Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1591
2026/136
29 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1591 Esas
KARAR NO : 2026/136
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/10/2025
NUMARASI : 2025/192 Esas, 2025/231 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/01/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ulusal ve uluslararası tüm otoriteler tarafından sinemanın çehresini değiştirdiği kabul edilen, sadece oyunculuğu ile değil karakteriyle de sinemaya ismini altın harflerle yazdıran, on yıllar içinde aldığı sayısız ödülden de görüldüğü üzere başlı başına sanatın bir mirası haline gelmiş olan müvekkilinin yeşilçam döneminde imza attığı bu yapımların çoğu bakımından, o dönem var olmayan haklarını doğal olarak devretmediğini, hatta çoğu yapımda yazılı bir sözleşme dahi akdetmediğini, buna rağmen müvekkilinin ismiyle ve performansıyla ünlenen bu yapımlar on yıllardır çeşitli suretlerde müvekkilinden izin almaksızın kullanıldığını, müvekkilinin ise bu kullanımlardan en ufak karşılık elde edemediğini, yeşilçam döneminde icracı sanatçı olarak sinema yapımlarında rol alan oyuncular bakımından, FSEK m. 51 hükmünün kıyasen uygulanması sonucunda, henüz mevcut olmayan hakların, o dönem yapılan bir sözleşmeyle devredilmiş olamayacağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 2020/11-350 Esas, 2022/1638 Karar sayılı ve 01.12.2022 tarihli ilamıyla sabit hale geldiğini, haliyle, 21.02.2001 tarihinde FSEK m. 80 hükmü altında icracı sanatçılara tanınan haklar ve anılan içtihat uyarınca, yeşilçam filmlerine ilişkin olarak, yapımcılar veya iyi niyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın üçüncü kişiler tarafından, icracı sanatçının komşu hakları bağlamında bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra gerekli izinleri alınmadan yapılan umuma iletme, erişime açma, çoğaltma ve genel itibarıyla yayma faaliyetleri, icracı sanatçının mali haklarına aykırılık teşkil etmekte olduğunu, müvekkili ... bakımından yapılan araştırmalar ışığında, müvekkilin başrol olarak yer aldığı ve “... ...” olarak tanınan birçok yapım bakımından, davalı yan ile müvekkil arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığı ve bulunamayacağı, bir sözleşmenin varlığı öne sürülse dahi davalı yanın gelir elde ettiği mevcut yayma biçimlerinin (....kanalları vb…) anılan dönemde ilgili teknolojilerin mevcut olmamasından ve sözleşmelerin yalnızca sinema salonlarında gösterime ilişkin olmasından ötürü ilgili sözleşmelerde FSEK m. 52 hükmünün gereği gibi anılmış olamayacağı, münhasır bir sözleşmeden bağımsız olarak, müvekkilden icracı sanatçı sıfatıyla bu kullanımların gerçekleştirilmesi için 21.02.2001 tarihinden sonra bu kullanımlara ilişkin yeni komşu hakları doğrultusunda alınmış olması gereken izinlerin alınmadığı ortaya çıktığını, bunlar ışığında sinema salonlarında gösterimleri sonlanmış olmasına rağmen, bu yeni teknolojilere dayanan yayma yöntemleri üzerinden davalı yanca ciddi gelirler elde edilmiş, anılan kullanımlardaki maddi ve manevi zararların tazmini için işbu davanın açılması gereği doğduğunu, müvekkili ...’ın icracı sanatçı ve başrol olduğu birçok yapımın ve bu yapımlardan elde edilen kesitlerin, komşu haklara dair yasal düzenlemenin vazedilmesinden sonra çeşitli internet veya televizyon mecraları başta olmak üzere, ... gibi formatlarda çoğaltım sureti dahil olmak üzere yayınlandığını, çoğaltıldığını, satıldığını, umuma arz edildiğini, erişime açıldığı ve davalı yanca bu doğrultuda çok ciddi gelirler elde edildiği tespit edilmiş olup, müvekkilinin bu eylemlerden kaynaklı olarak maddi ve manevi zarara uğradığı açık olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin de gerek işbu madde ve gerekse de genel hükümler gereğince davalı yandan maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmakta olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/238 E sayılı dava ile birleştirilmesini, şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.- İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2025/73 esas sayılı dosyasının İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/238 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, 07/10/2025 Tarihli celsede ise birleşen dosyanın tefrikine karar verilmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Arabuluculuk dava şartı tamamlanmadan dava açıldığını, davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, uzun yıllar sessiz kalan davacının açtığı davanın TMK 2 maddesine uygun olmadığını, müvekkilinin eser sahibi olduğunu, eser üzerinde mutlak mülkiyet ve tasarruf hakkı sahibi olduğunu, kazanılmış haklar ihlal edilecek şekilde Kanun'un geriye yürüyemeyeceğini, eserlerin gösterim hakkının sinema salonu ile sınırlı olarak devredilmediğini, aksini ispata elverişli delil de sunulmadığını, davanın esastan reddi gerektiğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
"... 22/12/2021 tarihinde açılan davada -dosya içerisinde mevcut arabuluculuk son oturum tutanağı içeriğinde- arabuluculuk sürecinin 27/12/2021 başladığının belirtildiği, davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurduğuna dair beyanının da bulunmadığı ve dava açıldıktan sonra yapılan/yapılacak arabuluculuk başvurusu ile dava şartının yerine getirilmiş sayılamayacağı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1970 Esas 2021/844 Karar sayılı ilamı), bu hali ile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğundan reddine" şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Davanın müvekkili şirket lehine usulden reddine ilişkin karara itiraz etmediklerini, ancak davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu, kararı vekalet ücreti yönünden istinaf ettiklerini beyan ederek bu yönden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davalı vekili, yasal süresi içinde vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince dava şartı eksikliği nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiş olmakla AAÜT 7. ve 13/2. maddeleri gereğince kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta olumlu olumsuz karar verilmemesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle istinaf sebepleri ile sınırlı ve kamu düzeni dikkate alınarak yapılan incelemeye göre; davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/10/2025 gün ve 2025/192 Esas, 2025/231 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE,
-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732TL ilam harcından, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın, davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT 7/2. ve 13/2. maddeleri uyarınca (maddi tazminat yönünden 10.000TL, manevi tazminat yönünden 10.000TL olmak üzere toplam) 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Arabuluculuk sırasında suçüstü ödeneğinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin haksız çıkan davacı taraftan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
-Davacı tarafından yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde iadesine,
4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.683,10TL istinaf yoluna başvurma harcı, 270TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.953,10TL'nin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.29/01/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.