mahkeme 2023/1411 E. 2023/1477 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1411
2023/1477
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1411 Esas
KARAR NO: 2023/1477
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/03/2023
NUMARASI: 2022/258 Esas, 2023/257 Karar
DAVA: İFLAS (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))
KARAR TARİHİ: 28/12/2023
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL VE BİRLEŞEN DAVA Davacı dava dilekçesi ile; taraflar arasındaki anlaşma gereği müvekkilinin villa mobilyaları ve pergole işini üstlendiğini, iş bedelinin KDV dahil 1.070.963,28 TL olduğunu, ancak davalı borçlunun 912.895,54 TL ödeme yaptığını, bakiye alacakları için düzenledikleri faturaya itiraz edip borcunu ödemediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı hakkında iflas yolu ile adi takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının kaldırılmasına ve iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen dosyada dava dilekçesi ile; davalı borçlunun İstanbul ve Türkmenistan'da fabrika ve villalar inşa ettiğini, müvekkilinin mimar olarak villa ve fabrika projeleri ile fabrika maliyet çalışması yaptığını, müvekkilinin edimini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalının KDV dahil 472.000,00 TL iş bedeli için düzenledikleri faturaya itiraz edip ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı hakkında iflas yolu ile adi takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının kaldırılmasına ve iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; asıl dosya yönünden, müvekkili şirketin kendisine teslimi yapılan malzemeler için fazlasıyla ödeme yaptığını, davacının 03/12/2020 tarihli faturadan 6 ay sonra bakiye alacak kaldığı iddiasıyla fatura düzenlediğini, geçmişe dönük ve gerçeği yansıtmayan fatura ile haksız para tahsil edilmek istediğini; birleşen dosya yönünden ise, Türkmenistan'da yaptırılan villa ve fabrika projesine ilişkin zamanında müvekkili adına düzenlenen tüm faturaları ödediklerini, davacının işin yapıldığı tarihte herhangi bir bakiye alacak iddiası bulunmadığını, ...'da yapıldığı iddia edilen ofis projesinin dava dışı şirketler tarafından yaptırıldığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının düzenlediği faturalar ile bu faturalarda iş ve teslimatlar arasında bir yıldan fazla zaman bulunduğunu; davacının kötü niyetli olarak iflas takibinde bulunduğunu savunarak öncelikle birleşen davanın husumetten reddine, asıl ve birleşen davanın esastan reddine, % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; itirazın kaldırılması ve iflas davasında iflas avansının yatırılmasının özel dava şartı olduğu, ancak asıl ve birleşen dosyada kesin süreye rağmen davacının iflas avansını depo etmediği, dava şartı eksikliğinin kesin süreye rağmen giderilmediği ve giderilmeyeceğinin de açıklandığı, bununla birlikte davacının 14/11/2021 tarihli dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ettiğini bildirdiği, HMK'nın 180. maddesi uyarınca davanın tamamen ıslahı halinde yeni bir dava dilekçesi verilmesi gerektiği, HMK'nın 119 maddesinde dava dilekçesinin nasıl düzenlenmesi gerektiğinin açıklandığı, ayrıca asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız dava olup her bir dava hakkında ayrı karar verileceği, asıl ve birleşen davanın tamamen ıslahı halinde her iki dava için ayrı ayrı HMK'nın 119. maddesine uygun yeni bir dava dilekçesi sunulması gerektiği, ancak davacının 21/12/2021 tarihinde her iki dava için tek bir dava dilekçisi sunduğu, buna göre bir her bir dava için yasal unsurları içeren dava dilekçesinin bir haftalık kesin süre içerisinde sunulmaması nedeniyle ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesi gerektiği ve davacının kesin süreye rağmen ıslah avansını ikmal etmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen itirazın kaldırılması ve iflas davasının ayrı ayrı özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, asıl ve birleşen davada davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; tam ıslaha ilişkin dava dilekçesinin usulüne uygun olduğunu, mahkemenin de tam ıslaha ilişkin dilekçeleri doğrultusunda işlem yaptığını, ancak sonradan, ıslahtan sonra verdiği ara kararlardan dönmeden hüküm verdiğini, yeni sundukları dava dilekçesinin eksik olduğu kabul edilse dahi hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında dilekçenin düzeltilmesini istemesi gerektiğini, HMK'nın 19. maddesi uyarınca dava dilekçesindeki eksikliğin giderilmesi için taraflarına süre verilmesi gerektiğini, ayrıca mahkemenin, yapılan ıslahın usulüne uygun olmadığı ve davanın ıslah edilmemiş sayılması gerektiğini kabul etmesinden sonra müvekkiline tekrar iflas avansını yatırması için kesin süre vermeden karar vermesinin hukuki dinlenilme ve tasarruf ilkesinin ihlali olduğunu, iflas avansının HMK'nın 120. maddesinde düzenlenen ve dava şartı olan gider avansı olmadığını, mahkemenin HMK'nın 325. maddesi gereği işlem yaparak yargılama devam etmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava ve birleşen dava, itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir.Mahkemece, asıl ve birleşen davanın 14/11/2022 tarihli dilekçe ile tam olarak ıslah edileceği beyan edildikten sonra 21/11/2022 tarihinde verilen dilekçenin asıl ve birleşen davanın tam ıslah edilmesi noktasında gerekli yasal unsurları ayrı ayrı taşımadığı, asıl ve birleşen dosya numaralarının, taraf adlarının, dava konusunun, dayanılan vakıaların, dava değerlerinin, dayanılan delillerin, talep sonucunun ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği, dilekçenin bu şekilde hazırlanmadığı, bu durumun asıl ve birleşen dava hakkında davaya devam edilerek sürdürülmesi durumunda ayrı ayrı hüküm kurulması için zorunlu olduğu, bu haliyle davacı tarafından verilen tam ıslaha yönelik dilekçenin HMK'nın 119.maddesi kapsamında olmadığı, tam ıslah dilekçesinin bir haftalık kesin süre içerisinde sunulmadığı gerekçesiyle davacı tarafından yapılan usulüne uygun bir ıslahtan söz edilemeyeceği, bu durumda davaya alacak davası olarak devam etmenin mümkün olmadığı, ayrıca itirazın kaldırılması ve iflas davasında zorunlu olan iflas avansı depo edilmediğinden davaların özel dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında; davacı ... tarafından davalı aleyhine 09/06/2021 tarihli faturaya istinaden 158.068,08 TL asıl alacak, 8.693,74 TL işlemiş faiz yönünden, yine davacı ... tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 09/06/2021 tarihli faturaya istinaden 472.000,00 TL asıl alacak, 25.960,00 TL işlemiş faiz yönünden icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Davacı iş bu davada; davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın kaldırılması ile davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiş, birleşen dosyada da davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın kaldırılması ile davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 14/11/2022 tarihli dilekçesinde; davalarını tamamen ıslah ederek alacak davasına dönüştürdüklerini, davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaları ile takip başlattıklarını, borçlunun itirazı üzerine takiplerin durduğunu, mahkemenin 2022/258 Esas ve 2022/259 Esas sayılı dosyalarında itirazların kaldırılarak borçlunun iflasına karar verilmesini talep ettiklerini, dosyaların birleştirildiğini, iflas avansını yatırmaları için kesin süre verildiğini, bilirkişi ücretini yatırdıklarını, bu sebeple itirazın kaldırılması ve iflas davası olarak açtıkları davanın tamamen ıslah edilerek ticari satımdan kaynaklı alacak davasına dönüştürdüklerini, tam ıslah taleplerinin kabul edilerek davaya alacak davası olarak devam edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, 21/11/2022 tarihli dilekçelerinde de, alacaklarının iki kalemden oluştuğunu, bir adedinin 158.068,08 TL malzeme bedelinden kaynaklı olduğunu, diğer 472.000,00 TL alacağın ise proje bedelinden kaynaklı olduğunu, toplam 630.068,08 TL alacaklarının 09/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini, malzemeden kaynaklı alacaklarına ilişkin faturaları bu dilekçede belirttiklerini, projeden kaynaklı 472.000,00 TL alacağın hangi projelerden kaynaklandığını yine bu dilekçede belirttiklerini beyan etmiştir.Yine dilekçenin deliller kısmında da, dayandığı delilleri belirttiği, talep sonuç kısmında her iki icra dosyasında takibe konu asıl alacak miktarını ayrı ayrı belirtilerek toplamı olan 630.068,08 TL'nin 09/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi 22/12/2022 tarihli duruşmanın 3 nolu ara kararında, davacının davasını tam ıslah ettiği, HMK'nın 180.maddesinde belirtilen zorunluluğu da yerine getirdiğini belirterek asıl ve birleşen davada ne kadar harç yatıracağını ayrı ayrı hesaplamak suretiyle davacıya süre verdiği, davacı tarafça verilen sürede 28/12/2022 tarihinde her iki dava yönünden harçların ikmal edildiği görülmüştür. HMK'nın 166.maddesine göre; aynı yargı çevresi içerisinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde açılmış olan davalar arasında bağlantı bulunması halinde davanın her aşamasında talep üzerine veya mahkemenin resen ilk davanın açıldığı mahkemede davayı birleştirebileceği düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesi HMK'nın 166.maddesi gereğince; tarafları ve konusu aynı olan her iki davayı birleştirerek yargılamaya devam etmiştir.6100 sayılı HMK'nın "Davanın tamamen ıslahı" başlıklı 180.maddesinde; " Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Davacı, her iki davasını HMK'nın 180.maddesi gereğince tamamen ıslah ederek alacak davasına dönüştürmüştür. Bu iradesini 14/11/2022 tarihli dilekçesi ile mahkemeye bildirmiştir. Bu bildirimden itibaren davacı, bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde ıslah yapılmamış sayılır ve ıslah yapılmamış gibi davaya devam edilerek karar verilir.Davacı 14/11/2022 tarihli dilekçesinden sonra da; HMK'nın 180.maddesinde belirtildiği üzere 21/11/2022 tarihinde ayrı bir dava dilekçesi (ıslah dilekçesi) vermiştir. Bu dilekçede; tarafların isimlerinin yer aldığı, yukarıda da ifade edildiği üzere, İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibi dosyasında takibe konu asıl alacak miktarını ve yine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi dosyasındaki asıl alacak miktarını yazarak bu miktarların toplam bedelinin tahsilinin faizin başlangıç tarihini de belirtmek suretiyle talep etmiştir.21/11/2022 tarihli tam ıslah dilekçesinde; 158.068,08 TL alacağa yönelik alacağın neden kaynaklandığı delilleriyle birlikte belirtilmiştir. Zaten bu alacağın dayanağı icra takip dosyasındaki bir adet faturadan kaynaklanmaktadır. Yine 472.000,00 TL alacağa yönelik, alacağın neden kaynaklandığı açıkça belirtilerek bu miktarında faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, alacağın dayanağını da belirtmiştir. Alacağın dayanağı, takip talebindeki bir adet faturadan ve bu faturada belirtilen işlerden kaynaklıdır. Dolayısıyla davacının vermiş olduğu 21/11/2022 tarihli dilekçe HMK'nın 180 ve 119.maddesinde belirtilen unsurları taşımaktadır. HMK'nın 119.maddesine göre verilen dilekçede tarafların isimleri, vekilleri, dava konusu, vakıalar, hukuki sebepler ve talep sonucu açıkça bellidir. Dolayısıyla usulüne uygun tam ıslah dilekçesinin varlığına rağmen davacının usulüne uygun ıslah dilekçesi vermediği gerekçesiyle yargılamaya devam edilerek iflas avansının yatırılmadığı gerekçesiyle davaların, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. Birleşen dosyalar yönünden davalar bağımsız dava olma özelliğini korusa da, tek bir dilekçe ile her iki dava konusunun açıkça belirtilmek suretiyle ve birleşen her bir davada talep edilen alacak miktarı da delilleri ile belirtilerek talep edilmesi halinde ıslahın usulüne uygun olduğunun kabulü gerekir. Dosyada, davacı tarafından verilen 21/11/2022 tarihli dilekçe, HMK'nın 180 ve 119.maddesine uygundur.Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca esası incelenmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/258 Esas, 2023/257 Karar ve 23/03/2023 tarihli kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Asıl ve birleşen davalarda alınması gereken toplam 539,70 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1a-6. fıkrası gereğince kesin olmak üzere üye hakim ...'ın (...) karşı oyu ile oy çokluğuyla karar verildi.28/12/2023
MUHALEFET ŞERHİ Sayın çoğunluk ile uyuşmazlık, asıl ve birleşen davasını HMK'nın 180. maddesi gereğince tamamen ıslah eden davacının, asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı dava dilekçesi sunması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Bilindiği üzere ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Türk Hukuk Lûgatında da; “İddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının istisnası olan ıslah, taraflardan her birinin, davada yapmış oldukları usul işlemlerini bir defaya özgü olmak üzere, kısmen ya da tamamen değiştirmesi ya da düzeltmesi” şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 515). Islah, mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanı olduğundan, yasal şartları yerine getirildiği takdirde karşı tarafın ya da mahkemenin kabulüne bağlı olmaksızın yapılabilir (Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2021 tarihli ve 2018/(15)6-984 Esas, 2021/1182 Karar sayılı kararı). Islah davanın tamamen ıslahı ve kısmen ıslahı olmak üzere ikiye ayrılır. Zira HMK’nın 176 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir” şeklindeki hüküm ile bu husus düzenlenmiştir. Dava dilekçesinin verilmesi dâhil, tüm usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğuran ıslaha “davanın tamamen ıslahı” buna karşılık tarafın, teşmil edeceği noktadan itibaren usûl işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğuran ıslaha ise “kısmen ıslah” denir. Davacı taraf, iddiasını yani dava sebepleriyle talep sonucunu değiştirmek istiyorsa, yapacağı ıslah davanın tamamen ıslahı olacaktır. Buna karşılık iddianın yani dava sebepleriyle talep sonucunun değiştirilmesi değil de, genişletilmesi isteniyorsa, müracaat edilebilecek olan ıslah türü, davanın kısmen ıslahıdır. Davanın tamamen ıslahının ne şekilde yapılacağı HMK’nın 180 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir”. (Yargıtay HGK'nın 2022/3-1078 Esas, 2023/986 Karar sayılı kararı) Kanun'un davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesine göre; davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Davacı, davasını değiştirmek için tam ıslah yoluna başvurmakla, ıslahla talep sonucu yahut dava sebebi değiştirilebilir. Talep sonucunun veya dava sebebinin kısmen genişletilmesi yahut değiştirilmesi tam ıslah olmayıp HMK 181. madde kapsamında kısmen ıslahtır (KURU, Baki, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, 2016).Diger taraftan İİK'nın 160. maddesinde "masrafların peşin verilmesi" üst başlığı ile iflas isteyen alacaklının ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflardan sorumlu olduğu, mahkemenin, bu masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarının peşin verilmesini isteyeceği düzenlenmiştir. İİK'nun 160. maddesi kamu düzenine ilişkindir. İflas isteyen alacaklı, alacaklılar toplantısına kadar gerekli giderleri ödemek zorundadır. Mahkemenin, bu masrafların peşin verilmesini ara kararıyla istemesi, bu yükümlülük yerine getirildikten sonra ancak davaya devam edilmesi gerekecektir. Çünkü, yasanın öngördüğü bu yükümlülük davanın görülebilmesi şartıdır. Bir diğer anlamıyla dava şartıdır. Mahkemece, ihtara rağmen, gerekli masrafları karşılamayan davacı alacaklının açmış olduğu iflas davasının usülden reddine karar verilmesi gerekecektir.Somut olayda 13/10/2022 tarihli duruşmada asıl ve birleşen davada iflas avansını yatırması için davacı tarafa bir aylık kesin süre verilmesine rağmen, davacı vekili süresinde iflas avansını yatırmamış ve 14/11/2022 tarihli dilekçesi ile davayı tamamen ıslah ederek alacak davasına dönüştüreceklerini beyan etmiştir. Davacı vekili 21/11/2021 tarihinde yeni dava dilekçesi sunmuşsa da, söz konusu dava dilekçesinin asıl ve birleşen dava için tek bir dava dilekçesi olarak sunulduğu anlaşılmaktadır. Aralarında bağlantı bulunduğu için birden çok dosyanın 6100 Sayılı HMK'nun 166 ve sonraki maddeleri çerçevesinde birleştiği durumlarda; ortada birleştirilen dosya sayısı kadar, birbirinden bağımsız dava olduğu kabul edilir. Dolayısıyla, yargılama tek bir dosya üzerinden sürdürülmekle birlikte, bağımsızlığını koruyan her bir dava dosyası yönünden ayrı ayrı yargılama yapılması ve sonuçta, birleştirilen davalar ile ana dava hakkında her biri yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması ve bu dosyalarında kurulan hükümlerin gerekçelerinin ayrı ayrı tartışılması ve yazılması zorunludur. Bu durumda asıl ve birleşen iflas davasını tamamen ıslah eden davacı vekilinin, her bir dava için ayrı ayrı dava dilekçesi sunması gerekirken, tek bir dava dilekçesi sunması usulü uygun olmadığından, mahkemece ıslah yapılmamış gibi davaya devam edilmesi ve ihtara rağmen, gerekli masrafları karşılamayan davacı alacaklının açmış olduğu iflas davasının usulden reddine karar verilmesi yerindedir.Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığından karara muhalif kaldığımı bildiririm.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.