Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/677
2026/144
29 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/677 Esas
KARAR NO: 2026/144
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/09/2021
NUMARASI: 2018/416 Esas, 2021/553 Karar
DAVANIN KONUSU: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/01/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, taraflar arasında imzalanan .../11/2014 tarihli sözleşmeye istinaden davalının İstanbul ...-.... - ... ile yakın ilçe ve semtlerdeki yol yardım hizmetlerini kendisine ait araçlar ile davalının logosunu kullanmak suretiyle 15/03/2018 tarihine kadar 7 gün 24 saat kusursuz olarak verdiğini, 1 yıl süreli yapılan sözleşmenin 8. maddesi gereğince, her dönem bitiminden önce bir itiraz söz konusu olmadığı taktirde bir yıllık süre için kendiliğinden temdit edileceğinin ve taraflardan her birinin, bir ay öncesinden yazılı ön bildirimde bulunmak suretiyle feshedilebileceğinin düzenlendiğini, ancak sözleşme 06/11/2018 tarihinde bitecek olmasına ve müvekkilinin kusursuz olarak hizmet vermesine rağmen davalı şirketin, sözleşmeye aykırı olarak yazılı bildirimde dahi bulunmaksızın taraflar arasındaki sözleşmeyi tek taraflı ve haksız bir şekilde 15/03/2018 tarihinde müvekkili şirketin ekranlarını kapatmak suretiyle feshettiğini, bu şekilde müvekkilinin sözleşmenin bitmesi gereken zamandan evvel kalan 7 ay 21 günlük kazancından mahrum bırakıldığını, müvekkilinin 2017 yılında davalı şirkete 998.023,92 TL'lik hizmet vererek fatura kestiğini, 01/01/2018 - 15/03/2018 tarihleri arasında ise, 209.139,40 TL'lik hizmet vererek fatura kestiğini, dolayısıyla müvekkilinin 2018 yılında kestiği fatura miktarının ortalama aylık 83.655,76 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davanın kabulü ile, sözleşmenin haksız feshinden ötürü müvekkilinin mahrum kaldığı kazancın şimdilik 100.000,00 TL'sinin fesih tarihi olan 15/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin, ........kardeşlerin sahibi oldukları şirketler ile yol yardım sözleşmeleri imzaladığını, .../Kocaeli bölgesi için resmi olarak ...'un sahibi göründüğü ... ..... Şti. İle, .../İstanbul bölgesi için resmi olarak ...'un sahibi göründüğü ... ... Hizmetleri şirketi ile ve ....../İstanbul bölgesi ve çevresi için resmi olarak ...'un sahibi göründüğü davacı şirket ile sözleşmeler imzalandığını, resmiyette şirketlerin sahipleri ayrı ise de, bu kişilerin gayriresmi olarak ortak çalıştığını ve şirketlere de ortak olduğunu, şirketlerin yönetimini de en büyük kardeş olan ...'un yaptığını, diğer kardeşlerin onun emir ve direktifleri doğrultusunda hareket ettiğini, müvekkili ile davacı arasında 05/11/2014 başlangıç tarihli ... Yol Yardım Hizmetleri Anlaşma Protokolünün imzalandığını, davacı şirket tarafından 2015 yılı ortalarında, bir müşterilerine telefonda hakaretler edilmesi ve bazı usulsüz hizmetler için para talep edildiğinin anlaşılması üzerine iş yönlendirilmelerinin askıya alınarak uyarı ve para cezası verildiğini, bölgedeki hizmetler için başka firmalar yönlendirilmiş ise de, bu firmaların şoförlerinin, ... firmasının sahipleri ve azmettirdiği kişiler tarafından saldırıya uğrayarak, darp ve tehdit edilmesi üzerine bölgede hizmet verememe riskine girmemek adına, bu kişiler ile iletişime geçilip gerekli uyarılar yapılarak tekrar çalışılmaya başlandığını, bu tarihten itibaren işlerin bir süreliğine usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü, ancak zaman içerisinde şüphelilerin şirket çalışanlarını cebir, tehdit ve şantaj ile hakaret ederek sindirdiğini, bu sebeple birçok personelinin korkudan işten ayrıldığını, şüphelilerin bu suretle Körfez ve İstanbul bölgesinde bütün işlerin kendilerine verilmesini sağlamaya çalıştıklarını, bölgede faaliyet gösteren diğer anlaşmalı şirketlere yol yardım hizmeti işi tevdi edildiğinde ise yol yardıma giden çekme ve kurtarma ekiplerine, kendi oluşturdukları ve azmettirdikleri 15-20 kişilik bir grup ile taşla sopalarla saldırarak darp ettiklerini ve hizmetin yapılmasını engellediklerini, ayrıca bu kapsamda ..., ... ve ... isimli şahısların, yakınları veya tanıdıkları vasıtası ile farklı plakalı araçlar için gerçek olmayan arıza/kaza durumlarının bu araçların kaskoları kapsamında çekici hizmetleri için müvekkili şirketin çağrı merkezine iletildiğini, akabinde olay yerine giden çekici araç ve şoförlerine saldırıldığını, bu şekilde şüphelilerin 5237 sayılı TCK'da tanımlanan suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu işlediğini, özellikle ... firması ve diğer şirketlerin sahipleri ile yetkililerinin hem Körfez'de hem de İstanbul'da yeterli dosya alamadıklarından bahisle müvekkilinin merkez ofislerine gelerek neredeyse hizmet birimleri çalışanlarından birini tartaklayacak kadar şantaj, tehdit ve hareketlerde bulunduğunu, o günden bugüne kadar, sürekli olarak çağrı merkezi operatörlerine ve sigorta müşterilerine yönelik kaba davranış ve küfür şikayetleri aldıklarını, 14/03/2018 tarihinde, ... ve ... Oto adına ...'un, müvekkili şirketin hizmet birimi çalışanlarını arayarak, kendi bölgelerine başka bir firmayı kesinlikle sokmayacaklarını ilettiğini, ayrıca anlaşmaları olmamasına rağmen, İstanbul Tuzla, Pendik ve Sultanbeyli İlçeleri için ağır ticari araç çekimi hizmetlerinin de kendilerine verilmesini talep ettiklerini, olumlu cevap alamayınca ise küfür, hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, bunun üzerine münferit zamanlarda personeline karşı tehdit, şantaj, hakaret, çalışma hürriyetini engelleme, darp, mala zarar verme, suç işlemek amacı ile örgüt oluşturma suçlarından dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ve 2018/52771 Soruşturma numaralı dosya ile soruşturmanın devam ettiğini, ........ plakalı aracın arıza durumuna istinaden çekici hizmeti talebinde bulunması üzerine davacı şirketin bölgesinde olan olay yerine ....... şoförlüğünde ....... Kurtarma firmasına ait çekici aracın yönlendirildiğini, olay yerine vardığında bir grup tarafından hem şoför hem de çekici araca saldırılarak zarar verildiğini, ..., ... ve ... tarafından asılsız ihbar şeklinde planlı olarak bu suçun işlendiğini, bundan dolayı ... ...'in... Polis Merkezi Amirliğine giderek şikayette bulunduğunu, müvekkili şirketin faaliyetlerinin bu şekilde engellenmeye çalışıldığını, Körfez bölgesinde müvekkili şirket ile anlaşmalı bütün şirketlerin şüphelilerlerden korktukları için sözleşmelerini iptal ettiğini, bu bölgede ... ile yol yardım sözleşmesi imzalanmış ise de, şüphelilerin bu firma sahibi ...'yı tehdit ettiğini, müvekkilinin Körfez bölgesinde işini yapamadığını, müştekilerin şikayetleri doğrultusunda Körfez Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/1978 Soruşturma dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, bu soruşturma kapsamında şüpheli ... tutuklandığını ve şüpheli ...'un ise adli kontrol ile serbest bırakıldığını, soruşturma kapsamında iddianame hazırlanıp ceza davasının açıldığını, açıklanan sebeplerle sözleşmenin müvekkili için sürdürülme şartları ve icra edilmesi imkansız ve çekilmez hale geldiği için davacı şirket ile imzalanan 05/11/2014 başlangıç tarihli ... Yol Yardım Hizmetleri Anlaşma Protokolünün 27 Mart 2018 tarihli ve ....... yevmiye numaralı noter ihtarnamesi ile haklı nedenle feshedildiğini, bu kişi ve şirketler ile bu şartlar altında iş ilişkisini devam ettirmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafin suç işlemek sureti ile sözleşmeyi uygulanamaz hale getirdiğini, bu durumda haksız bir fesihten söz edilemeyeceğini, ayrıca imzalanan sözleşmenin müvekkili şirkete mutlaka iş verme yükümlülüğünü yüklemediğini, yalnızca işin yapılma usul ve esasları ile yapılacak işin standartlarını belirlediğinden davacı tarafın mahrum kaldığı bir kazancının bulunmadığını, sözleşmenin yalnızca sigorta şirketlerinin işlerinin aksamaması için bir tedbir olduğununu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; dosya kapsamında bulunan savcılık dosyasında yer alan beyanlar ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında, davacı şirket yetkilisi ...'un kardeşlerinin sahibi olduğu şirketlerin sözleşmesinin, davacı şirket yetkilisinin kardeşlerinin davalı şirket çalışanlarına karşı haksız fiil niteliğindeki davranışları nedeniyle davalı şirket tarafından feshedilmesi nedeniyle davalı şirketin, davacı şirkete karşı güveninin sarsıldığı ve bunun dışında dosyada yer alan tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davacı şirket yetkilisi ...'un da davalı şirket çalışanlarına karşı kusurlu davranışının bulunduğu, tüm bunlar karşısında dava konusu sözleşmenin davalı şirket tarafından devam ettirilmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, davalı şirket tarafından dava konusu sözleşmenin feshedilmesinin haklı nedene dayandığı, bu nedenle davacı şirketin tazminat alacağının oluşmayacağı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin, ... ve ...'un hissedarı bulunduğu şirketlerden tamamen ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğinin bulunduğunu ve tek ortağının ... olduğunu, ...'un ise, ilk derece mahkemesi kararının aksine şirket yetkilisi olmayıp ...'un eşi olup müvekkili şirkette bir dönem sigortalı olarak çalıştığını ve kendisine verilen vekaletnameye istinaden şirketin bazı işlerini takip ederek taraflar arasındaki sözleşmeyi de imzaladığını, ancak müvekkili şirket ile hiçbir ticari bağı bulunmayan gerçek ve hükmi şahısların eylemlerinin müvekkili şirketi bağlamayacağını, müvekkili şirket ve ortağı ... ile eşi ... ileri sürülen hiçbir olaya karışmadığı gibi aleyhlerine açılan hiçbir ceza davasının da bulunmadığını, ayrıca masumiyet karinesine göre, suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceğini,İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından verilen takipsizlik kararında ...'un adının dahi geçmediği, iftira atmak suretiyle suç duyurusunda bulunan davalı tanıklarının ifadelerine itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin operasyon müdürü ... tarafından ...'a atılan ve dava dilekçesi ekinde sunulan SMS mesajlarının değerlendirilmediğini, müvekkili şirket ile olan sözleşme feshedildikten sonra feshi haklı hale getirebilmek amacıyla davalı şirket tarafından ...'a iftiralar atılarak savcılık şikayetlerinde bulunulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinden bahisle mahrum kalınan kazancın faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, sözlemenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiğinden bahisle davacının tazminat talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.
Uyuşmazlık, sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği, buna göre davacının mahrum kalınan kazanç kaybı talebinde bulunup bulunamayacağı ve miktarı noktalarında toplanmaktadır.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 22/10/2020 tarihli raporda; davalı şirketin sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği, bu nedenle davacı şirkete tazminat ödeme yükümlüğü altına girmediği, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, davacının sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içerisinde (16.11.2014 - 15.03.2018) davalı şirkete toplam 2.837.536,59 TL tutarında hizmet faturası keşide ettiği, buna göre 40 aylık süre için ortalama aylık hizmet tutarının 70.938,42 TL olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin, bitiminden yaklaşık 8 ay önce feshedildiği dikkate alındığında, davacının hasılat kaybının 567.507,36 TL olabileceği (70.938,42 TL x 8 ay), ancak bu tutarın kâr mahrumiyetini ifade etmediği, zira bu tutardan davacı şirketin faaliyetlerini icra edebilmesi için yüklendiği hizmet maliyetleri ile faaliyet giderleri mahsup edilmesi gerektiğinden davacının 2014-2015-2016-2017 yılı kurumlar vergi beyannamelerinin dosyaya kazandırılması halinde mahrum kalınan kâr hesabı yapılabileceği bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan.../08/2021 tarihli ek raporda; kök raporda, davacının hasılat kaybının 567.507,36 TL olabileceğinin değerlendirildiği, rapordan sonra dosyaya kazandırılan davacıya ait 2014-2015-2016-2017 yılı kurumlar vergisi beyannameleri dikkate alındığında davacı şirketin son dört yılda ortalama %5 faaliyet kârı elde ettiğinden hareketle mahrum kalınan kâr tutarının 28.375,37 TL olarak hesaplandığı (567.507,36 TL x 0,05) bildirilmiştir.
Taraflar arasında ..../Arnavutköy bölgesinde yol yardım hizmetini konu alan .../11/2014 tarihli ... Yol Yardım Hizmetleri Anlaşma Protokolü akdedilmiştir. Söz konusu sözleşmenin, imzalanmasından itibaren 1 yıl boyunca geçerli olacağı, her dönem bitiminden evvel bir itiraz olmadığı takdirde 1 yıllık süre için kendiliğinden temdit edileceği ve taraflardan her birinin 1 ay öncesinden yazılı ön bildirimde bulunmak suretiyle işbu anlaşmayı feshedebileceği hususları protokolün 8. maddesinde düzenlenmiştir. Bu şekilde sözleşme davalı şirket tarafından feshedildiği 15/03/2018 tarihine kadar devam etmiş olup bu hususlar tarafların da kabulündedir.
Davacı taraf sözleşmenin haksız feshedildiğini ileri sürerek fesih tarihi ile sözleşmenin biteceği 06/11/2018 tarihleri arasına denk gelen süreye ilişkin mahrum kaldığı kazanç kaybının faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup buna karşılık davalı ise sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nun 6. maddesinde, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
Somut davada, öncelikle feshin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmekte olup bu hususta ispat yükü sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunan davalı tarafa aittir. Davalı tarafından davacıya keşide edilen 27/03/2018 tarihli ihtarnamede, davacı şirket ile yaşanan sorunlar nedeniyle sözleşmenin 15/03/2018 tarihinde feshedildiğinin telefon ile bildirildiği belirtilerek bu ihtarname ile, şirketin marka, logo ve ayırt edici tüm işaretlerinin kullanımına son verilmesi, davalı tarafından verilen tüm döküman ve malzemelerin imha edilmesi hususları ihtar edilmiştir.
Feshin daha önce gerçekleştiği anlaşılmakla ihtarnamede feshe ilişkin bir gerekçe yoktur. Davalı taraf cevap dilekçesi ve dosya kapsamında yer alan beyanlarında, davacı şirket ile birlikte çalışan ... .......... Şti. ile ... ......... şirketi yetkilileri olan ve aynı zamanda davacı şirket adına sözleşmeyi imzalayan ...'un kardeşleri olan ... ve ...'un, iş ilişkilerinde yer alan kişilere karşı haksız fiillerde bulunduklarının öğrenilmesi ile bu durumun davacı şirketin yetkilisi olduğu beyan edilen ...'a olan güvenlerini sarstığı ve iş ilişkisini çekilmez hale getirdiği gerekçeleri ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği belirtilmiştir.Ticaret sicili kayıtlarına göre, davacı şirketin 12/04/2011 tarihinde kurulduğu ve kuruluştan itibaren yetkilisinin ...olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin ise davacı şirket adına şirket kaşesi üzerine atılan imza ile ...tarafından imzalandığı -bu anlamda sözleşmenin geçersizliğine yönelik bir iddianın bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirket tanığı ... anlatımlarında, davalı şirket adına sözleşmeyi kendisinin yaptığını, davalı şirket ile asıl sorunun davacı şirket yetkilisinin kardeşlerine ait olduğunu düşündüğü diğer şirketler arasında çıktığını, zira aralarındaki bilgi alışverişi sebebiyle daha fazla çalışamayacaklarını düşündüklerinden sözleşmenin feshedildiğini, tehdit olaylarının ... ve ... isimli firmalar tarafından yapıldığını ve davacı şirket ile ilgisinin olmadığını beyan etmiş olup diğer davalı tanığı ... ise, davalı şirketin, davacı şirketin kardeş şirketlerinin taleplerini karşılamadıkları için diğer çalıştıkları firma çalışanlarına tehdit, hakaret ve taşlama gibi eylemlerde bulunduğunu, daha sonra davacı şirket yetiklisinin de bu kişilerin içinde olduğunu öğrenmeleri üzerine sözleşmenin feshedildiğini, davacı şirketin genel olarak hizmetinden memnun olduklarını beyan etmiştir.
Somut olayda, ceza soruşturma kapsamında ileri sürülen somut isnatların ...'un kardeşleri olan ... ve ... üzerinde yoğunlaştığı, ...'a yönelik isnatların ise soyut iddia niteliğinde olduğu (istinaf dilekçesi ekinde takipsizlik kararı sunulmuş ise de, devam eden başka soruşturmaların da bulunduğu), kaldı ki bu anlamda ceza soruşturmaları neticesinde açılıp kesinleşen bir davanın da bulunmadığı, ayrıca daha önceden davalı şirkette çalışıp davacı adına tanıklık yapan tanıklar ile davalı tanıklarının anlatımları da dikkate alındığında, sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshini gerektirir bir sebebin ortaya konamadığı, bunun dışında davalı şirket ile sözleşme davacı adına ...tarafından imzalanmış ise de, davacı şirketin kuruluştan beri tek sahibinin ...olduğu, davacı şirketin ayrı bağımsız bir tüzel kişiliğinin bulunduğu hususları da gözetilerek davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığı kabul edilip sonucuna göre davacının talepleri ile ilgili karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır."...Zarar, mal varlığı aktifinin azalmasından, mahrum kalınan kârdan (kazançtan) veya pasifin artmasından ileri gelebilir. Bu itibarla maddi zarar, fiili zarar ve mahrum kalınan kâr olmak üzere iki unsurdan oluşur. Fiili zarar ya mal varlığının aktif kısmında gerçek bir azalmanın meydana gelmesiyle ya da pasifteki borçların artmasıyla gerçekleşir. Mahrum kalınan kâr (kâr mahrumiyeti) ise, elde edilebilecek bir kazançtan yoksun kalmayı ifade eder. Örneğin; yaralanan kişinin veya atölyesi yakılan kişinin çalışmadığı günlerdeki gelir kaybı böyledir. Bu zarar, daha çok mal varlığının artmasına engel olunmasından kaynaklanır. (Oğuzman, Kemal/Öz,Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt:II, İstanbul 2017, s. 41)..." (Yargıtay HGK'nun 2017/4-1431 Esas 2022/66 Karar sayılı ilamı).Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/8440 Esas 2019/4832 Karar sayılı ilamında, sözleşmenin haksız feshi halinde talep edilebilecek zararın 6098 sayılı TBK'nun 408. maddesi kıyasen uygulanarak belirlenmesi gerektiği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(13)3-2243 Esas 2021/1193 Karar sayılı ilamında ise, BK'nun 325/2 maddesi (TBK'nun 408/2) hükmünün resen nazara alınarak davalının isteği olup olmasına bakılmaksızın Mahkemece doğrudan doğruya uygulanması gerektiği hususları vurgulanmıştır.6098 sayılı TBK'nun 408. maddesinde "İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir." düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda, davacı taraf, mahrum kaldığı kazancını talep etmiş olup Yargıtay HGK ilamında belirtildiği üzere mahrum kalınan kâr, elde edilebilecek bir kazançtan yoksun kalmayı ifade eder. Yukarıda açıklandığı üzere fesih haksız olup bu durumda, TBK'nun 408. maddesi kıyasen uygulanarak maddede gösterilen ilkelere ve emsal Yargıtay içtihatlarına göre, davacının yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar gözetilerek bilirkişilerden açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak davacının talep edebileceği alacağının belirlenmesi gerekir. Zira dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu yetersiz olup hükme esas alınabilecek nitelikte değildir.
Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... Esas, 2021/.... Karar sayılı ve .../09/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.29/01/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.