mahkeme 2022/2085 E. 2024/1175 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/2085

Karar No

2024/1175

Karar Tarihi

17 Mayıs 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/2085
KARAR NO: 2024/1175
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2019/577 Esas- 2022/583 Karar
KARAR TARİHİ: 07/06/2022
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/08/2019
KARAR TARİHİ: 17/05/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı vekilince yasal süre içerisinde istinaf edilmiş olmakla Dairemizce HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Köyü, ... parsel sayılı taşınmazın 1984 yılında kadastro tespitinde köy tüzel kişiliği adına tespit ve tescil edildiğini, beyanlar hanesinde üzerinde bulunan binanın da ... oğlu ...'a ait olduğunun belirtildiğini, dava konusu parselin 2013 yılında müvekkili davacı ...'ne satış yoluyla temlik edildiğini, ancak, söz konusu parselin davalı şirketin kullanımında olduğu için fiilen teslim alınamadığını, davalının haksız işgalinin devam ettiğini, tüm uyarılara rağmen taşınmazın davalı tarafından davacıya teslim edilmediği gibi her hangi bir kira bedeli veya tazminat da ödenmediğini, önceki malik ... Kişiliği tarafından Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ecrimisil davası dosyasına sunulan vergi levhasından 16/12/2004 tarihinden beri dava konusu taşınmazın ve üzerinde bulunan benzin istasyonunun davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanıldığının anlaşıldığını, davanın daha sonra bu şirkete yöneltildiğini, ... Kişiliği tarafından 2013 yılında dava konusu taşınmazın davacı Kooperatife tapuda satılmış olması nedeniyle davayı davacı sıfatıyla müvekkilinin devam ettirdiğini ve 2014/217 Karar sayısıyla müvekkili lehine dava tarihi olan 25/11/2011 tarihine kadar 25.700,00-TL ecrimisile hükmedildiğini ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/352 Esas ve 2014/217 Karar sayılı dosyasında da tespit edildiği üzere davalı firmanın dava konusu taşınmazı her hangi bir haklı nedene ve hukuki dayanağı bulunmaksızın haksız olarak işgalini devam ettirdiğini, davalı firma yetkilileri ile haricen yapılan görüşmelerde dava konusu taşınmaz üzerindeki tasarrufun sona erdirilemediğini ve Arabuluculuk Yasası uyarınca konunun çözümü için 01/07/2019 tarihinde Arabulucuya müracaat edildiğini ancak 18/07/2019 tarihinde yapılan oturumda uzlaşmaya varılamadığından 18/07/2019 tarihli anlaşmazlık tutanağı tutulduğunu, bu anlaşmazlık üzerine işbu davayı açtıklarını ileri sürerek, 25/11/2011 tarihinden dava tarihine kadar ki süreye ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 800,00TL ecrimisil bedelinin her dönem sonundan itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Çatalca mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin taşınmazı haklı hukuki nedenlere dayalı tapu kaydındaki şerh ile belli olduğu üzere kullandığını, ortada ecrimisil borcu olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile 5 yıl ve daha fazla süre geçen kısım için ecrimisil borcunun zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin taşınmaz üzerinde hak sahibi olduğunu, taşınmaz üzerine bina inşa edildiğini, davacı yanın buna rıza gösterdiğini, inşaata hiç bir itiraz olmadığını, tapu kaydına konan şerhin dahi tek başına müvekkilinin hak sahipliğine kanıt olduğunu, müvekkili lehine kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğunu belirtip, davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili 18.04.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle; dava değerinin 59.581,60-TL arttırmış, dosyaya sunulan 29.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda dava dilekçesinde ecrimisilin başlangıç tarihi olan 25.11.2011 tarihinden dava tarihi 01.08.2019 tarihine kadar toplam 60.381,60-TL ecrimisil hesaplandığını, davalı vekilince süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmadığı için bu tarihler arasında hesaplanan ecrimisil miktarına hükmedilmesi gerektiğini belirtip, bu nedenle ecrimisil taleplerini ıslah yoluyla 59.581,60-TL arttırarak sonuç olarak 60.381,60-TL'nin ıslah tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ile KDV hariç karşı vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, bilirkişilerce yerinde yapılan incelemeler sonucu hazırlanan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının işgalinin Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/352 Esas - 2014/217 Karar sayılı dosyası ile tespit edildiği, davalının dava konusu taşınmazın adına kayıtlı olmadığını ve bu sebeple işgalinin haksız olduğunu da bilmeleri gerektiği ecrimisle ilişkin şartların mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Haksız işgale konu tarihlere tekabül eden ecri misil bedelinin tespiti için mahkememizce bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek bilirkişi raporu alınmış, 25/05/1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi oluduğu hususu da göz önünde bulundurulduğu gerekçesiyle, " Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile 39.356,76 TL nin 100,00 TL sinin 25/11/2014 tarihinden, 100,00 TL sinin 25/11/2015 tarihinden, 100,00 TL sinin 25/11/2016 tarihinden, 100,00 TL sinin 25/11/2017 tarihinden, 100,00 TL sinin 01/08/2019 tarihinden, 38.856,76 TL sinin 18/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, '' karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesi ile; davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazın hukuki ve fiili vasıflarının hatalı ve noksan değerlendirildiğini, Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/352 esas ve 2014/ 217 karar sayılı ilamda: “ Davalı ...'ın dava konusu muhtesatı tapudaki beyanlar hanesindeki şerhe dayanaraktan kullandığı ve hukuken kullanma hakkı olduğu anlaşıldığından... Davanın ... yönünden reddine. “ şeklinde karar verilmesinin dahi, şerhin etkisini işaret ettiğini, ...'ın bu hakkını davalı müvekkiline devrettiğini, bu nedenle şerhe dayalı hakkın davalı tarafından kullanıldığını, ...'a ait olduğu tapu kayıtlarıyla sabit olan şerhin kaldırılmadığı gibi şerhe dayalı kullanımın devam ettiğini, taşınmaz üzerindeki tesisler ... tarafından inşa edilmiş ve kurulmuş ise de, usulünce müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin kendi tesislerini kullandığı için ecrimisil talebinin yersiz olduğunu, taşınmazın tesis olmayan bölümünün, tarım arazisi niteliği taşıdığından, ecri misile konu olsa bile en fazla bölgedeki tarımsal faaliyet kapsamında ele alınıp ürünler bazında ecri misil tespiti gerekirken, tarımsal gelirin üzerinde çok yüksek bir meblağın tespitinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Ecrimisil talebini hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, taşınmazın mevcut haliyle şehir ve şehirleşmiş bölge dışında kaldığı, çevresinin tarım alanlarıyla kaplı olduğu, esasen tarım makinelerine “dizel yakıt” sağlama amacı taşıdığı, dikkate alındığında tespit edilen ecri misil bedeli oldukça yüksektir. Tesis, şerhe göre davalı tarafa ait olduğu gibi, taşınmazın küçük bir bölümünü kaplamaktadır. Dört tarafı tarım alanı olan bir alandır. Bu nedenle, ecrimisil bedeli çevredeki icar bedellerini aşmaması gerekirken, hatalı değerlendirme ile oldukça fahiş rakamlar elde edilmiştir. Ecrimisil oluşsa dahi, hukuki vasfı nedeniyle bir sözleşmeye dayanmadığından, faize hükmedilmemesi, faize hükmedilirse de yasal faizi aşmaması gerekir. Bu nedenle, kabul edilen ecrimisil bedellerine ticari faiz uygulanması yasaya aykırı kalmıştır. Evvelce yapılan yargılamada bazı hukuki hataların bulunması, bunların bu şekilde sürüp gitmesi anlamına gelmeyeceği gibi, şeklen kesinleşmesi dahi yeni bir davada iddia ve delillerin incelenmesine mani olamayacağı açıktır. Şeklinde belirtip, öncelikle kararın kesinleşmesine kadar, iş bu karara dair başlatılan takip yönünden tehir-i icra kararı verilmesine, yapılacak istinaf incelemesi ile kararın davanın kabulüne dair kısmı yönünden kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, haksız işgal tazminatı niteliğinde ecrimisil isteğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından usul ve esas yönünden istinaf edilmiştir. 610 sayılı HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesin belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin hak sahibi olmayan zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davalı aleyhine açılan ecrimisil davasında Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/352 Esas - 2014/217 Karar sayılı kararıyla davalının dava konusu taşınmazın adına kayıtlı olmadığını ve bu sebeple işgalinin haksız olduğunu da bilmeleri gerektiği ecrimisile ilişkin şartların oluştuğu gözetilerek, bilirkişi raporunun hükme elverişli ve denetime açık, yöntemine uygun olduğu, ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu hususu da göz önünde bulundurularak İlk Derece Mahkemesince, 25/11/2014 - 01/08/2019 tarihleri arası hesap edilen 39.356,76-TL ecrimisil bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu yöne değinen davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Ancak, davacı vekili 18/04/2022 tarihli dilekçesi ile ecrimisil talebini 59.581,60-TL arttırdığını ve sonuç olarak 60.381,60-TL ecrimisil bedelinin ıslah tarihinden ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istediğine göre, faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olan 18/04/2022 tarihi olarak esas alınması gerekirken, davacı tarafın talebini aşar şekilde bir kısım ecrimisil tutarına bu tarihten öncesi sürenin faiz başlangıç tarihi olarak alınması doğru olmadığı gibi, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığı, ecrimisilin, haksız eylemden kaynaklanan bir tür tazminat niteliğinde olduğu gözetildiğinde yasal faize hükmedilmesi gerekirken ticari faize hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir. Bu yönlere ilişkin olarak davalı vekilinin istinaf sebebi yerindedir. Öte yandan, dava dilekçesi ekinde bulunan Büyükçekmece Arabulucuk Bürosunun ... Büro dosya numaralı ve ... Arabuluculuk numaralı ara buluculuk son oturum tutanağından, davacının zorunlu (dava şartı) arabuluculuk kapsamında başvuru yaptığı, zira tutanağın "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı" başlığını taşıdığı, 6325 sayılı HUAK'nın 17. Ve 6102 sayılı TTK m. 5/A kapsamında anlaşamama yönünde tutanak tanzim edildiği görülmüştür. Bu durumda, haksız işgal tazminatı niteliğinde ecrimisil istekli davada, uyuşmazlığın niteliği itibarıyla dava şartı olan arabuluculuk kapsamında kalmadığı halde, davacı tarafından arabulucuk bürosuna başvuru yapıldığı ve arabuluculuk dosyasında arabuluculuk ücreti olarak 1.320,00 TL'nin suç üstü ödeneğinden karşılanarak arabulucuya ödenmiş olduğu da anlaşılmaktadır.Belirtilmelidir ki, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabuluculuk ücretine, zorunlu olmadığı ve gerekmediği halde arabulucuya başvurmak suretiyle davacı tarafın sebep olduğu gözetilerek, bu ücretin re'sen davacıdan alınmasına karar verilmesi gerekirken davalının da sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Bu yöndeki, Yargıtay 3. HD'nin 28/02/2022 tarihli ve 2022/501 Esas 2022/1576 Karar sayılı içtihadında, arabulucuya başvurmanın zorunlu olmadığı durumlarda, davacı tarafça arabuluculuk başvurusunda bulunulması halinde Adalet Bakanlığınca suç üstünden yapılan ödemenin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.Bu husus 6100 sayılı HMK'nın 355. Maddesi gereğince resen istinaf sebebi olarak kabul edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1).b.2 maddesi gereğince kabulüne, incelenen mahkeme kararının kaldırılmasına yeniden işin esası hakkında davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b-2 maddesi gereğince kabulüne, B-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/06/2022 tarihli 2019/577 Esas ve 2022/583 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle KALDIRILMASINA, ''1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile 39.356,76 TL ecrimisil bedelinin ıslah tarihi olan 18/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alınması gerekli 2.688,46-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 1.161,90-TL harcın (peşin + ıslah) mahsubuyla bakiye 1.526,56-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç, 1.117,50-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.206,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça posta/ tebligat/ bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 2.492,05-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı üzerinden takdiren 1.624,31-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yürürlükteki AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Reddedilen kısım üzerinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalı tarafça posta/ tebligat gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 200,00-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı üzerinden takdiren 69,63-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Büyükçekmece Arabulucuk Bürosunun ... Büro ve ... Arabuluculuk numaralı dosyasında arabuluculuk masrafı olarak yapılan 1.320,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bu hususta 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin İlk Derece Mahkemesince icrasına, 9- Bakiye gider ve delil avansının talep halinde davacıya iadesine,'' C-Davalı tarafın istinaf talebi kabul edildiğinden peşin yatırdığı istinaf karar harcının talep halinde davalıya İADESİNE, D-Davalı tarafça yapılan istinafa başvurma harcı 220,70-TL, posta ve tebligat masrafları 5,50-TL olmak üzere toplam 226,20-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, E-Duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim