Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1845
2025/211
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1845 Esas
KARAR NO: 2025/211
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/400 Esas, 21.10.2024 Tarihli ara karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkil arasında bir dönem avukat-müvekkil ilişkisi söz konusu olduğunu, taraflar arasında vekalet ilişkisine teminat olarak, henüz doğmamış borçlar için bir takım senet düzenlendiğini, bu vekalet ilişkisi, davalının şüpheli hareketleri sonucu müvekkil tarafından sona erdirildiğini ancak davalının müvekkile karşı kötü niyetli davranışları son bulmamış olup husumeti devam ettiğini, ilişkinin sona ermesini müteakip tarafların Fesih ve Umumi İbra Sözleşmesi ile tarafların hiçbir alacağının kalmadığını beyan ettiklerini ayrıca müvekkil, tarafların ellerindeki tüm belgelerin iadesini istemiş olmasına rağmen davalının hiçbir evrakı iade veya imha etmediğini, davalı bu sözleşmeye uymayıp müvekkile karşı senede dayanarak icra takibi başladığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında mevcut olan takibe konu sahte senetteki imzanın müvekkile ait olduğunu, müvekkilin iş ilişkisi dolayısıyla güveni kötüye kullanılarak davalı tarafından boş kağıda imza attırıldığını, müvekkilinin yurtdışında olduğu dönemlerde adına dilekçe verebilmek adına boş kağıda atılan imzalar bu şekilde davalı yanca kötüniyetli olarak kullanıldığını nitekim bu imzanın da borca ilişkin olmadığını, taraflar arasında tüm belgelerin hükümsüzlüğüne dair sözleşme imzalanmış olmakla bu sahte senedin de hükümsüz olması gerektiğini, kırtasiyeden alınan matbu senetlerin ise imha edildiğini, davalının iptal edilen bu senedi icra takibine koyması sonrası müvekkil Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet dilekçesi sunduğunu ve takibe konu senede dikkat edildiğinde ödeme tarihinin yazımının farklı olduğu ve gün ve ayın daha baskın yazıldığı görüldüğünü, yine senet ile yazı arasında büyük bir boşluk bulunduğunu, müvekkil imzası da isminin üzerine değil bir satır altına atıldığını, basiretli bir tacir olan müvekkil yukarıda yazıldığı şekilde bir senede imza atacak kadar tecrübesiz olmadığını, senet boş kağıda atılan imzanın üstüne doldurma şekilde tanzim edildiğini, müvekkilin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalı yanın aleyhinde 3. kişilerce başlatılan icra takipleri, maaş hacizleri düşünüldüğünde bu miktarda borç para verebilecek maddi durumu olmadığı açıkça ortada olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibi neticesinde müvekkilinin borca ve yazıya itiraz ettiğini, takibe konu senet üzerindeki imza müvekkile ait olup imzaya itiraz ise imzanın bu senede ait olmadığına yönelik bir itiraz olduğunu, müvekkile boş kağıt imzalatılarak üstü sonradan doldurulan senetin sahte olduğunu, sahte senet dolayısıyla başlatılan bu icra takibinin durdurulması gerektiğini, icra dosyasından alacaklıya ödeme yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davalı icra dosyasından kötüniyetli bir şekilde tahsil etme yoluna gideceğini bu nedenle iş ilişkisinden doğan iyi niyetten faydalanarak müvekkilin imzasını alıp buna istinaden icraya konulan 90.000,00 USD içerikli senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile HMK 209 gereği teminatsız bir şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 90.000,00 USD’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, takip ile tahsil edilen 12.865,68 TL'nin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR İSTEMİNİN REDDİ KARARI: Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2024 tarihli ara kararıyla; "...Dava dilekçesi ekinde sunulan bilgi ve belgeler ve dosya kapsamına göre, tedbir talebine konu uyuşmazlığın esasının çekişmeli olması, taraflar arasındaki çekişmenin özünü çözücü nitelikte tedbir kararı verilmesinin mümkün olmaması, tedbire konu hususun yargılamayı gerektirmesi, davanın sonunda elde edilebilecek hükmün tedbir yoluyla en baştan elde edilmesinin (verilmesinin) mümkün olmaması nedenleriyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin tekrar ederek, taraflar arasında bir dönem avukat-müvekkil ilişkisi olduğunu ve vekalet ilişkisi için kullanılmak üzere, sadece müvekkilin imzasının olduğu kağıtlar düzenlendiğini, ilişkinin sona ermesini müteakip tarafların Fesih ve Umumi İbra Sözleşmesi ile tarafların hiçbir alacağının kalmadığını beyan ettiklerini, davalının davalı hiçbir evrakı iade veya imha etmediğini ve bu sözleşmeye uymayıp takip başlattığını, Müvekkilinin iş ilişkisi dolayısıyla güveni kötüye kullanılarak davalı tarafından boş kağıda imza attırıldığını, sahte senetteki imza müvekkile ait olduğunu Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet dilekçesi sunulduğunu, senette ödeme tarihinin yazımının farklı olduğu ve gün ve ayın daha baskın yazıldığını, senet ile yazı arasında büyük bir boşluk bulunduğunu, davacının imzasının da isminin üzerine değil bir satır altına atıldığını, Senet boş kağıda atılan imzanın üstüne doldurma şekilde tanzim edildiğini, Müvekkilin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, Davalı yanın bu miktarda borç para verebilecek maddi durumu olmadığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İİK 170.md gereğince itirazın ciddi nitelikte olduğunu, Yargıtay 19. HD., E. 2013/8738 K. 2013/13432 T. 10.9.2013 kararında; "HMK’nun 209/I hükmüne göre, “Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” Somut olayda icra takibine konu bonodaki imza ve yazı inkar edildiğine göre anılan kanun hükmü uyarınca icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, istemin reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklinde karar verildiğini, mahkemenin icra dosyasından alacaklıya ödeme yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı talebini reddettiğini, bilirkişi raporunda müvekkili defterlerde davalıya ait borç ve alacak olmadığı kanaatine varıldığını, talep edilen delillerin toplanmadığını, raporda müvekkilinin ortağı olduğu ... Nakliyat şirketinin defterlerinde 2017 yılına ait herhangi bir alacak veya borç kaydına rastlanılmadığı ifade edildiğini, orta halli vatandaşın 90.000 USD borç parayı elden almasına imkan ve gerçeklik bulunmadığını, davalı tarafın müvekkiline karşı açtığı Bakırköy 17. İş Mahkemesi 2022/102 E. Sayılı hizmet tespit davasında, 2017 yılı öncesi müvekkil yanında sigortalı olduğunu iddia ettiğini, bu iddiası gerçek olmamakla beraber bir an olsun gerçek olduğu düşünülse bile müvekkili yanında çalışarak böyle bir miktarda parayı kazanamayacağı açık olduğunu, Davalı tarafın, borç verilen parayı vermeye müsait olmadığı banka kayıtları, gelir beyannameleri, vergi kayıtları, vekalet bilgileri ile ispat olunacağını, HMK 389 md koşullarının oluştuğunu, kararın kaldırılmasını, takibin tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir. Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık ise; ihtiyati tedbir isteminin reddi kararına ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; davacı, davaya konu 90.000USD bedelli senetteki imzayı inkar etmemiş; ancak taraflar arasında vekalet ilişkisi olduğunu, bu dönemde boş olarak verilen imzalı belgelerin sonradan doldurularak senet oluşturulduğunu, taraflar arasında fesih ve ibra tutanağı da imzalandığını, ilgili hususlar nedeni ile şikayetçi olunduğunu belirtmiş, HMK 209, 389 maddelerine dayanmıştır. Davalı yan ise, fesih ve ibra tutanağındaki imzayı kabul etmemiş, borç ilişkisine yönelik adi yazılı belge sureti sunmuş, kendisinin de şikayetçi olduğunu savunmuştur. Mevcut delil durumuna göre, tarafların iddia ve savunması yargılamayı gerektirdiğinden mahkemenin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararı bu gerekçe ile yerinde olup mahkemece toplanacak delillere ve beyanlara göre yargılamanın her aşamasında yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulabileceği de dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.