mahkeme 2020/1052 E. 2023/1464 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/1052

Karar No

2023/1464

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1052 Esas
KARAR NO: 2023/1464
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/07/2019
NUMARASI: 2014/868 Esas, 2019/654 Karar
DAVA: KOOPERATİF YÖNETİM KURULU VE DENETİM KURULU HAKKINDA SORUMLULUK
KARAR TARİHİ: 28/12/2023
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ... Denetim Kurulunun, kooperatifin 02/07/2011 tarihli genel kurulu tarafından davalılar yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açmakla özel olarak yetkilendirildiklerini, diğer müvekkili kooperatifin ise, davalılar kooperatif danışmanı, genel müdür ve genel müdür yardımcıları hakkında açılan dava bakımından davacı konumunda olduğunu, 16/10/2010 tarihli genel kurulda davalı olan yönetim ve denetim kurulu üyeleri yerine yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçildiğini, bunlar tarafından bağımsız denetim kuruluşuna yaptırılan inceleme neticesinde düzenlenen denetim raporu ile tespit edilen yolsuz işlem ve usulsüzlükler sebebiyle 02/07/2011 tarihli genel kurulda eski yönetim ve denetim kurulu aleyhinde hukuki ve cezai sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini ve eski yönetimin de ibra edilmediğini, 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait bina ve arsa vergileri ile kültür varlıklarını koruma katkı paylarının, o tarihte kooperatif hesaplarında yeterli para olduğu halde zamanında ödenmeyerek 05/06/2006 tarihinde gecikme zammı ile ödenerek kooperatifin 967.934,40 TL zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, kooperatifin 2008 yılı içinde dört dönem halinde verilmesi gereken geçici vergi beyannamelerinin zamanında verilmeyerek 20/10/2010 tarihinde pişmanlık hükümlerinden yararlanılarak 640.553,65 TL vergi aslı, 173.402,25 TL pişmanlık zammı ile cezalı olarak ödendiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 173.402,25 TL'lik gecikme zammı zararının şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, kooperatifin doğalgaz, inşaat vb. işlerini yürüten ... Tic. Ltd. Şti., ... San. AŞ ve ... Tic. Ltd. Şti. firmalarının kayıt ve işlemlerinin SGK kontrol memurları tarafından incelenmesinde bu üç firmanın ruhsatsız iş yapması ve eksik beyan ettiği inşaat işleri nedeniyle işçilik hesaplamasına ve bu üç firmanın SGK işyeri dosya unvanının davacı kooperatif olarak değiştirilmesine karar verildiğini, 2006/12 döneminde toplam 353.776,70 TL ana para ve 73.307,41 TL gecikme zammının davacı kooperatif hesaplarından ödendiğini, bunlardan sadece 90.299,03 TL'lik kısmının ... Tic. ve San. AŞ cari hesabına yansıtıldığını, buna göre toplam 336.785,15 TL bir zararın oluştuğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, 11.05.2010 tarihinde Bayrampaşa Belediyesi İşletme Müdürlüğü tarafından ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı yerde yapılan inşaatın ruhsat ve eklerine aykırı yapıldığı tespit edilerek tahakkuk ettirilen ve inşaatı yapan müteahhit ... AŞ tarafından ödenmesi gereken 520.540,00 TL para cezasının kooperatifin varlıklarından ödendiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, 04/06/2009 tarihinde Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine uzlaşma bedeli olarak kooperatif hesabından 100.000,00 TL ödendiğini, sözleşmeli olarak sürekli mali müşavir desteği alan kooperatifin uzlaşmaya neden olan ödemeyi yapmak zorunda kaldığını, bu durumun, yönetimin görevini savsakladığının açık delili olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, 11/05/2008 tarihli olağan genel kurul toplantısında 2008 yılı içinde belediyeler ile kamu kurumlarına en fazla 400.000,00 TL'ye kadar yardım yapılması konusunda karar alınmasına rağmen bu limitin aşılarak toplamda 654.000,00 TL yardım yapılarak kooperatifin 254.000,00 TL zarara uğratıldığını, bu usülsüzlüğün Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Kontrolörü tarafından 16/03/2021 tarihli teftiş raporu ile tespit edilerek kooperatife 22/04/2011 tarihli üst yazı ile tebliğ edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, 2009 yılı olağan genel kurulunda belediye vb. gibi kamu kurumlarına 400.000,00 TL'ye kadar bağış ve yardam yapılmasına karar verildiği halde bu limitin aşılarak 479.300,00 TL yardım ve bağışta bulunulduğunu, yine 2009 yılı kayıtları incelendiğinde, 13.435,07 TL ve 10.620,00 TL tutarlı iki ayrı fatura ile ...Tic. Ltd. Şti.'den laminat parke, süpürgelik ve parke adı altında ürünler alındığını, bu ürünlerin bağış ve yardım adı altında gösterildiğini, 23/12/2009 tarih ve 577 sayılı yönetim kurulu kararında sözde bağış ödemesinin Bayrampaşa Kaymakamlığının 11/12/2009 tarihli yazısına istinaden Bayrampaşa Kaymakamlığı adına yazıldığı halde söz konusu yazının kayıtlarda bulunmadığı gibi ürünlere de rastlanmadığını, böylece kooperatifin toplam 103.355,07 TL zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, 04/05/2009 tarih ve 559 sayılı yönetim kurulu kararı ile, kooperatife ait olan ... Mh. ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün, metrekare rayiç değeri 1.500 USD olmasına rağmen 500 USD esas alınarak devredildiğini, kooperatifin zararının 100.000 USD olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000 USD'sinin dava ve talep edildiğini, 03/03/2010 tarihli 581 numaralı yönetim kurulu kararı ile, müvekkili kooperatife ait ... ... Mh. ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün 150 m2'lik taşınmazın piyasa rayiç değerinin çok altında bir fiyata, davalı yönetim kurulu üyelerinin kurucusu ve yine yönetim kurulu üyesi olduğu ... Kooperatifine tahsis kararı alındığını, metrekare rayiç değerinin 3.000 USD olduğunu, buna göre o tarihte toplam satış değerinin 450.000 USD olduğunu, söz konusu tarih itibariyle yönetim süresinin görev süresi dolmasına rağmen mülkiyeti devreden bu şekilde bir işlemin yapılması yasak olsa da görevlerinin kötüye kullanılması suretiyle kooperatifin en az 420.000 USD zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000 USD'sinin dava ve talep edildiğini, 13/08/2008 tarih ve 533 sayılı yönetim kurulu kararı ile, müvekkili kooperatife ait ... ... Mh. ... ada ... parsel ... Bloktaki tüm dükkanların, davalı yönetim kurulu üyelerinin kurucusu ve yine yönetim kurulu üyesi olduğu ... Kooperatifine bedelsiz kullanımının terk edilmesi suretiyle kooperatifin her yıl yaklaşık 100.000,00 TL kira gelirinden mahrum bırakıldığını, dava tarihi itibariyle zararın 300.000,00 TL olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, 12/03/2008 tarih ve 515 sayılı yönetim kurulu toplantısında, 28/04/2007 tarihli genel kurul kararı dayanak gösterilerek kooperatife ait olan ... parsel ... Blok binasının tamamı olan 5 katlı 2160 metrekarelik taşınmazın davalı yönetim kurulu üyelerinin kurucusu ve yine yönetim kurulu üyesi olduğu ... Kooperatifine bedelsiz olarak tapudan devredilerek kooperatifin 2.160.000 USD zarara uğratıldığını, söz konusu kooperatiften profesyonel yöneticilik hizmeti alınmasının, devir için geçerli bir sebep olmadığını, davalı yönetim kurulunun, kooperatif menfaatini gözetmediğini ve asli görevini yapmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000 USD'sinin dava ve talep edildiğini, 23/08/2010 tarih ve 597 sayılı yönetim kurulu kararı ile, eski yönetim kurulu üyesi ... kooperatif kadrosuna aylık 3.000,00 TL ücretle 02/09/2010 tarihinde dahil edilmiş iken adı geçen kişiye, işe başladığı tarihten öncesine ait 3 ay için ikramiye adı altında 9.000,00 TL ödeme yapılmasına karar verildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, 16/10/2010 tarihli olağan genel kurul öncesinde görev süresi dolduğu halde ve o dönemde kanunen sadece kooperatif için faydalı ve zaruri işleri yapmak zorunda olan davalıların, kooperatifi borçlarıdırıcı işlemlere giriştiği gibi kooperatif mülkiyetinde bulunan taşınırları bilabedel devrettiğini, bazı taşınmazları ise bilabedel 3. kişilerin kullanımına terkettiğini, keza dayanaksız ödemeler yaparak kooperatifi zarara soktuğunu, bu şekilde kooperatifin 85.084,00 TL zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, davalı yönetim kurulu üyelerinin, 15/09/2005 tarihinde, kooperatifin, Bakanlıklarda muhtelif ilişkilerinin düzenlenmesi için ... Güm. Deri Teks. Ltd. Şti. ile işlemlerin 2 aylık süre içinde bitirilmesi karşılığı olarak 150.000,00 TL, 3 aylık süre içinde bitirlmesi halinde ise 120.000,00 TL ücret mukabili anlaştığının tespit edildiğini, oysa ana sözleşmesinde iştigal alanı olmayan bir şirkete, bu şekilde yüksek bir bedelin ödenmesinin, özen ve sadakatle görevi ifa yükümlülüğüne açıkça aykırı olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, davalı yönetim kurulu üyelerinin 26/02/2008 tarih ve 513 sayılı yönetim kurulu kararı ile, kooperatifin banka hesaplarında bulunan paraların, ..., ... ve ... isimli yönetim kurulu üyeleri adına açılacak şahsi hesaplara aktarılmasına karar verildiğini, kanunların ve kooperatif ana sözleşmesinin yönetim kuruluna verdiği görev ve yetkinin açıkça istismar edildiğini, kooperatifin bu işlem nedeniyle uğradığı ve yönetim kurulu üyelerinin yararlandığı faiz ve benzeri gelirlerin ilgili hesaplar incelenerek tespit edilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere bilirkişi marifetiyle tespit edilelecek zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, işlem tarihinde kooperatif adına tapuda kayıtlı olan Gıda İhtisas Gümrük alanı içindeki Geçici Depolama Yerinin ...Tic. Ltd. Şti'ye kiralandığını, davalı yönetim kurulunun, elde ettiği 289.690.000 TL kira bedelini kooperatif hesabına yatırmayıp davalı yönetim kurulunun ayrıca kurduğu ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğu bir başka kooperatif olan ... Kooperatifine aktardığını, bu durumun fatura, makbuz ve kiracı şirketin ticari kayıtlarından da anlaşılabildiğini, bu şekilde kooperatife 289.490.000 TL zarar verildiğini, daha sonra 21/04/2006 tarih ve 455 numaralı yönetim kurulu kararı ile hukuken kabul edilebilir hiçbir geçerli neden olmaksızın 318,925,87 TL'nin kooperatif hesabından, ... Kooperatifine aktarılmasına karar verilerek zikredilen tutarın kooperatif hesabından gönderildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplamda 608.615,87 TL'lik işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, kooperatifin 28/04/2007 tarihli genel kurul gündemimin 10. maddesinde, kooperatife ait olan İstanbul ili, Bayrampaşa ilçesi ... ada ... parsel sayılı arsa üzerinde bulunan ve piyasa rayiç değeri 3.881.000,00 USD olan 103 ve 104 nolu dükkanların toplam 300.000 USD bedelle o dönemde de kooperatif yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'na bağışlama niteliğinde tahsis edildiğini, kooperatifin bu şekilde 3.581.8000,00 USD zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000 USD'sinin dava ve talep edildiğini, davalıların 22/08/2005 tarilı ve 2061 sayılı fatura ile ..., eksiklikleri tamamlama ve bozuklukları tamir etme yükümlülüğü olmasına rağmen ... Blok inşaatlarının tamir ve tadilatı için 65.414,90 TL ödediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, ... Tic. Ltd. Şti.'ye 12/07/2006 tarihli 5034 sayılı fatura için 111.114,70 TL ve 04/09/2006 ile 29/08/2016 tarihli faturalar içinse 259.352,79 TL ödendiğini, faturaların beton tamiratına ilişkin olduğunu, ancak bu tür eksiklik ve ayıpların inşaatı yapan taşeron firmaya yaptırılmasının zorunlu olduğunu, kooperatifin bu şekilde 370.467,49 TL zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava ve talep edildiğini, yönetim kurulu tarafından 11/06/2005 tarihli 2004 yılına ilişkin genel kurul gündemine, kooperatife ait bulunan toplamda 184.000 m2'lik arsanın (... Alışveriş Merkezinin inşa edildiği) satışı konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesi önerisinin getirildiğini, bu yerin ... Tic. AŞ'ye satışından kaynaklı kooperatifin toplamda 48.100.000 USD zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000 USD'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini, 29/06/2007 tarih ve 494 sayılı yönetim kurulu kararı ile, kooperatife ait olan tapuda İstanbul, Bayrampaşa, ... Mh. ... parsel sayılı imarlı arsanın satışı için 14/12/2007 tarihine kadar tekliflerin alınmasına karar verildiğini ve ihaleye teklif sunan ... Geliştirme İnşaat Yatırım Turizm AŞ'nin teklifinin değerlendirilerek 28/12/2007 tarihli ve 504 sayılı yönetim kurulu kararı ile, 9.000.000 USD nakit para ve 1500 m2'lik işyeri (en az 3.000.000 USD değerinde olmak kaydıyla) karşılığında 12.000.000 USD'ye satışı konusunda teklif sahibinin teklifinin kabul edildiğini, söz konusu şirketin, son teklif verme günü olan 14/12/2007 tarihinde henüz kurulmamış iken kooperatife ait taşınmazın hukuken geçerli bir teminata bağlanmadan vadeli şekilde ihale edildiğini, bu şirketin 15/01/2008 tarihinde sadece 50.000,00 TL sermaye ile kurulduğunu, arsa için ... AŞ'den 7.500.000 USD kredi kullanıldığını ve arsanın da ipotek verildiğini, ayrıca şirketin, arsayı 03/04/2009 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde ... Tic. Ltd. Şti.'ye devrettiğini, 9.000.000 USD nakit paranın son 2.100.000 USD'sinin, çekilen kredi nedeniyle nakit parası bulunduğu halde şirket tarafından 1 yıl sonraki vadeyi içeren çek ile yapılması karşılığında davalıların hiçbir çekince ve itiraz dile getirmeden faiz ve ceza talep etmemesinin görevi kötüye kullanmanın delili olduğunu, 1500 m2'lik işyerinin ise halen teslim edilmediği gibi yola cepheli olarak tesliminin, bugün itibariyle inşaat projesi kapsamıyla imkansız olduğunun ortaya çıktığını, sözkonusu arsa üzerinde 731 adet bağımsız bölüm, 730 adet konut, (30.444,8 m2 konut, 6.545 m2 otel,), 68.555 m2 otopark, 9.854 m2 ortak alan inşaa edilmekte olup halen kooperatife teslim edilmesi gereken 1.500 m2'lik plaza binasının, davalı yönetim kurulu üyelerinin son derece kooperatif aleyhinde hükümler taşıyan ve geçerli bir teminata bağlanmadan imzalanan sözleşme nedeniyle halen teslim edilmediğini, hatta inşaatına bile başlanmadığını, söz konusu sözleşmede, ruhsat tarihinden itibaren 2 yıl içinde binanın teslimi hükme bağlanmış olup bu süre sonunda teslim edilmemesi halinde kooperatifin en fazla 3.000.000 USD'lik tutarı talep edebileceği kabul edilerek kooperatifin ciddi biçimde zarara maruz bırakıldığını, söz konusu inşaat bitiminde metrekare birim değerinin 5.000 Euro olacağı hususunun, alıcı ile yüklenici firma arasındaki sözleşmeden anlaşıldığını, bu itibarla teslim edilmesi gereken binanın dava tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin tespit edilmesi ve sözleşmede kabul edilen 3.000.000 USD değeri ile aradaki farktan doğan zararın davalılara yüklenmesi; keza 11 ay gecikmeli tahsil edilen 2.100.000 USD'nin faizinin hesaplanarak ortaya çıkan zararların da davalılardan müteselsilen tahsilinin gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararlarının şimdilik 1.000 USD'sinin dava ve talep edildiğini, kooperatife ait ... parsel sayılı plaza binasının satışının 07/09/2009 tarih ve 571 sayılı yönetim kurulu kararında belirtildiği şekilde pazarlıkla ... AŞ'ye satıldığını, ancak satış bedeli harç ve masraflar dahil olarak tayin edilmesine rağmen alıcı şirketin, masraf ödemediğinden satış bedelini eksik ödediğini, harç ve masraf toplamı olan 1.029.448,70 TL,7nin kooperatif kasasından ödendiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararın şimdilik 1.000 USD'sinin dava ve talep edildiğini, kooperatifin 2004 ila 2010 yılları arasındaki kayıt, belge ve yönetim kurulu kararları incelendiğinde, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ve ailelerinin gerek dükkan alış verişinde gerekse çanak hissesi alış verişlerinde oldukça aktif olduklarını, bu alışveriş ve tahsis işlemlerinde dükkanların tahsis bedellerinin rayici ortalama m2 başına 1.000 - 1.500 USD olmasına rağmen yönetim ve denetim kurulu üye ve yakınlarına yapılan tahsislerin m2 başına 400 USD civarında olduğunu, söz konusu tahsis farklarından doğan zararların uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararların şimdilik 1.000 USD'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini, kooperatif genel kurul kararına istinaden 2004 ile 2008 yılları arasında kooperatif ortaklarına, kooperatif binalarından yer satın almaları karşılığında yasal defter kayıtlarında değerlenmemiş hali ile yer alan çanak hakları için küçük çanak 35.000 USD, büyük çanak 63.000 USD olarak davalı yönetim kurulu tarafından çanak mahsubu yapılmasına karar verildiğini, ancak davalıların, kooperatif aleyhinde yaptıkları mahsuplaşma neticesinde kooperatifi 2.573.917,20 USD zarara uğrattığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararların şimdilik 1.000 USD'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini, bağımsız denetim raporunun 13 nolu ekindeki listede yer alan dükkan tahsislerinin muhtelif tarih ve kararlar ile yapıldığı, ancak üyelere verilen çanak mahsubu haklarının kullanılması sonucunda üste herhangi bir nakit ödeme yapmadıkları, dükkanlara ait mahsuplaşmada hisse sahiplerinin yaklaşık %94'ünün tek kuruş para ödenmeden tamamen mahsup yoluyla ve kayden dükkan bedellerini ödemiş sayıldığının tespit edildiğini, bu şekilde yapılan bedelsiz tahsislerin arasında davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, kooperatif genel müdürünün ve bu kişilerin yakınlarının bulunduğunun da tespit edildiğini, bağımsız denetim raporunun 33 numaralı ekinde yer alan çanak hissesi devirleri incelendiğinde 635 adet çanak hissesi devrine rastlandığı ve bu devir işlemlerinin bazı kişiler üzerinde yoğunlaştığının tespit edildiğini, devreden ve devralan kişilerin devir ile ilgili hiçbir imzalı belgelerinin olmamasının, yapılan devir işlemlerinin tarihinin de gerçeği yansıtmadığını ve tamamen hayali olduğuna da işaret ettiğini, davalı yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile bunların yakınlarının söz konusu çanak hisse alım satımlarında etkin rol oynaması ve sürekli bu kişilerin aynı gün içinde birçok dükkan alıp devretmeleri ve çanak hisseleri için kooperatif içinde yönetim kontrolünde adeta bir çanak hissesi borsası yaratılmasının sonucunda, çanak hisselerine davalılar ve/veya yakınlarınca sahip olunduğunu, akabinde ise hemen bu hisselerin, kooperatife ait dükkanlarırı çanak hisse karşılığı devrinde koooperatifin 31/12/2009 tarihli bilançosundan da anlaşılacağı üzere kooperatif aleyhinde mahsup edilerek kooperatifin en az 37.736.287,67 TL zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararların şimdilik 1.000 USD'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini, davalı yönetim kurulu üyelerinin, kooperatifin 16/10/2010 tarihli genel kurulunda seçilmeyerek görevden uzaklaştırıldığını, yönetimin, yeni yönetim kuruluna intikal ettiği 21/10/2010 tarihli ayrıntlı ara bilançoda aktif varlıklar içinde "F-STOKLAR" başlığı altındaki "Mamüller" bölümünde 73.024.695,49 TL giriş değerli mamül gösterilmesine rağmen kooperatif varlıkları içinde, bu miktara karşılık gelen hiçbir varlık bulunamadığını, bu tarih itibariyle kooperatif varlıkları arasında mamüle tekabül edecek dükkanlar, toplamda 8 adet küçük dükkandan ibaret olup bu dükkanların defter değerinin, gösterildiği gibi 73.024.695,49 TL olmadığı ve olamayacağı, bu dükkanların defter değeri ile bilançoda 73.024.695,49 TL olarak gösterilen defter değeri arasındaki farkın tespit edilerek günümüze uyarlanması sonucunda gerçek zararın bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesinin gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararların şimdilik 1.000 TL'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini, davalı yönetim kurulu üyelerinin 20/04/2006 tarih ve 453 sayılı yönetim kurulu toplantısında, kooperatifin ücretli personelleri olan danışman ..., genel müdür ..., genel müdür yardımcısı hukuk müşaviri ...'nin herbirine, asli görevlerini olağanüstü bir görev icra etmişler gibi lanse edilerek 100.000,00 TL ikramiye verilmesine karar verildiğini, ancak bu ödemelerin, genel kurulun onay ve bilgisine sunulmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararların şimdilik 1.000 TL'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini, davalı yönetim kurulunun 13/12/2006 tarih ve 471 sayılı yönetim kurulu kararı ile "... AŞ'ye borç geri ödeme çalışma esnasında 600,000 ABD Doları tutarında teminat mektuplarının geri alınarak, diğer cari işlemlerde kooperatif lehine ekonomi elde eden işlemlerin zamanında eksiksiz yerine getirilmesi için yüksek performans gösteren yönetim kurulu danışmanı davalı ...'na 50.000 USD karşılığı 71.350,00 TL ikramiye verilmesine..." şeklinde karar verildiğini, bu kararın da genel kurul onayına sunulmadığı gibi kooperatifin maaşlı ve sigortalı çalışamı olan davalı ...'nun, haksız ve sebepsiz bir şekilde kooperatif zararına yararlandırıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararların şimdilik 1.000 TL'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini, davalı yönetim kurulu tarafından 22/06/2007 tarih ve 369302 sayılı makbuz mukabilinde kooperatifin sürekli sözleşmeli avukatı olan davalı ...'ye "Hukuki Danışmanlık" adı altında 120.356,25 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin hangi işlem nedeniyle yapıldığının belirsiz olduğunu, bu sebepsiz ödeme ile kooperatifin zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararların şimdilik 1.000 TL'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini, davalı yönetim kurulunca yapılan avans ödemeleri incelendiğinde, 05/05/2006 tarihinde Av. ...'a 144.958,00 TL avans ödemesi yapıldığını, kooperatifin, hukuk hizmeti aldığı birine bu kadar yüksek avans ödemesi yapmasının anlaşılır bir durum olmadığını, adı geçen kişi tarafından ise bu tutarın, 05/10/2006 tarihinde faizsiz olarak iade edildiğini, paranın kullandırıldığı 5 aylık süre için doğan faiz zararının tahsili gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu kalem altındaki 7.500,00 TL'lik zararın şimdilik 1.000 TL'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini, davalı yönetim kurulu tarafından 30/11/2006, 01/12/2006 ve 29/12/2006 tarihlerinde ... AŞ'den KDV dahil 409.684,73 TL'lik fatura karşılığı reklam hizmeti alındığı kayıtlarda gözükmesine rağmen, kooperatifin böylesine yüksek tutarda ve kısa aralıklarla reklam giderinin olmadığını, faturanın içerik bakımından gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, bu itibarla söz konusu faturanın muhteva bakımından dayanaksız olması ve gerçeklerle örtüşmemesi nedeniyle kooperatifin zararlandırılarak yönetim kurulu üyelerinin haksız şekilde bu tutardan 3. kişileri yararlandırdığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu zararların şimdilik 1.000 TL'sinin tahsilde tekerrür olmamak üzere dava ve talep edildiğini belirterek halihazırda tespit edebildiği kadarıyla kooperatife verilen 54.361.800,00 USD ve 119.317.838,17 TL tutarında zararın fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 24.000,00 TL ve 6.000 USD'sinin 16/10/2010 tarihli kooperatif genel kurulundan önceki dönemlerde görev yapan davalılar yönetim ve denetim kurulu üyelerinden müteselsilen tahsiline, 16/10/2010 tarihli kooperatif genel kurulundan önceki dönemlerde ücret mukabili görev yapan davalılar yönetim kurulu danışmanı ... kooperatif genel müdürü ..., kooperatif genel müdür yardımcısı ...'den ise, oluşan 2.947.723,12 TL zararın fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 7.00,00 TL'sinin müteselsilen tahsiline, Türk lirası alacaklarına, her bir işlemin gerçekleştirildiği tarihler itibariyle en yüksek ticari faiz oranının uygulanmasına, USD cinsinden alacaklarına ise, döviz kredilerine uygulanan en yüksek döviz faizinin tatbik edilmesine, toplam USD tutarının, BK.83/3 uyarınca fiili ödeme günündeki rayice göre Türk lirasına çevrilmesi suretiyle bu tutarların tamamının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 02/07/2011 tarihinde yapılan genel kurul ile, eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılması kararlaştırılmış ise de genel kurulda alınan kararların iptali için taraflarınca açılan İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/406 Esas ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/446 Esas sırasında kayıtlı davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca bu genel kurula kooperatif üyelerinin alınmaması ile ilgili davacı kooperatif yetkilileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (2011/128024 Sor. Sayılı) yaptıkları şikayetlerinin mevcut olduğunu, TTK'nun 341. maddesi uyarınca genel kurulun, dava açmasına karar vermesi halinde bu davayı ancak denetçiler açabileceğinden yönetim kurulu tarafından açılan davanın husumetten reddinin gerektiğini, ibra, menfi bir borç ikrarı olup sorumluluğu sona erdirdiğinden ibra edilen dönemler için şirket adına yönetim kuruluna karşı sorumluluk davası açılamayacağını, TTK'nun 309. maddesi dikkate alındığında 2009 ve öncesi döneme ilişkin talepler ile ilgili, zamanaşımı gerçekleştiğinden bir talepte bulunulamayacağını, 2009 ve sonrası dönem için ise, kısmı dava açıldığından dava değeri dışında kalan kısımlar için zamanaşımının işlemeye devam edeceğini, 16/10/2010 tarihli genel kurulda, oy yeter sayısına ulaşılamadığı gerekçesi ile ibra konusunda karar alınamadığını, bu genel kurulun iptali için taraflarınca açılan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/645 Esas sırasında kayıtlı davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, TTK'nun 341. maddesi uyarınca yönetim ve denetim kurulu aleyhine dava açabilmek için 1163 sayılı Kanunun 46/3 maddesi gereğince hesap tetkik komisyonunun kurulması ve açılan davanın, bu komisyonun denetim raporuna dayanması gerektiğini, oysa davanın, ısmarlama olarak alınan bir denetim şirketinin raporuna dayandığını, 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait vergi ödemelerinin, diğer muhasebe işlemleriyle birlikte müteakip genel kurullarda ibra edildiğini, ibra edenler arasında kooperatifin yönetim kurulu üyelerinin de bulunduğunu, 2005, 2006,2007, 2008 ve 2009 tarihinde yapılan genel kurullarda yönetim ve denetimin ibra edildiğini, kooperatif kasasında ve banka hesaplarında yeterli nakdin bulunması yönünde raporda geçen ifadelerin gerçeği yansıtmadığını, kooperatif taşeronlarının SGK ödemeleri hakkında açıklanan hususlar tümüyle gerçeğe aykırı olduğu gibi bahsi geçen işlemlerin, diğer muhasebe işlemleri ve kooperatif faaliyetleri ile birlikte müteakip genel kurul toplantılarında ibra edildiğini, hiçbir taşeron adına vergi ödemesi yapılmadığını, 45/5 parselin tahsisi hususundaki iddiaların doğru olmadığını, 04/06/2009 tarihinde Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine uzlaşma bedeli olarak ödenen 100.000,00 TL sayesinde kooperatifin 824.000,00 TL'lik ek vergiden kurtarıldığını, 2008 yılında yapılan bağışların, 2009 yılı genel kurul toplantısında ibra edildiğini, 2009 yılında belediye ve kamu kurumlarına yapılan bağışların, 2009 yılı bilançosuna göre 47.533,97 TL olduğunu, ... ada ... parsel ... bloktaki ... numaralı işyerinin ... AŞ'ye tahsisi konusunda yapılan açıklamaların gerçeği yansıtmadığı gibi eksik bilgiye dayandığını, söz konusu dükkanın asgari tahsis bedelinin karara bağlandığı 02/05/2009 tarihinde yapılan genel kurulda metrekare birim fiyatı 200 USD olarak tespit edilmişken tahsisin 500 USD üzerinden gerçekleştirildiğini, ... blok kotunda bulunan 105 numaralı dükkan tahsisinin 2009 yılında yapılar genel kurul kararına uygun olduğunu, ... bloklar dahilinde bulunan ve tahsisi yapılmayan dükkanların işletme kooperatifince kullanılmasının söz konusu olmadığını, 13/08/2008 tarih ve 533 sayılı yönetim kurulu kararında ifade edilen hususların koruma amaçlı olduğunu, işletme kooperatifinin, bahsi geçen dükkanları asla kullanmadığını ve kiraya vermediğini, ... blok binasının işletme kooperatifine bedelsiz devri konusunun, genel kurulun 28/04/2007 tarihli toplantısında karara bağlandığını, 2008 ve 2009 yılında yapılan genel kurullarda, kooperatifin önceki dönemlerde yapılan faaliyetlerinin ibra edildiğini, 2010 yılında Sanaya ve Ticaret Bakanlığınca yapılan incelemede de yapılacak bir işlem olmadığının tespit edildiğini ve Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/30166 soruşturması dahilinde ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ... isimli çalışanın sigorta bildirimi sehven yapılmadığından hak ettiği ücretlerin ikramiye adı altında ödendiğini ve vergilerinin de ödendiğini, 2011 yılında yapılan genel kurulda, kooperatifin 2010 yılı faaliyetlerinin ibra edildiğini, taşınır ve taşınmaz mallarla ilgili yapılan işlemlerin ana sözleşme, kooperatifler kanunu ve genel kurul kararlarına uygun olduğunu, ... Ltd. Şti.'ye yapılan ödemelerin 2005 yılında vuku bulduğunu ve bu yıla ilişkin faaliyetlerin tümünün 03/06/2006 tarihli genel kurulda ibra edildiğini, ..., ... ve ... adına açılan hesabın, kooperatif menfaatine yapılan bir işlem olduğunu, haksız bir uygulama ile kooperatife rücu edilmek istenen vergilerden dolayı olası bir tedbir konulması ihtimaline karşı alınan bir önlem olduğunu, durum böyle olsa da bu hesapların kooperatife ait bir hesap olarak dikkate alındığını, bu hesaptan özel bir ödeme yapılmadığını, 2009 yılı genel kurulunda tüm yönetim ve denetim faaliyetlerinin ibra edildiğini, 2003 ve 2004 yıllarında ... Kooperatifi ile yapılan işlemlerin Gıda İhtisas Gümrüğü ile ilgili uygulamalar olduğunu, Gıda İhtisas Gümrüğünün, genel kurulun 28/06/1997 tarihli toplantısında onaylanarak faaliyete geçen bir kooperatif iştiraki olduğunu, ...'na tahsis edilen ... ada ... parsel üzerindeki ... blok ... ve ... numaralı işyerlerinin, 28/04/2007 tarihli oybirliği ile alınan genel kurul kararı doğrultusunda yapıldığını, davacıların da karar katıldığını, bu yıla ilişkin faaliyetlerin 10/05/2008 tarihli genel kurulda ibra edildiğini, ... isimli firmaya yapılan arsa satışının, 11/06/2005 tarihli genel kurul toplantısında görüşülerek onaylandığını, iptale yönelik açılan davalardan birinin esastan; diğerinin ise feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, bahsi geçen arsaların satış işleminin, 2006 ve 2007 yıllarında yapılan genel kurullarda, yönetim kurulu faaliyetleri dahilinde ibra edildiğini, kaldı ki satış işleminin de, genel kurulun belirlediği bedelden 2 kat fazlasına gerçekleştirildiğini, arsaların satış işlemi ile ilgili, 2010 yılında Sanaya ve Ticaret Bakanlığınca yapılan incelemede yapılacak bir işlem olmadığının tespit edildiğini ve Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/30166 soruşturması dahilinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, arsa satışına karşı alınan 10.000 metrekarelik binanın, son derece değerli ve kıymetli bir gayrimenkul olduğunu ve iskanlı bir şekilde kooperatif aktiflerine dahil edildiğini, ne arsa satışı ne de ayni ödemenin değeri konusunda bir zararın söz konusu olmadığını, ... parsel sayılı arazinin satış işleminin, 28/04/2007 tarihli genel kurul toplantısında karara bağlandığını ve asgari satış bedeli olarak 6.000.000 USD tespit edildiğini, kararda ihtirazi kayıt olmadığı gibi karara karşı dava da açılmadığını, satış işleminin, 10/05/2008 tarihli genel kurulda oybirliği ile ibra edildiğini, arsa satışı için zorunluluk olmamasına rağmen ihale tertip edildiğini, alınan yetkinin iki katına satış yapıldığını, 9.050.00 USD nakit tahsilat yapılarak 3.000.000 USD'nin ayni ödeme teminatına bağlandığını, bu işlemlerin tümünün ibra edildiğini ve resmi inceleme sonucu takipsizlik kararı çıktığını, 45/5 parsel sayılı arazinin satış işlemi ile ilgili muhasebe kayıtlarının eksiksiz ve tam olduğunu, kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile aynı soyadını taşıyan akrabalarına, genel kurul ve yönetim kurulu kararlarına aykırı bir tahsis yapıldığı iddiasının asla doğru olmadığını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, genel kurullarca belirlenen tahsis koşullarına riayet etmeleri şartıyla işyeri almalarının en doğal hakları olduğunu, tahsislerin, müteakip genel kurullarda ibra edildiğini, teftiş raporlarında bir usulsüzlük tespit edilmediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen denetim raporunun eksik bilgiyle hazırlandığını, objektif olmaktan uzak olduğunu, tek taraflı ve kötü niyetle kaleme alındığını, çanak hisse mahsup sistemindeki amacın, kurucu ortakların, kooperatifin kuruluşu ve bilahare arsa alımı esnasında ödediği, kooperatif muhasebesinde ayrı bir kalemde tutulan cari hesaplarına karşı bir tür iskonto uygulaması olduğunu, yapılan mahsup ve iskonto işlemlerinin, genel kurul kararına uygun olup resmi inceleme sonucunda da onaylandığını, aktif varlıklar içinde "F-STOKLAR" başlığı altındaki "Mamüller" bölümünde tanımlanan 73.024.695,49 TL'nin açıklamasının, davacılara teslim edilen envanter defterinin 86. Sayfasında belirtildiğini, resmi bilançoda net olarak açıklanmasına ve resmi incelemelerden olumsuz bir sonuç çıkmamasına rağmen aktif varlıkların dahi zararmış gibi gösterilmesinin kabul edilemeyeceğini, genel kurul onayı ile bütçeye dahil edilen ikramiyelerin, yönetim kurulu kararı ile ödendiğini ve 2007 yılında yapılan genel kurulda da (2006 yılı faaliyetleri ve bilanço dahilinde) ibra edildiğini, kaldı ki bu durumda personelin, iyiniyetli şahıs konumunda olduğunu ve bununla ilgili kendisine rücu edilemeyeceğini, müvekkili ...'na, görev tanımının çok ötesinde yaptığı hizmetler sebebiyle ödenen ikramiyelerin, takip eden dönemde (yönetim ve denetim faaliyetleri ile bilanço kapsamında) genel kurulca da ibra edildiğini, ayrıca adı geçenin, iyi niyetli 3. şahıs sıfatıyla bu iddiaya taraf dahi olmadığını, ... için yapılan ikramiye ödemesinin yönetim kurulunun takdiri olduğunu ve 2008 tarihinde yapılan genel kurulda (2007 yılı faaliyetleri ile bilanço dahilinde) ibra edildiğini, iyi niyetli ve 3. şahıs durumundaki kooperatif personeli için herhangi bir husumet ve kusur tanımı yapılamayacağını, Av. ...'a 2006 yılında yapılan avans ödemesinin eksiksiz olarak geri alındığını, yapılan işlemlerin 2007 yılındaki genel kurulda ibra edildiğini, ... firmasına, reklam ve tanıtım için 2006 yılında yapılan ödemelerin 2007 yılındaki genel kurulda ibra edildiğini belirterek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde; taraf sıfatı bulunmadığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, kooperatif ile avukat-müvekkil ilişkisinden başka bir ilişki ve görevi bulunmadığını, genel müdür yardımcısı olarak davada taraf gösterildiğini, oysa genel müdür yardımcılığının, hukuk müşavirliğini ifade ettiğini, hukuk müşavirliği haricinde fiilen ve hukuken bir işlem ve görevi olmadığı gibi, genel müdür yardımcılığı ünvanı altında da kesinlikle ismi ve imzasının bulunmadığını, dava dilekçesinde, resmi kurumlar ile yapılan işlemlerdeki, ihmal ve kusurdan kaynaklanan zararlar başlığı altındaki sıralanan işlemlerin hiçbirisinin, kooperatifteki hukuk müşavirliği görevi ile ilgili olmadığını, davaya dayanak denetim raporunun hukuka aykırı, eksik bilgi ve belgeye dayalı düzenlendiğini, dava konusu iddiaların genel kurullarda görüşüldüğünü, hesap ve bilançoların kabul edilerek yönetimin ibra edildiğini, mali konular ile muhasebeyi ilgilendiren işlemler ile bir alakasının bulunmadığını, kendisinin, kooperatifin memuru olmadığını, hukuka aykırı bir işlem ve zararının da olmadığını, kooperatif yönetim kurulunun iradesi ve inisiyatifi ile yaptığı 100.000,00 TL ikramiye ödemesinin, mesleki faaliyetlerinin ve hizmetlerinin neticesi olarak yönetim kurulunun bir teveccühü ve takdiri olduğunu, ikramiye verilmesi işlemine karşı iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu, hukuken hak edilen 120.356,25 TL alacağın serbest meslek makbuzu ile kooperatiften tahsil edildiğini ve vergisinin de Avukatlık Kanununa göre ödendiğini, dolayısıyla ikramiye ve vekalet ücretinin iadesi talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin danışman olarak görev yaptığını, hiçbir karar, yönetim, temsil ve ilzam yetkisini haiz olmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin faaliyetinin, kendisine verilen bilgiler çerçevesinde görüş beyan etmekten öteye geçemediğini, TTK'nun 309 ve 336. maddesinde öngörülen davaların müvekkili aleyhinde açılamayacağını, çünkü müvekkilinin yönetim ve denetim kurulu üyesi veya müdür olmadığını, açılacağı kabul edilse bile, davanın dayanağı olan genel kurul kararında müvekkili aleyhine dava açılmasına yönelik bir karar olmadığını, vekalet akdi hükümlerine tabi olan müvekkili bakımından sorumluluk şartlarının oluşmadığını, dava konusu iddiaların genel kurullarda ibra edildiğini, bu ibralar hakkında iptal davası açma sürelerinin de geçerek ibraların kesinleşmiş olduğunu, kesinleşen ibraların, davacı kooperatifin sorumluluk davası açmasını engellediğini, dava konusu iddiaların pek çoğunun, kooperatif genel kurul toplantılarında alınan kararların icra edilmesi ile ilgili olduğunu, müvekkili bakımından iş bölümü itirazlarının olduğunu, bu nedenle dosyanını tefrik edilerek İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davanın kötüniyetli olduğunu, işbu davayı açtıran kooperatif yöneticileri ve denetçilerin, geçmişte yapılan genel kurul toplantılarında dava konusu iddialar ile ilgili olarak ibra yönünde oy kullandığını, dava konusu iddiaların zamanaşımına uğradığını, davanın dayanağı olan genel kurul toplantısında alınan kararlar aleyhine açılan iptal davalarının bekletici sorun olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 02/07/2011 günlü genel kurulda alınan kararların iptali için taraflarınca İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi (2011/406 Esas) ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2011/446 Esas) açılan davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, yönetim kurulunun, sorumluluk davası açma konusunda bir yetkisi bulunmadığından, yönetim kurulu tarafından açılan davanın reddi gerektiğini, ibranın, menfi borç ikrarı olduğundan sorumluluğu sona erdireceğini, ibra edilen dönemler için şirket adına, yönetim ve denetim kuruluna karşı sorumluluk davası açılamayacağını, 2009 ve öncesindeki talepler için zamanaşımının gerçekleştiğini, dava, kısmi dava olduğundan 2009 ve sonrası dönemini kapsayan taleplerin dava değeri dışında kalan kısmı için de zamanaşımının işlemeye devam ettiğini, 16/10/2010 tarihli genel kurul toplantısında, ibra konusunda (oy yeter sayısına ulaşılamadığı gerekçesi ile) karar alınamadığını, bu genel kurulun iptali için de İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2010/645 Esas) açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, açılan davanın, atanan hesap tetkik komisyonunca oluşturulan bir denetim raporuna dayanmadığını, oysa bunun kanuni bir zorunluluk olduğunu, davaya dayanak ... AŞ tarafından hazırlanan raporun birçok bölümünde belgelerde eksiklik olduğu ifadesine yer verildiğini buna rağmen rapor tanziminden kaçınılmadığını, raporu düzenleyenler ile ilgili şikayet haklarının kullanıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların esas bakımından da gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; 02/07/2011 günlü genel kurulda alınan kararların iptali için taraflarınca İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi (2011/406 Esas) ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2011/446 Esas) açılan davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, yönetim kurulunun, sorumluluk davası açma konusunda bir yetkisi bulunmadığından, yönetim kurulu tarafından açılan davanın reddi gerektiğini, 2009 ve öncesindeki talepler için zamanaşımının gerçekleştiğini, dava, kısmi dava olduğundan 2009 ve sonrası dönemini kapsayan taleplerin dava değeri dışında kalan kısmı için de zamanaşımının işlemeye devam ettiğini, 16/10/2010 tarihli genel kurul toplantısında, ibra konusunda (oy yeter sayısına ulaşılamadığı gerekçesi ile) karar alınamadığını, bu genel kurulun iptali için de İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2010/645 Esas) açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, açılan davanın, atanan hesap tetkik komisyonunca oluşturulan bir denetim raporuna dayanmadığını, oysa bunun kanuni bir zorunluluk olduğunu, davaya dayanak ... AŞ tarafından hazırlanan raporun birçok bölümünde belgelerde eksiklik olduğu ifadesine yer verildiğini buna rağmen rapor tanziminden kaçınılmadığını, raporu düzenleyenler ile ilgili şikayet haklarının kullanıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların esas bakımından da gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin temsil ve ilzam yetkisine haiz bir müdürlük görevinin bulunmadığını, görevinin, yönetim kurulunca karara bağlanan inşaat işlerinin teknik koordinasyonu ile sınırlı olduğunu, kooperatife zarar verecek hiçbir eylem ve davranış içinde de olmadığını, müvekkili yönünden davanın, husumetten reddi gerektiğini, dava konusu iddiaların zamanaşımına uğradığını, davanın dayanağı olan genel kurul kararında müvekkili aleyhine dava açılmasına yönelik bir karar olmadığını, ayrıca davacı kooperatifin doğrudan müvekkili aleyhine dava açmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın, dava şartı ve dava ehliyeti yokluğu sebebiyle her iki davacı bakımından da reddi gerektiğini, dava konusu iddiaların genel kurullarda ibra edildiğini, ibraların geçerli olduğunu, ibra kararları aleyhine hak düşürücü süreler içerisinde dava açılmadığı için ibra kararlarının kesinleştiğini, iptalleri veya geri alınmalarının söz konusu olamayacağını, dava konusu iddiaların pek çoğunun, kooperatif genel kurul toplantılarında alınan kararların icra edilmesi ile ilgili olduğunu, davanın kötüniyetli olduğunu, işbu davayı açtıran kooperatif yöneticileri ve denetçilerin, geçmişte yapılan genel kurul toplantılarında dava konusu iddialar ile ilgili olarak ibra yönünde oy kullandığını, davanın dayanağı olan genel kurul toplantısında alınan kararlar ve bir önceki genel kurul kararları aleyhine açılan iptal davalarının bekletici sorun olarak kabul edilmesi gerektiğini, davanın esas bakımından da her açıdan haksız, dayanaksız ve kötüniyetli olduğunu, ... AŞ tarafından hazırlanan rapora göre müvekkiline atfedilebilen tek kusurun, üstün hizmetleri karşılığında kooperatif genel kurulu ve bilahare yönetim kurulu kararı ile kendisine verilmesi kararlaştırılan ikramiye bedelini almaktan ibaret olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların esas bakımından da gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; 02/07/2011 günlü genel kurulda alınan kararların iptali için taraflarınca İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi (2011/406 Esas) ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2011/446 Esas) açılan davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, yönetim kurulunun, sorumluluk davası açma konusunda bir yetkisi bulunmadığından, yönetim kurulu tarafından açılan davanın reddi gerektiğini, ibranın, menfi borç ikrarı olduğundan sorumluluğu sona erdireceğini, ibra edilen dönemler için şirket adına, yönetim ve denetim kuruluna karşı sorumluluk davası açılamayacağını, 2009 ve öncesindeki talepler için zamanaşımının gerçekleştiğini, dava, kısmi dava olduğundan 2009 ve sonrası dönemini kapsayan taleplerin dava değeri dışında kalan kısmı için de zamanaşımının işlemeye devam ettiğini, 16/10/2010 tarihli genel kurul toplantısında, ibra konusunda (oy yeter sayısına ulaşılamadığı gerekçesi ile) karar alınamadığını, bu genel kurulun iptali için de İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2010/645 Esas) açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, açılan davanın, atanan hesap tetkik komisyonunca oluşturulan bir denetim raporuna dayanmadığını, oysa bunun kanuni bir zorunluluk olduğunu, davaya dayanak ... AŞ tarafından hazırlanan raporun birçok bölümünde belgelerde eksiklik olduğu ifadesine yer verildiğini buna rağmen rapor tanziminden kaçınılmadığını, raporu düzenleyenler ile ilgili şikayet haklarının kullanıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların esas bakımından da gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacı tarafın, kooperatifin yönetici ve deneticilerinin kooperatife vermiş oldukları zararların tespit ve tazminine ilişkin işbu davada Kooperatifler Kanununun 98. maddesi uyarınca, Kooperatifler Kanununda ayrı bir hüküm bulunmadığı için anonim şirketlerin yönetici ve denetçilerin sorumluluğuna ilişkin Ticaret Kanununda yer alan hükümlerin, kooperatifler hakkında da uygulanacağı, toplanan deliller, düzenlenen bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın, davalıların kooperatifin zararına sebep oldukları davaya konu edilen olayların, 2010-2011 tarihleri arasında kooperatif iş ve işlemleri dolayısı ile yönetim kurulunun, denetim kurulunun ve kooperatif çalışanlarının sebep olduğu zararlandırıcı işlemlerine ilişkin olduğu, sorumluluk davasının açılabilmesi için ön şartın, sorumlular hakkında genel kurulca dava açılmasına karar verilmiş olması olduğu, sorumluluk davası açılması için yapılan kooperatifin ilk genel kurulun 02/07/2011 tarihli genel kurul olduğu, bu genel kurulda yönetim kurulu ve denetim kurulu ile diğer sorumlular hakkında dava açılmasına karar verilmiş olup davanın da denetçiler tarafından açılmış olması gerektiği, kooperatifin genel kurulunda sorumluluk davası açılması kararının verilmediği, genel kurulda ''ibra edilmeme'' kararı verildiği, ibranın, hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarı olduğu, ibra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılmasının mümkün olmadığını, ancak, ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesinin, ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlı olduğu, somut olayda, dava konusu zarar taleplerinin oluştuğu döneme ilişkin İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/406 Esas 2013/176 Karar sayılı kararı ile, genel kurulda, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesine ilişkin kararların iptaline karar verildiği, Mahkemece verilen kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2014/4996 Esas 2014/6777 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, bu hali ile davacı tarafın, zararların mevcutluğunu gerekçe göstererek Mahkeme kararı ile kesinleşen ibra kararından önceki döneme ait zarar talebinde bulunamayacağı, bununla birlikte kooperatifte danışman olduğu belirtilen diğer davalı tarafların ise, ileri sürülen hangi zararlara hangi danışmanlık faaliyeti ile zarar verdiklerini gösterir delil elde edilemediğinden bu hali ile zararın oluşumunda sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçelerine istinaden davacının, tüm davalılar hakkında ki davasının reddine karar verilmiştir. Ayrıca davacı tarafından davanın açıldığı tarih itibariyle davalı ...'ın vefat etmiş olduğundan ve taraf ehliyetinin 6100 sayılı Kanunun 114/1-d maddesi kapsamında dava şartı olduğundan bahisle bu davalı hakkında açılan davanın usulden reddine karar verildiği gerekçeli kararda belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında buna yönelik bir hüküm tesis edilmemiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme gerekçesinde belirtilenin aksine 02/07/2011 tarihinde yapılan genel kurulun 4 nolu karar maddesinde 01/01/2010-16/10/2010 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılması yönünde karar alındığını, genel kurul kararının iptali ile ilgili açılan davada İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/406 Esas 2013/176 Karar sayılı karar gerekçesi "ibra etmeme kararından sonraki b bendinde “hesap tetkik komisyonu kurulmasına” karar verildiği halde, hesap tetkik komisyonu kurulmadan ibra etmeme kararının alınmış olmasının çelişkili olduğu, hesap tetkik komisyonu kurulduktan sonra alınan rapor sonrasında dava açılması gerektiği…" şeklinde olup usuli eksiklik nedeniyle genel kurul kararının iptaline karar verildiğinin çok açık olduğunu, başka bir deyişle iptal gerekçesinin, ibranın haklı ve doğru olduğuna dair esastan incelemeye dayalı bir karar olmadığını, bu nedenle ibranın haklı ve hukuka uygun olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesinin ise, ibraya konu işlemlerin açıkça oraya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlı olduğunu, oysa bahse konu ibra kararına bakıldığında, finansal tabloların hiçbir şekilde genel kurulda tartışılmadığı, irdelenmediği, ortaklara detaylarıyla bilgi verilmediği, buna göre ibra kararının "vasıfsız ibra" niteliğinde olduğu ve bu tür ibraların yönetim kurulunu sorumluluktan kurtaramayacağı, kaldı ki bahis konusu ibra kararının yasal nisap taşımadığına dair Bakanlık komiserlerince muhalefet şerhi de düşüldüğü, 17/05/2019 tarihli bilirkişi kurulunun raporunda tespit edildiği üzere davalıların verdikleri zararın, 3.000.000 USD tutarındaki asıl alacak, 28.191,71 USD işlemiş faizi ile 4.311.614,46 TL vergi cezası tutarı olduğu nazara alındığında, bu kadar net bir şekilde dosya kapsamına aykırı karar verilmesinin hem hukuki hem de vicdani sorumluluk doğuracak kadar hatalı olduğunu, ayrıca 02/07/2011 tarihli genel kurulun 3.a gündem maddesi ile 01/01/2010-16/10/2010 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulunun ibra edilmemesine de karar verildiğini, İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/406 Esas sayılı kararında, genel kurulca eski yönetim ve denetim kurulu (davalılar) hakkında dava açılması yönünde alınan kararın iptal edilmediğini, 01/01/2010-16/10/2010 tarihleri arasında görev yapan yönetim/denetim kurulunun ibra edilmemesi kararı, aynı dönemde hesap tetkik komisyonu kurulması ve hesap tetkik komisyonun rapor hazırlamaması nedeniyle iptal edilmiş ise de, hesap tetkik komisyonu tarafından hazırlanan raporun 07/07/2012 tarihli genel kurulun 5. maddesinde değerlendirilip görüşüldüğünü ve sonucunda eski yönetim ve denetim kurulu için dava açılmasına karar verildiğini, işbu sorumluluk davasının davalıları olan eski yönetim/ denetim kurulu üyeleri hakkında dava açılması yönündeki karara 07/07/2012 tarihli genel kurul kararında da yer verildiğini, genel kurulun iptali için açılan dava reddedilerek kararın kesinleştiğini, ibranın etkisinin düzenlendiği 6102 sayılı TTK''nun 558. maddesinin, bu yasada mevcut olduğunu, oysa bu yasanın ise, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, davanın ise 28/09/2011 tarihinde açıldığını, açılmış bir davaya sonradan yürürlüğe giren bir yasanın uygulanmasının mümkün olmadığını, genel kurul tutanaklarından da anlaşılacağı üzere genel kurul üyelerinin, yönetim planı faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço ve yapı kooperatifin faaliyetleri hakkında yeterince aydınlatılmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre, ibranın, sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içereceğini, açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konularda ibranın yok sayıldığını, kural olarak ayrıntılı şekilde görüşülerek alınan bir ibra kararı, yöneticiler hakkında mülga TTK'nun 341. maddesi kapsamında sorumluluk davası açılmasına engel oluşturacağından, bu nitelikte olmayan ibra kararına rağmen genel kurulda sorumluluk kararı alınması, sorumluluk davası açılması ve sorumluluğa hükmedilmesinin mümkün ve geçerli olduğunu, davalılar tarafından, yapı kooperatifine ait olan taşınmazların, ana sözleşmeye, dürüstlük kurallarına ve genel kurul kararlarına aykırı olarak kendi kurdukları ...'a bağışlandığını, halihazırda da taşınmazların bu kooperatif üzerinde olduğunu, davalılar 29.06.2007 tarih ve 494 sayılı yönetim kurulu kararı ile müvekkil yapı kooperatifine ait olan ... ili ... İlçesi ... Mah. ... parselde kayıtlı olan imarlı arsanın satışı için ihale açıldığını ve bu sürecin sonunda ... AŞ'nin hiçbir katkı payı ödemeden üye kaydedildiğini ve 21/01/2008 tarihinde söz konusu arsanın, bu şirkete 14.346.000,00 TL bedelle fatura edildiğini, bu şirketin, teminatsız ve vadeli olarak satın aldığı ve borcunun bir kısmını ise inşaat yaparak teslim etmekle yükümlü olduğu halde arsayı 03/04/2009 tarihinde kat karşılığı İnşaat sözleşmesi çerçevesinde ... Limited Şirketine devrettiğini, söz konusu sözleşmede, ruhsat tarihinden itibaren 2 yıl içinde binanın teslim edilmemesi halinde kooperatifin en fazla 3.000.000 USD'lik tutarı talep edebileceğinin düzenlendiğini, dava dilekçelerindeki zararın tazmini hakkındaki talepleri bir yana, sözleşmeye dayalı olarak sözleşmenin tarafı olan ... Limited Şirketinden 3.000.000 USD'nin tazmini için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine itiraz üzerine İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/121 Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/722 Esas ve 2014/456 Karar sayılı kararı ile ...'in borcunun ilam altına alınarak taraflarına %40 icra inkar tazminatı ödemesine hükmolunduğunu, ancak adı geçen şirketin malvarlığı olmadığı için halihazırda da alacağın tahsil edilemediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Bir kısım davalılar vekilleri istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu danışmanı, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasıdır.Uyuşmazlık, davacı kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, kendi döneminde, kanundan ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal edip etmediği, ayrıca yine bu davalılar dışında kalan ve yönetim kurulu danışmanı, genel müdür, genel müdür yardımcısı olan diğer davalıların kooperatifi zarara sokan bir eylem ve işlemlerinin bulunup bulunmadığı, tüm bunlardan dolayı kooperatifin bir zararının doğup doğmadığı ve bu zararın doğumunda, davalıların kusurlu olup olmadığı ile zarar miktarının ne olduğu hususlarına ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 59/3. maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne yer verilmiş olup Kanunun 62/1. maddesinde ise, yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilerek yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. Kanunun 62/3. fıkrasında ise, "Yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verilmiş olup kooperatif yöneticilerinin sorumlu tutulması için kusurlu olmaları şarttır. Ayrıca 1163 sayılı Kanunun 98. maddesinin atfı gereği, işbu dava bakımından, bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanacaktır. Davanın açıldığı tarih dikkate alındığında ise, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun hükümlerinin uygulanması gerekir. 6762 sayılı TTK'nun 336. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri, kooperatif adına yapmış oldukları sözleşme ve işlerden dolayı şahsen sorumlu değildir. Ancak aynı maddede beş bent halinde sayılan durumlar, bu genel kuralın istisnaları olarak gösterilmiştir. Buna göre, yönetim kurulu üyeleri kasten veya ihmal neticesinde kendilerine kanunun ve esas sözleşmenin yüklediği sair vazifeleri ihlal ettikleri takdirde meydana gelen zarardan şirkete, ortaklara ve alacaklılara karşı kusurlarının derecesine bakılmaksızın zararın tamamından sorumlu olurlar. Mahkemece, uyumazlık ile ilgili iki farklı bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınmıştır. 2'li bilirkişi heyeti tarafından sunulan 24/10/2018 teslim tarihli raporda; açılmış bulunan davanın, kooperatifte eski yönetim kurulu, denetim kurulu ve diğer sorumluların, sorumlu oldukları miktarlarla ve olaylarla sınırlı olarak mesul oldukları ile ilgili bir sorumluluk davası olduğu, sorumluluk davasının ön şartlarının, davanın açılması yönünde önce bir genel kurul kararı olması ve davanın da denetçiler tarafından açılması olduğu (Bu şart Yeni Ticaret Kanunu ile kaldırılmış olup halen sorumluluk davasının kooperatif ortakları tarafından da açılması mümkün bulunmaktadır.), kooperatif hukukunda ve uygulamada yönetim kurullarının, bir yıllık uygulamalar sonrasında genel kurulca ibra edilebileceği gibi edilmeyedebileceği, ibra edilmeme olgusunun sonucunun, ibra edilmeyen yönetim ve denetim kurulu veya diğer sorumlular hakkında sorumluluk davasının açılmasının olduğu, bunun dışında genel kurulca ibra kararı verilmesi halinde, ibra, genel bir aklama olup ibra edilen dönem için sorumluları aklayan ve ibra edilen dönem için sorumlular aleyhine dava açılmasını önleyen bir karar olduğu, genel kurulda yapılan görüşmeler sonucunda ibra edilen yönetim ve denetim kurulları için artık o dönemle ilgili bir sorınluluk davası açılamayacağı, ne var ki bunun için, ibra edilen hususun, genel kurula hiç sunulmamış veya yanlış bilgiler verilmiş, bilanço gerçek olmayan bilgileri içermiş ve genel kurul üyelerinden gizlenmemiş olması gerektiği, ibra, genel kurulca görüşüldükten ve ibra kararı verildikten sonra bu ibranın, kesin bir aklamanın sonuçlarını doğurup ibra edilen yönetim ve denetim kurulunu sorumluluktan kurtaracağı, genel kurulca ibra kararı verildikten sonra bu ibra kararının sonradan değiştirilmesi mümkün olmadığı gibi ibra kararından dönülmesi veya daha sonraki genel kurullarda ibra edilmeme kararı verilmesinin de mümkün olmadığı, ibra kararları, dönemsel olup verildiği yıla ait sorumluları, sorumluluktan kurtaran kararlar olduğu, su sebeple dönemselliğin esas olduğu, diğer bir özelliğin, ibra kararının 2 yıllık ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olması olduğu, ancak yeni TTK'nun 558. madde hükmüne göre ibraya olumlu oy veren veya ibraya karşı çıkmayan ortakların da dava açma haklarının, genel kurul kararından itibaren (ibra tarihinden itibaren) 6 ay geçmesiyle düşeceği, yani 6 aylık dava açma süresine tabi olduğu, bu süre geçirildikten sonra 2 veya 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde de dava açılamayacağı, somut olayda davalıların sorumlu oldukları yıllar ve davaya konu edilen olayların, 2010-2011 tarihleri arasında kooperatif iş ve işlemleri dolayısı ile yönetim kurulunun, denetim kurulunun ve kooperatif çalışanlarının sebep olduğu zararlandırıcı işlemlerle ilgili olduğu, bu sorumluluk davasının açılabilmesi için ön şartın, sorumlular hakkında genel kurulca dava açılmasına karar verilmiş olma şartı olduğu, sorumluluk davası açılması için yapılan ilk genel kurulun 02/07/2011 tarihli genel kurul olduğu, bu genel kurulda, yönetim kurulu ve denetim kurulu ile diğer sorumlular hakkında dava açılmasına karar verilmiş olup, davanın da denetçiler tarafından açılmış olması gerektiği, ne var ki genel kurulda sorumluluk davası açılması kararı verilmediği ve bu genel kurulda alınan ibra edilmeme kararlarının, Mahkeme tarafından iptal edildiği, Mahkemece iptal edilen bir genel kurul kararına dayanarak sorumluluk davası açılmasının ise mümkün bulunmadığı, aradan 2 yıldan uzun bir süre geçtikten sonra 07/07/2012 tarihli genel kurulda davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, huzurdaki davanın ise, bu genel kurul kararına dayandırılmak istendiği, ne var ki herşeyden önce TTK'nun 558. maddesi gereğince daha önce yapılmış ibralara 6 aylık süre içinde itiraz etmeyen davacıların, dava haklarının düşmüş olacağı, diğer taraftan normal olarak yapılan eski ibralara karşı da 2 yıllık ve 5 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan davacıların dava açma haklarının mevcut olmayacağı (eski TTK 309 md.), somut olayda kooperatifin 02/07/2011 tarihli genel kurulunda bir karar alınmadığı, 01/01/2010 - 16/10/2010 tarihleri arasında görey yapan yönetim kurulunun ibra edilmemesi yönünde karar alınmışsa da bu genel kurulun iptali için 49. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2011/406 esas sayılı dava açıldığı ve alınan bu kararın iptal edildiği, yani söz konusu dönem yönetim kurulu üyeleri hakkında ibra edilmeme ile ilgili bir karar mevcut bulunmadığı, daha sonra 07/07/2012 tarihinde yapılan genel kurulda eski yöneticiler hakkında dava açılması yolunda karar verilmişse de, TTK'nun 558. Maddesi karşısında 6 aylık süreler geçmiş olduğundan davacıların dava açma hakkının düşmüş bulunduğu, sonuç olarak davacıların, davalılar hakkında sorumluluk davası açma konusunda gerek genel kurullarda yapılan ibralar sebebi ile gerekse dava açma sürelerinin geçmiş olması sebebi ile dava açma haklarının bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkemenin 24/01/2019 tarihli celsesinde, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, celp edilen kooperatif genel kurul kararların iptaline ilişkin dava sonucunda verilen kararlar dikkate alınarak, taraflarca sunulan deliler ve davacı koperatifin ticari defterlerinde inceleme yapılarak, önceki bilirkişi raporu ile farklı görüşlerin bulunması halinde bu hususun gerekçeleri belirtilerek dava dilekçesinde, davacı kooperatifin zararına sebebiyet verdiği iddia edilen konuları tek tek irdeleyip her konu için zararın oluşup oluşmadığı, usulsüz işlemler sonucu zarar varlığı tespit edildiği taktirde zararın oluştuğu tarihin ve miktarın tek tek belirlenerek bu zarardan hangi davalıların sorumlu olduklarının tespiti açısından 2 kişilik farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından sunulan 17/05/2019 teslim tarihli raporda; davanın, davacı kooperatifin yönetici ile denetçilerinin kooperatife vermiş oldukları zararların tespit ve tazminine ilişkin olduğu, Kooperatifler Kanununun 98. maddesinin atfıyla anonim ortaklıkların yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kooperatifler için de uygulanacağı, 01/01/2010 - 16/10/2010 tarihleri arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulunun ibra edilmemesine ilişkin kararın, Mahkemece iptal edildiği ve Mahkeme kararının kesinleştiği, Mahkemenin, ibra etmeme kararının iptalinin, sorumluluk davası açısından ibra kararıyla aynı sonucu doğuracağı (Aydın Çelik, Anonim Ortaklıklarda Yönetim Kurulu Üyelerinin İbrası, Ankara 2007, s. 231), buna karşılık davacı kooperatif tarafından, yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğinin görüldüğü, ibra kararı yenilik doîuran bir hak olduğundan, genel kurulun, bu kararı geri almasının mümkün olmadığı, ibra kararının, ortaklık tarafından geri alınmasının, ibra kurumunun işlevi ve amacına aykırı olduğu gibi hukuki güvenlik açısından da sakıncalar doğuracağı (Çelik, İbra, s. 161 vd.), yine, şirket genel kurulundan çıkan geçerli bir ibra kararı neticesinde, şirketin artık söz konusu döneme ait işlemler nedeniyle tazminat davası açamayacağı, ibranın gerçekleştiği durumda, ortaklığın dava açma hakkının ortadan kalkacağı, bu nedenlerle, Mahkemece, ibra etmeme kararının iptal edilmesiyle birlikte, verilen bu kararın, genel kurul kararı ile hükümsüz addedilemeyeceği, dolayısıyla davalılardan tazminat talebinde bulunulamayacağı sonucuna varıldığı, ETK. m. 309 (TTK. m. 560) hükmünde öngörülen 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin, zarara uğrayanın, zararı ve sorumluları öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, tüzel kişiler ve özellikle kamu kurumlarında öğrenme bakımından, kurumun dava açmaya, emir vermeye yetkili organı bakımından esas alınacağı (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12.11.1985 tarih ve 1985/5817 E. 1985/9304 K. sayılı kararı), somut olayda bu süreler aşıldıktan sonra davanın açılmış olduğunun da anlaşıldığı, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun, esas itibariyle kusura dayalı bir sorumluluk olduğu, bu nedenle kusursuzluğunu ispat eden üyenin, sorumluluktan kurtulacağı (TTK. m. 553), kusur sorumluluğunun esaslarının ise, zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı olduğu, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğabilmesi için bu unsurların tümünün gerçekleşmesi gerektiği (Güzin Üçışık/Aydın Çelik, Anonim Ortaklıklar Hukuku, Ankara 2013, s. 515; Necla Akdağ-Güney, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İstanbul 2008, s. 47), genel kusur sorumluluğundan farklı olarak TTK. m. 553 hükmünün, kusursuzluğun ispatını karşı tarafa (yönetim kurulu üyelerine) yüklediği, ancak bu istisna dışında yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk şartları ile genel kusur sorumluluğunun şartları arasında bir fark bulunmadığı, bir başka deyişle iddia sahibinin, uğramış olduğu zararın miktarını, hukuka aykırılığı ve illiyet bağını ispatlaması gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu açısından kusur karinesinin öngörülmüş olmasının (kusursuzluğun ispatının yönetim kurulu üyeleri üzerine bırakılması) iddia sahibinin, uğramış olduğu zararın miktarını, hukuka aykırılığı ve illiyet bağını ispatlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, daha açık bir ifadeyle yönetim kurulu üyelerinin kusursuz olduklarını ispat edememeleri durumunda, bu durumun, onların mutlaka sorumlu olmaları gerektiği anlamına gelmediği, bunun için ortada bir zararın, hukuka aykırılığın ve zarar ile hukuka aykırılık arasında illiyet bağının bulunduğunun ayrıca ispatlanması gerektiği, bu unsurlardan birisinin gerçekleşmemesi (kanıtlanamaması) halinde, sorumluluk doğmayacağı, Yargıtayın vermiş olduğu bir kararında "... mahkemece, davacı tarafın iddiaları ile davalıların kusurlu olmadıkları yönündeki savunmaları ayrı ayrı değerlendirilerek, bankanın bir zararının olup olmadığı, zarar varsa miktarı ile zararın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir..." ifadelerine yer vererek sorumluluk için zararın varlığını şart koştuğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2003/11546 E. 2004/8255 K. sayılı ve 14.9.2004 tarihli kararı), öte yandan TTK'nun 557/1 maddesinin "Birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur." hükmünden de anlaşılacağı üzere, farklılaştırılmış teselsül ilkesinin, müteselsil sorumluluğun "birlikte verilen zarar" için söz konusu olabileceği, birlikte verilen zarar dışındaki sorumluların, tek başlarına verdikleri zararlardan, sadece zararı verenin sorumlu tutulması gerektiği ve müteselsil sorumluların teselsül tavanına kadar, kusurlarına ve somut olay gerçeğine göre zararı tazmin etmeleri anlayışına dayandığı, başka bir deyişle aynı zarardan sorumlu olan yönetim kurulu üyelerinin her birinin dış ilişkide bireysel indirim sebeplerini ileri sürerek zararın, kendilerine isnat edilebilecek miktarı ile sorumlu tutulmaları gerektiği, hiç kimsenin uygun illiyet bağına göre kendisinin sebep olmadığı zarardan sorumlu olmayacağı, bu nedenle her sorumlunun, kendi şahsi defilerini ileri sürebileceği (Güzin Üçışık/Aydın Çelik, C. 1, s. 518), bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, yer verilen Yargıtay içtihadından da anlaşıldığı üzere, yapılan işlemler sonucunda bir zararın oluşması halinde, bu zarar nedeniyle yöneticilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için işlemi yapan yöneticilerin kusurlu olduklarının da ayrıca kanıtlanması gerektiği, bir başka deyişle, basiretli davranmakla yükümlü olan bir yöneticinin yapmaması gereken işlemlerin, davalı tarafından yapılmış olduğunun ve bunun sonucunda da bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanmış olması gerektiği, aksi takdirde enflasyon ve kur farkı da dahil olmak üzere şirketin uğramış olduğu her türlü işletme zararının, yöneticilerden tahsili imkanının doğmuş olacağı, böyle bir sonucun ise, yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin düzenlenme amacıyla bağdaşmadığı gibi ticari işletmenin kar edebileceği gibi yapmış olduğu faaliyetin taşıdığı ticari riskler nedeniyle zarar etme ihtimalinin de bulunması özelliğiyle de bağdaşmayacağı, ibra ve zamanaşımı konusundaki görüşlerinin aksi yönünde kanaat oluşması halinde, bu bilgiler ışığında davacının talep edebileceği maddi tazminat hesabının da yapıldığı, buna göre; İstanbul Bayrampaşa ... parsel sayılı arazinin satışına ilişkin sözleşmenin 17/01/2008 tarihinde imzalandığı, 03/04/2009 tarihli kat karşılığı yapılacağı inşaat sözleşmesi ile de arsanın teminatsız olarak ... Ltd. Şti.'ye devir edildiği, devir edilen sözleşme uyarınca devir alan şirketin, 2 yıl içinde binayı teslim edeceğine ilişkin taahhütte bulunmasına rağmen edimini yerine getirmediği, süre sonunda edimini yerine getirememesi halinde 15/03/2012 tarihinde 3.000.000,00 USD ödeneceğinin taahhüt altına alındığı, taahhütün teminatsız olması ve taahhüt eden firmanın da mal varlığının bulunmaması yüzünden takibe geçildiği, davacı kooperatifin 3.000.000,00 USD zararla karşı karşıya kaldığı, İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/05/2012 tarih 2012/121 Esas ve 2013/163 Karar sayılı ilamı ile davacının, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 3.000.000,00 USD asıl alacak ve 6.904,11 USD işlemiş faiz olmak üzere 3.006.904,11 USD üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa uyarınca 4/a md. kamu bankalarınca USD üzerinden açılan bir yıla kadar vadeli döviz tevdiat hesaplarına uygulanacak faiz oranlarından faiz uygulanmasına karar verildiği, 27/03/2012 takip tarihinden 04/05/2012 dava tarihine kadar, taahhüt edilen inşaattan dolayı davacı kooperatifin zarar miktarının ise 21.287,60 USD olduğu, böylece toplam zararın 3.028.191,71 USD olduğu, ayrıca kooperatif yöneticilerinin yanlış uygulama ve yasal sorumluluklarını yerine getirmemelerinden dolayı -tablolarda görüldüğü üzere- 3.075.422,28 TL asıl vergi borçlarının bir kısmı ödenmediği gibi bu ödenmeyen borçlardan dolayı da kooperatifin ödemek durumunda kalacağı vergi cezaları olan 4.311.614,46 TL zararlardan dolayı davalıların 6102 sayılı TTK. 553 md. hükmü uyarınca sorumlukları bulunduğu bildirilmiştir. Kooperatifin 16/10/2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında, oylamaya sunulan 2009 yılı bilanço ve gelir-gider tablolarının tasdik edilmediği, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesi yönünde karar alındığı, Bakanlık temsilcilerinin her iki ibra edilmeme kararına, karar nisabına ulaşılamaması sebebiyle (hazirun cetvelinde imzası bulunan 789 ortağın yarısı olan 395 oy gerektiği) muhalefet şerhi düştüğü, ayrıca genel kurulda yeni yönetim ve denetim kurulu asil ve yedek üyelerinin de seçildiği, Bakanlık temsilcilerinin aynı gerekçeler ile seçim kararına da muhalif kaldığı, alınan kararların iptaline yönelik açılan davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen (temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek) 2010/645 Esas 2011/457 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine karar verilmiştir. Kooperatifin 02/07/2011 tarihinde yapılan 2010 hesap yılı olağan genel kurul toplantısının 3.a gündem maddesi ile, 01/01/2010-16/10/2010 tarihleri arasındaki dönemin yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço, envanter ve gelir gider hesaplarının tasdik edilmemesine, ayrıca usule aykırı yapılmış işlemlerin ibra edilmemesine, yine 01/01/2010-16/10/2010 tarihleri arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesine karar verildiği, ayrıca bu madde içerisinde, 01/01/2000-16/10/2010 tarihleri arasında yapılan yönetim kurulu işlemlerinin tetkikini yapmak üzere mali müşavir ..., ... ve ...'dan oluşan hesap tetkik komisyonu kurulması yönünde verilen önergenin müzakereye sunularak kabul edildiği, gündemin 4.a maddesi ile, 01/01/2000-16/10/2010 tarihleri arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılması için kooperatif denetim kuruluna tam yetki verildiği; gündemin 4.b maddesi ile, belirtilen dönemde görev yapan kooperatif yönetimi ile muvazaalı sözleşmeler imzalayan ve bu suretle kooperatif varlıklarının ciddi zarara uğratılmasına iştirak eden ve menfaat sağlayan üçüncü kişilere karşı da her türlü alacak ve tazminat davaları açılması ve suç duyurularında bulunulması için kooperatif yönetim ve denetim kuruluna tam yetki verildiği anlaşılmış olup genel kurulda alınan başka kararlar ile birlikte bu kararların da iptali için açılan davada İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen (temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek) 2011/406 Esas 2013/176 Karar sayılı kararı ile, "...dava konusu genel kurulun 3.a numaralı gündem maddesinde alınan kararın birbiri ile çelişkili olduğu, zira önce yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmemesi yönünde karar alınmış iken, sonra hesap tetkik komisyonu kurulmasına karar verildiği, bu durumda ilgili komisyon raporu beklenmeden ibra hususunda karar alınmasının çelişki doğurduğu, diğer dava konusu gündem maddelerinin ise kanun, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına uygun olduğu gerekçesi ile davanın ve birleşen davanın dava konusu genel kurulun 3/a numaralı gündem maddesi yönünden kabulü ile bu maddenin iptaline, diğer taleplerin ise reddine" gerekçelerine istinaden karar verilmiştir. Ayrıca eski yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin gündemin 4. maddesinin, bu konuda İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesinde (işbu eldeki dava) dava açılması sebebiyle iptaline gerek olmadığı kabul edilmiştir. Kooperatifin 07/07/2012 tarihinde yapılan 2011 yılı olağan genel kurul toplantısında; 16/10/2010 tarihinden önceki genel kurullarda alınan kararların ve görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, kooperatife ve ortaklarına zarar veren eylem ve işlemleri hakkında 16/10/2010 tarihli genel kurulda ibra edilmemeleri yönünde karar verildiği, husus da dikkate alınarak yapılan ve/veya yapılacak denetim ve incelemeler neticesinde tespit edilen ve/veya tespit edilecek zarar verici işlemler nedeniyle açılmış ve açılabilecek hukuki ve cezai sorumluluk davaları dahil tüm yasal yollara başvurulabilmesi için Denetim Kuruluna yetki verilmesine dair oy çokluğu ile (254 kabul-2ret) karar verilmiştir. Genel kurulda alınan başka kararlar ile birlikte bu kararın da iptali için açılan davada İstanbul (Kapatılan) 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen (temyizde bozulduktan sonra karar düzeltme aşamasında onanan) 2012/182 Esas 2014/181 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine karar verilmiştir.Dosya kapsamından, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin; kooperatifin 06/12/2003 tarihli genel kurulunda oybirliği ile, kooperatifin 19/06/2004 tarihli genel kurulunda oybirliği ile, kooperatifin 11/06/2005 tarihli genel kurulunda oy çokluğu ile, kooperatifin 03/06/2006 tarihli genel kurulunda oybirliği ile, kooperatifin 28/04/2007 tarihli genel kurulunda oybirliği ile, kooperatifin 10/05/2008 tarihli genel kurulunda oybirliği ile ve kooperatifin 02/05/2009 tarihli genel kurulunda oy çokluğu ile ibra edilmelerine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı kooperatif tarafından, ... AŞ'den, kooperatifin 01/01/2005-31/12/2005, 2006, 2007, 2008, 2009 ve 2010 dönemlerine ait 23/05/2011 tarihli özel amaçlı bağımsız denetim raporu alınmış olup esasen davaya konu edilen iddialar da, bu rapor ile tespit edilen hususlardan kaynaklanmaktadır. Öncelikle kooperatif yöneticileri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekir (1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 98. maddesinin yollamasıyla 6762 sayılı TTK'nun 341. maddesi). Davacı kooperatifin 02/07/2011 tarihinde yapılan 2010 hesap yılı olağan genel kurul toplantısında, gündemin 4.a maddesi ile, 01/01/2000-16/10/2010 tarihleri arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılması için kooperatif denetim kuruluna tam yetki verildiği görülmüş olup bu açıdan işbu dava ile ilgili genel kurulda karar alınma şartının sağlandığı anlaşılmıştır. Öte yandan, davacı kooperatifin 16/10/2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında, önceki yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmeyerek yerlerine yeni yönetim ve denetim kurulu asil ve yedek üyelerinin de seçildiği anlaşılmış olup davayı açan vekile, denetleme kurulu üyelerinin, denetçi sıfatıyla verdiği bir vekaletnameye rastlanmamıştır. Ancak bu husus dava şartı olmayıp sonradan da giderilebileceğinden davanın gelindiği aşama itibariyle, görevde olan tüm denetçiler belirlenerek, bizzat davayı takip etmelerine veya davayı açan ve takip eden vekile, denetçi sıfatıyla vekaletname vermelerine ya da vekaletname verecekleri başka bir vekil aracılığıyla davayı takip etmelerine uygun bir süre verilerek olanak tanınması gerekir.Mahkemece, kooperatifin zararına sebep olduğu ileri sürülen ve dava konusu edilen olayların 2010-2011 tarihlerine ilişkin olduğu kabul edilerek dava konusu zarar taleplerinin oluştuğu döneme ilişkin, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesine yönelik alınan kararın (02/07/2011 tarihli genel kurulda alınan), kesinleşen Mahkeme kararı ile iptal edildiğinden bahisle ibra kararından önceki döneme ait zarar talebinde bulunulamayacağı ve yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar dışında kalan diğer davalılar bakımından ise davanın ispatlanamadığı gerekçelerine istinaden davanın, tüm davalılar bakımından reddine karar verilmiştir. Mahkeme, zarar taleplerinin oluştuğu dönemi, 01/01/2010-16/10/2010 tarihleri arasındaki dönem olarak kabul etmiştir. Zira İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/406 Esas 2013/176 Karar sayılı kararı ile iptal edilen ibra edilmeme kararının kapsadığı tarih aralığı da, bu tarih aralığına tekabül etmekte olup eldeki davada yönetim ve denetim kurulu üyeleri bakımından Mahkemenin kararının dayandığı temel gerekçe de, kesinleşen bu iptal kararıdır. Davacı vekili ise istinaf başvurusunda, Mahkemece kabul edilen tarihlerden daha önceki dönemler bakımdan da kooperatifin zarara uğratıldığından bahisle açık bir istinaf sebebi ileri sürmemiştir. Öyleyse 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine aykırılık halleri dışında taraflarca ileri sürülmemiş sebepler inceleme konusu yapılamayacağından, istinaf incelemesi davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Genel kurulun, yönetim ve denetim kurulu üyelerini ibra etmesi halinde, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ibra edildikleri faaliyet dönemi için kural olarak olarak hukuki manada sorumluluktan kurtulurlar (Mahmut Coşkun, Kooperatifler Hukuku,sh 617). Bununla birlikte ibra sadece genel kurulun bilgisine ulaşan işlem ve konuları kapsar. Genel kurulun hiçbir şekilde bilmediği, öğrenme imkanı imkanı da bulunmayan konu ve işlemler ibra dışındadır. Kooperatifin 02/07/2011 tarihinde yapılan 2010 hesap yılı olağan genel kurul toplantısında, 01/01/2010-16/10/2010 tarihleri arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesine yönelik alınan karar her ne kadar İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen (temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek) 2011/406 Esas 2013/176 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ise de, iptal gerekçesi dikkate alındığında, hesap tetkik komisyonu kurulmasına karar verildiği halde ilgili komisyon raporu beklenmeden ibra hususunda karar alınmasının çelişki doğurduğundan bahisle yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmemesine yönelik genel kurul gündem maddesinin iptaline karar verilmiş olup iptal kararının, öngörülen prosedüre uyulmadan karar alınmasına dayalı usule ilişkin bir karar olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, ortada bilanço, gelir-gider cetvelleri, mizanlar, karar defteri de dahil tüm kooperatif kayıt, defter ve belgeleri değerlendirilmek suretiyle alınmış bir iptal kararı mevcut değildir. Bu haliyle ibranın, ilgili olduğu dönem itibariyle yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların kooperatife karşı sorumluluğunu ortadan kaldırdığından söz edilemez. Belirtilen döneme ilişkin, kooperatifi zarara uğrattığı iddia edilen eylem ve işlemleri sebebiyle davalıların sorumlu olduğunu da davacı tarafın ispatlaması gerekir. Ne var ki, Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin kooperatifin 02/07/2011 tarihli genel kurulunda alınan ibra edilmeme kararının Mahkeme kararı ile iptal edilmesine itibar edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. O halde öncelikle belirtilen dönem itibariyle (01/01/2010-16/10/2010 tarihleri arasında) oluştuğu iddia edilen zararlar tespit edilerek, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan ve olmayan davalıların, eylem ve işlemleri ile bu zararın oluşmasında sorumluluklarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek kooperatifin zarara uğratılıp uğratılmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verilen karar doğru olmamıştır.Ayrıca davalı ...'ın dava tarihi olan 28/09/2011 tarihinden önce 23/09/2010 tarihinde öldüğü anlaşılmış olup her ne kadar gerekçeli kararda, bu davalı yönünden taraf ehliyetinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-d maddesi gereği dava şartı olduğundan bahisle davanın HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine karar verildiği belirtilmiş ise de hüküm fıkrasında Mahkemece buna yönelik hüküm tesis edilmediği anlaşıldığından gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olduğu da anlaşılmıştır ( HMK'nun 298/2 maddesi).Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/868 Esas, 2019/654 Karar ve 04/07/2019 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim