Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1134
2026/165
29 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1134 Esas
KARAR NO: 2026/165 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY ... FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/12/2019
NUMARASI: 2017/609 E. - 2019/458 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/01/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde; "..." markasının müvekkilleri tarafından okul öncesi eğitim hizmetleri bakımından ... tarihinden bu yana ticaret unvanında ve ticari faaliyetlerinde kesintisiz olarak kullanıldığını, müvekkillerinin gerçek hak sahibi olduğunu, davalının ise ilk marka başvurusunun müvekkilleri olan şirket kurulduktan 6 yıl sonra 2002 yılında yapıldığını, kullanmaya başlamasının ise tam 8 yıl sonra olduğunu, müvekkillerine gönderilen ihtarname ile birlikte "..." markasının tescil edildiğini öğrendiklerini, davalının müvekkillerine ait kullanımlarından çok daha sonra Türk Patent nezdinde marka tescillerini yaptıklarını, bu nedenlerle davalıya ait "..." ibareli; ... markaların 41. Sınıftaki "eğitim ve öğretim hizmetleri" için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine ait .......'nin Türkiye genelinde 23 şubesi ve binlerce öğrencisi ve personeli olduğunu, "..." ibaresinin müvekkilleri tarafından ticaret unvanında da esaslı unsur olarak kullanıldığını, "..." hakim unsurlu takriben 75 markanın Türk Patent nezdinde müvekkilleri adına tescilli olduğunu, müvekkillerinin "..." markasının tek kullanıcı ve üstün hak sahibi olduğunu, bu durumun yargı kararlarıyla da sabit olduğunu, davacının tescil başvurusunda bile bulunmadan iki şube ile anaokulu sektöründe faaliyet gösterdiğini ve müvekkillerine ait markaların hükümsüzlüğünü talep etmesinin her türlü hukuki mesnetten yoksun olduğunu savunarak, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:Bakırköy ....Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi .../12/2019 tarihli 2017/609E. - 2019/458 K. sayılı kararıyla; "...Mahkememizce toplanan tüm deliller, tanık beyanları ve alınan rapor ışığında; davalının "..." esas unsurlu ilk markasının 2002 yılında başvurusunu yaptığı, buna mukabil davacının aynı markayı 1996 yılından beri ticaretinde marka olarak kullandığı, ticaret sicil kayıtlarından, tanık beyanlarından ve faturalardan anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının önceye dayalı hak sahipliği iddiasının sübut bulduğunun kabulü gerekir.
Davacının 1996 yılından beri kullandığı markayı, davalı, ilk olarak 2002 yılında marka olarak tescil ettirmiş ve o tarihten sonra "..." esas unsurlu markalardan seri marka oluşturmuştur. Yargılamaya konu iş bu dava ise 14.12.2017 tarihinde açılmıştır. SMK 25/6'ya göre; marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Davaya konu olayda, davalının kötüniyetli tescil başvurusunda bulunduğunun kabulünü gerektirecek delil bulunmamaktadır. Kanun açıkça fiili olarak ispatlanmış bir "bilmenin" yanı sıra "bilmesi gerektiği" kavramından bahsetmiş olmakla, somut olayın özelliklerine göre markasının üçüncü bir kişi tarafından kullanıldığını bilebilecek durumda olan kişi artık hükümsüzlük davası açamaz. Davaya konu olayda hem davacı hem de davalı aynı aynı şehirde, İstanbul'da, aynı sektörde yani eğitim sektöründe faaliyet göstermektedir. Özellikle davalı, bu sektörde yoğun faaliyet gösteren, yatırım yapan, tanınırlığı yüksek bir işletmedir. Tacir olması sebebiyle de basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davacının kendisiyle aynı sektörde aynı marka ismi ile geniş ve yoğun bir faaliyet gösteren davalıdan haberdar olmadığı yönündeki bir iddia dosya kapsamına göre makul ve inandırıcı olamaz. Burada her ne kadar davacı vekili davaya konu markaların tescilinin 556 sayılı KHK döneminde yapılmış olması sebebiyle SMK 25/6 maddesi hükmünün uygulanamayacağını iddia etmiş ise de; KHK döneminde Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları da, özellikle MK mad. 2 nazara alınarak suretiyle 5 yıllık bir sürenin kabulünden yanaydı: "...556 sayılı KHK'de hukuki yararı olanların tescilli markanın hükümsüzlüğü davası açabilecekleri düzenlenmiş olmasına rağmen, bu davanın hangi sürede açılacağı hususunda açık bir hüküm bulunmasa da, yine anılan KHK'nın 42. Maddesindeki Paris konvansiyonuna göre tanınmış sayılan marka sahiplerinin hükümsüzlük davasını tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açması gerekeceğinin belirtilmesi ve bu hususta dava açma hakkının sınırsız sürede kullanılmasının yasal düzenlemenin ruhu ve hukuk mantığı ile bağdaşmayacağı dikkate alındığında, bu husustaki yasal boşluğun, açıklanan tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık sürenin, en azından diğer markalar yönünden de açılacak davalar için de uygulanarak doldurulması Dairemizce yerinde görülmüş, bu yöndeki uygulama istikrarlı şekilde devam etmiştir. "(11. Hukuk Dairesi 16.04.2012 tarih 2010/1537 Esas, 2012/6158 Karar) Bu durumda davacı tarafın davaya konu markaların tescil tarihlerinin 556 sayılı KHK döneminde yapılmış olmasından dolayı 5 yıllık sürenin uygulanamayacağı yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Her ne kadar davalı markalarından bir kısmı için yukarıda anılan 5 yıllık süre geçmemiş olsa da; söz konusu markaların "seri marka" niteliğinde olması ve "markanın gençleştirilmesi" olarak kabul edilmesi nedeniyle tüm markalar için hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.03.2015 tarih 2013/11-1573 Esas, 2015/1055 Karar sayılı kararında esasen; "..." ibaresinin ilk olarak davacı tarafından kullanıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır... Davalı tarafın "..." ibaresini okullarında dava tarihi itibariyle ... yıla yaklaşan markasal kullanımının olduğu, kullanılan "..." ibaresinin marka tescillerine de konu edildiği, her ne kadar ... tescil nolu marka müddet hale gelmişse de bu markada kullanılan esas unsur ile ......... nolu markada kullanılan esas unsurun aynı olduğu, markaların birbirinin devamı niteliğinde seri marka olarak değerlendirilmesi gerektiği, markalardaki kısmi değişikliğin markanın gençleştirilmesinden ibaret olduğu..." şeklindeki tespitleri ile bu hususa işaret etmiştir. Zikredilen tüm bu gerekçelerle açılan davanın tümden reddine... " karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; SMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tescil edilen markalarla ilgili SMK'nın 25/6. maddesindeki 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün olmadığını, uygulansa bile başlangıç tarihinin SMK'nın yürürlüğe girdiği 10/01/2017 tarihi olması gerektiğini,
Davalının cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasına kadar zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmadığını, Mahkeme hakiminin ön inceleme duruşmasına öncelikle süre yönünden inceleme yapılacağını söylemesinden sonra bu yönde itirazda bulunmaya başladığını,Müvekkilinin davalının markasından ... Kasım 2017 tarihli noter ihtarnamesi ile haberdar olduğunu ve davanın ..../12/2017 tarihinde açıldığını,Kabul anlamına gelmemek üzere 556 sayılı KHK'da marka hükümsüzlüğü davası için hak düşürücü bir sürenin öngörülmediğini, Yargıtay kararları ile hükümsüzlük davasının 15 yılda açılabileceğinin kabul edildiğini, sürenin de tescil yayın tarihinden başlayacağının belirtildiğini,Davalının en eski marka tescilinin yayın tarihinin 12/01/2005 olup, 15 yıllık süre dolmadan davanın açıldığını,Müvekkilinin "..." ibaresini 1996 yılından bu yana ticaret unvanında ve ticari faaliyetinde kullandığını, eğitim ve öğretim hizmeti verdiğini,Davacının ilk marka tescil başvurusunun ise bundan 6 yıl sonra, 2002 yılında yapıldığını,
Müvekkilinin marka üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, dolayısıyla "..." markasında 41. sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetleri için kullanım hakkının müvekkiline ait olduğunu belirterek, açıkladıkları ve Mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle; Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/609 Esas sayılı dosya üzerinden 18/12/2019 tarihinde tesis olunan hukuka aykırı hükmün öncelikle icrasının ertelenmesine, nihayet kaldırılarak davanın tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; davaya konu edilen ... tescil numaralı ve "..." esas unsurlu markaların 41. sınıf da dahil, çeşitli sınıflarda davalı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.
Tanık beyanları:
Davacı tanığı ... duruşmada alınan beyanında; Çocuklarından birinin 1993 doğumlu, diğerinin ise 1997 doğumlu olduğunu, her ikisinin de davacı şirkete ait, ....... işlettiği kurucusu olduğu ... ....... Şirketi'nin işlettiği ana sınıf okuluna 2'şer yıl gittiklerini, o zamandan beri şirketin faal olduğunu, bugüne kadar çalışmalarının devam ettiğini, davacı şirketin sadece okul öncesi eğitim işi yapmadığını beyan etmiştir. Davacı tanığı ... duruşmada alınan beyanında; daha önce davacı şirketin sahibi olarak bildiği .....ın okul öncesi eğitim kurumu kurduğunu ve işlettiğini, kendisinin 1994 yılında yanında öğretmen olarak çalıştığını, daha sonra da şirket olduğunu, çalışmaya devam ettiğini, işletmenin isminin hep ... olarak kullanıldığını beyan etmiştir.
Davacı tanığı ... duruşmada alınan beyanında; 1992 doğumlu olduğunu, 1996 yılında davacı şirketin kurucusu ....... okul öncesi eğitim ismi ile çalıştırdığı okula devam ettiğini, ondan sonra mezun olup ayrıldığını, bugüne kadar aynı isim ile şirketin devam ettiğini beyan etmiştir. Davacı tanığı... duruşmada alınan beyanında; oğlunun davacı şirketin sahibi ........Hanımın işlettiği ... okul öncesi eğitim kurumuna devam etmesi sebebi ile tanıdığını, 1996-1998 yılları arasında bu okula devam ettiğini, o günden beri aynı isim halinde faaliyetine devam ettiğini beyan etmiştir. Davalı tanığı ... duruşmada alınan beyanında; kendisinin 2004 yılından beri ... .... Grubu bünyesinde ..... Şubesi'ndeki anaokulu, lise ve ilköğretim olarak ... Koleji adı altında faaliyet gösteren okulda çalıştığını, o zamandan beri okulun adının hep ... Eğitim Kurumları olarak geçtiğini, çalıştığı okulda ... kişinin çalıştığını, aynı marka ile olan diğer okullarda da toplam yaklaşık .... kişinin çalıştığını, 2004 yılında da, ilk açıldığında da anaokulu olduğunu beyan etmiştir.
Davalı tanığı ... duruşmada alınan beyanında; 2004 yılı Ağustos ayından beri davalı ....bünyesindeki ... ...A.Ş. bünyesinde çalıştığını, öncesinde muhasebeci olarak başladığını, en sonunda tam olarak hatırlamadığı uzun zamandan beri finans müdürü olarak çalıştığını, okulun 400 öğrenci ile başladığını, sonra her sene şube açtıklarını ve hali hazırda ... civarında şubelerinin ve ...'in üzerinde öğrencilerinin olduğunu, ilk kuruluşundan beri anaokulu olduğunu, hatta ikinci okulunun anaokulu olarak ....'ne açıldığını, kurucularının .....'li yıllardan beri eğitim işi ile uğraşan insanlar olduğunu, dersanecilik ile başladıklarını, ... yılında marka tescillerini aldıklarını, .... yılında bina bitince ilk okullarını açtıklarını, evveliyatta ......... adının ..., ..... .......... olduğunu, ........döneminde ... ismini kullanmadıklarını, okul açılınca kolej adı olarak kullanıldığını beyan etmiştir.
Davalı tanığı ... duruşmada alınan beyanında; .... yılından beri davalı ... .... grubu bünyesindeki ... ... A.Ş.' de insan kaynakları sorumlusu olarak çalıştığını, ilk okullarının .... yıllarında açıldığını bildiğini, o zaman kendisinin olmadığını, ancak resmi evraklar eline geçtiğinden .... yılında faaliyete başladığını bildiğini, ticaret sicil gazetesinde vs. muhasebe işleri elinden geçtiğinden gördüğünü, tanıtım için kuruluşundan beri reklam giderlerinin fazlasıyla yapıldığını, ilk ...'da ... adı ile açıldığını, orada anasınıfının da olduğunu, daha sonra büyüyerek yaklaşık ... şubeye ulaştığını, .... yılında ... ismi ile şirket açıldığını, okul binası bitince ... yılında okul olarak faaliyete geçtiğini, eğitim işleri dışında da ... ......, ... ... vs. sektörlerinde de çalışıldığını, yurt dışında da okul açma izinlerinin olduğunu beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesi'nce bilirkişi heyetinden alınan ../08/2019 tarihli raporda; "...davacı yanın ... ibaresi bakımından 41.sınıfta yer alan hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımları ile ve tescilli ticaret unvanı ile davalı yana karşı üstün hak sahibi olduğu, davalıya ait eskiye dayalı kullanımlar ile davacıya ait dava konusu markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer oldukları, ancak; ............ kod numaralı markalar bakımından davalı yanın markalara yaptığı yatırımlar ve davacı yanın uzun süre sessiz kalması nedenleri ile SMK 25/6.maddede yer alan hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması gerekçesi ile markaların hükümsüzlüğünün koşullarının oluşmadığı, ............ kod numaralı markalar bakımından herhangi bir hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğundan bahsedilemeyeceği ancak davalı tarafın ..... ve ..... tescil numaraları ile ..... tarihindeki başvurularından bu yana devam eden sair markaları da göz önünde bulundurulduğunda; davalı yanın "..." ibaresi ile tescilli markalarını, yasanın 25.maddesinin 6.fıkrasında yer alan düzenleme gereği davacı yan tarafından hükümsüzlüğü talep edilemeyeceği ve davalı yanın ...... kod numaralı markaları gerği kazanılmış haklarının bulunduğunun kabul edilmesinin gerekeceği, bu kazanılmış haklar ile seri marka niteliğinde olduğu değerlendirilen dava konusu diğer markalar olan ........ kod numaralı markaların da hükümsüzlük koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, davalı yanın ihtilaf konusu marka tescil başvurularını gerçekleştirirken kötüniyetli olduğunun tespit olunamadığı.." hususlarını tespit ve rapor etmiştir.
G E R E K Ç E : Dava, gerçek hak sahipliği ve öncelik hakkı iddiasıyla açılan kısmi marka hükümsüzlüğü davasıdır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
10/07/2017 tarihinde yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunun Yürürlük maddesi olan 192. maddesi uyarınca marka hükümsüzlüğüne ilişkin 25. maddesinin kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olduğundan, Mahkemece davaya SMK’nın 25. maddesinin uygulanmasında usule aykırılık yoktur.
SMK’nın 25/6. maddesindeki 5 yıllık süre hak düşürücü süre olup, Mahkemece resen dikkate alınması da hukuka uygundur.
Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti, marka vs. iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesine dayanmaktadır. Anılan madde; "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmünü haizdir. Buna göre, anılan madde ile hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir
Dosya incelendiğinde; davacının .... yılından bu yana okul öncesi eğitim hizmetlerinde "..." markasını tescilsiz olarak kullandığı ve hak elde ettiği, davalıya ait ve hükümsüzlüğü talep edilen ...... tescil numaralı "..." markasının ...../08/2004 tarihinde 41. sınıfta davalı adına tescil edildiği, o tarihten davanın açıldığı .../12/2017 tarihine kadar 5 yıldan fazla zaman geçtiği, davalıya ait ve davaya konu edilen "..." esas unsurlu diğer markaların da seri marka niteliğinde oldukları tespit edilmiştir.
Bu durumda; her iki taraf da İstanbul’da eğitim ve öğretim hizmetlerinde faaliyet gösterdiğinden, markada üstün hak sahibi olduğunu iddia eden davacının, davalının şube sayıları da dikkate alındığında, davalının markalarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kaldı ki marka tescil kayıtlarının herkese açık olduğu ve marka tescillerinin TPMK tarafından ilan edildiği, davacının davalının "..." esas unsurlu ilk markasının tescil edildiği ..... yılından davanın açıldığı 2017 yılına kadar yaklaşık 13 yıl davalının markalarının hükümsüzlüğünü talep etmediği, başkaca bir yasal yola başvurmadığı, davalının markalarının kötü niyetle de tescil edilmediği, davalının geçen süre içerisinde markasına yatırım yaparak pek çok okul açtığı, bu aşamada davacı tarafından davalının markalarının hükümsüzlüğünün talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, tescil tarihlerinin üzerinden dava tarihine kadar 5 yıl geçmemiş olan markaların da seri marka korumasından yararlanacağı anlaşılmakla, Mahkemece marka hükümsüzlüğü davasının reddine karar verilmesi yerindedir.
Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.