Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/673
2026/153
29 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/673 Esas
KARAR NO: 2026/153
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/12/2019
NUMARASI: 2018/1182 Esas, 2019/1111 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/01/2026
KARARIN YAZILDIĞI
TARİH: 06/02/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin akaryakıt dağıtım işiyle iştigal ettiğini, davalının taraflar arasındaki anlaşma kapsamında ... sistemini kullanarak peşin ödeme yapmaksızın müvekkilinin bayii istasyonlarından araçlarına yakıt dolumu yaptığını, alınan yakıtların bedellerine ilişkin dönemler halinde toplu olarak tanzim edilen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Üsküdar .... ......'nin .../06/2018 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiklerini, ihtarnamede davalı araçlarına takılmış olan ... cihazlarının da iade edilmesi, iade edilmediği teminatların paraya çevrilerek bedelden mahsup edileceğinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen cihazların müvekkili şirkete iade edilmediğini, bu nedenle iade edilmeyen 49 adet ... cihazından her biri için 150,00 USD + KDV bedel üzerinden hesaplanan tutarın ... Sözleşmesinin 7.2. maddesine dayanılarak davalıya fatura edildiğini, davalının müvekkili şirkete teminat olarak verdiği banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi ile elde edilen tutarın borçtan düşüldüğünü, kalan tutarın tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini, sözleşme gereği iade edilmeyen ... cihazlarının bedelinin ödenmesi gerektiğinden davacının takibe itirazının haksız olduğunu, tarafların tacir olması nedeniyle avans faizi isteyebileceklerinden davalının faiz oranına ve işlemiş faizi itirazının da haksız olduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davacının elekronik çip ile km takip ünitesini karıştırdığını, davacının sözleşmede belirtilen km takip ünitelerini müvekkilinin araçlarına takmadığını, davacının bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, araçlara takılanın cip niteliğindeki elektronik meteryaller olduğunu, bunların da piyasa değeri 2-3 Euro civarında olup ücretsiz takıldığını, üstelik bu meteryallerin araçlardan çıkarıldıktan sonra kullanım özelliklerini büyük ölçüde yitirdiklerini, km okuyan cihazların araçlara montajına dair belgelerin bir kısmında müvekkilinin veya şirket yetkilisinin imzasının olmadığını, davacının sahte fatura düzenlemekten KOD'a girmesi nedeniyle sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; TMK m. 6 hükmüne göre, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden tarafın o vakıayı ispat etmeye mecbur olduğu, davacının iddiasının haklı görülebilmesi için, ... sistemi kapsamında davalının araçlarına ... cihazlarının takıldığını ispat etmesi gerektiği, davacının gerek dava dilekçesi ekinde gerekse ön inceleme duruşmasından sonra verilen 2 haftalık kesin süre içinde iddiasını ispata yarayacak delilleri sunmadığı, hangi araçlara km takipli cihaz takıldığının ... sistemi raporlarından tespit edilemediğinden davacının davasının ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; araçlar üzerinde yapılan inceleme sırasında davalının km takipli cihaz takılan 49 araçtan 47'sini hazır etmediğini ve bilirkişi raporunun eksik inceleme ile oluşturulduğunu, bilirkişi raporunda; -taraflar arasındaki sözleşmede ... sisteminin, akaryakıt dolumuna ait bilgileri elektronik ortamda ... Genel Merkezi’ne gönderecek ve daha sonra müşteriye raporlayacak bir sistem ağı şeklinde tarif edildiği, buna göre söz konusu müşteriye yapılacak raporda km takipli ... cihazı takılı olan araçlar için diğer bilgilere ilave olarak km bilgisinin de bulunacağı ancak söz konusu raporun sunulmamış olduğu- şeklinde görüş bildirildiğini, bilirkişi raporuna beyan dilekçeleri ekinde sundukları yakıt dolum raporu incelendiğinde, davalı araçlarına ait yakıt alım bilgilerinde km takipsiz ... cihazıyla yapılan dolumlardaki bilgilerden farklı olarak ayrıca km bilgisinin de okunup sisteme veri olarak aktarıldığı hususunun açıkça görüleceğini, anılan yakıt dolumu raporunda görüldüğü üzere araçların yakıt dolumu yaptıkları sıradaki km bilgilerinin sisteme veri olarak aktarılmış olmasının ancak araçta km takipli cihaz takılı olması halinde mümkün olabileceğini, buna göre bu araçlara km takipli ... cihazının takıldığı açık olup davalının araçlarından hiç birisine km takipli cihaz takılmadığına dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacının, taraflar arasında düzenlenen ... Müşteri Sözleşmesi kapsamında davalıya ait araçlara takılan ... cihazlarının iade edilmediği gerekçesiyle cihazların bedelinin tahsili için davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalı borçlunun yasal süresinde takibe itiraz ettiği, davalının itiraz dilekçesinin, davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; akaryakıt dolumuna ait bilgilerin müşteriye raporlanmasına dair kayıtların, dilekçenin teatisi ve ön inceleme aşamasının tamamlanmasından ve tahkikat aşamasına geçilerek alınan bilirkişi raporuna itiraz süresi de geçtikten sonra sunulması halinde bu kayıtların delil olarak dikkate alınıp alınmayacağı hususunda toplanmaktadır.
İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; dava dosyasında davacı tarafından sunulan 43 adet montaj formu olduğu, bunlardan 4 adedinin geri montaj formu olduğu, 3 adedinin takılan km takipsiz ... cihazlarına ait olduğunun form bilgilerinden anlaşıldığı, bu durumda form bilgileri ile, takılmış olan ... cihazlarından km takipli olanlarının sayısının en fazla 36 adet olabileceği, yerinde yapılan incelemede ... cihazı takıldığı belirtilen iki adet davalı aracında km takibini sağlayan cihazların bulunmadığı, sözleşmenin 7.2 maddesine göre sözleşmenin herhangi bir sebeple feshi halinde müşterinin araçlarına monte edilen ... Ünitelerini, sözleşmenin feshi tarihinden itibaren 15 gün içinde hasarsız ve çalışır halde ...'e teslim edileceği hükmü olduğu, ancak müşteri tarafından sökülerek ...'e teslim edilmiş cihaz bulunduğuna dair dosyada bir belgenin olmadığı, taraflar arasında imzalanmış sözleşmede, ... sisteminin, akaryakıt dolumuna ait bilgileri elektronik ortamda ... Genel Merkezi'ne gönderecek ve daha sonrasında müşteriye raporlayacak bir sistem ağı olarak tarif edildiği, söz konusu raporlarda, km takipli ... cihazı takılı olan araçlar için, diğer bilgilere ilave olarak km bilgisinin de bulunması gerektiğinin açık olduğu, ancak söz konusu raporun dosyaya sunulmadığı, km takipli cihazların araçlara hiç takılmamış olduğu veya takıldığı halde sonradan sökülmüş olabileceği, hangi araca km takipli cihaz takıldığının, ... sistemi raporlarından tespit edilebileceği belirtilmiştir.
Anılan rapor davacıya tebliğ edilmesine rağmen davacının rapora karşı süresinde itirazda bulunmadığı, itiraz süresi geçtikten sonra sunulan beyan dilekçesi ile mevcut kayıtların sunulduğu anlaşılmaktadır.
"Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 140/5. maddesi, ön inceleme duruşmasında dahi dava ve cevap dilekçesinde gösterilmiş olmayan belgenin ikâmesine izin vermemiştir. Zira şekli gerçeği arayan özel hukuk yargılamasında, ilişkinin maddi gerçeği değil, özel hukukun biçtiği kalıplara uygunluğu incelenecektir. Böyle bir kalıbı ispat eden belgeyi delil olarak zikretmeyen tarafın, hak arama özgürlüğünü doğru biçimde kullandığından söz edilemez. Hakkını etkin biçimde kullanma çabasını başlangıçta göstermeyen tarafın, sonradan belgeyi delil olarak kullanmak istemesi, uyuşmazlığın netleşmesini de çözümünü de geciktirecektir. Üstelik böyle bir belgenin dava veya cevap dilekçesinde zikredilmiş olması, uzlaşmayı kolaylaştırabilecekken bu imkân da kaybedilmiş olacaktır. Böyle olunca, uyuşmazlığın süratle çözümlenmesinden beklenen kamu yararı zedelenecektir. O hâlde dava ve cevap dilekçelerinde gösterilmemiş bulunan belgelerin, ön inceleme duruşması da dâhil olmak üzere sonradan ikame edilmesi, ancak 145. maddede belirtilen şartlarla mümkündür.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu sisteminde, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 140/5. madde dikkate alındığında ön inceleme duruşmasında tayin edilen kesin süreye uyulmaması, vazgeçme yaptırımına bağlanarak davayı uzatıcı bu kötüniyetli davranışlar engellenmeye çalışılmıştır. Zira dilekçelere eklenip sunulmamış, daha sonra ön incelemede ek olarak bildirilen süre içinde de verilmemiş delillere, tahkikat içinde kural olarak dayanılamaz. Tahkikatın amacı, kural olarak delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir; aksi hâlde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar.
Ancak istisnaen belirli koşulların gerçekleşmesi kaydıyla taraflar gerek ön inceleme gerekse de tahkikat aşamasında yeni delil gösterebilme olanağına sahiptirler. Nitekim bu husus, HMK'nın “Sonradan delil gösterilmesi” başlığını taşıyan 145. maddesinde “(1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Tarafların HMK'da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin kurala getirilen istisnanın, dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil bildirmeyen, ön inceleme aşamasında veya çıkarılacak davetiye üzerine delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafın tahkikat aşamasında delil bildirme hakkının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir.
Bu kapsamda delilin sonradan sunulması, o delile daha önceden ulaşılamamasına ya da o delilin varlığı hakkında mazur görülebilir bir bilgisizliğe, bir engellemeye vs. dayanıyorsa mümkündür. Tarafın salt ihmâlkârlığı, yeterince araştırmaması, davayı uzatma amacı, davayı önemsememesi, kötüniyeti gibi hususlarla o delili sunmaması hâlinde sonradan delil sunulması kabul edilemez, artık o delilden vazgeçmiş sayılır" (Oğuz Atalay, Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.1760 Yargıtay HGK'nın 2024/9-208 Esas, 2025/328 Karar sayılı kararı).
Somut olayda davacı sözleşme gereği davalı araçlarına takılan cihazların iade edilmemesi nedeniyle bedelinin tahsili için davalı aleyhine takip başlatmış, davalı ise söz konusu cihazların araçlarına takılmadığını savunmuştur. TMK. m. 190/1 hükmüne göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bu durumda davacının söz konusu cihazların davalıya ait araçlara takıldığını ve geri verilmediğini ispatlaması gerekir. Ancak alınan bilirkişi raporunda; km takipli cihazların araçlara hiç takılmadığı veya takıldığı halde sonradan sökülmüş olabileceği, akaryakıt dolumuna ait bilgileri elektronik ortamda ... Genel Merkezi'ne gönderecek ve daha sonrasında müşteriye sunulacak raporlarda, km takipli ... cihazı takılı olan araçlar için, diğer bilgilere ilave olarak km bilgisinin de bulunması gerektiğinin açık olduğu, ancak söz konusu kayıtların dosyaya sunulmadığı belirtilmiştir. Davacı sözkonusu rapora delil olarak dayanmadığı gibi raporun tahkikat aşamasında ve bilirkişi raporuna itiraz süresi geçtikten sonra sunulması, o delile daha önceden ulaşılamaması ya da o delilin varlığı hakkında mazur görülebilir bir bilgisizliğe, bir engellemeye de dayanmadığından HMK'nın 140/5 fıkrasının somut olayda uygulanmasına imkan yoktur. Bu durumda davacı iddiasını ispatlayamadığından, ilk derece mahkemesinin tahkikak aşamasında sunulan söz konusu raporları dikkate almayarak davanın reddine karar vermesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/.... Esas, 2019/..... Karar sayılı ve .../12/2019 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.29/01/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.