mahkeme 2023/757 E. 2023/925 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/757
2023/925
28 Eylül 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/757 Esas
KARAR NO: 2023/925
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2022
NUMARASI: 2022/456 Esas, 2022/599 Karar
DAVANIN KONUSU: KONKORDATO
KARAR TARİHİ: 28/09/2023
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 04.04.2001 yılında kurulduğunu, tekstil sektöründe ithal ve yerli ipliklerden üretim yapma alanında faaliyet gösterdiğini, maliyetlerinin artması, döviz kurundaki dalgalanmalar ve enflasyondaki artıştan şirketin olumsuz etkilendiğini, işletme sermayesi bulmada güçlük çektiğini, banka borçları olmak üzere borç ödemelerinde temerrütler oluştuğunu ve şirketin nakit darboğazına girdiğini, konkordato projeleri ile % 40 tenzilatla borçların ödenebileceğini belirterek müvekkili lehine geçici mühlet ve sonrasında bir yıllık kesin mühlet verilmesini, akabinde konkordatonun tasdikini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi 06/11/2020 tarihli kararı ile; borçlu şirketin mali durumunu iyileştirme ihtimali olmadığı ve şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle davacı şirketin kesin mühlet talebinin reddine ve iflasına, şirket hakkındaki geçici mühlet ve tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.
DAİREMİZİN KARAR İLAMI Dairemizin 2022/592 Esas, 2022/701 Karar ve 02/06/2022 tarihli kararı ile; konkordato talep eden borçlu şirketin yetkili temsilcisinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, kanunun amir hükmünün '(İİK'nın 292/son fıkrasının) yerine getirilmediği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi 22/09/2022 tarihli kararı ile; şirketin kaydî değerlere göre hazırlanmış bilanço verilerine göre 30/09/2020 tarihi itibari ile -800.741,68-₺ olduğu, şirketin rayiç değerlere göre öz varlık değerinin -5.093.423,61-₺ olup TTK 376/3 maddesi çerçevesinde borca batık durumda olduğu, konkordatonun tasdiki ihtimalinin bulunmadığı, İİK 292/1-b bendi uyarınca resen ifasına karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı şirketin kesin mühlet talebinin reddine ve iflasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar, yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; komiser raporunda yer alan, müvekkili şirketin kısa vadeli borçlarını ödemekte zorlanacağı yönündeki değerlendirmenin, konkordato projesinin gerçekleşme ihtimali olmadığına gerekçe olarak gösterilmesinin hatalı bir değerlendirme olduğunu, zaten konkordatoya vadesi geldiği halde borçlarını ödeyemeyen borçluların başvurabileceğini, pandemi nedeni ile müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin olumsuz etkilendiğini, komiser heyetinin bu husus üzerinde etraflıca durmadığını, pandemi nedeni ile karlılık oranının düşmesinin aleyhe değerlendirilmemesi gerektiğini, sermaye artırımı kaynağının nasıl sağlanacağı yönünde açıklık bulunmadığına dair gerekçenin yerinde olmadığını, revize projede belirtildiği üzere, müvekkili şirkete sermaye artırımını; kredi temini veya taşınmaz satışı yahut şahsi borçlanma şeklinde nakit girişi ile sağlanacağını, konkordatonun alacaklılar ve borçlunun menfaatine olduğunu, iflas kararının alacaklıların alacaklarına kavuşmasını engelleyeceğini belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, İİK 285 vd maddelerinde düzenlenen geçici mühlet ve kesin mühlet verilmesi, akabinde konkordatonun tasdiki isteğine ilişkindir. 2004 sayılı İİK‘nun 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada, iflasa tabi olan borçlu için İİK ‘nun 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkrasında yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu vurgulanmıştır. Somut yargılamada, davanın, dava tarihi itibariyle yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesinde açıldığı, yargılamanın yetkili mahkemece gerçekleştirildiği sabittir. Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde, vekaletnamede konkordatoya ait özel yetkinin mevcut olduğu da anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, mahkemece borçlu şirket lehine 18/03/2020 tarihinden itibaren 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği, 7226 Sayılı Yasa kapsamında durma süresi de ilave edilerek geçici mühletin 08/09/2020 tarihinde itibaren iki ay daha uzatıldığı, sonrasında davacı şirketin kesin mühlet talebinin reddi ile borca batık şirketin iflasına karar verildiği görülmektedir. İstinaf konusu uyuşmazlık davacı şirketin kesin mühlet talebinin reddi ile iflasına dair verilen kararın yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. Komiser Heyeti 04/11/2020 tarihli raporunda; şirketin kaydı değerlere göre hazarlanmış bilanço verilerine göre 30.09.2020 tarihi itibariyle işletmenin kaydi değerlere göre özvarlık tutarının (-)800.741,68 TL, şirketin rayiç değerlere özvarlık değerinin (-)5.093.423,61 TL olduğu, 6102 sayılı TTK.’nun 376/3. maddesinde belirtilen değerleme yöntemine göre kaydi değerlere göre varlıklarının borçlarını karşılamaya yetmediği, şirketin cari oranı olması gereken makul düzeyin oldukça altında olduğu, hatta 31.12.2019'dan 29.03.2020 tarihine kadar cari oranda düşüş gerçekleştiği, 30.09.2020 tarihinde ise düşüş dahada hızlanarak arttığı ve şubat ayındaki 0,65 oranı 0,18' e düştüğü, 30.09.2020 tarihine gelindiğinde ise dönen varlıkları kısa vadeli borçların 1/5'den dahada aşağı düştüğü, bu nedenle kısa vadeli borçlarını ödemekte zorlanacağı nakit sıkıntısı yaşanacağının aşikar olduğu, şirketin stokları dışındaki dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını ödemede yetersiz olduğu, borçlarını ödemesinin mümkün görülmediği, acilen ek kaynaklar sağlanması ve likidite sorununa çözüm bulunması gerektiği, mali incelemelerde tespit edildiği üzere 30.09.2020 tarihi itibari ile özvarhk değerinin (-) 5.093.423,61 TL olduğu, ayrıca şirketin alacak senetleri hesapların da yer alan tutarın, vadesinin geçmiş olması nedeni ile tahsil problemi olması durumunda bu tutarın borca batıklık tutarının daha da artacağı borca bataklığın (-) 6.605.001,71 TL'ye ulaşabileceği vç şirketin finansal sıkıntılarının daha da artacağı, şirketin revize ön projesinde belirtilen kaynaklardan en önemlisi % 55,82 oranına sahip sermaye artırımı olduğu, ancak 2.900.000 TL sermaye artırımını sağlayacak ortakların sermaye artırımını hangi kaynaklardan sağlayacakları konusunda revize ön projede açıklık bulunmadığı, aynca sermaye artırımının nakit akış tablosunda 5 yıl gibi uzun bir döneme yayıldığı, revize ön projede Nakit Akış Tablosunda Maliyetlerden Kaynaklanan Nakit çıkışı ile Proforma Gelir Tablosundaki satılan malın maliyeti tutarı arasında tutarsızlık bulunduğu, örneğin; Proforma Gelir Tablosunda 2020 yılı satılan maliyeti 2.538.031,18 TL iken Nakit akış tablosunda 2.850.000 TL olarak yer aldığı, aynı farklılığın 2021,2022,2023 ve 2024 yıllarında da devam ettiği, Nakit Akış Tablosunda Cari Dönem Satışlarından Tahsilat tutarı 2.703.270 TL olarak yazılmışken Proforma Gelir Tablosunda 2.965.217,13 TL olarak yer aldığı, aynı farklılığın 2021,2022,2023 ve 2024 yıllarında da devam ettiği, şirketin 2020 ilk dokuz aylık verilerinin karlılık hedeflerinin oldukça altında gerçekleşmesi ve rayiç değerlere göre borçlarının varlıklarını aşması nedeni ile konkordato projelinin gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nun 289/1 maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nun 288/1 ve 287/5 maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nun 292.maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir. Somut davada borçlu şirket revize projede 5.195.215,55 TL olarak öngördüğü konkordato kaynağının 2.900.000,00 TL'sinin sermaye artırımı ile sağlanacağını belirtmişse de, sermaye artırımını hangi mali kaynaklardan sağlayacakları konusunda revize ön projede açıklık bulunmadığı görülmektedir. Sağlanacak kaynağın dayanakları ile açıklanması, nesnel ve gerçek kaynakların gösterilmesi gerekir. Ayrıca davacı şirket borç ödeme kaynağı olarak ticari faaliyetlerden sağlanacak karı göstermiştir. Ancak davacı şirketin 2020 ilk dokuz aylık verilerinin karlılık hedeflerinin oldukça altında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda projede öngörülen sermaye artışının hangi mali kaynaklarla sağlanacağı hususunda nesnel ve gerçek verileri bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, borçlu şirketin ön projesinin başarıya ulaşma ihtimalinden söz edilemeyecektir. Bu nedenle mahkemece davacı şirketin kesin mühlet talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. Diğer taraftan davacı şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşma imkanı bulunmadığı ve şirketin 30.09.2020 tarihi itibari ile özvarhk değerinin (-) 5.093.423,61 TL olduğu gözetildiğinde mahkemece şirketin iflasına karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/456 Esas, 2022/599 Karar ve 22/09/2022 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/1. bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/son fıkrası yollaması ile İİK'nın 164. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/09/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.