Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/715
2026/126
29 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/715 Esas
KARAR NO: 2026/126
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2022
NUMARASI: 2021/1063 Esas, 2022/202 Karar
DAVA: Tazminat (Fuar Katılım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/01/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 26.04.2019 tarihli fuar katılım sözleşmesine göre 21-25 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleşecek fuarın önce 20-24 Eylül 2021 tarihleri arasına, daha sonra da 02.09.2021 tarihinde -fuarın yapılmasına 10 gün kala- Mayıs 2022 tarihine ertelendiğini, bunun üzerine noterden ....10.2021 tarihinde gönderilen ihtarname ile fuarın, sözleşmeye aykırı davranış sebebi ile gerçekleştirilmemesi nedeniyle sözleşmeden döndüklerini, bu nedenle fuar katılım ücreti olarak ödenen 8.609,00 USD nin ve stant temizlik ve elektrik gideri için ödenen 4.838,00 TL nin müvekkiline geri ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafından bu bedelin ödenmediğini, davalının fuar düzenlememe sebebinin haklı bir mazerete dayanmadığını, aynı tarihlerde farklı fuarların yapıldığını, davalının pandemi nedeniyle erteleme gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşmedeki müvekkili aleyhine hükümlerin genel işlem koşulları ve .... dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle geçersiz olduğunu, davalının tek başına fuar düzenleme yetkisinin olmadığını, fuar organizatörünün ... olduğunu, organizatörle davalı arasında imzalanan ana sözleşme gereğince fuarın ancak kurul kararı ile ertelenebileceğini, bu yönde alınmış bir karar bulunmadığını, ... tarafından fuarın ertelenmesinin haksız olduğuna dair mahkeme ve noterden yaptırılan tespitlerin bulunduğunu belirterek fuar katılım ücreti olarak ödenen 8.609,00 USD ile stant temizlik ve elektrik gideri için ödenen 4.838,00 TL nin 04.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle (USD bedel yönünden 3095/4-a maddesi gereğince işleyecek faiziyle ve TL bedel yönünden avans faiziyle) birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; fuarın 21-25 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmek üzere planlandığını, müvekkili tarafından gerekli başvuruların yapıldığını ve fuarın bu tarihte gerçekleştirilmesi için gerekli tüm hazırlıkların tamamlandığını, ancak Covid 19 pandemisinin ortaya çıkması ile birlikte ülkemizde alınan önlemlerin ilk başında fuarcılık faaliyetlerinin durdurulması geldiğini, yapılacak olan tüm fuarların Ticaret Bakanlığı tarafından alınan karar ile 16 Mart 2020 tarihinden 01 Eylül 2020 tarihinde kadar durdurulduğunu, hal böyle olunca müvekkilinin de ülkede faaliyet gösteren diğer tüm fuar firmaları gibi söz konusu virüsün etki ettiği ticari hayata göre önlem ve düzenlemeler içinde bulunarak ilgili fuarı 23-27 Mart 2022 tarihine katılımcı firmaların talebi, sektör temsilcileri ve STK larla yapılan görüşmeler neticesinde mutabakatla ertelediğini, fuarın iptal edilmediğini, sözleşmenin 2. Maddesi gereğince ertelendiğini, bununla birlikte fuarın ertelenmesinin davacının fuara katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını, davacının hem ödeme yükümlülüğü hem de fuara katılma yükümlülüğünün devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taraflar arasında fuar katılım sözleşmesi akdedildiği ve belirlenen zamanda küresel salgın sebebi ile yapılamadığı, bu itibarla işlem temelinin çökmesi kavramının uygulanabilmesi için, sonradan meydana gelen değişikliklerin önceden teşhis ve tahmin edilememiş olması şartının, bir başka deyişle öngörülemeyen dış bir olayın meydana gelmesi olgusunun gerçekleştiği ve borçludan kaynaklanmadığı, bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olduğu, dolayısıyla işlem temelinin çöktüğü, ayrıca sözleşmenin aynı koşullarla ifası mümkün bulunmadığına göre, birinci kez erteleme tarihinin davacı tarafından kabul edildiği ve davalı tarafından herhangi bir engel olmamasına rağmen yapılmadığı, ikinci kez erteleme tarihinin davacı tarafndan kabul edilmediği, kaldı ki kabul etmesinin de davacıyı sözleşmeyle bağlı tutmanın mümkün ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varıldığı, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede davalıya fuar tarihini değiştirme/yeniden düzenlenme imkanı sağlanmış ise de, mevcut durum şartları değerlendirildiğinde küresel salgın sebebi ile beklenmeyen hal kavramının gerçekleştiği ve davalının ediminin aşırı ifa güçlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu hali ile davacının sözleşmeden dönme ve ödediği bedeli geri isteme talebinin yerinde olduğu, her ne kadar imkansızlık geçici nitelikte olsa da, kural olarak borcun sona ermesine neden olmaz ise de, ifanın muayyen bir zamanda yapılacak olması veya ifa zamanının alacaklı için önem taşıdığı hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurduğunun kabul edilmesi gerektiği, alacaklı tarafın aksi hale mahkum edilmemesi gerektiği, davacı tarafın, Denizli ....Noterliği'nin ....10.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeden dönme ve ödediği bedeli geri istemli talebinin 28.10.2021 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, 3 günlük mehil süresi sonunda davalının 04/11/2021 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.609,00 USD'nin 04/11/2021 tarihinden itibaren işletilecek, 3095 Sayılı Kanunun 4-a maddesi gereği Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte ; 4.838,00 TL'nin ise 04/11/2021 tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı şirketin, fuar katılım bedelini Türk Lirası cinsinden ödemesine rağmen USD cinsinden iadesini talep ettiğini, mahkeme tarafından da fuar katılım sözleşmesi incelemeden hukuka aykırı olarak dolar cinsinden davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin pandemi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler nedeni ile fuarı ertelemek zorunda kaldığını, belirlenen tarihte yurt dışından misafirlerin pandemi nedeniyle katılamayacak olmaları nedeniyle fuarın katılımcıları tarafından ertelenmesinin talep edildiğini, fuarın katılımcısı olan şirketlerin ve sektör temsilcilerinin fuarın ertelenmesini talep ettiklerini, hizmetin ertelenmesinde müvekkiline atfedilecek bir kusurun olmadığını, Yargıtay kararlarına göre, mücbir sebeple ertelenen fuarlardan organizatör şirketin sorumlu tutulamayacağını, bu sebeple sözleşmeden dönülemeyeceğini ve ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceğini, müvekkilinin, sözleşme hükmü gereğince fuarın tarihini değiştirme hakkı bulunduğunu, fuar tarihinin değiştirilmesinin katılımcılara sözleşmeyi fesih ve ödenen bedelin iadesi hakkı vermediğini, müvekkilinin katılımcılardan aldığı ücretler ile fuar organizasyonu harcamaları yaptığını, personel çalıştırdığını, personelin maaşlarını verdiğini, istihdam sağladığını, devlete vergilerini ödediğini, bütün bu gerçeklikler dikkate alındığında verilen hukuka aykırı karar ile müvekkilinin iradesi dışında doğan, bir mücbir sebep olan pandemi süreci nedeni fuarın ertelendiğini, bu nedenle taraflar arasındaki menfaatler dengesinin ve ahde vefa ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, sözleşmeden dönülmesi nedeniyle davalıya yapılan ödemenin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Taraflar arasında 21-25 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleşecek .......Fuarına katılım amacıyla 26.04.2019 tarihli fuar katılım sözleşmesi imzalandığı ve davacı tarafından davalıya dava konusu edilen 52.128,56 TL'nin ve stant temizlik ve elektrik gideri için 4.838,00 TL'nin ödendiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, fuar katılım sözleşmesi nedeniyle davalıya ödenen fuar katılım ücretinin iadesinin gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Davacı, ....10.2021 tarihli ihtarname ile 20-24 Eylül 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek...... Fuarının fuarın açılmasına 10 gün kala ....09.2021 tarihinde fuarın Mayıs 2022 tarihine ertelendiğinin bildirildiğini, aynı tarihlerde davalı tarafından diğer fuarların düzenlendiğini, dolaysıyla pandemi nedeniyle erteleme gerekçesinin yerinde olmadığını, bu konuda ...... tarafından alınmış bir karar olmadığını, fuarın ertelenmesinin kabul edilmediğini, ertelenen fuar nedeniyle maddi zararlarının ve kar kayıplarının olduğunu, 20-24 Eylül 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek....... Fuarının sözleşmeye aykırı olarak gerçekleştirilme-mesi nedeniyle sözleşmeden döndüklerini belirterek fuar katılım bedeli olarak ödedikleri 8.609,00 USD bedelin ve stant temizlik ve elektrik gideri için ödenen 4.838,00 TL nin 3 iş günü içerisinde iadesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, fuarın pandemi nedeniyle katılımcı firmaların ve STK ların talepleriyle 23-27 Mart 2022 tarihine ertelendiğini, düzenleneceği-ni, söz konusu fuarın sektör temsilcileri ile mutabık kalınarak mücbir sebeple bu tarihe ertelendiğini savunmuştur.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2. Maddesinde: " Fuar Katılım Sözleşmesini imzalayarak iş bu formda belirtilen düzenleyicinin .... ... Fuar Merkezinde(kısaca ......) organize ettiği sergi veya fuara (kısaca Fuar) katılmayı kabul eden katılımcı, bu imzadan sonra fuara katılmayı reddetse dahi katılımcının maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. Katılımcı fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri Katılımcının fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, unvanı vb. hususlarda, düzenleyicinin sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih nedeni değildir. Katılımcının ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. Katılımcı ancak düzenleyicinin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahiptir. Düzenleyici fuardan 3 gün öncesine kadar hiç bir sebep göstermeksizin yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir ve Katılımcıyı fuardan çıkarabilir. Düzenleyici fuar katılım bedelini fesih/çıkarma/fuar iptali bildiriminden itibaren 30 gün içinde katılımcıya iade eder. Sözleşmenin bu şekilde feshi fuardan çıkarma veya fuarın kısmen veya tamamen iptali durumunda Katılımcı fuar katılım bedelinden başka masraf, gecikme faizi ya da zarar ziyan adıyla bir talepte bulunmak hakkına sahip olmadığını önceden beyan kabul ve taahhüt eder." düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda da ifade edildiği üzere davalı, pandemi nedeniyle fuarı iptal etmemiş ancak ertelemiştir. Sözleşmenin 2. maddesinde davalı şirkete bu konuda çok geniş yetki tanınmıştır. Davacı tacir ise sözleşmeyi bilerek imzalamıştır. Bu durumda TBK 136. madde anlamında ifa imkansızlığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması gerekecektir. İmkansızlığı, sözleşmenin konusu olan edimin maddi veya hukuki bir nedenden dolayı yerine getirilmesinin mümkün olmaması olarak tanımlamak mümkündür. İmkansızlık nedenleri maddi veya hukuki olabilir. İmkansızlığın objektif olması, sadece borçlu bakımından değil, herkes bakımından söz konusu olan imkansızlık, sübjektif imkansızlık ise, sadece borçlu bakımından söz konusu olan imkansızlığı ifade eder. Kusursuz imkansızlık TBK'nın 136. düzenlenmiş bulunmaktadır. Yasa da, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa borcun sona ereceği belirtilmiştir. İmkansızlık geçici nitelikte ise, kural olarak borcun sona ermesine neden olmaz. Bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. Ancak ifa muayyen bir zamanda yapılacak veya ifa zamanı alacaklı için önem taşıyorsa bu hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurur.
Somut olayda, 21-25 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleşecek fuar önce 20-24 Eylül 2021 tarihleri arasına ertelenmiş, daha sonra da 23-27 Mart 2022 tarihleri arasına ertelenmiştir.
Dava tarihi 16.12.2021 itibari ile dava konusu fuar 23-27 Mart 2022 tarihleri arasına ertelenmiş ancak dava ertelenen tarihten önce açılmıştır. Her dava, açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceğinden, ifa imkansızlığına dair hükümlerin uygulanarak tarafların verdiklerini geri isteyebilme haklarının doğduğunu kabul etmek mümkün değildir. Çünkü, yukarıda ayrıntılı şekilde yazılan sözleşme hükümleri ile TBK 136. maddesinin uygulanması tarafların karşılıklı iradeleri ile adeta ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümünde sözleşme hükümleri gözetilecektir.
Sözleşmenin fuara katılım koşullarına ilişkin 2. maddesi gereği, davalı şirketin fuarın düzenleme tarihi ve fuar alanındaki katılımcının yerini tek taraflı olarak değiştirme hakkı bulunup, bu değişiklikler sözleşmenin fesih sebebi yapılamayacağı gibi, katılımcının ücret ödeme yükümlülüğünü de kaldırmamaktadır. Nitekim Yargıtay 23. HD'nin 2014/5250 Esas, 2014/7346 karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Davacı, her ne kadar ... ile davalı arasındaki sözleşme ve ek protokoller gereğince davalının ödenen bedeli iade etmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de bu sözleşme taraflar arasındaki sözleşmeyi bertaraf edecek nitelikte olmadığından bu yöndeki iddiaya itibar edilmemiştir.
Diğer taraftan davacı taraf, feshe ilişkin sözleşme şartının genel işlem şartı olduğunu ve geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Fuar katılım sözleşmelerinin niteliği dikkate alındığında davalıya sözleşmenin 2. Maddesi gereğince fuar erteleme, fesih ve iptal gibi geniş haklar verilmesi sözleşmenin niteliğine aykırı olmadığı gibi tacir olan davacı da düzenleyicinin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahip olduğundan ve davacı tacir yönünden bu hüküm ekonomik yıkım yaratacak düzeyde de olmadığından, ortada genel işlem koşullarına aykırılık teşkil edecek bir hususun bulunmadığının kabulü gerekir. Yine, tacirler arasında imzalanan sözleşmede davalıya fuar erteleme yetkisi verildiğinden somut olayda dürüstlük kuralına aykırılıktan da bahsedilemeyecektir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıdaki nedenlerle KABULÜ ile Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1063 Esas, 2022/202 Karar sayılı ve 28/02/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
2-a-Davanın REDDİNE,
b-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.323,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.591,09 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
e-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
f-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 11. ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
İstinaf Başvurusu Yönünden;
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.241,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.509,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
4-Davalı tarafından karşılanan 220,70 TL istinaf başvurma harcı ve 2.241,00 TL istinaf karar harcı olmak toplam 2.461,70 TL istinaf harcının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan 250,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/01/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.