mahkeme 2024/680 E. 2025/1761 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/680

Karar No

2025/1761

Karar Tarihi

31 Aralık 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/680 Esas
KARAR NO: 2025/1761
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/12/2023
NUMARASI: 2019/125 Esas, 2023/342 karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 31/12/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1995 yılından bu yana her metal sektöründe faaliyet gösteren davacının, “...”, “...” ve "..." markalarının sahibi olduğunu, davacı şirketin eski ortağı ve yöneticisi iken 2013 yılında hisselerini devreden davalılardan ...'nun 26.07.2012 tarihinde... Metal San. Tic. Ltd. Şti.'ni kurduğunu, söz konusu şirketin davacı ile ile aynı iştigal alanında faaliyet gösterdiği, davalıların davacının İzni olmaksızın, hukuka aykırı şekilde “...” markasını kullan davacı marka hakkına tecavüz ettiğini, davalı ...'nun şirketten ayrılır ayrılmaz müdür iken elde ettiği şifre ile www...com web adresini ve info@....com e-mail adresini ele geçirdiği ve siteye yeni kurduğu şirketin bilgilerini eklemesi nedeniyle açılan İstanbul Anadolu FSHHM'nin 2014/49 E. - 2018/229 K. sayılı davasında bilirkişi tarafından davacı şirketin dava tarihine (12/02/2014) kadar olan zararının hesaplandığı ve hükme esas alındığını ileri sürerek, davalıların marka hakkına vaki tecavüzün durdurulmasına, men'ine, ref'ine, şimdilik 1000-TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'nun davacı şirketin kurucu ortağı 20 yıllık yöneticisi iken, 2013 yılında ortaklıktan ayrıldığını, ayrılma esnasında tarafların sözlü olarak anlaştığı, ...'nun kardeşi ve ortağı olan davacı firma sahibinin, davalıya dilediği şirketi kurup dilediği işi yapması konusunda muvafakat verdiğini, davalının davacı tarafın kullanmış olduğu markalarla ticari faaliyetlerini devam ettirmediğiyip, davalı adına tescilli KGD ... markası bulunduğunu, markalar arasında iltibasa mahal verecek derecede benzerliğin olmadığını, internet sitesi hakkındaki davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı şirketin 2010/25942 numaralı ... ibareli markanın 01. Sınıfta, 2012/79146 numaralı ... ibareli markanın 40 ve 42. Sınıfta, 2012/79151 numaralı ... ibareli markanın 40. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalı tarafın ise 2013/34893 numaralı KGD ibareli markanın 01 ve 06. Sınıflarda tescilli sahibi oldukları, taraf ticari faaliyetleri incelendiğinde, her iki firmanın da ... malzemeler, termo kaynak potaları, termo kaynak pensesi gibi termo kaynak sistemleri ürünleri sattıkları, ticari faaliyet alanlarının hemen hemen aynı alanda olduğu, davacı şirketin ... esas unsurlu ticaret unvanı ile 02/01/1995 yılından beri ticari faaliyetinde bulunduğu, davalı ...' nun yetkilisi olduğu diğer davalı KARUSU ...' in ise 27/07/2012 tarihinde tescil edildiği, davalı ... KARUSU' nun daha önce davacı şirket ortağı iken ayrıldığı ve iş bu davalı şirket ortağı olduğu, öncelikle marka hakkına tecavüz yönünden taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu l. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/49 Esas 2018/229 Karar sayılı dosyası ile davalılar ... ve... Ltd. Şti' nin davacının ... markasına yönelik tecavüzde bulunduğunun tespitine ayrıca davalı şirketin ticari unvanında yer alan ... ibaresinin terkinine karar verildiği, iş bu kararın 11/02/2020 tarihinde kesinleştiği yine davalı ...' nun davacı markasına yönelik tecavüzü sebebiyle İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2016/197 E - 2016/514 K sayılı dosyası ile mahkumiyetine karar verilip hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, gerek bahsi geçen dosyalar gerekse dosyamızda alınan tüm bilirkişi raporları ile, davalı tarafından ... markasının, ticaret unvanında, web sitesinde, internet sitelerinde v.s. tanıtım malzemeleri ile kullanıldığının sabit olduğu, bu durumun da özellikle tarafların ticari faaliyetlerinin aynı olması, her iki tarafça kullanılan ... ibaresinin aynı olması sebebiyle tüketiciler nezdinde her ikisinin aynı kaynaktan doğmuş veya aralarında idari veya fiili bağlantı olabileceği izlenimi uyandırdığı, ... ibaresinin hem markasal olarak hem de ticari unvan itibariyle gerçek ve üstün hak sahibinin davacı şirket olduğu, davalı kullanımlarının hukuka aykırı olduğu bu sebeple 6769 Sayılı SMK' nın 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz olduğu kanaatine varılmış bu sebeple davacının SMK 149. Maddesi uyarınca maddi tazminat talebinde bulunabileceği, davacı tarafından 12/02/2014 tarihinden itibaren maddi tazminat talebinde bulunulduğu zira daha önce İstanbul Anadolu l. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/49 Esas 2018/229 Karar sayılı dosyasının 12/02/2014 tarihinde açıldığı ve tazminat talebinin bu dava tarihinden sonraki kullanımlara ilişkin olduğu, davalı tarafından ... markasının kullanılmadığı yönünde savunmalarda bulunulmuşsa da dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davalının ... ibaresini içeren ticaret unvanını 21/05/2019 tarihinde değiştirdiği, bu suretle bu ticari unvanı 21/05/2019 tarihine kadar kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüzün bu tarihe kadar devam ettiğinin kabulü gerektiği, bu sebeple tazminat hesabının 12/04/2014 ile iş bu dava tarihi olan 18/04/2019 tarihleri arasında hesaplanması gerektiği, önceki aldırılan bilirkişi raporlarındaki tazminat hesaplarının SMK 151.2-b kapsamında hesaplandığı fakat tazminat bedellerinin tecavüzün süregeldiği yaklaşık 5 yıl dikkate alındığında, 121.813,04 TL ve 338.465,82 TL hesaplandığı, daha sonra aldırılan bilirkişi raporu ile ise 4.959.354,73 TL olarak hesaplandığı bu defa rakamlar arasında fahiş fark olması sebebiyle yeni bir heyetten çelişki giderilecek şekilde rapor alındığı, davalıya ait ticari defterlerden özellikle giderlerin de fazlalığı ve ticari defterlerin tam olarak gerçek ticari faaliyetleri yansıtmayacağı da dikkate alındığında, en son aldırılan 28/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda davalının net gelirinin 36.675.086,38 TL olarak hesaplandığı, karlılık oranının %3,5 olarak hesaplandığı, buna göre de tazminat hesabının 1.283.628,02-TL olarak hesaplandığı, bu bedelin hem davalının markaya tecavüz süresi hem incelenen ticari defterleri de dikkate alındığında dosya kapsamına daha uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalı tarafından davacının markalarına yönelik tecavüzün durdurulmasına, men'ine ve ref'ine, maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 1.283.628,02 TL nin 12/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki taleplerinin SMK 151/2-b bendinde belirlenen bedel olduğunu, bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer alan "yoksun kalınan net gelir/kazanç" isimli bir hesaplama yönteminin, hem kanunda yer almadığını, hem de hesaplama yöntemi olarak hatalı bir değerlendirme olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; her ne kadar dava dilekçesinde açıklamış olsalar da açıklamalarının, hiçbir şekilde dikkate alınmayarak hakkaniyete aykırı raporlar hazırlandığını, yerel mahkeme tarafından da bu raporlar esas alınarak karar verildiğini, bilirkişi tarafından hesaplanan tazminatına esas teşkil edecek kazanç bedellerinin hakkaniyete aykırı olduğunu, tekrardan bilirkişi raporu alınması gerekirken dosya hakkında karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının zarar gören, yoksun kalınan kazancının miktarını mahkeme önünde ispatlaması gerektiğini, davacının müvekkili şirketin tüm kazançlarını talep ettiğini, dosyaya davacının müvekkil şirket olmasaydı ne kadar kar yapabileceğine ve ne kadar kazanç sağlayacağına ilişkin herhangi bir delil ve belge bulunmadığını, yerel mahkeme aksi kanaatte olsa dahi hesaplama yapılırken tüm kazancın değil hakkaniyete uygun bir şekilde davacının hayatın olağan akışı uyarınca yapabileceği kazancın hesaplanması gerektiğini, davacının zararının açıklanmadığını, fiil ile zarar arasındaki nedensellik bağının ispatlanamadığını, müvekkilin elde ettiği net gelir hesaplanması gerekirken bilirkişi tarafından doğrudan ticari kayıtlar incelenerek detaya girilmeden sonuca ulaşıldığını, son bilirkişi raporunda müvekkili şirketin markanın kullanımından önceki kar artış oranlarının hesaplanmadığını, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama yönteminin yargıtayın yerleşik içtihatlarına aykırı olup basit bir hesaplamadan ibaret olduğunu, sundukları uzman görüşünün dikkate alnmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile tazminat talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde, marka hakkına vaki tecavüzü durdurulması ve men'i, sonuçlarının ortadan kaldırılması ile davalıların 12/02/2014 tarihinden bu yana markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazancın tespiti ile, yargılama sırasında artırılmak üzere HMK m.107 uyarınca şimdilik 1000-TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 4.998.608,75-TL'ye yükseltmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde maddi tazminatın hesabında 6769 sayılı SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca, davalıların markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazancın dikkate alınmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, tazminatın 12/04/2014 ile iş bu dava tarihi olan 18/04/2019 tarihleri arasında hesaplanması gerektiği, önceki aldırılan bilirkişi raporlarındaki tazminat hesaplarının SMK 151.2-b kapsamında hesaplandığı fakat tazminat bedellerinin tecavüzün süregeldiği yaklaşık 5 yıl dikkate alındığında, 121.813,04-TL ve 338.465,82-TL hesaplandığı, daha sonra aldırılan bilirkişi raporu ile ise 4.959.354,73-TL olarak hesaplandığı bu defa rakamlar arasında fahiş fark olması sebebiyle yeni bir heyetten çelişki giderilecek şekilde rapor alındığı, 28/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesabının dosya kapsamına daha uygun olduğu hüküm kurmaya elverişli iş bu bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminatın bu bedel üzerinden kabulüne fazlaya ilişkin istemin de reddine karar verildiği belirtilmiştir. Ancak ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 28/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında yapılan hesaplama, 1.283.628,02-TL değil, 4.998.608,75-TL'dir. Söz konusu bilirkişi raporunda SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında 4.998.608,75-TL hesaplama yapıldıktan sonra, ayrıca davacının yoksun kalınan karının 1.283.628,02-TL olduğu hesaplanmıştır. İlk derece mahkemesince 28/09/2023 tarihli bilirkişi raporu ile, SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında önceki raporlar arasındaki çelişkilerin giderildiği belirtilmesine rağmen, söz konusu 28/09/2023 tarihli bilirkişi raporu ile, SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında yapılan 4.998.608,75-TL hesaplamaya itibar edilmediği gibi, bu hesaplamaya da neden itibar edilmediği de açıklanmaksızın, hüküm ile gerekçe arasında çelişki olacak şekilde karar verilmiştir. (Çelişkilerin giderilmesi için alınan en son raporda davalının elde ettiği gelir olarak hesaplanan 4.998.608,75-TL ile bir önceki raporda hesaplanan 4.959.354,73-TL arasında az da olsa fark mevcuttur) Davacı vekili tazminata ilişkin seçimlik hakkını SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında, yani davalının elde ettiği gelir şeklinde kullandığını belirtmesine rağmen, ilk derece mahkemesince, kabule göre neden raporda davalının elde ettiği gelire göre yapılan hesaplamanın değil de, davacının yoksun kalınan karı olarak hesaplanan 1.283.628,02 TL'ye karar verildiği açıklanmamıştır. Ayrıca, hükmedilen 1.283.628,02-TL, bilirkşi heyetince davalının net geliri üzerinden davacının karlılık oranına göre yapılmış bir hesap olup, yapılan bu karma hesaplamanın da hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ortada HMK'nın 297/1-c maddesine uygun denetlenebilir bir karar bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 2-İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/12/2023 gün ve 2019/125 Esas, 2023/342 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,5-İstinaf peşin harçlarının talepleri halinde taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 302,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.471,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.31/12/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim