Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1480
2025/247
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1480 Esas
KARAR NO: 2025/247
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22/04/2021
NUMARASI: 2019/376 Esas, 2021/340 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ...'in müvekkili şirket nezdinde sağlık sigortasının olduğunu, sigortalının 07.12.2018 tarihinde şiddetli baş ağrısı şikayeti sebebiyle tedavi gördüğünü, tedavi giderlerinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, bu sırada sigortalının davalı şirket nezdinde aynı süre için teminat sağlayan geçerli bir sigorta poliçesinin bulunduğunun tespit edildiğini, sigortalının müşterek sigortalı olduğu hususunun davalıya yazılı olarak bildirilerek müvekkili tarafından karşılanan 28.914,69 TLlik tutarın davalının poliçesinin aynı limitli olması durumunda % 50 sinin; limit ve teminatlarının farklı olması halinde ise davalıya isabet edecek tutarın ödenmesinin talep edildiğini, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı şirketin TTK 1467 maddesi a fıkrası kapsamında çifte sigortaya muvafakat ettiğini, bu nedenle Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 12. Maddesi ve TTK'nun 1466 maddesi uyarınca tedavi masraflarının iki sigortacı tarafından sigorta edilen bedel oranında karşılanması gerektiğini, davalının ödeme yapmamasının kötüniyetli olduğunu belirterek davalının sigorta poliçesinin limit ve teminatının bilinmesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin müvekkilinin ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi kök raporunda müvekkili şirketin davalı şirketten 14.457,35 TL alacağı bulunduğu tespit edildiğinden bahisle 14.457,35 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı nezdinde sigortalı bulunan dava dışı...'in müvekkili nezdinde de sağlık sigortası bulunduğunu, müvekkilinin onayı bulunmadığından dava konusu uyuşmazlıkta müşterek sigorta hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, yine TTK 1466/2 gereğince sigorta sözleşmesinde yazılı olarak müteselsil sorumluluk esası kabul edilmediğinden davacının rücu hakkının bulunmadığını, sigortalının tedavi giderlerinin ödenmesi için kendisi için en uygun poliçeye başvurduğunu, sigortanın başvurmayı tercih etmediği diğer poliçeden tazminat ödemesi yapılması halinde, hasarsızlığı etkileyeceğinden sigortalının hasar/prim dengesi nedeniyle daha sonra yüksek prim ödemek zorunda bırakılmasına neden olabileceğini, bu nedenle bu şekilde bir uygulamanın sigortalının seçim hakkına ve tüketici olarak haklarına aykırılık oluşturacağını, sigortalının ve sağlık kuruluşunun, müvekkiline davaya konu tedavi giderlerinin ödenmesi talebi yönünde herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere müşterek sigorta hükümlerinin somut olaya uygulanması halinde dahi davacının poliçe kapsamında geçerli bir ödeme yapıp yapmadığı, rücu hakkının bulunup bulunmadığının, yine müvekkilinin sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olup olmadığının incelenmesi gerekeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; eldeki davada sigorta sürelerinin kesişmesi ve aynı menfaatin iki sigorta şirketi tarafından sigortalanması nedeniyle çifte sigortanın bulunduğu, TTK'nın 1467. maddesinin a bendinde belirtilen sigortacıların onay vermesi, b bendinde belirtilen sigorta ettirenin haklarını ikinci sigortacıya devretmesi durumlarının gerçekleşmediği ve c bendinde belirtildiği gibi önceki sigortacının ödemediği zarar bulunmadığı, bu nedenle anılan madde hükmü uyarınca davacı tarafından yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu ve davacının yaptığı ödemenin geçersiz poliçeye dayanması nedeniyle hatır ödemesi olduğu ve ödediği bedelin bir kısmını veya tamamını davalıdan talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; kararın eksik incelemeye dayalı, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dosyada sigorta uzmanı bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılması gerekirken hesap bilirkişi tarafından düzenlenen raporun hükme esas teşkil edemeyeceğini, hesap bilirkişi raporundaki tespitlerin kendi içinde çeliştiğini, raporda bahsi geçen TTK 1491. Maddesinin hayat sigortalarına ilişkin bir düzenleme olduğunu, dava konusunun ise sağlık sigortası olduğunu, bilirkişinin tespitinin sağlık sigortalarında genel hükümlerin ve zarar sigortalarına ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirten TTK 1519. Madde hükmü ile taban tabana zıt olduğunu, bilirkişi tarafından kavram kargaşası içerisinde tespitler doğrultusunda hazırlanan raporun hükme esas alınamayacağını, davalının Sağlık sigortası Genel Şartlarının 12. Maddesi gereğince tedavi masraflarından teminatı oranında sorumlu olduğunu, bir için müşterek sigorta değil de çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülse dahi, davalının poliçesinin geçerli olmadığına dair tespitlerin kanuna aykırı ve hatalı olduğunu, tarafları ve konusu aynı sigotalısı farklı olan başka bir davada alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre rücu hakkının varlığından bahsedileceği sonucuna varıldığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itirazlarının incelenmediğini, hatalı bilirkişi raporu ile hukuka aykırı bir şekilde davanın reddine karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davacı sigortacının sigortalısı için ödediği tedavi giderinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının, dava dışı sigortalısının tedavi gideri olarak 28.914,69 TL ödemede bulunduğu iddiası ile, sigortalının davalı sigortacı nezdinde de sağlık sigortalısı olduğundan bahisle ödenen bedelin teminat oranında davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; çifte sigorta hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. Dava dışı sigortalının davacı sigortacı nezdinde 31.10.2018-31.10.2019 döneminde, davalı sigortacı nezdinde 01.04.2018-01.04.2019 döneminde sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, sigortalının 08.12.2018-09.12.2018 tarihlerinde yapılan tedavi masrafının davacı sigortacı tarafından ödendiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; sigortalının, davacı ve davalı tarafından düzenlenmiş sağlık sigortası bulunması karşısında, davacının ödediği tedavi giderinden davalı sigortacının sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk derece Mahkemesinde alınan 03.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dışı sigortalı ...’ın 08/12/2018 tarihinde yatırıldığı, 09/12/2018 tarihinde taburcu edildiği, yatarak tedavi ve ameliyatı yönünden teminat türlerinde çakışma meydana geldiği; davacının poliçesinin sonraki poliçe olduğu, davacının talebinin kabulü halinde teminat türü yönünden anlaşmalı hastaneler açısından limitsiz olmakla (her iki poliçe yönünden) ödenen tutara nazaran %50’ye isabet eden miktarın 14.457,35 TL olacağı yönünde rapor sunulmuştur. 26.10.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök rapordaki tespit ve görüşlerin cari olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 1519. maddesi gereği, zarar sigortalarına ilişkin hükümler sağlık sigortalarına uygulanabileceğinden, TTK'nın 1466. ve 1467. maddelerinin somut olayda uygulanması gerekmektedir. TTK'nın 1466/1 fıkrası; "Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur" hükmünü içermektedir.Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir. Zira TTK m. 1466/1'de geçen "aynı zamanda" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (Sigorta Hukuku, M. Barış Günay, 2. Baskı, sh 171). Somut olayda, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan sağlık poliçeleri düzenledikleri ve her iki poliçenin vade ve limitleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim emsal Yargıtay 11. HD'nin 2013/3373 Esas, 2013/5868 Karar sayılı kararı da benzer bir olaya ilişkin olup, olayda müşterek sigorta koşullarının bulunmadığına karar verilmiştir. Diğer taraftan TTK'nın 1467. maddesinde ise çifte sigorta düzenlenmiştir. Anılan maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesine göre değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez. Çifte sigortanın geçersiz kabul edilmesinin nedeni sebebsiz zenginleşme yasağıdır. Eldeki davada, gerek davalının gerek davacının sağlık sigortası kapsamında düzenlediği poliçelerin tüm teminatlar açısından çifte poliçe niteliği bulunmadığı ancak dava dışı sigortalı... ’ın 08/12/2018 tarihinde hastaneye yatırıldığı, 09/12/2018 tarihinde taburcu edildiği, yatarak tedavi ve ameliyatı yönünden teminat türlerinde çakışmanın bir başka anlatımla çifte teminatın söz konusu olduğu, davacının poliçesinin sonraki tarihli olduğu; sonradan yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşılmıştır. Çifte sigortanın geçerli olabilmesi için maddede belirtilen diğer koşullar da somut olayda bulunmamaktadır. Buna göre uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmayıp, davacı sigortacı nezdinde yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/376 Esas, 2021/340 Karar sayılı ve 22/04/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.13.02.2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.