiği, bu kredinin bir kısmının murisin sağlığında ödendiği ancak vefat ettiğinde şirketin söz konusu bankaya yaklaşık 2-2.500.000,00.-TL civarında kredi borcunun bulunmakta olduğunu ve bankaya olan söz konusu kredi borcunun şirkete ait malvarlıklarının satılarak ödendiğini, vefatı tarihinde davalı şirketin ...banka olan kredi borcunun sorulmasının talep edildiğini,m İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/46 Esas sayılı dosyasında gelen cevabi yazıya göre; 28.12.2017 tarihinde 208.000,00.-TL, 28.02.2018 tarihinde 130.000,00.-TL, 14.03.2018 tarihinde 70.000,00.-TL, 29.03.2018 tarihinde 50.000,00.-TL, 04.04.2018 tarihinde 200.000,00.-TL, 04.04.2018 tarihinde 88.000,00.-TL, 04.04.2018 tarihinde 112.000,00.-TL, 04.04.2018 tarihinde 450.000,00.-TL, 28.06.2018 tarihinde 200.000,00.-TL ve 28.06.2018 tarihinde 142.000,00.-TL olmak üzere toplamda 1.650.000,00.-TL ödenerek kredi borcun kapatıldığı vekredi borcu bittikten sonra 24.07.2018 tarihinde davaya konu taşınmaz üzerinden ipoteğin fekki işleminin gerçekleştirildiğini, ... Otel çalışanlarının işçilik alacakları nedeniyle davalı Şirket hakkında başlatılan icra takiplerine ilişkin varisler tarafından toplamda 567.556,00.-TL ödeme yapıldığı, Dava konusu dahil 3 ayrı taşınmazların satışına ilişkin gerçekleşen işlemlerin davalı Şirket'in kredi borcundan dolayı olduğu ve satış bedeli ile de şirketin kredi borcunun ödendiğinin belgelerle ispatlı olduğu, Kredi borcunun ödenmemesi durumunda ipotek alacaklısı bankanın alacağına karşılık ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatacağı gözönüne alındığında, satış tarihinde muris babanın tek çocuğu tarafından gerçekleşen işlemlere ilişkin mal kaçırma kastından bahsedilemeyeceği, Davalı ... Şirketi'nin maliki olduğu davaya konu taşınmaz ile diğer 2 taşınmazı satın alan ... Şirketi'nin o tarihteki sahibi ve yetkilisinin ... olduğu, Davalı şirket ...'nun maliki olduğu davaya konu taşınmaz ile diğer 2 taşınmazı satın alan ... isimli şirketin o tarihteki sahibi ve yetkilisi ... olup mirasçı ... tarafından gerek murisin ...'ya şahsi borçları ve gerekse maddi durumunun iyi olması dolayısıyla bazı taşınmazları kayınpederi olan ...'ya sattığını, bazılarını da murisin borcuna karşılık devrettiği, davalının babasının ölümü ile yaşadığı dar ve sıkıntılı günlerde ilk aklına gelen kişinin en yakınında ekonomik durumu iyi olan kayınpederi olduğu, Davacı ...'ın murisin kızı olduğu tespit edildiği için yasal mirasçısı olarak muristen kalan mallarda hak sahibi olduğu gibi TMK'nın ilgili maddesi uyarınca müteveffanın mirasçısı olarak da tüm borçlara ortak olması gerekeceğini, davacının, küçük ... adına davalılardan ...'na karşı istanbul 6. Aile Mahkemesi'nde 2021/469 Esas sayı ile ikame ettiği ve yargılaması devam eden yoksulluk davasında, davacı anne ...'ın iş bu davayı açmadan önce tüm malvarlığını ve araçlarını sattığının ortaya çıkmış olması nedeniyle mahkeme tarafından adli yardım talebinin kabul edilmemiş olduğunu, davacının adli yardım talebinin reddi ile, murisin vefat tarihi olan 03.11.2017 tarihinden sonra yasal mirasçıları tarafından ... Bankası A.Ş., ...banka A.Ş. ve...bank A.Ş.'ne muris ... ve davalı ... AŞ adına yapılan ödemelerin sorulmasını, murisin vefat tarihi olan 03.11.2017 tarihinden sonra davalı ... A.Ş.'nin ve muris ...'nun ...banka A.Ş.'ye olan kredi borcunun sorulmasını, ... ... tarafından murisin borcuna karşılık ...'a devredilen taşınmazların devrinin hangi tarihte ve kime yapıldığı hususunun ilgili Tapu Müdürlüğü'nden sorulmasını, soyut ve mesnetsiz iddialarla açılan davanın reddi, yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı.... Sti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı .... Şti.'nin 2013 yılında dava dışı ... tarafından kurulduğu ve taşınmazın satın alındığı 12.12.2017 tarihinde sahibi ve yetkilisi kendisi iken dava dışı ... ile ... arasında istanbul 13. Aile Mahkemesi'nin 2019/1378 Esas sayılı dosyası ile ikame edilen boşanma davasının 02.02.2021 tarihinde kesinleşen 2020/369 Karar sayılı ve 01.07.2020 tarihli kararı kapsamında, davalıya ait ... adına kayıtlı olan İstanbul İli, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, 999 ada, 91 parsel, 10. kat, 11 numaralı bağımsız bölümün boşanmanın kesinleşmesinden sonra tüm devir masrafları davalıya ait olmak üzere davacıya devredileceğinin, bu taşınmaz üzerinde herhangi bir ipotek ve/veya haciz olması durumunda tüm masraflar davalıya ait olmak üzere davalı tarafından kaldırılacağının, bu borçlardan hiç bir şekilde davacının sorumlu tutulamayacağına karar verilerek mal paylaşımına konu olarak 2020 yılında şimdiki sahibi ve yetkilisi olan ...'ya devrolduğu, Murisin vefatından sonra, 12.12.2017 tarihinde murisin yasal mirasçısı olan şirket yetkilisi ... tarafından davalı ...'ne satıldığı ve davalı Şirket tarafından satın alındığında üzerinde diğer davalı ... Şirketi'nin ...banka A.Ş. lehine verilen 7.000.000,00.-TL bedelli ipoteğin bulunduğu, Davalı şirket tarafından kredi borcu ile satın aldıktan sonra,...banka'ya diğer davalı ... Şirketi hesabına; 28.12.2017 tarihinde 208.000,00.-TL,28.02.2018 tarihinde 130.000,00.-TL, 14.03.2018 tarihinde 70.000,00.-TL, 29.03.2018 tarihinde 50.000,00.-TL, 04.04.2018 tarihinde 200.000,00.-TL, 04.04.2018 tarihinde 88.000,00.-TL, 04.04.2018 tarihinde 112.000,00.-TL, 04.04.2018 tarihinde 450.000,00.-TL, 28.06.2018 tarihinde 200.000,00.-TL, 28.06.2018 tarihinde 142.000,00.-TL olmak üzere toplamda 1.650.000,00.-TL ödeme yapılarak davalı ... Şirketi ilgili bankaya olan kredi geri ödeme borcunun ödendiğini, ... Şirketi tarafından davalı ... Şirketi'ne havale yoluyla gönderilen ödemeler gereğince ...banka A.Ş. tarafından davalı ... Şirketi'nin kredi borcunun kapatıldığı, Bankaya olan kredi borcu bittikten sonra 24.07.2018 tarihinde davaya konu taşınmaz üzerinden ipoteğin fekki işleminin yapıldığı, borç bittikten sonra dahi davaya konu taşınmazın ... Şirketi tarafından satılmadığı, Davalı ... Şirketi tarafından alınan kredi borcunun geri ödemelerinin yapılabilmesi amacıyla davacının, davaya konu taşınmazı mirasçının kayınpederinin sahibi olduğu Şirket olan davalıdan ...'nın satın almasının muvazaalı göstermeye çalışıldığı, Murisin vefatı tarihinde davalı ... şirketinin kredi borcunun bulunduğu ve ekonomik olarak kötü durumda olduğu, Muvazaa iddiasını ispat yükünün davacı taraf üzerinde iken tamamen soyut iddialara dayalı olarak huzurda ikame edilen davanın reddinin gerektiği, Murisin vefatından sonra davacı İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/32 Esas sayılı dosyası ile Tereke davası ikame edilmiş, yargılamada murisin terekesi açılmış ve murisin vefatından sonra satılmış olan taşınmazlar tespit edilmiş olup aradan yaklaşık 6 yıl geçtikten sonra asılsız iddialarla huzurdaki davanın açılmasının davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davalı Şirket ile diğer davalı Şirket arasındaki devir, gerçek bir satış işlemi olup dava dilekçesindeki iddia ve ithamlar gerçeği yansıtmamakla her bakımdan haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; "...davanın davacının mirasçılık durumu saklanarak ve davacının miras hakkını zedelemek suretiyle yapıldığı iddia edilen devir işleminden kaynaklı tazminat istemine yönelik olduğu, davanın mutlak ticari dava olmadığı gibi, davacının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle nispi ticari dava da olmadığı bu haliyle Ticaret Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; İlk derece mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından Davacı ...'nu velayeten ... vekili, Davalı ... vekili, Davalı ... ... vekili ile Davalı .... Şti. yetkilisinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine 362/1-c uyarınca kesin olmak üzere karar verilmiştir. " şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür.Davanın genel muvazaaya dayalı olarak açılan tapu tescil ve iptali istemine ilişkin olduğu, davanın TTK 4. Maddesinde düzenlen mutlak ticari davalardan olmadığı, davacının tacir olmadığı, bu tür davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 2025/398 esas ve 2025/409 karar sayılı ilamının yol göstericiliğinde mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2013 yılında kurulduğunu ve 12.12.2017 tarihinde dava konusu taşınmazı satın aldığı tarihte yetkilisinin dava dışı ... olduğunu, bu şirketin sonrasında ... ile ... arasındaki boşanma davası sonucunda 2020 yılında ...'ya devrolduğunu, İstanbul 13. Aile Mahkemesi'nin kararı ile çeşitli taşınmazların devrine karar verildiğini, bu kararda davalı müvekkili şirkete ait İstanbul Ortaköy'deki bir taşınmazın boşanmanın kesinleşmesinden sonra tüm masrafları davalıya ait olmak üzere davacıya devredileceğinin tespit edildiğini, taşınmazın dava dışı ... A.Ş.'den 12.12.2017 tarihinde müvekkili şirkete satıldığını, satın alma sırasında taşınmaz üzerinde ... Şirketinin...banka lehine ipotek ve kredi borcu bulunduğunu, müvekkili şirketin bu kredi borcu ile birlikte taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını ve ödemeleri banka kayıtlarının celbi ile ispatlandığını, bu satışın ... Şirketinin ticari borçları nedeniyle yapıldığını, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olduğunu, Yerel Mahkemenin genel muvazaaya dayalı tapu iptali istemine ilişkin bu davanın TTK 4. maddede düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verdiğini, ancak yapılan tüm işlemlerin ticari iş niteliğinde olduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması gerektiğini, Yerel Mahkemenin görevsizlik kararının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava; ketmi verese ve TBK'nın 19. Maddesinde düzenlenen genel muvazaaya dayalı tazminat istemine yöneliktir.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. Bir davanın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın her iki taraf yönünden ticari sayılan hususlardan doğması veya 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekmektedir. Somut olayda; davanın davacının mirasçılık durumu saklanarak ve davacının miras hakkını zedelemek suretiyle yapıldığı iddia edilen devir işleminden kaynaklı tazminat istemine yönelik olduğu, davanın mutlak ticari dava olmadığı gibi, davacının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle nispi ticari dava da olmadığı bu haliyle Ticaret Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından davalı .... Şti. vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 bendi gereğince esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2024/133 Esas sayılı dosyasında verilen 10/07/2025 tarih ve 2025/651 Karar sayılı gerekçeli kararına yönelik davalı .... Şti. vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı .... Şti. istinaf başvurusu reddedildiğinden; alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf harcının işbu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.03/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.