Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/688

Karar No

2026/154

Karar Tarihi

29 Ocak 2026

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/688 Esas
KARAR NO: 2026/154
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 25/02/2022
NUMARASI: 2020/413 Esas, 2022/196 Karar
DAVA: ALACAK (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/01/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; .... Mayıs 2019 tarihlerinde ...'ta düzenlenecek fuarda kullanılmak üzere fuar standı imalatı işi için taraflar arasında ....04.2019 tarihli Fuar Standı Kurma sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmede işin bedelinin 8.500,00 Euro, teslim tarihinin ise 12.05.2019 olarak belirlendiğini, müvekkilinin işi sözleşme ile belirlenen teslim tarihinden önce davalıya teslim ettiğini, davalının isteği ile standın digital baskısı ile ilgili sorununu da giderdiklerini, davalının sözleşmenin imzalandığı tarihte tarihte ödemeyi taahhüt ettiği 4.250,00 Euro'yu ödendiğini, ancak işin teslim tarihi itibari ile ödeneceği hüküm altına alınan 4.250,00 Euro'nun ödenmediğini, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüğünü eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, ancak davalının, standın bulunduğu alandaki ısı farkından kaynaklı olarak digital baskının kendini bırakmasını bahane ettiğini ve bakiye alacağı ödemediğini, zorunlu arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek davanın kabulü ile sözleşme gereğince ödenmesi gereken bakiye 29.133,75 TL'nin davalı tarafın temerrüde düştüğü 12.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 04.11.2020 tarihli dilekçesi ile, dava dilekçesinde davalı unvanını .... AŞ olarak düzelttiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili cevabında; müvekkili şirketin ünvanının ..... AŞ olduğunu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ve davaya dayanak sözleşmenin tarafının ise ...Ltd olup adresinin Gürcistan olduğunu, davacının davasını kime yönelttiğini açıklaması gerektiğini, davacı davasını müvekkili şirkete yöneltecek ise, taraflar arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme olmadığından ve sözleşmenin tarafı olmadıklarından, davanın husumetten reddi gerektiğini, davaya konu edilen iş için müvekkili şirkete tebliğ edilmiş bir fatura bulunmadığını, müvekkiline herhangi bir hizmet verilmediğini, sözleşmenin tarafı ...Ltd. ile birlikte müvekkilinin de müteselsilen sorumlu olduğu iddiasına dayanılması ihtimaline binaen, müvekkili şirket ile sözleşmenin asıl tarafı ...Ltd şirketi arasında ve müvekkili ile davacı arasında dava konusu sözleşmeden dolayı davacıya karşı sorumluluk doğuracak herhangi bir hukuki ilişkinin olmadığını, aksi kanaatin hasıl olması halinde hak kaybına sebebiyet vermemek adına yurt dışında bulunan firma ile yapılan yazışmalar sonucunda elde edilen bilgilere göre, bu şirketin ürettiği alkollü içkilerin tanıtımı amacı ile fuar organizasyonunda kullanılacak standın imali için anlaşıldığının öğrenildiğini, fakat fuarın başladığı gün alana girildiğinde standın hazır olmadığını, görsel logosunun hatalı kullanıldığını, yapılan giydirmelerin yerinden söküldüğünü, şirket logosunun hatalı kullanıldığını, son derece kalitesiz bir iş gibi görünen bir sonuç ortaya çıktığını, standın ayıpla imali nedeniyle fuardan beklenen amaca ulaşılamadığını savunarak davanın husumetten ve esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; sözleşme peşinatının davalı şirket tarafından ödenmesi hayatın olağan akışına aykırı olup, davalı ..... A.Ş ile dava dışı ...Ltd arasında organik bağ bulunduğu, tarafların 2019-2020 yılları ticari defterlerinin lehlerine delil niteliğine haiz bulunduğu, davalının davacıya 09.05.2019 tarihinde yaptığı 4.250,00 Euro tutarlı ödemenin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu ödeme dışında davalı tarafından davacıya yapılan başka bir ödemenin görülmediği, işin teslim tarihinde ödenmesi kararlaştırılan bakiye 4.250,00 Euro'nun ödenmediği, davalı taraf ayıp iddiasında bulunmuş ise de, ayıp iddiasına ilişkin herhangi bir dayanak belge sunamadığı, işin ayıplı ifa edildiğinin ispatlanamaması sebebiyle bakiye alacağın da ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 29.133,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili ile davacı arasında bir sözleşme olmayıp, müvekkilinin davacıdan bir hizmet almadığını, davacının yaptığı iş için müvekkiline bir fatura düzenlemediğini, müvekkilinin sadece dava dışı şirket adına ödeme yapmasının dava dışı şirket ile aralarında organik bağ olduğunu kanıtlamayacağını, müvekkilinin davacıya yaptığı ödemenin, üçüncü kişinin borcunun ödenmesi niteliğinde olduğunu, yapılan ödemenin müvekkili şirketin sözleşmenin tarafı olup bakiye borçtan sorumlu olmasını değil, alacaklıya halef olması sonucunu doğuracağını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, bakiye sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece; davacının edimini ifa ettiği, işin ayıplı yapıldığının ispat edilemediği, sözleşmenin tarafı dava dışı ...Ltd ile davalı şirket arasında organik bağ olduğu, bu nedenle davalının ödenmeyen sözleşme bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf konusu uyuşmazlık, stand kurma işine dair sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketin sözleşmenin tarafı ...Ltd. ile arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, buradan hareketle davalı şirketin sözleşmedeki borçtan sorumlu tutulup tutulmayacağı hususunda toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; tarafların 2019-2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalı tarafından davacıya 09.05.2019 tarihinde 4.250,00 Euro (29.333,08 TL) tutarlı ödeme yapılmış olup yapılan bu ödemenin davalı kayıtlarında mevcut olduğu, akdedilen sözleşmede işveren tarafın ...Ltd. olmasına karşın yapılan ödemeye ilişkin banka dekontunda gönderici olarak ...... isminin yer aldığı, dosyaya sunulu ..... A.Ş.'nin ticaret sicil kayıtları ve dosya içeriğindeki diğer evraklar incelendiğinde ...Ltd. ile ..... A.Ş. arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge ve verinin dosya içeriğinde mevcut olmadığı belirtilmiştir.
Dava, basit yargılama usulüne tabi olup, basit yargılamada taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi sunamazlar. HMK'nın 318. maddesi gereği, taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.6100 sayılı HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (Çamoğlu Ersin - BATİDER C.32.S.2.2016)Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince, davacı ile dava dışı ...Ltd arasında stand kurma işine dair sözleşme bulunmaktadır. Davacı dava dilekçesinde davalı olarak ...Ltd'yi göstermişse de, sonrasında sunduğu dilekçe ile davalının ..... A.Ş olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Anılan işlem dava dilekçesinde maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde olduğundan, dava dilekçesindeki davalı şirketin ünvanın düzeltilmesinde usule aykırılık görülmemiştir. Bununla birlikte davacı dava dilekçesinde, sözleşmenin tarafı olmayan davalı ..... A.Ş'nin organik bağ nedeniyle alacaktan sorumlu olduğuna dair bir iddiaya dayanmadığı gibi, buna ilişkin delil de bildirmemiştir. Davalı vekilinin cevabı üzerine davacı vekili, davalı şirketin sözleşmenin tarafı olan dava dışı şirket ile organik bağı bulunduğunu ileri sürerek iddiasını genişletmiştir. Ancak davalı tarafın iddianın genişletilmesine açık bir muvafakatinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan alınan bilirkişi raporuna göre dosya içeriğinde, ...Ltd. ile ..... A.Ş. arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge ve veri mevcut değildir. Sözleşmedeki peşinat bedelinin davalı tarafından ödenmesi ve ödemeyi ticari defterlerine kaydetmesi, tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalı şirketin borçtan sorumlu tutulmasını da gerektirmez. O halde dilekçelerin teatisi aşaması tamamlandıktan sonra, davalı ile sözleşmenin tarafı dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğunu ileri süren davacının iddiasını genişlettiği, ancak bu kapsamda delil sunulmadığı, dosya kapsamındaki delillerin de organik bağ iddiasını ispata elverişli olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabul edilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunu kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE akırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas, 2022/... Karar ve .../02/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
2-a)Davanın REDDİNE,
b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan peşin harç, tamamlama harcı olmak üzere toplam 527,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 204,46 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
e)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 29.133,75 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
f)Davalı tarafından yatırılan 1.492,58 TL bakiye karar harcının talep halinde davalıya İADESİNE,
g)Davalı tarafından ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
İstinaf Başvurusu Yönünden;
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 497,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 234,46 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davalı tarafından yatırılan 718,24 TL istinaf başvurma ve harcı ile yapılan 78,60 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 796,84 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.29/01/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim